Arkadaşlar hesabımız yoğun şikayet ve saldırı altında. Diğer birçok hesabın kapanması gibi hesabımız kapatılırsa Yeni Parti Gönüllüleri’nden paylaşımlara devam edeceğiz.
Takip edip paylaşarak bizlere destek olabilirsiniz.
🔴 Fas ülkesi çok sayıda kamyon ve otobüsleri mülteci ile doldurup İspanya sınırlarına sevk ediyor.
Cezaevler'deki tüm mahkumları serbest bırakıp İspanya'ya gönderdiler.
İsrail bu işin baş mimarisi ve bu emri uygulayan sözde müslüman Fas ülkesi.
FIRSAT bu FIRSAT!
İspanya büyük orman yangınlarından sonra heryere zeytin ağacı dikmiş olarak bugün dünyanın en büyük zeytin ve zeytinyağı üreticisi.
Fırsat bu fırsat bizde başta Bursa olmak üzere yanan ormanlara çam değil ZEYTİN AĞACI dikelim.
🔥ŞOK HABER🔥
( RT YAP HERKES BİLSİN)
Google, Amerikan tarihindeki en BÜYÜK açık hava biyolojik deneylerinden birini başlatmak üzere.
Google, EPA’ya (ABD Çevre Koruma Ajansı) Florida ve California’da iki yıl boyunca toplam 64 milyon Wolbachia bakterisi taşıyan erkek sivrisinek salmak için deneysel kullanım izni başvurusu yaptı. Plana göre her eyalette yılda 16 milyon sivrisinek bırakılacak.
Milyonlarca canlının açık havaya bırakılacağı devasa bir biyolojik deneyden söz ediyoruz.
Google bu kez internete değil, doğanın üreme sistemine müdahale etmeye hazırlanıyor!
Sözde, doğaya salınan erkek sivrisinekler doğadaki dişilerle çiftleşecek; taşıdıkları bakterinin oluşturduğu üreme uyumsuzluğu nedeniyle embriyolar gelişmeyecek, yumurtalar açılmayacak ve sonraki nesiller baskılanacak.
Bill Gates Vakfı, benzer yöntemi kullanan uluslararası sivrisinek programlarına yıllarca milyonlarca dolarlık destek sağladı.
Bugün “salgınları önleme” bahanesiyle bir türün üreme sistemine müdahale ediliyor.
Ya bu kontrolsüz biyolojik müdahale, virüslerin yeni taşıyıcılara uyum sağlamasına ve ileride yeni bir salgının, hatta pandeminin tetiklenmesine zemin hazırlarsa?
Doğaya bırakılan 64 milyon sivrisineği geri toplamak mümkün olmayacak.
Salgını önleme projesi diye başlayan deney, yeni bir pandeminin ilk halkasına dönüşürse...
Ekosistem bir teknoloji şirketinin açık hava laboratuvarı mı?
Milyonlarca laboratuvar üretimi sivrisineği doğaya salıp, bir türün üreme zincirine müdahale etmeye kim yetki veriyor?
“Hastalıkları önlüyoruz” denilerek başlatılan bu biyolojik deneyin uzun vadeli sonuçları ters teperse, yeni salgınlara zemin hazırlarsa hesabını kim verecek?
Doğaya yapılan müdahalenin geri dönüşü OLMAYACAK. Kimse bunlara DUR demeyecek mi?
Denizaltı Enerji Vanaları Sinsice Kapatılıyor!
Basra Körfezi ve Kuzey Denizi koridorlarında devasa bir kurumsal tasfiye başladı. Batılı teknoloji devlerinin deniz altından yürüttüğü en stratejik yüksek voltajlı akıllı şebeke kablo hatlarının işletme ruhsatları bu sabah itibarıyla tamamen donduruldu!
Kurumsal sözleşme ihlalleri gerekçe gösterilerek vurulan bu asimetrik altyapı tırpanı, küresel kliklerin temiz enerji tekeline indirilmiş çelik bir balyozdur.
Dünya enerji dengelerini kökünden sarsacak bu gizli operasyonu ve milletten saklanan sahne arkası gerçekleri şuurlu halkımızın takdirine sunuyorum
Amerika Birleşik Devletleri'nde bir cami imamı şöyle anlatıyor:
Akşam namazını kıldırıp selam verdikten sonra, daha önce camimizde hiç görmediğimiz siyahi bir adam ayağa kalktı.
Benden izin istedi, mikrofonu eline aldı, yüzünü cemaate döndü ve şöyle dedi:
"Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh."
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla."
Ardından Fâtiha Suresi'ni ayet ayet okumaya başladı. Sonuna kadar kırık ve bozuk bir telaffuzla okudu.
Eğer dinleyen kişi Fâtiha Suresi'ni bilmiyor olsaydı, bu adamın söylediklerinden tek bir harf bile anlayamazdı.
Okumasını bitirdikten sonra mikrofonu kapattı, caminin bir k��şesine geçti, iki rekât nafile namaz kıldı ve sessizce camiden çıktı.
Ben de peşinden gittim.
Aklımda şu soru vardı:
Bu genci bunu yapmaya iten neydi?
Ne güzel bir sesi vardı, ne düzgün bir telaffuzu, ne de tecvidi veya güzel bir kıraati...
Nihayet ona yetiştim ve:
"Bunu neden yaptın?" diye sordum.
Şöyle cevap verdi:
"Ben rap şarkıcısı Loon'um. İki gün önce Müslüman oldum ve ismimi Cüneyd olarak değiştirdim.
İslam ve onu insanlara tebliğ etmek hakkında tercüme edilmiş bir kitap okudum. Orada beni bunu yapmaya sevk eden çok güzel bir hadis gördüm."
Ben de:
"O hangi hadis?" diye sordum.
Şöyle dedi:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:
'Benden bir ayet bile olsa tebliğ edin.'
Ben yedi ayet ezberledim; ben de onları insanlara ulaştırdım.
Şimdi ise Cüneyd, insanları hak dine davet eden bir davetçi oldu ve onun vesilesiyle çok sayıda Amerikalı Müslüman oldu.
Allah'ım, onu İslam üzere sabit kıl ve İslam'a onunla fayda ver. Âmin.
----
عن عبد الله ��ن عمرو رضي الله عنهما أن النبي صلى الله عليه وسلم قال:
«بَلِّغُوا عَنِّي وَلَوْ آيَةً، وَحَدِّثُوا عَنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَلَا حَرَجَ، وَمَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ».
[صحيح] - [رواه البخاري] - [صحيح البخاري: 3461]
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«Benden bir ayet bile olsa insanlara ulaştırınız. İsrailoğulları(nın ibretli kıssaları)ndan da haber verebilirsiniz. Bunda bir sakınca yoktur. Kim bile bile bana yalan isnat ederse, Cehennem'deki yerine hazırlansın.»
[Sahih Hadis] - [Buhârî rivayet etmiştir] - [Sahih-i Buhârî - 3461]
@akiluno_a
HATAY’DA NELER OLUYOR?
Dram mı, trajedi mi ne desem bilmiyorum. Anıtkabir inliyordur herhalde…
HATAY GERÇEKLERİ
Lütfen 2 dakikanızı ayırıp okuyun;
Hatay gündemdeyken bazı gerçekleri konuşmamız gerekiyor.
Suriyeli çocuk anneler ve doğumlarını...
Hatay'daki sınır hastanesinden iki doğum paylaşacağım.
Biri 14 bir diğeri de 15 yaşında...
Bu gibi bir çok doğum hadisesi yaşanıyor.
Hatay'da yaşayan bir hemşiremiz anlatıyor. Gelin kendisinden dinleyelim:
"Merhaba Batuhan Bey araştırmalarınızı inceliyorum, sizi takip ediyorum, lütfen bir şekilde bizim de sesimiz olun. Hatay savaşılmadan kaybediliyor. Burada sağlık personeliyim.
Arapça öğrenmemiz konusunda sürekli bir baskı görüyoruz. Gelen Suriyeli hastalar bize tepki gösteriyor Arapça bilmediğimiz için. Bir de Suriyeli doktorlarımız var. Onlar da bizi hor görüyor. Her 10 doğumun 8'i Suriyeli. Erkeklerin 4-5 tane eşleri var.
13 yaşında kız çocukları hamile. Ayrıca iki ay içerisinde bir ismin 2 ayrı yerde doğum yaptığını belirledik ama bakanlıktan herhangi bir yaptırım haberi almadık. Gaziantep'te kimliksiz bir yakınına kendi kimliği ile doğum yatışı yaptırmış. Gerçekten artık nefes alamıyoruz burada.
Araştırılmıyor, kimse bilmiyor burada yaşananları. Daha dün bir adamın 26 ncı çocuğunun doğumunu yaptırdım ve 4 eşi var. Ben, bunlara dur densin istiyorum, lütfen..."
Hatay sorunu burada bitmiyor. Belediye Başkanı Suriyeli doğumlarını gündeme getirdi diye soruşturma geçiriyor.
Hatay'a Suriyelileri profesyonel bir nizamla yerleştirenler sessizliğini koruyor. Hatayla ilgili Suriye ciddi propagandalar yapılıyor. Sosyal medya hesaplarından "Hatay'ı alacağız" diye Türkçe paylaşımlar yapılırken, binlerce beğeni geliyor. Bir örneğin, 2 bine yakın beğenisi var.
Hatay ile ilgili bir başka okuyucumuzun anlattıklarına kulak vermenizi istiyorum:
"Batuhan Abi, selam HATAY/ANTAKYA'dan yazmaktayım, lütfen Hatay’da ki istilanın sesi ol. Suriyeli artışı aşırı fazlalaştı duvarlarda, parklarda Arapça “Hatay bizim" yazıları yazılıyor.
Parklarda bulunan sözde sığınmacı “Erkek”ler kilim serip bebeğini, çocuğunu oynatan Türk anneleri izliyor. Yaşamakta olduğum mahallenin parkına artık Türk gelemiyor.
Diğer bir yandan aşırı doğum var. Yolda bir Suriyeli kadının yanında 4 -5 bebek kesinlikle bulunuyor.
Hastanelerde Suriyeli sayısı o kadar yoğun ki sürekli kavga çıkıyor. Genç Suriyeli erkekler bellerinde silah, bıçak, satır, vb. şeylerle gezmekte ve taşımaktan çekinmiyor, parklarda bunları çıkarıp pozlar veriyorlar.
Azınlık biziz Hatay’da, biz Türkler kendi vatanımızda, şehrimizde azınlık kaldık. Örneğin; şu duvarda Arapça 'Hatay bizimdir' yazıyordu, belediyeye şikayet edince kazıdılar."
Hatay'dan gelen mesajların ardı arkası kesilmiyor.
Bir başka vatandaşımız anlatıyor:
"Geçen yaz Eğitim Araştırma Hastanesi'nde işim olmuştu, 17 yaşında Suriyeli bir kadının beşinci çocuğunu doğurduğuna bizzat tanıklık ettim ve eşi de 40 yaş üstüydü. Annem 70 yaşında onlara tercümanlık yapıyor; -'Buralar bizim, en sonunda siz gideceksiniz' diyorlar."
Hatay sınırında yaşayan bir başka vatandaşımızla görüştüğümde ise çok çarpıcı detayları paylaştı. Kendisinden dinleyelim:
"Eşim Hataylı, ağır bir hastalığa yakalandı. Son zamanlarını iyi geçirsin diye memleketi Hatay'a getirdim. Köy evimiz tam sınırda...
Kocaman bir duvar var üstü dikenli telli. Bayağıdır var bu duvar.
3 ay önce bir daha tel duvar çektiler ortada bizi koruyan asker kulübeleri var, 50 metrede bir kulübe var
Bütün bunlara rağmen mülteciler akın akın geçiyor.
Sınır köylerinin çoğunda insan kaçakçılığı yapılıyor.
Gelenlerin çoğu erkek. Adam başı 1.000 dolar alıyor kaçakçılar. Bu işi yapanlar tam bir vatan haini.
İnanın, bu beton ve tel duvar olmasına, tüm engellemelere rağmen binlercesi geçiyor veya geçiriliyor. Şehrimiz göz göre göre elden gidiyor."
Hatay'daki tablo son derece ağır, orada yaşayan vatandaşlarımızı dinlediğimiz zaman üzülmemek, hayıflanmamak mümkün değil.
Yabancılaşma o kadar hızlı tesir ediyor ki bazı ticarethanelerde, sokaklarda Türkçe'ye rastlayamıyorsunuz.
Gerçekler gün gibi ortada. Sözde mülteci dernekleri, kadın dernekleri, siyasi erkler ve fonlananlar Hatay'da çocuk anneleri göstermek istemiyor.
Vatandaşların sesini duyurmuyor.
Kriz sandığımızın ötesinde. Hatay'ı savaşmadan kaybediyoruz.
Çınar Beker:
Bolca paylaşalım, uyuyanları uyandıralım.
Ahmet Anlaş'tan alıntıdır.
Devletimizin bu tehlikeli durumu bilmemesi mümkünmüdür?
Hatay bir referandumla Türkiye'ye dahil olmadı mı? Bu tehlikeyi göre göre bu duruma neden izin.veriliyor?
Adını siz koyun!
Ali Rıza Çakır..
🔴 Manitoba’da yaşayan 70 yaşındaki bir adama ölüm cezası verildi.
4. evre pankreas kanseri.
Onkoloğu gözlerinin içine bakarak kimsenin duymak istemediği şu sözleri söyledi: “Aylarca ömrün kaldı.”
Ancak o bunu kabul etmedi.
Araştırmaya başladı. Gece geç saatlere kadar. Tanıklıkları okudu. Videolar izledi. Sistemin göz ardı ettiği yerlerde umut buldu.
Kasım 2025’te bir karar verdi.
Kendi tedavi protokolünü uygulamaya başladı:
Takviye Doz
Ivermektin --1,5 mg/kg/gün
Fenbendazol --1.500 mg/gün
CBD Yağı --100 mg/gün
Klinik deneme yok. Doktor onayı yok. Sadece araştırma, inanç ve pes etmeme kararlılığı.
Sonuçlar Gelmeye Başladı.
Pankreas kanserinin en önemli göstergesi olan CA19-9 markörü düşmeye başladı.
Yavaşça değil. İstikrarlı bir şekilde.
7 ay sonra, rakamlar yadsınamaz hale geldi. Vücudu tedaviye yanıt veriyordu. Kanser geriliyordu.
İşte burada işler inanılmaz bir hal aldı.
Onkoloji ekibi – ona öleceğini söyleyenlerin aynısı – şimdi bu tedaviyi durdurmasını söyledi.
Çünkü tedavinin ona zarar verdiği için değil. Çünkü tedavinin neden işe yaradığını açıklayamadıkları için.
Kanada sağlık sistemine hoş geldiniz.
Çözüm olarak MAID’i (Ölümde Tıbbi Yardım) sunan aynı sistem...
...iyileşmekte olan bir adama çabalamayı bırakmasını söyledi.
Ne büyük bir ironi.
Size onurlu bir ölüm sunarlar.
Ama Allah korusun, ucuz, başka bir amaçla kullanılan bir ilacı denerseniz ve gerçekten iyileşirseniz.
Bir onkologun ona, “Bunun işe yaradığını kanıtlayamadığımız için bunu önermiyoruz,” dediği bildirildi.
Oysa kanıt, tam da gözlerinin önünde yürüyordu.
Ölmüş olması gereken 70 yaşındaki bir adam – hayattaydı, durumu iyileşiyordu ve mücadele ediyordu.
İşte bu yüzden bu hikayeleri paylaşmalıyız.
Doktorları karalamak için değil. “Tıbba güvenmeyin” demek için de değil.
Ama şunu söylemek için: Sistem bozuk.
Onkologlar sizin ölmenizi istemiyorlar. Sadece sistemin onayladığı şeylere inanmak üzere eğitilmişler.
Ve sistem, ucuz, patenti dolmuş, başka amaçla kullanılan ilaçları onaylamıyor.
Çünkü tedaviden kâr elde edilmiyor.
Bugün, Manitoba’daki bu adam hâlâ hayatta.
Tümör belirteçleri d��şüyor. Enerjisi geri geliyor. Ailesi minnettar.
Ve onkologları hâlâ kafalarını kaşıyor.
Bu bir suçlama meselesi değil. Bu bir umut meselesi.
Siz ya da sevdiğiniz biri kanserle mücadele ediyorsa – araştırma yapın.
Sorular sorun.
Farklı bir şey denemekten korkmayın. Daha fazla güncelleme için bizi takip edin.
Bugün bunu gören hiç kimse tesadüfen görmedi…
Allah, “Ol” dediği her şeyi senin için kolay kılsın.
Olmaz dediğin ne varsa oldursun.
Kaybettiklerinin yerine hayırlısını versin.
Kalbine huzur, evine bereket, ömrüne sağlık ve yüzüne tebessüm nasip etsin.
🤍 Bu duaya gönülden “Âmin” diyen herkese Rabbim en güzel kapıları açsın.
Rusya; TEK RESMİ DİL
İngiltere; TEK RESMİ DİL
Almanya; TEK RESMİ DİL
Fransa; TEK RESMİ DİL
İTALYA; TEK RESMİ DİL
Bu devletlerde onlarca yerel dil konuşulur, ama kendilerinde ikinci bir resmi dile izin vermezler!
Fakat Yugoslavya gibi parçalamaya karar verdikleri devletlerde, ikinci resmi dil için ısrar ederler. Bizde ısrar ettikleri gibi.
Yugoslavya'dan tam 7 adet Bağımsız Devlet çıkarttılar!
Siz Özgür Bey, "Ana dilde Eğitim" istediğinizi Programınıza yazdırmışsınız. Eğer Öcalan ve DEM'in bu talebini yaparsanız, ülkemiz Yugoslavya'ya benzer!
Dil'in yeterliliği konusuna hiç girmeyelim. Yaparsanız,
10-15 yıl sonra, eğitimini Kürtçe alan bir gencimiz, ülkemizin herhangi bir ilinde iş bulamaz. Yaşıtlarıyla anlaşamaz. Doğal olarak parçalanma başlar. Herkesin ana dili kutsaldır. Onu ve kültürünü yaşatmak için devlet her türlü yardımı yapmalıdır. Ama ikinci bir RESMİ DİL yapamazsınız. Arkasından ARAPÇA RESMİ DİL ve başka diller gelir. Türkçeyi de, hem Erdoğan'a, hem Bahçeli'ye, hem de Kemal Bey'e oranla çok daha iyi konuşuyorsunuz. O zaman derdiniz ne?
Anlatın da, anlayalım.....
Bu söyleyeceğim tarih çok önemli
30 Temmuz Perşembe’yi
31 Temmuz Cuma’ya bağlayan gece,
yani Safer ayının 16. gecesi,
O mübarek gece, bereketin yağdığı ve duaların kabul edildiği seher vaktinde kalkacağız.
Her 2 rekâtta bir selam vererek 8 rekât teheccüd namazı kılacağız.
İlk rekâtta 1 Fâtiha ve 4 İhlâs, ikinci rekâtta ise 1 Fâtiha ve 3 İhlâs Suresi okuyacağız.
Namazı bitirdikten sonra;
11 defa Sübhânallâhi ve bihamdihî, Sübhânallâhil Azîm,
11 defa Yâ Bâkî Ente’l-Bâkî,
33 defa Hasbunallâh,
11 defa Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
tesbihini çekip 7 İhlâs Suresi okuyacak, ardından şöyle dua edeceğiz:
“Allah’ım! Hamd yalnız Sana mahsustur. Rahmet hazinelerinin sahibi, dilediğine lütfeden, dilediğinin kalbine huzur indiren Sensin. Allah’ım! Bizlere helâl ve bereketli rızıklar ihsan eyle. Ömrümüzü hayırla, kalplerimizi imanla, hanelerimizi muhabbetle mamur eyle. Anne babalarımıza afiyet, evlatlarımıza istikamet, eşlerimize sevgi, sadakat ve merhamet nasip eyle.
Allah’ım! Bu teheccüd halkamıza katılan bütün kardeşlerimizin gönüllerinde taşıdığı hayırlı duaları ve niyetleri kabul eyle. Sıkıntıda olanlara çıkış yolu, borçlu olanlara kolaylık, iş arayanlara hayırlı kapılar, hastalara şifa, dertlilere ferahlık, bekâr olanlara hayırlı eşler, evlat hasreti çekenlere salih evlatlar ihsan eyle. Bizleri dünya ve ahirette mahcup eyleme. Dualarımızı rahmetinle kabul buyur. Âmin.”
Safer ayının 16. gecesi tarif ettiğim şekilde teheccüd namazını kılıp tesbihleri çekerek bu duayı ederseniz,
Allah’ın izniyle Rabbimiz size hayırlı kapılar açar, sıkıntılarınızı da ferahlığa tebdil eder.
Baba demek neydi ..?
27 yaşındaki Rabia’yı,5 yıl kucakta 22yıldır da sırtında taşımaktı.
Ne bir gün sızlandı, ne bir kez yorgunum dedi.
Baba demek, sessizce ağlayan yürek demekti…
Baba demek, sadece yükü değil evladını da omuzlayan demekti…
Belini büken evlatsa, dimdik yürümekten daha onurludur suskun yürüyüşü…
Baba demek; “ben iyiyim” deyip gözyaşını içine akıtmak demekti.
Ve Rabia demek; bir babanın ömrü boyunca hiç bırakmadığı can parçası demekti…Hayatta olan babalara sağlıklı huzurlu bir ömür;Ahirete intikal eden babalara ise Allah’tan rahmet ve evlatlarına sabır diliyorum…