Bugün Girne’den Mersin Taşucu’na seyir halindeyken alabora olan yolcu gemisi dolayısıyla milletimize ve Kıbrıs Türk halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Kazanın hemen ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarıyla iş birliği içinde geniş çaplı arama kurtarma çalışmaları başlattık.
Bu çalışmalar neticesinde 237 yolcu ve mürettebat sağ salim kurtarılırken maalesef 7 kardeşimiz hayatını kaybetti.
Kayıplara ulaşmaya yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor. İnşallah bu çalışmalardan olumlu haberler almayı ümit ediyoruz.
Devletimizin tüm imkânlarını seferber ettiğimiz bu süreci biz de yakından takip ediyoruz.
Kazada hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, sağ olarak kurtarılan vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum.
ماذا يريد وزير الداخلية التركي أن يقول للاحتلال بهذه الزيارة الغريبة؟!
بالأمس، ذهب وزير الداخلية التركي لزيارة حفيد السلطان عبد الحميد الثاني وكبير العائلة العثمانية، والتقط معه الصور، ثم نشرها على صفحته الرسمية في منصة إكس... وانتشرت الصورة في أرجاء الفضاء الإلكتروني...
لكن المثير بالنسبة لي ليس الصورة...
إنما شخص وزير الداخلية نفسه... فهذا الرجل، مذ جاء إلى السلطة، وهو يرسل رسائل خطيرة إلى إسرائيل... وفوق ذلك، هو حافظ لكتاب الله، ويشارك في مسابقات حفظ القرآن...
قال هذا الوزير في أحد تصريحاته، قبل أشهر قليلة: أتمنى أن أكون واليا على القدس ولو ليوم واحد، ثم قال: القدس ستكون تحت حكم الرئيس أردوغان، وقال أيضا: كما تحررت دمشق وحلب وكاراباخ... ستتحرر القدس.
وهذه الكلمات لو قلتها أنا أو أنت، فالأمر عادي... لكن أن تصدر عن وزير داخلية دولة تتحول حاليا إلى لاعب إقليمي مهم، ويرث هذا اللاعب التركي نفوذ الروس في المنطقة... فهذا أمر ليس بسيطا، وليس عاديا أبدا...
لذلك جاءت هذه الصور بالأمس، بعد أيام من تصريحات نتنياهو بأن تركيا تريد إعادة الخلافة العثمانية، وأن إسرائيل لن تسمح بذلك...
وعندما نفهم أسباب خوف الاحتلال من هذه التصريحات، سنعذرهم...
فالخلافة كانت حجر عثرة في طريقهم نحو إقامة دولتهم... لذلك، فإن التلويح بالدولة العثمانية، أو حتى تمجيدها، أو وقوف وزير الداخلية التركي أمام أحد كبار رموز الأسرة العثمانية وطلب الدعاء منه، هو طعنة في صدر نتنياهو والاحتلال كله...
لذلك، فإن هذه الصور رد عملي رائع ولافت من وزير فطن على مجرم حرب، مصيره ومصير دولته الزوال بإذن الله تعالى!
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın güçlü koordinasyonu; Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızın etkin iş birliğiyle faili meçhul suçları aydınlatmaya devam ediyoruz. Güncel teknolojik imkânlar ve elde edilen yeni deliller ışığında bugün iki önemli dosyada daha kritik gelişmelere ulaştık.
1- Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızın koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında bugün 5. dalga operasyon gerçekleştirildi ve 10 şüpheli gözaltına alındı.
Soruşturmada; Gülistan’ın son görüldüğü köprü ve zaman dilimine ilişkin PTS ve iletişim kayıtlarında yeni bulgulara, kaybolmasının ardından Doku'nun Instagram hesabına gerçekleştirilen şüpheli erişim/işlemlere ve su altı arama çalışmalarına ilişkin dikkat çekici tespitlere ulaşıldı.
Adli makamlardan gizlendiği belirlenen dalgıç defterindeki kayıtlarla resmî arama tutanaklarının uyuşmadığı tespit edildi. Gülistan’a ait bazı kişisel eşyaların, intihar ihtimalini destekleyen bir görüntü oluşturmak amacıyla su altına sonradan yerleştirilmiş olabileceğine ilişkin bulgulara ulaşıldı.
2- İkinci önemli gelişmesi ise 18 yıldır faili belirlenemeyen Dede Baltacı cinayetinde yaşandı. 2008 yılında Şereflikoçhisar’da ölü bulunan Baltacı’nın dosyası, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığımız ve Şereflikoçhisar İlçe Jandarma Komutanlığımızın yürüttüğü çalışmalarla yeniden incelendi.
Daraltılmış baz çalışması, HTS kayıtları, Adli Tıp raporu ve bu verilerle uyumlu tanık beyanı sonucunda cinayetin failleri olduğu değerlendirilen 5 şüpheli tespit edildi. Gerçekleştirilen operasyonun ardından F.K., R.K., A.Ö. ve F.E. tutuklandı; cezaevinde bulunan M.K. hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
Aradan kaç yıl geçerse geçsin hiçbir faili meçhul dosyanın peşini bırakmayacağız. Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızla güçlü koordinasyon içerisinde, teknolojinin ve bilimin bütün imkânlarını kullanarak gerçeği ortaya çıkarmaya devam edeceğiz.
Ucu nereye giderse gitsin, suçlular er ya da geç adalet önünde hesap verecektir.
141 ülke gezen ve İslam'a hayran kalarak Müslüman olan Abdullah Rabbani anlatıyor;
"Sizler çok şanslısınız. En yakın cami benim evime 650 km uzaktı. O camide olmak için, o ortamı teneffüs edebilmek için Cuma günü 650 km yol giderdim."
“Zıpla, zıpla, zıplamayan Tayyipçi!” diye slogan atan Siyonist P..Ç.leri zıplatmakla kalmayıp kudurtacak bir görüntü…
Bu ülkede her kim Recep Tayyip Erdoğan’a düşman ise benim nazarımda P.Ç.’tir.
Bakınız, “kim düşman ise” diyorum. Oy vermiyorsa demiyorum, sevmiyorsa demiyorum, eleştiriyorsa demiyorum…
Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız.
Biz güçlü olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz.
Bunun için “ittifakta hayır vardır” diyor; kendi içimizde ve İslam dünyasında ittifakları büyütmeye, ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz.
Asırlar boyunca tarihe yön, cihana nizam vermiş ümmet-i Muhammed’in, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz.
Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz.
Bütün çabamız, ittifak ve ittihadın sağlanması içindir.
Bütün gayretimiz, coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir.
İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam âleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz.
😡Çin'de sabah saatlerinde okula giden bir Uygur Türk’ü çocuğun önünü kesen Çin polisi çocuğu dakikalarca darp etti..
Paylaşalım Çin zulmünü Dünya'ya duyuralım..
Gösterdiği nezaket, vefa ve samimiyet için kendilerine gönülden şükranlarımı ifade eder, Rabbimden sağlık, afiyet ve muvaffakiyetler dilerim.
Allah razı olsun🇹🇷
Temizlik zamanı 👊
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Daltonlar gibi sokak çetelerine yönelik polis operasyonları için doğrudan verdiği “bakan talimatını” açıkladı:
“Ters kelepçe ile burunları sürtün!”
“Huzur Sokağı” romanıyla gönüllerde müstesna bir yer edinen, kalemi ve mücadelesiyle yakın tarihimizde iz bırakan Şule Yüksel Şenler’i vefatının yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum.
Şule Yüksel Şenler, başörtülü kadınların inanç ve değerlerinden taviz vermeden hayatın her alanında var olma mücadelesine öncülük etmiş, cesur duruşuyla bir nesle ilham olmuştur.
Bıraktığı değerli miras, gelecek nesillere ışık tutmaya devam edecektir. Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Türkiye'de milli uçak motoru geliştirmek için Amerika'da çalıştığı şirketten ayrılan Prof. Dr. Mahmut Akşit:
"Son zamanlarda Fetih Sûresini çok okuyorum."
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır:
➖"Avrupa'nın en önemli üretim merkezlerinden biri hâline geldik. Çelik, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya üretiminde Avrupa'da 1 numarayız. Askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada 1 numarayız."
Özümüze dönüyoruz!
Bir İçişleri Başkanı düşünün ki, ecdad yadigârı, Sultan II. Abdülhamid Han’ın torunu Harun Abdülkerim Osmanoğlu'nu ziyaret ederek hayır dualarını alıyor.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'yi hassasiyetlerinden dolayı tebrik ediyoruz.
Netanyahu:
“Türklerin, güneye inmesine izin vermeyeceğim.”
————————————
(Zaten izinle olmuyor bu işler.
Ayrıca, Türkiye’de “Suriye’ye girerseniz çıkamazsınız.” diyen kripto siyonistlerle Netanyahu’nun ağız birliği yapması dikkat çekici!)
Eğer bağımsızlık istiyorsan, eğer özgürlük istiyorsan, eğer bu topraklar üzerinde şerefinle, namusunla, izzetinle yaşamak istiyorsan, eğer ekonomik refah istiyorsan, eğer bolluk, bereket, dirlik istiyorsan, eğer huzur istiyorsan cenge her zaman hazır olacaksın.