✅Bastırdığı paranın üzerine Bozkurt koydurdu.
✅ Yakın arkadaşlarına Bozok, Bozkurt gibi soy isimler verdirdi.
✅Manevi kızına Ülk�� adını verdi.
✅Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu’nu kurdu.
✅İbrahim Çallı’ya “Ergenekondan Çıkış” tablosunu yaptırdı.
✅Petrol Ofisi’ne Göktürk simgesi olan Bozkurt logosu ekliyor.
✅Her konuşmasında Türklük vurgusu yaptı.
✅Türklüğün ebedî olduğunu haykırdı.
✅Anadolu’da, unutulmuş, sinmiş, hor görülmüş Türklüğü şahlandırdı.
✅“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur..” diyerek kutlanmış Türklüğünü hatırlattı.
✅“Bir Türk Dünyaya bedeldir.” Sözüyle dünyaya seslendi.
✅Türk Tarih tezini hazırlattı.
✅Asırlar sonra Türk adını vererek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu.
İşte bu yüzden adı Atatürk oldu.
TÜRKLERİN SON KURGANI ANITKABİR :
Dünya'nın en büyük barış ormanına, Anıtkabir'e gittiğinizde, Rüzgarın sesini dinleyin, ağaçların hışırtısını kulağınıza taşıyacaktır. Ki o ağaçlar… Mustafa Kemal Atatürk'ün neden gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı olduğunu size fısıldayacaktır.
Anıtkabir…
Toplam 750 bin metrekaredir, bunun 120 bin metrekarelik bölümü anıt bloğudur, geriye kalan 630 bin metrekarelik bölümü ise, on binlerce ağaçtan oluşan Barış Parkı'dır.
Yani aslında Anıtkabir… Dünyanın en önemli kabrini çepeçevre sarıp sarmalayan devasa bir ormanın ortasındadır. Bu ormanı oluşturan ağaçlar, gelişigüzel serpiştirilmiş değildir.
Anıt bloğunun oturduğu tepe, Anıtkabir mimarisinin ağırlık merkezidir. En dış çevreye en yüksek boylu ağaçlar dikilmiştir. Anıt'a yaklaştıkça boyları giderek kısalan ağaçlar dikilmiştir. Böylece… Orman merkeze yaklaştıkça sönümlenmiş, Anıt'ın heybeti daha da ortaya çıkmıştır.
Aslanlı Yol mesela… İki tarafı yüksek ağaçlardan oluşan koridordur. Hem o koridorda yürüyen insanların, görsel açıdan şehirle, dış dünyayla bağlantısını keser, hem de, manevi bir hazırlık yürüyüşü sonrasında Ata'nın huzuruna çıkmalarını sağlar.
O ağaçların boyları, hacimleri, renkleri ve türleri, tesadüfen seçilmiş değildir. O ağaçlar…
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” felsefesiyle seçilmiştir!
Çünkü… Anıtkabir'i tasarlayanlar, Atatürk'ün sadece bedenini orada toprağa vermek için değil, Atatürk'ün fikirlerini orada yaşatmak için tasarladılar.
Ümmetçiler Yunan yapıtı desinler ama iş öyle değil böyledir...
“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” vizyonundan ilham alarak, Anıtkabir'i çepeçevre sarmalayacak bir ormanı, Uluslararası Barış Parkı'nı oluşturmaya karar verdiler.
Yurtta Barış'ı temsilen Ankara, İstanbul, Eskişehir ve Samsun fidanlıklarında yetiştirilen, onbinlerce fidanı getirdiler.
Dünyada Barış'ı temsilen de, 24 ülkeye davette bulundular.
Şu listeyi sabırla, tekrar tekrar okumanızı rica ederim;
Amerika Birleşik Devletleri, 301 mavi ladin, 100 mavi selvi, 100 sedir fidanı gönderdi.
Afganistan, 15 akkavak, 10 nesteren gül, 12 çitlenbik fidanı gönderdi.
Avusturya, 55 dağ çamı.
Almanya, 25 meşe, 10 huş ağacı, 13 ıhlamur, 5 atlas sediri, 5 selvi, 8 pinus çamı, 17 erik, 5 ardıç, 200 gül.
Belçika, 10 dağ muşmulası, 13 şimşir, 12 top mazı, 12 ardıç, 12 sedir, 12 akçaağaç, 12 porsuk, 12 göknar, 12 sarıçam.
Danimarka, 20 kayın.
Finlandiya, 275 huş ağacı.
Fransa, 10 kızılağaç, 10 sarıçam, 10 sahil çamı, 10 fıstık çamı, 10 Avrupa melezi, 10 göknar, 10 kayın, 10 ladin.
Çin, armand çamı ve Çin göknarı tohumu.
Hindistan, 289 sahil çamı. Irak, 20 Musul fıstığı.
İngiltere, 50 kiraz ağacı, 50 porsuk, 100 karaçam, 50 meşe.
İspanya, 1 karaağaç, 1 selvi, 4 sahil çamı, 1 dişbudak, 2 kestane, 3 ardıç, 1 ceviz, 1 meşe.
İsrail, 30 sahil çamı.
İsveç, 10 huş ağacı.
İtalya, 5 karayemiş, 5 selvi, 8 fıstık çamı, 10 mavi selvi, 5 karaçam, 7 sedir.
Japonya, 35 kiraz ağacı.
Kanada, 30 akçaağaç.
Kıbrıs, 5 çam.
Mısır, 8 akkavak, 6 katalpa, 6 gladiçya, 6 akasya, 6 salkım akasya.
Norveç, 12 gürgen.
Portekiz, 50 selvi, 50 sahil çamı.
Yugoslavya, 10 ıhlamur, 5 sofora, 5 kestane, 10 erguvan, 10 çınar, 20 kavak, 5 katalpa, 5 fındık, 5 maklora, 10 çitlenbik, 20 meşe, 20 polyanta gül, 20 gül, 19 mazı, 11 selvi, 5 ardıç, 8 karaçam, 10 huş, 1 alıç, 10 taflan, 10 berberis, 2 mavi sedir, 20 yatık ardıç, 10 leylak 6 karayemiş, 6 mahonya, 3 porsuk, 10 söğüt.
Yunanistan, 5 kayın, 5 göknar, 5 porsuk, 5 çobanpüskülü, 5 karaçam fidanı gönderdi, ekildi.
Dolayısıyla, bugün Anıtkabir'e gittiğinizde… Veya, bir dakikalık saygı duruşu sırasında… Rüzgarın sesini dinleyin lütfen. O ağaçların hışırtısını kulağınıza taşıyacaktır.
Ki o ağaçlar… Mustafa Kemal Atatürk'ün neden gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı olduğunu size fısıldayacaktır.
Anıtkabir'i yaratanları bilmez, mimarlarını bilmez, felsefesini bilmez, ama Işid mantığı ile mezar demez, anıt demez, tarih demez, vefa bilmez, ne bulursa balyozla parçalamayı, orada yatan bilgeye küfürü de marifet sananlara biz yobaz diyoruz.
Buyursun okusunlar, Arz ederiz.
İLBER ORTAYLI'dan Tarihimiz:
Osmanlı diye insan yoktur, Türk vardır,
Çerkez vardır, Kürt vardır, Gürcü vardır ama osmanlı yoktur.
Osmanlı olunmaz osmanlı doğulur, onun için de "Osmanoğulları’ndan” olmanız gerekir. Bu da bir millet değil ailedir.
Kendi soyunu inkar edip de taht sahibinin soyunu benimsemek bir tek bizim ülkemizde görülüyor sanırım.
Kimliğini yitirip bir aile adının boyunduruğu altına girmeye heves edenlerin vecizesi.
Ancak kul köle olmayı bilenlerdir bunlar.
‘OSMANLIYIM’ DİYENLER BUNLARI DA BİLMEK ZORUNDA !
* 1920’de ; nüfus 12 milyon dolayındaydı,
* 11 milyon kişi köyde yaşıyordu.
* 40 bin köyün 38 bininde okul yoktu.
* Traktör yoktu;
* Hititlerden kalma Kağnı ve Kara saban kullanılırdı.
* 5 bin köyde sığır vebası vardı. Hayvanlar da, insanlar da kırılıyordu.
Yaklaşık ;
* 2 milyon sıtmalı, 1 milyon frengili ve 3 milyon trahomlu insan vardı.
* Anadolu’da ; verem, tifüs, tifo salgını kol geziyordu;
* Doğan her iki bebekten biri (AS: bizdeki bilgilere göre her 5 bebekten 1’i) 1 yaşına gelmeden ölüyordu;
* Ortalama yaşam süresi 40 yıl kadardı.
* Memlekette
Doktor sayısı 337
Ebe sayısı 136
Eczacı sayısı 60 idi.
* Diplomalı Diş hekimi yoktu.
* Limanlar, madenler, demiryolları yabancılara aitti. * Toplam sermayenin yalnızca %15’i Türk sermayesi sayılabilirdi.
* Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan yalnızca dört fabrika vardı:
- Hereke ipek
- Feshane yün
- Bakırköy bez
- Beykoz deri
* ���Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras” listesinde
85 milyon Lira (600 ton altın) borcu da unutmayalım.
* Elektrik yalnızca İstanbul, İzmir ve Tarsus’ta vardı
* Otomobil sayısı 1500 kadardı…
* Kadın, insan değildi.
*Veremle boğuşan halk, ahırda yatarken, Osmanlıcıların yere göğe sığdıramadıkları Abdülhamid Han Hazretlerinin (yaş olarak tümü “çocuk” sayılacak) 16 karısı vardı: Nazikeda, Safinaz, Dilpesent, Peyveste,
Nazlıyar, Bidar, Mezide, Emsalinur…..
*Osmanlıcıların “dedemiz” dedikleri Abdülmecid’in de 22 karısı vardı. (Ahali ineğine verecek saman bulamazken, herif sarayında iki futbol takımı kadar kadınla yatıyordu.)
* Tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu.
* Arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak ya da çalınmış, gemilerle, trenlerle Avrupa müzelerine götürülmüştü.
* Takvim ve Zaman birliği de yoktu;
Kimisi güneş batarken ‘grubi saat’i esas alıyor, güneşin battığı anı 12.00 kabul ediyordu, kimisi güneşin tümüyle battığı ezani saat’i esas alıyordu; kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul ediyordu.
“Saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan bi ses çıkıyordu.
*Kimisi ‘hicri takvim‘ kullanıyordu, kimisi ‘rumi takvim‘ kullanıyordu. Kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. Herkes aynı zaman dilimindeydi ama, farklı aylarda, farklı saatlerde yaşıyordu!
* Dirhem, okka, çeki vardı.
*Arşın, kulaç, fersah vardı.
* Ne Ortaçağdan kalma ağırlık ölçüleri dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne de uzunluk ölçüleri…
*Erkeklerin yalnızca % 5’i, kadınların binde 5’i okuma – yazma biliyordu.
*Okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi.
* Okul yaşı gelen her dört çocuktan zaten üçü okula gitmiyordu.
* Toplam,
- 4894 ilkokul,
- 72 ortaokul ve yalnızca
- 23 lise vard��.
* Ülkedeki liselerin tümünde salt 230 kız öğrenci kayıtlıydı. Öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu.
* Tek üniversite vardı, Darülfünun, medreseden halliceydi.
* Ülke bilim’den çok uzaktı.
* 600 yıl boyunca Türkçe’nin ırzına geçilmiş, Osmanlıca denilmişti.
* Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca kelimeler, Levanten terimler dilimizi istila etmişti.
*Kelimelerin yalnızca %5 kadarı Türkçeydi.
* Arap alfabesiyle Türkçe yazmaya çalışıyorlardı.
* “Harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik..” falan deniyor ya..
İbrahim Müteferrika’dan başlayarak 150 yılda basılan toplam kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz?
Yalnızca 417’ydi ki, zaten, ülkeye matbaayı getiren Abraham Müteteferrika da Macar kökenli bir devşirmeydi.
* Oysa Gutenberg’in çalışan ilk matbaasından sonra, yani 1453’ten 1850’ye dek 400 yılda Avrupa’da 8 milyon kitap basılmıştı..
* Voltaire, bir kitabında şu belirlemeyi yapmıştı:
İstanbul’da bir yılda yazılanlar, Paris’te bir günde yazılanlardan daha azdır!
* Ve neymiş efendim, mezar taşı okuyamaz haldeymiş…
* Sen önce adam gibi, nesnel bilgi veren iki kitap oku da, Dünyadan haberin olsun biraz!
İlber Ortaylı.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ;
"Ülkenin ismi Türkiye Cumhuriyeti olduğu için ,Atatürk Büyük Türk Milleti dediği için Atatürk ve Cumhuriyete karşılar .
Hilafet ve Saltanat kaldırıldığı veya harf inkılabı yapıldığı için düşman değiller. Tek dertleri Türklük. Türklüğü hazmedemiyorlar.
Ülkenin ismi ,bayrağı Anadolu Cumhuriyeti olsaydı karşı olmazlardır. Çözüm sürecinde kendilerini belli etmişlerdi.
Saltanat ve Hilafet kaldırılmış kaldırılmamış umurlarında değil ."
Meseleyi Yusuf Hoca çok güzel anlatmış . Mesele Türk düşmanlığı .
Ne Mutlu Türk'üm diyene!
#CumhuriyetinYüzüBiziz #100YAŞINDA 🇹🇷
C U M H U R İ Y E T ilelebet 🇹🇷
Suriye'de savaş olur, Arap gençleri Türkiye'ye kaçar ,
Afganistan'da savaş olur, Afgan gençleri Türkiye'ye kaçar ,
Filistin'de Savaş olur ,Mehmetçik Gazze'ye hayırdır!
Arabı ,Afganı ana doğurdu da, Türk gençleri ağaç kovuğundan mı çıktı?
"Türk çocuğu, artık Arap çölleri için kanını dökmeyecektir."
Demiştir ülkenin kurucusu Atatürk.
İsteyen çocuğunu da alsın gitsin Gazze'ye. Mehmetçik kimsenin emir eri değildir. Mehmetçik ,Türkiye ve Türk Milletinin koruyucusudur.