İslâm baştan sona haktan yana batıla karşı Mucâhede'dir. | Kem Âlât İle Kemâlât Olmaz. Ayinesi İştir Kişinin Lafına Bakılmaz. | «Murşîd de değilim, Murîd de...»
Şirkin mahiyeti ve sınırı ile alakalı yazdığım makaleyi daha tafsilatlı ve detaylı bir şekilde yazamadıklarımla beraber Pod-Cast olarak anlattım, YouTube'da yayınladım.
Allâh bu amelimi sizlere ve bizlere hayırlı ve faydalı kılsın. Âmîn
https://t.co/stjfBoUfmY
Şirkin mahiyeti ve sınırı ile alakalı yazdığım makaleyi daha tafsilatlı ve detaylı bir şekilde yazamadıklarımla beraber Pod-Cast olarak anlattım, YouTube'da yayınladım.
Allâh bu amelimi sizlere ve bizlere hayırlı ve faydalı kılsın. Âmîn
https://t.co/stjfBoUfmY
ANT-i VEHHABİ/SELEFİ TAKILAN EŞ'ÂRİ ARKADAŞLARA SORU!
Zâhid el-Kevserî'nin talebesi Abdulfettâh Ebû Gudde'nin Muhammed b. Abdulvehhâb'ı "Tevhîdî Davetin İmâmı" gördüğünü, tezkiye ederek övdüğünü biliyor muydunuz?
Kendisi Elbânî'ye reddiye olarak yazdığı "Kelimâtun fi Keşfi Ebâtîle ve İftiraât" adlı bir risalesinde hem Şeyh Muhammed b. Abdulvehhâb'dan hem de İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'dan övgülerle bahsetmektedir.
Çünkü kendisinin İbn Teymiyye’yi 'sapkın, şaşkın, kâfir' diye; İbn Kayyım'ı 'taassup sahibi, sapkın, ahmak, küstah, tahrifatçı' diye; Muhammed b. Abdulvehhab'ı ise 'cahil, kafir' diye itham ettiği iddia edilmiş.
O da bunları şiddetle reddetmiş. Apaçık bir iftira ve yalan olduğunu bu risale de ifâde etmiştir.
Ben de bilhassa Şeyh Muhammed b. Abdulvehhab ile alakalı sözlerini paylaşmak istedim.
Çünkü kendisi Zâhid el-Kevserî'nin önde gelen talebelerinden ve en yakın ilmî mirasçılarından biri kabul edilir. Aynı zamanda Eş'ari ve Ezherî olması da önemlidir.
Fakat hocası Kevserî'den Muhammed b. Abdulvehhab'a, İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'a düşmanlık etmeyi miras almamış, onların hakkını vermiş, hatasında hocasını taklit etmemiştir.
Hatta kendisi bu risalesinde şöyle demektedir:
"Onların ‘ben el-Kevserî söylediği her şeye bağlıyım’ şeklindeki iddiaları… Bu batıl bir iddiadır."
Hocasının hatasına/yanlışına uymayan kişi ne güzel adamdır!
⚫️ Abdulfettah Ebu Gudde'nin Muhammed b. Abdulvehhab ile ilgili sözlerine gelince, o şöyle demiştir:
“Benim, Şeyh Muhammed b. Abdilvehhâb’ı, Şeyh İbn Teymiyye’yi ve Şeyh İbnu’l Kayyim’i tekfir ettiğim yönündeki iddialarına gelince; bu, delile bile ihtiyaç duymayacak kadar bâtıl bir iddiadır.
Davet’in İmâmı:
Şeyh Muhammed b. Abdilvehhâb’a gelince ALLAHU TE’ÂLÂ ONA RAHMET ETSİN. O TARTIŞMASIZ bir (Tevhidî) davetin imâmıdır.
O, Allah Teâlâ’ya davet eden bir davetçiydi. Hâliyle, sözüyle, ilmiyle ve kalemiyle davet vazifesini yerine getirmiştir.
Ben de her zaman onun faziletini, ilmini ve Allah Teâlâ’ya davet uğrundaki gayretini takdir etmişimdir.
Bu davet; Allah Teâlâ’nın kelimesini yüceltme, AKÎDEYİ ŞÜPHELERDEN VE HURAFELERDEN arındırma hususunda EN GÜZEL MEYVELERİ vermiştir.
Tıpkı bu davetin etkileri, her belde de İslâm’a ve müslümanlara destek olunmasında da kendisini gösterdiği gibi bunun (davetin) eserleri ilmin yayılmasında, âlimlerin çoğalmasında ve onun hayırlı davetinin bir neticesi olan ilmî müesseselerin yaygınlaşmasında açıkça görülmektedir."
⚫️ Ebu Gudde; İbn Teymiyye, İbn Kayyım ve İbn Abdulvehhab'ı itham ettiğine dair kendisine atılan iftiralar için de şöyle demiştir:
"Bu –Allah'a yemin olsun ki– apaçık bir iftiranın ta kendisidir.
Yalan ve uydurmalarla doldurulmuş, karmaşık ve kurgulanmış bir üslupla ortaya atılmaktadır.
Amaç, bu mukaddes beldelerin (Mekke Medine) âlimlerini bana karşı kışkırtmak ve onları benim aleyhime çevirmektir.
Zira bu ülkenin âlimlerinin gönüllerinde, Şeyh İbn Teymiyye, Şeyh İbn Kayyim ve Şeyh Muhammed b. Abdülvehhâb'ın –Allah onlara rahmet etsin– büyük bir yeri olduğu bilinmektedir.
Bu sebeple onlar, maksatlarına ulaşabilmek ümidiyle, âlimleri bana karşı tahrik etmek için hakkımda bu iftirayı uydurdular. Allah şahittir ki, onlar benim bundan beri olduğumu kendi içlerinde bilmektedirler; fakat yine de iftira etmektedirler."
Ebu Gudde'nin sözleri burada bitti...
Şimdi akıllar da tek bir soru kaldı:
Zâhid el-Kevserî'nin öğrencisi Abdulfettâh Ebu Gudde bir Vehhabi/Selefi miydi?
el-Cevap: Elbette hayır! Sadece adalet ve hikmet sahibiydi...
Fakat onu sevdiğini ve ilminden istifade ettiğini iddia eden Ant-i Vehhabi/Selefi arkadaşlardan biz de Ebu Gudde'nin sahib olduğu adalet ve hikmeti asgarî düzeyde bekliyoruz.
Bunu onlara İLZAM için değil, ÖRNEK olması için gösteriyoruz.
Allah onları da ve bizleri de hidâyete iletsin...
Cübbeli'nin sitesinde İbn Teymiyye hakkında ki görüşlerinden tevbe edip döndüğüne dair bir beyanat var.
Eğer sitesi hacklenmiş ise -ki bana öyle geliyor çünkü sosyal medya hesaplarında bu beyanat yok- bu çok yanlış.
Yok eğer doğru ise çok önemli bir gelişme olur.
Hayrolsun...
🔴 Ahmet Mahmut Ünlü:
İbni Teymiyye Şeyhülislâm değildir, Şeyhül ifsâddır.
Benim bu görüşümden döndüğüme dâir ortaya atılan haberler bana iftirâdır.
Devletimizden bu teröristleri bir an önce bulup bu suçu cezâsız bırakmamasını, gerekeni yapmasını ricâ ediyoruz.
ANT-i VEHHABİ/SELEFİ TAKILAN EŞ'ÂRİ ARKADAŞLARA SORU!
Zâhid el-Kevserî'nin talebesi Abdulfettâh Ebû Gudde'nin Muhammed b. Abdulvehhâb'ı "Tevhîdî Davetin İmâmı" gördüğünü, tezkiye ederek övdüğünü biliyor muydunuz?
Kendisi Elbânî'ye reddiye olarak yazdığı "Kelimâtun fi Keşfi Ebâtîle ve İftiraât" adlı bir risalesinde hem Şeyh Muhammed b. Abdulvehhâb'dan hem de İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'dan övgülerle bahsetmektedir.
Çünkü kendisinin İbn Teymiyye’yi 'sapkın, şaşkın, kâfir' diye; İbn Kayyım'ı 'taassup sahibi, sapkın, ahmak, küstah, tahrifatçı' diye; Muhammed b. Abdulvehhab'ı ise 'cahil, kafir' diye itham ettiği iddia edilmiş.
O da bunları şiddetle reddetmiş. Apaçık bir iftira ve yalan olduğunu bu risale de ifâde etmiştir.
Ben de bilhassa Şeyh Muhammed b. Abdulvehhab ile alakalı sözlerini paylaşmak istedim.
Çünkü kendisi Zâhid el-Kevserî'nin önde gelen talebelerinden ve en yakın ilmî mirasçılarından biri kabul edilir. Aynı zamanda Eş'ari ve Ezherî olması da önemlidir.
Fakat hocası Kevserî'den Muhammed b. Abdulvehhab'a, İbn Teymiyye ve İbn Kayyım'a düşmanlık etmeyi miras almamış, onların hakkını vermiş, hatasında hocasını taklit etmemiştir.
Hatta kendisi bu risalesinde şöyle demektedir:
"Onların ‘ben el-Kevserî söylediği her şeye bağlıyım’ şeklindeki iddiaları… Bu batıl bir iddiadır."
Hocasının hatasına/yanlışına uymayan kişi ne güzel adamdır!
⚫️ Abdulfettah Ebu Gudde'nin Muhammed b. Abdulvehhab ile ilgili sözlerine gelince, o şöyle demiştir:
“Benim, Şeyh Muhammed b. Abdilvehhâb’ı, Şeyh İbn Teymiyye’yi ve Şeyh İbnu’l Kayyim’i tekfir ettiğim yönündeki iddialarına gelince; bu, delile bile ihtiyaç duymayacak kadar bâtıl bir iddiadır.
Davet’in İmâmı:
Şeyh Muhammed b. Abdilvehhâb’a gelince ALLAHU TE’ÂLÂ ONA RAHMET ETSİN. O TARTIŞMASIZ bir (Tevhidî) davetin imâmıdır.
O, Allah Teâlâ’ya davet eden bir davetçiydi. Hâliyle, sözüyle, ilmiyle ve kalemiyle davet vazifesini yerine getirmiştir.
Ben de her zaman onun faziletini, ilmini ve Allah Teâlâ’ya davet uğrundaki gayretini takdir etmişimdir.
Bu davet; Allah Teâlâ’nın kelimesini yüceltme, AKÎDEYİ ŞÜPHELERDEN VE HURAFELERDEN arındırma hususunda EN GÜZEL MEYVELERİ vermiştir.
Tıpkı bu davetin etkileri, her belde de İslâm’a ve müslümanlara destek olunmasında da kendisini gösterdiği gibi bunun (davetin) eserleri ilmin yayılmasında, âlimlerin çoğalmasında ve onun hayırlı davetinin bir neticesi olan ilmî müesseselerin yaygınlaşmasında açıkça görülmektedir."
⚫️ Ebu Gudde; İbn Teymiyye, İbn Kayyım ve İbn Abdulvehhab'ı itham ettiğine dair kendisine atılan iftiralar için de şöyle demiştir:
"Bu –Allah'a yemin olsun ki– apaçık bir iftiranın ta kendisidir.
Yalan ve uydurmalarla doldurulmuş, karmaşık ve kurgulanmış bir üslupla ortaya atılmaktadır.
Amaç, bu mukaddes beldelerin (Mekke Medine) âlimlerini bana karşı kışkırtmak ve onları benim aleyhime çevirmektir.
Zira bu ülkenin âlimlerinin gönüllerinde, Şeyh İbn Teymiyye, Şeyh İbn Kayyim ve Şeyh Muhammed b. Abdülvehhâb'ın –Allah onlara rahmet etsin– büyük bir yeri olduğu bilinmektedir.
Bu sebeple onlar, maksatlarına ulaşabilmek ümidiyle, âlimleri bana karşı tahrik etmek için hakkımda bu iftirayı uydurdular. Allah şahittir ki, onlar benim bundan beri olduğumu kendi içlerinde bilmektedirler; fakat yine de iftira etmektedirler."
Ebu Gudde'nin sözleri burada bitti...
Şimdi akıllar da tek bir soru kaldı:
Zâhid el-Kevserî'nin öğrencisi Abdulfettâh Ebu Gudde bir Vehhabi/Selefi miydi?
el-Cevap: Elbette hayır! Sadece adalet ve hikmet sahibiydi...
Fakat onu sevdiğini ve ilminden istifade ettiğini iddia eden Ant-i Vehhabi/Selefi arkadaşlardan biz de Ebu Gudde'nin sahib olduğu adalet ve hikmeti asgarî düzeyde bekliyoruz.
Bunu onlara İLZAM için değil, ÖRNEK olması için gösteriyoruz.
Allah onları da ve bizleri de hidâyete iletsin...
Diyorlar ki:"Şirk mümkünatta olmaz!"
Peki mümkünât ne?
"Yaratmak, diriltmek, çocuk bahşetmek, tasarruf vb."
Çünkü; Allâh bunları meleklere, nebilere de veriyormuş!
Mümkün olmayan ne?
"Allâh'ın üstünde veya Allâh ile eşit bir ilah görmek"
Şirki nasıl da daralttılar ama!?
Ülkemizdeki insanların farklı kasıtlarını göz önüne alarak "Şefaat Ya Rasûlullâh" sözünü "münker" diye ıtlâk etmek Allâhu A'lem daha uygundur.
Bu ıtlâk meselenin şirk ve haram olan bütün yönlerini kapsar.
Nitekim Şeyh el-Berrak'da böyle yapmıştır:
https://t.co/ebkp9TFXdi