Filenin Sultanları FIVB Milletler Ligi finalinde Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek Dünya Şampiyonu oldular. Ay-yıldızlı bayrağımızı göndere çektirip İstiklal Marşımızı dünyaya dinleten Sultanları ve emeği geçen tüm ekibi ve
Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ı kutlarım.
Kadınlar Milli voleybol takımız Dünya Milletler ligi yarı finalinde ev sahibliği yapan Çini Voleybol takımını 3/0 yenerek finale yükseldi… yarın ( Pazar) 14.30 Brezilya ile şampiyonluk maçına çıkacak olan Filenin sultanlarına başarılar dilerim.
23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresinde Türk milletinin bağımsızlığını tüm dünyaya ilan ettiği, Millî Mücadele hedeflerinin belirlendiği tarihi dönüm noktasının 107. Yılını kutlar, Millî Mücadele’ye yön veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahramanlarımızı rahmetle, minnetle anarım.
20Temmuz 1974 günü Kıbrıs barışı için adaya çıkılarak Türk’ün katliamına son verildiği 52. yılı en kalbi duygularımla kutluyor.
Kıbrıs Türk vatan için göğsünü siper eden kahraman askeri ve sivil güvenlik güçlerimizi rahmetle,minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunarım.
15 Temmuz, demokrasiye vurulmak istenen dış mihraklalı bir kalkışmadır. Bunu yapan iç dış mihrakları lanetliyorum.
Şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.
İstiklal ve istikbalimiz için verilen Millî Mücadele’nin dönüm noktalarından biri olan Erzurum Kongresi için 3 Temmuz 1919’da, şehrimize teşrif eden Türk’ün Başbuğu Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının aziz hatıralarını saygıyla, minnetle ve özlemle anıyorum.
BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN !.
Sevgisiyle bizleri kuşatan, fedakârlıklarıyla hayatımıza yön veren tüm babalarımızın Babalar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.
Ebediyete irtihal etmiş tüm babaları rahmet, minnet ve dualarla anıyor; aziz hatıralarını saygıyla yâd ediyorum.
Yüreğimin derinliklerinde her an yanımda olduklarını hissettiğim eş-dost,akraba arkadaşlarımın ve ailelerinin, kurban bayramını tebrik eder, ahirete göç edenlerimizi rahmetle anar, hayatlarını idame ettirenlere huzurlu ve mutlu günler dilerim.
19 MAYIS 1919 – ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI
I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti mağlup olmuş; başta İzmir olmak üzere Anadolu’nun birçok bölgesi, Paris’te “Dörtler Konseyi” olarak anılan İngiltere, Fransa, ABD ve İtalya’nın aldığı kararlarla işgal edilmiştir.
Ordumuzun büyük bölümü terhis edilmiş, silahlarına el konulmuş, haberleşme kaynaklarımız işgal güçlerinin kontrolüne geçmiştir. Umutların tükenmeye yüz tuttuğu bu karanlık günlerde, bağımsızlık meşalesini yakmak üzere 16 Mayıs 1919’da 9. Ordu Müfettişi, Mustafa Kemal Atatürk, Şişli’deki evinden ayrılarak Galata Rıhtımı’ndan Bandırma Vapuru ile Samsun’a doğru yola çıkmıştır.
18 silah arkadaşı, 25 er ve erbaş ile toplam 43 kişilik heyet ve altı eğerli atla başlayan bu yolculuk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da tarihin akışını değiştiren ilk adım olmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşlarıyla birlikte kaldığı Mantıka Palas Oteli’nde şu tarihi sözü dile getirmiştir:
“Bu millet, esir yaşamaktansa ölmesi daha iyidir.”
Bu söz, Türk milletinin bağımsızlığa olan sarsılmaz inancının ve Millî Mücadele ruhunun en güçlü ifadesidir.
Atatürk’ün “Benim doğum günüm” dediği 19 Mayıs; bağımsızlığın, özgürlüğün ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı kutlu gündür. Aynı zamanda, gençliğe duyulan güvenin ve geleceğe bırakılan en büyük emanetin simgesidir.
Bağımsızlığımızın nişanesi olan al yıldızlı bayrağımız altında; demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak yükselen Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun ilk adımı olan bu anlamlı günü büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 107. yılını en içten duygularımla kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna mücadele eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
ELLERİ ÖPÜLESİ ANNELERİMİZİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN…
Bir anne düşünün…
Daha evladının yüzünü görmeden, kalbinin atışını kendi yüreğinde hissettiği ilk andan itibaren ömrünü ona adayan bir anne…
Dokuz ay boyunca bedeninde taşıdığı yavrusunu, yalnızca dünyaya getirmekle kalmayıp; ömrü boyunca sevgisiyle büyüten, dualarıyla koruyan, şefkatiyle hayata hazırlayan bir anne…
Geceleri herkes uyurken, o uykusunu evladının nefesine emanet eden…
Yavrusunun üzeri açılmış mı diye defalarca uyanan…
Bir damla ateşinde yüreği yanan…
Kendi yorgunluğunu unutup, çocuğunun saçlarını okşayarak ninniler söyleyen o merhamet abidesi kadın…
Sabahın ilk ışıklarıyla mutfağa geçen yine odur.
Hazırladığı kahvaltıya yalnızca ekmek, peynir değil; sevgisini, duasını ve umutlarını da koyar.
Bir “Günaydın evladım” deyişi bile, karanlık bir günü aydınlatmaya yeter.
Anne…
Bazen öğretmendir, bazen sırdaş…
Bazen arkadaş, bazen sığınılacak son limandır.
Çocuğunun korkularını kendi içinde saklayan, onun gözyaşını kendi yüreğinde dindiren görünmez kahramandır.
Daha okul çağı gelmeden, oyunların içine hayatı öğretir.
Sevgiyle eğitir, sabırla büyütür.
Okul kapısında dakikalarca bekleyen, zil çalana kadar gözünü ayırmayan yine annedir.
Evladı bir adım büyürken, o sessizce gururlanır…
Çantasını kendi omzuna alır ama evladının yükünü ömrü boyunca yüreğinde taşır.
Kışın ayazında günlerce ilmek ilmek ördüğü kazaklarda sadece yün değil; fedakârlık vardır, emek vardır, anne duası vardır.
Bir annenin ördüğü eldiven, yalnızca eli değil; evladının kaderini de ısıtır adeta…
Çünkü bizim inancımızda ve kültürümüzde “anne”, sıradan bir kelime değildir.
Ana; vatandır…
Ana; yuvadır…
Ana; merhametin yeryüzündeki adıdır.
Bu millet, “ana” kelimesini kutsal bilen bir millettir.
Anavatan deriz…
Anayurt deriz…
Anadolu deriz…
Çünkü biliriz ki bir milleti ayakta tutan en büyük güç, annelerin yetiştirdiği vicdanlı evlatlardır.
Türk annesi yalnızca evladını büyütmez; bir milletin karakterini yoğurur.
Evladına sadece yaşamayı değil; dürüstlüğü, merhameti, bayrağa sadakati ve vatan sevgisini de öğretir.
Birlik olmayı, kardeşçe yaşamayı, devlete sahip çıkmayı nasihat eder.
“Devlet ebed müddet yaşasın” duasını yüreğinde taşır.
Ve bazı anneler vardır ki…
Yüreklerine kor düşmüş ama başları dimdik duran anneler…
Şehit anneleri…
Evladını bu vatan toprağına emanet etmiş, gözyaşını içine akıtmış o mukaddes anneler…
Onların sabrı da, duası da, acısı da bu milletin en kıymetli emanetidir.
Bugün; fedakârlığın, merhametin, sabrın ve karşılıksız sevginin timsali olan bütün annelerimizin günüdür.
Başta evlatları şehit ve gazi olan annelerimiz olmak üzere, ebediyete irtihal eden tüm annelerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor; hayatta olan bütün annelerimizin ellerinden hürmetle öpüyor, Anneler Günü’nü yürekten kutluyorum.
Mekânı cennet olan annelerimizin ruhları şad olsun…
Hayatta olan annelerimize sağlıklı, huzurlu ve bereketli ömürler diliyorum.
Mücahit Himoğlu
VEFAT / TAZİYE – BİR YAPRAK DAHA DÜŞTÜ
Bu dünya…
Her geçen gün biraz daha eksilen, biraz daha sessizleşen bir yer artık.
Ve yine… bir eksilişin, bir kopuşun, bir vedanın içindeyiz.
Erzurum’un hafızasına kazınmış, vakarıyla, sözüyle, duruşuyla iz bırakmış duayen hukukçulardan iki dönem Erzurum Baro Başkanlığı görevini ifa eden,
Av. Faruk Terzioğlu’nun Hakk’a yürüdüğü haberini, yüreğim de ağır bir sızıyla öğrenmiş oldum…
Zaman acımasız…
Yaprak dökümü misali, en kıymetlilerimizi alıp götürüyor.
Geriye ise yarım kalmış cümleler, eksik kalmış dost meclisleri ve içimize çöken derin bir sessizlik bırakıyor.
Faruk Terzioğlu…
Sadece bir isim değildi.
Bir duruştu.
Bir sadakatti.
Bir vefaydı.
O, dostlarının cenazelerinde,
düğünlerinde, dost ve arkadaşlarının hastalığında kapısını ilk çalan,
en zor anlarında onlara omuz veren gerçek bir gönüldaşımızdı…
Garibanların yanında duran,
sözünü esirgemeyen,
mertliğiyle hafızalara kazınan bir dadaştı.
Cumhuriyet sevdalısıydı, milli bir duruşu olan bir şahsiyetti…
Şimdi o aramızda yok…
Ama ardında silinmeyecek bir iz, unutulmayacak bir hatıra ve dolmayacak bir boşluk bırakarak aramızdan ayrıldı…
Bu bir veda değil sadece…
Bu, bir fani dünyadan sessizce ayrılmasıdır…
Merhum Faruk Terzioğlu’na Yüce Allah’tan rahmet diliyorum.
Başta kıymetli Terzioğlu ailesi olmak üzere, tüm dostlarına, sevenlerine ve hukuk camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Ruhu şad, hatırası daim olsun.
Mücahit Himoğlu
NOT: Cenaze yarın (Cuma) namazını takiben kılınacak cenaze namazından sonra Tortum ilçesinde Ebedî istirahatgâhına tevdî edilecektir.
Taziye Telefonları oğlu Haluk : +90 532 303 45 82
Abisi Ömer Terzioğlu: +90 544 215 13 04
BJK KONYASPOR MAÇI OYNANIYORDA DİĞER TRABZONSPOR/ GENÇLERBİRLİĞİ MAÇI NİYE İLERİ TARİHE ALINDI…
Çünkü BJK bu hafta Trabzonspor’la oynuyor… bunları gündeme getirmek lazım BJK yorgun Trabzonspor dinlenerek maça gelecek bu nasıl bir tezgah. BJK adına spor yorumcuları olan çok bilmişler birde bunu konuşun bakalım…
Skar… Olmayan pentilıyı konuşmayanlar GS var Cihan aydın BJK kaç maçını uedi nasıl oluyor maçın silik emir kulu orta hakem, var Cihan aydın… BJK verilmeye OH frikiki, OH Konyaspor’un kaptanı çok bilmişin biçtiği kart ortada niye konuşmuyorlar… BJK hakkı yenildiğini unutan dilsiz olan BJK geçinen TRİO lar… sizi kimler görevlendirdiği BJK aleyhine konuşun diyen ağa babalarınız yoksa sizin uvlufenizimi keser diye yalakalık görevindesiniz.
Evet devam etmeli, iyi bir kordine halinde birlik içinde olmalı. A spor’da spor yorumcusu Kartal gibi BJK olupta BJK takımını hocasını masaya koyanların, birgün görevli maç hakem ve var dakinlerin hakkında konuşmuyorlarsa, BJK hocası futbolcular hakında kin nefretle konuşıyorlar. GS spor yorumcularından olan Levent Tüzmen gibi takımını programlarda yargılanmadına müsade ettirmeyim spor program yorumcularını GS lehine yönlentiyorsa haksız penaltıları dahi onlara savunduruyorsa BJK Spor yorumcularıda öyle olmalı. İçindeki kinle nefretle tenkiti maç trosuna vara yapsınlar.
Takımı türibünlere yuhlatmayı bıraksınlar.
Biz BJK taşlıyız bir mesele varsa içeride halledilir. Kol kırılır yen içinde kalır.
Her yeni gelen yönetim eskiyi tenkiti bıraksınlar birlikte hareket etmelidirler.
HIDIRELLEZ !.
5 Mayıs akşamı başlayıp 6 Mayıs ikindi vaktine kadar süren Hıdırellez; baharın gelişini, umudu, bereketi ve yenilenmeyi simgeleyen kadim bir gelenektir…
Bu özel gün, Hızır ile İlyas’ın yeryüzünde buluştuğu zaman olarak kabul edilir. Kökeni hakkında farklı görüşler olsa da; Anadolu, Mezopotamya ve Orta Asya kültürlerinin izlerini taşıyan zengin bir mirastır.
Halk arasında Hızır’ın her an, her kılıkta karşımıza çıkabileceğine inanılır. Bu yüzden “Her gördüğünü Hızır bil” sözü, iyiliğin ve yardımseverliğin önemini hatırlatır.
Rivayetlere göre Hızır ve İlyas, ölümsüzlük suyu “Ab-ı Hayat” ile buluşmuş ve bu sayede ebedi hayata kavuşmuştur. Bu inanç, Hıdırellez’e mistik bir anlam kazandırır.
Bu gecede insanlar dileklerini gül ağaçlarına asar, toprağa gömer, kapılarını rızık için açar… Bereket için dualar edilir, şifa için ritüeller yapılır. 41 çeşit otla hazırlanan sular, bolluk için asılan torbalar, yoğurt mayalama inanışları ve daha nice gelenek bu özel günü süsler.
Paylaşmak, ikram etmek, komşularla bir araya gelmek de Hıdırellez’in en güzel yanlarındandır. Çünkü bu gün; sadece dilek dilemek değil, aynı zamanda birlik ve beraberliği yaşatmaktır.
Dilekleriniz kabul, gönlünüz huzur dolu, sofralarınız bereketli olsun…
Hıdırellez bayramınız kutlu olsun.
Mücahit Himoğlu
3 Mayıs;Türkçülük Turancılık davasını şiar edinmiş, varoluşsal değerlerine sahip çıkan Türk milliyetçilerinin ulvi nişanesidir. Bu kutlu iradeye sahip tüm Türk milliyetçilerinin, hayata Türk’çe bakan bizlerin, 3 Mayıs günü kutlu olsun...
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE !.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “benim en büyük eserim” dediği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla millet egemenliğinin ilan edildiği bu anlamlı günün 106. yılını gönüllerimizde coşkuyla kutluyoruz.
Milli iradenin temellerinin atıldığı, bağımsızlık ruhunun milletçe benimsendiği 23 Nisan; ilk olarak 1925 yılında “Çocuk Günü” olarak ilan edilmiştir. Bu özel gün, Türk milletinin verdiği bağımsızlık mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olarak her yıl gururla anılmaktadır.
23 Nisan’ın çocuk bayramına dönüşmesi fikri, 23 Nisan 1920 akşamı düzenlenen bir toplantıda gündeme gelir. Yunus Nadi, Ruşen Eşref Ünaydın, Hacı Feyzullah Efendi ve Mazhar Müfit Kansu’nun bulunduğu bu sohbette, Mazhar Müfit Bey’in “Bu önemli günü nasıl isimlendirelim?” sorusuna Atatürk şu anlamlı cevabı verir:
“Bugün açtığımız Büyük Millet Meclisi büyüyecek olan bir çocuktur. Onun için bu günü çocuk bayramı olarak ilan edelim; öyle ki bu çocuk büyüsün ve zaferini kendisi ilan etsin.”
Bu düşünce doğrultusunda, Atatürk’ün öncülüğünde Himaye-i Etfal Cemiyeti tarafından 23 Nisan 1926’da ilk kez çocuk bayramı olarak kutlama gerçekleştirilmiştir. Cemiyet Başkanı Fuat Bey’in o gün yaptığı konuşmada kullandığı “istikbal ve istiklalimizin önemli günü” ifadesi, bayramın anlamını en güçlü şekilde ortaya koymuştur.
23 Nisan, 1935 yılında “Hakimiyet-i Milliye Bayramı”, 1981 yılında ise “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını almıştır. TRT’nin, UNESCO’nun 1979 yılını “Çocuk Yılı” ilan etmesinin ardından başlattığı Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği ile bayramımız dünya çapında bir nitelik kazanmıştır.
1979 yılında altı ülkenin katılımıyla başlayan bu uluslararası etkinlik, ilerleyen yıllarda kırktan fazla ülkenin katılımıyla büyük bir şölen hâline gelmiştir. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen çocukların Türk aileler tarafından misafir edilmesi, milletimizin köklü misafirperverliğini tüm dünyaya göstermektedir.
Bugün de 23 Nisan, farklı kültürlerden çocukların bir araya geldiği, dostluk ve barış mesajlarının verildiği evrensel bir bayram olarak kutlanmaya devam etmektedir.
Genç nesillerimizin yüreğinde özgürlük ve vatan sevgisi ile yanan meşale, ilelebet sönmeden varlığını sürdürecektir.
İlk milli bayramımız olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türk milletine kutlu olsun!
Mücahit Himoğlu
ŞAMPİYON ERZURUMSPOR!
Takım ruhunun ne demek olduğunu sahada, tribünde ve yüreğinde taşıyanların omuz omuza vererek yazdığı bir destandır bu şampiyonluk…Bu zafer; inancın, emeğin, sabrın ve asla vazgeçmeyen azmin ta kendisidir.
Biz biliyoruz ki başarı, tek bir kişinin değil; aynı hedefe kilitlenmiş yüreklerin ortak eseridir.
Sahada ter döken futbolcularımızdan, kenarda strateji kuran hocamız ve ekibine; kulübü ayakta tutan başkanımızdan, görünmeyen kahramanlarımız olan tüm çalışanlara kadar herkes bu büyük hikâyenin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Malzemecisinden sağlık ekibine, mutfakta emek veren herkese kadar her katkı, bu kupada iz bırakmıştır.
Ve en önemlisi… Cefakâr taraftarlarımız! Yağmurda, karda, deplasmanda; umutların azaldığı anlarda bile desteğini esirgemeyen, çift başlı kartallı armanın mavi-beyaz renkleri için atan yürekler…
Bu şampiyonluk, sizin sesiniz ve inancınızla kazanılmıştır.
Bu zafer; birlik olmanın, birbirine inanmanın ve asla pes etmemenin manifestosudur.
Bugün kazandığımız sadece bir şampiyonluk değil; köklü bir aidiyetin, birlikte başarmanın ve Dadaş ruhunun zaferidir.
Bu büyük başarıda emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.
Çünkü bu bir son değil… Daha büyük şampiyonluklara yürüyen DADAŞLARIZ!
Mücahit Himoğlu
VEFAT/ TAZİYE
Türk siyasetinin duayen bir dönemlere iz bırakan isimlerinden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapan Hüsamettin Cindoruk’un hakka yürüdüğünü öğrenmiş bulunuyorum…
TBMM başkanı merhum Hüsamettin Cindoruk’a Allah’tan rahmet ; kederli ailesine, yakınlarına, TBMM üyesi olan tüm parlementerlere sabır ve başsağlığı dilerim.
Türk Polis Teşkilatı, 181. yılı aşkın köklü geçmişiyle milletimizin huzur ve güvenliğini fedakârlık ve cesaretle sağlayan emniyet mensuplarımızın gününü kutluyor, görevi başında şehit olan kahraman polislerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunarım. Mücahit Himoğlu
Demokrasi, insan hakları, adalet prensiplerine bağlı laik, sosyal ve hukuk devletinin güvencesindeki tarafsız adil savunma yükümlüsü tüm avukatlarımızın günlerini kutlarım.