Şampiyon Filenin Sultanları 🇹🇷
Ay-yıldızlı formayı yüreğinde taşıyarak FIVB Voleybol Milletler Ligi Şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyorum.
86 milyonun yüzünü güldürdünüz;
inancınızla, mücadelenizle gururumuz oldunuz.
İyi ki varsınız.
Tebrikler Filenin Sultanları!
Bize büyük bir gurur daha yaşattınız. Sizde bu kararlılık ve mücadele azmi olduğu sürece yenemeyeceğiniz takım yok.
İyi ki varsınız!
Yargılanmak başka, susturulmak başkadır.
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı. Yöneltilen iddialara cevap vermek, gerçekleri anlatmak istedi. Ama buna dahi tahammül edemeyenler tarafından zorla mahkeme salonundan çıkarıldı.
Savunma hakkından korkanlar, gerçeğin ortaya çıkmasından korkanlardır. Ve onlar asla adalet dağıtamaz.
Savunmanın susturulduğu yerde hukuktan da adaletten de söz edilemez!
Millet bu karanlığı da, bu hukuksuzluğu da unutmayacaktır.
Biz, yüzümüzü millete dönmekten vazgeçmeyeceğiz!
Sevgili gençler,
kadını - erkeği ile 86 milyonun yoldaşlığı ile çok büyük bir Cumhuriyet, demokrasi zaferi ile sarsılmak; milli egemenlik ve milletin iktidarının TBMM’sini kurmak zamanıdır. Seçme ve seçilme hakkını korumak zamanıdır.
Az kaldı…
Gelecek sizindir, siz geleceksiniz!
Her şey çok güzel olacak!
https://t.co/Zs4UckzaiZ
Bir şeyler oluyor… Görüyor musunuz?
Bir şeyler oluyor…
Şehirler, meydanlar, sokaklar…
Toprak gibi uyanıyor, nehir gibi yatağına sığmıyor.
Güzel şeyler oluyor…
Bize bir millet, bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter!
Bir şeyler oluyor güzel memleketimde…
Bir şehri gezer geçersiniz. Bir de bir şehir sizi yüreğine buyur eder.
Gaziantep bugün bizi yüreğine buyur etti.
Böyle karşılananlar yorulmaz; böyle yürüyenler durmaz.
Durmayacağız, yorulmayacağız.
Şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybeden Selime Balcı’nın annesi Arife Balcı, kazayı ve sonrasında yaşananları anlattı.
Kazanın görgü tanıkları susturulmuş ve Arife Balcı, olayın üstüne gitmemesi için kapalı tehditler almıştır.
Türk milletine çağrımızdır: Arife Balcı’nın sesi olalım!
Okul müdüründen tokat yedığı için şikayetçi olması sebebiyle cezalandırılan ve 180 km uzakta bir yere sürülen her gün 3000 TL taksi parası veren, ve sonunda intihara sürüklenen annesinin tek başına büyüttüğü bir yetimin hakkını savunmak zorundayız #Irmaköğretmeniçinadalet
Dün, adalet ve hukuk sistemi adına utanç verici bir gündü.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker mahkemede, uğradığı şantajı, işkence ve taciz gibi zorbalıkları anlattı.
Salondaki herkesin tüyleri diken diken oldu. Bu anlatımları ben de milletimizle paylaşmak istiyorum.
İBB kumpas davasının, 19 Mart darbesinin sahibi saraydaki zihniyetin nasıl metodlar kullandığını ibretle okuyacaksınız.
Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve “arınma” ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan “saray kayyumu” da bu vahim ifadeleri derhal okusun!
https://t.co/39BNFNzjca
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
BU POSTU GÖREN HERKESİN PAYLAŞMASINI RİCA EDİYORUZ — Bir annenin yardım çığlığına destek olalım.
Fail Alper Hisar, Selime Balcı’yı zorla uy*turucuya başlattı, fuh*şa zorladı, darp etti, t*vüz etti ve kasten uçurumdan attı.
Ardından olay basit bir trafik kazası gibi gösterilmeye çalışıldı; ancak hiçbir fren izine rastlanılmadı, emniyet kemerlerinin koltuk arkasından bağlandığı ve kamera kayıtlarıyla aracı failin kullandığı kesin olarak tespit edildi.
Somut deliller olmasına rağmen Selime’nin cenazesi Adli Tıp Kurumu’na gönderilmedi ve hiçbir otopsi işlemi yaptırılmadı; deliller karartılarak cinayet örtbas edilmeye çalışılıyor!
Somut delillere rağmen Fail Alper Hisar hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
ÖDÜL GİBİ CEZA OLMAZ!
Olay: Mersin’de geçiyor.
Anne Arife Balcı, aylardır sesini duyurmaya çalışıyor. Sosyal medyada aylardır mücadele ediyor. Lütfen sesi olalım.
#SelimeBalcıİçinAdalet