1/ Kumpas nedir, nasıl kurulur biliyor musunuz? Gazeteciliğini bir silah gibi kullanıp gerçeği ortaya çıkarmak yerine bir insanın hayatını karartmanın aracına dönüştürülür. Gelin size güzel bir örnek üzerinden açıklayayım++
Fatih Altaylı'dan yeni vergi paketine ve makam araçlarına sert tepki:
🔶 Bu vergiler yemin ediyorum şeytanın aklına gelmez.
🔶 Yani kredi kartı limitinden vergi almak şeytanın aklına gelmez.
🔶 Mesela şöyle de yapabilirdi, şimdi onu bir dahaki sefere saklıyor herhalde.
🔶 Yani bu ilk gçirme, ikinci gçirmede de onu yapacaklar işte.
🔶 Kredi kartı limiti 100.000-200.000 lira olandan 750 lira, 200.000-300.000 arası olandan 1.000 lira, 300.000-500.000'den 3.000 lira falan gibi onu da yapacaklardır.
🔶 Niye, çünkü Amerika'ya 5 uçakla gitmezsek olmuyor.
🔶 Yeni bakanın Audi A8'i veya Mercedes S500'ü olur da eskisinin olur mu?
🔶 Yani şimdi koca bakan alışmış A8'e, iner mi A8'den normal Passat'a?
🔶 Babalarının çiftliğinde de A8'e biniyorlardı ya!
🔶 Dedeleri de köyde traktöre bile binmeyen bu h*rifler, A8'le geziyorlardı ya köyde.
🔶 Bununla ilgili söylenecek tek bir şey var.
🔶 Edep Yâ Resûlallah.
Haluk Levent'in çalışanı Yeliz Kaya'ya tam 17 gayrimenkul devreden kişi bu.
Sakarya'daki Koçsu Yapı'nın sahibi.
Esin Önde Çağlayan'ın sorgusunda bu gayrimenkuller tek tek soruluyor. Ama ne hikmetse ilk devreden kişiye, yani AKP'l inşaatçıya hiç bir soru sorulmuyor. Bir para transferi de görünmüyor. Bedava mı vermiş?
Borç verip geri alan tutuklu, milyonlarca liralık daireleri bir çırpıda bedava verenler serbest!
Sınıf sınıf inceledim: Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi bu yıl 128 mezun verdi. Bu 128 öğrenciden 21’i üniversite sınavında ilk 100’e girdi. Bu durum, hayatın olağan akışına aykırı görünmektedir. Konunun açıklığa kavuşturulması amacıyla mutlaka adli ve idari soruşturma başlatılmalıdır.
Ebubekir Şahin, “Kızının sınavsız memur yapıldığı” haberimiz nedeniyle gazetemiz BirGün’e, BirGün Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın’a ve bana 100 bin TL’lik tazminat davası açmış.
Ayrıca bu haberimiz nedeniyle Şahin’in ceza yargılaması talebiyle yaptığı suç duyurusu “basın özgürlüğü ve kamu yararı” gerekçesiyle dava dönüştürülmedi.
Hepsi FETÖ’nün emir eriydi. Hukukla ilgileri yoktu. Cahil değildiler. Kumpasın parçası, önemli aktörüydüler. Suç yaratma, delil uydurma çabaları bir yana düşman ceza hukuku yarattılar. Patronları Sedat Sami Haşıloğlu idi. Hukuksuzlukları öyle bir hal almıştı ki yasayı uygulamıyoruz çünkü bizce anayasaya aykırı diyorlardı. Yetersiz de olsa hak ettikleri cezayı buldular. Kaçanlar da yanlarına kalacak sanmasınlar…
Bu isimleri ve yaptıklarını kimse unutmasın diye isimlerini ve aldıkları cezalara ilişkin haberi yayınlıyorum.
HSK’DAN ERGENEKON DAVASI KARARI: 62 HÂKİM VE SAVCIYA MESLEKTEN İHRACINA HÜKMETTİ
Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesi, Ergenekon Davası’nın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında görev alan 62 hâkim ve savcı hakkında meslekten çıkarma cezası verdi.
Toplam 87 dosyadaki fiillerin incelendiği kararda; sahte olduğu adli ve teknik raporlarla ortaya konulan dijital verilerin, dışarıdan müdahaleyle oluşturulduğu değerlendirilen dosyaların ve tartışmalı gizli tanık beyanlarının hükme esas alındığı belirtildi.
HSK, sanıkların masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiği, savunmanın delillere erişiminin kısıtlandığı ve yargılamanın medya operasyonlarıyla yönlendirildiği değerlendirmesinde bulundu.
Karar kapsamında;
▪️ Hasan Hüseyin Özese’ye 19,
▪️ Sedat Sami Haşıloğlu’na 17,
▪️ Hüsnü Çalmuk’a 16,
▪️ Zekeriya Öz’e 13,
▪️ Mehmet Ali Pekgüzel ve Ercan Fırat’a 12’şer kez meslekten çıkarma cezası verildi.
Aralarında Fikret Seçen, Muammer Akkaş, Mehmet Berk, Mustafa Başer ve Şadan Sakınan’ın da bulunduğu 62 kişi hakkında toplam 230 kez meslekten çıkarma cezası uygulandı.
HSK ayrıca, Anayasa Mahkemesi ihlal kararları ve tazminat hükümlerine konu 57 dosyada, Hazine tarafından ödenen tazminatların ilgililere rücu edilmesine izin verdi.
MESLEKTEN İHRAÇ CEZASI VERİLEN 62 HÂKİM VE SAVCI:
▪️ Abdullah Öztürk
▪️ Ali Alçık
▪️ Ali Efendi Peksak
▪️ Ali Haydar
▪️ Alpaslan Uz
▪️ Aytekin Özanlı
▪️ Birol Bilen
▪️ Bülent Kınay
▪️ Cihan Kansız
▪️ Davut Bedir
▪️ Dursun Ali Gündoğdu
▪️ Ercan Fırat
▪️ Ercan Şafak
▪️ Eşref Aksu
▪️ Fatih Mehmet Uslu
▪️ Fazıl Balta
▪️ Fikret Seçen
▪️ Gökmen Demircan
▪️ Hadi Çağdır
▪️ Hakan Karaali
▪️ Hasan Hüseyin Özese
▪️ Hikmet Usta
▪️ Hüseyin Ayar
▪️ Hüsnü Çalmuk
▪️ İdris Asan
▪️ İsmail Işık
▪️ İsmail Tandoğan
▪️ Kadir Altınışık
▪️ Mehmet Ali Pekgüzel
▪️ Mehmet Berk
▪️ Mehmet Ekinci
▪️ Mehmet Erdoğan
▪️ Mehmet Hamzaçebi
▪️ Mehmet Karababa
▪️ Mehmet Murat Dalkuş
▪️ Mehmet Murat Yönder
▪️ Mehmet Uğurlu
▪️ Mehmet Yüzgeç
▪️ Menekşe Uyar
▪️ Mesut Özcan
▪️ Metin Özçelik
▪️ Muammer Akkaş
▪️ Murat Üründü
▪️ Mustafa Başer
▪️ Mustafa Boz
▪️ Muzaffer İren
▪️ Nalan Can
▪️ Nihat Taşkın
▪️ Nihat Topal
▪️ Nurullah Çınar
▪️ Osman Kaya
▪️ Ömer Diken
▪️ Rüstem Eryılmaz
▪️ Savaş Çelik
▪️ Sedat Sami Haşıloğlu
▪️ Seyfettin Mermerci
▪️ Süleyman Karaçöl
▪️ Süleyman Pehlivan
▪️ Şadan Sakınan
▪️ Vedat Dalda
▪️ Yakup Hakan Günay
▪️ Zekeriya Öz
X hesabımız @morcativakfi geçtiğimiz günlerde BTK kararıyla Türkiye’de erişime engellendi. Hukuki süreç sonuçlanana kadar açtığımız bu yeni hesabı kullanacağız.
Takip ederek ve paylaşarak destek olabilirsiniz.
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Ahmet Türk şöyle diyor:
“Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
Bak Ahmet Türk…
9 köyün ağasısın, milyonlarca paran var, yüzlerce mülkiyetin ve toprağın var, 21 yıl bu ülkede milletvekilliği yaptın, her ay 100 binlerce lira maaş alıyorsun, misafirin gelince 600 kişilik yemek hazırlıyor, 42 oğlak kesiyorsun, bir şehrin belediye başkanlığını yaptın, tutuklandın, yargı kararı olmadan birinin söylemesiyle cezaevinden çıktın, Kürt’üm diyorsun, istediğin yerde Kürtçe konuşuyorsun, bu ülkenin gariban çocuklarının görmediği sahillerde çocukların torunların görüyor, son model arabalara biniyorsun, …
İşte Kürt sorunu sensin Ahmet Türk!
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in hepimizden bir talebi var.
Malum kayyum Kemal Kılıçdaroğlu otobüsleri aldı, kurumsal sosyal medya hesaplarını aldı, her şeye el koydu!
Burada sesimizi duyurabileceğimiz sadece sizler varsınız!
CHP Grup Toplantısı
Saat ⏰: 13:30
Tarih 📅: Yarın
Kayyumlara, seçilmiş iradelere baskıya karşı her yerde paylaşalım!
“Haram araç” skandalını doğru anlamış mıyım bakalım.
Kılıçdaroğlu ve 22 vekil, Aziz İhsan Aktaş adlı yolsuz iş insanı çevresine kümelenmiş CHP’lilere isyan ediyordu.
Bayram günü sabahı yolsuz işadamı Aktaş’ın partiye hediye ettiğini iddia ettikleri iki aracı ‘haram parayla alındı’ yazarak genel merkezde sergiye çıkardılar.
Ancak Özgür Karabat akşamüstü aracın da partinin parasıyla alındığını açıklıyor. Dahası araçlardan birini görevdeyken Kılıçdaroğlu’nun kullandığı ortaya çıkıyor.
Skandal bununla bitmiyor.
Özgür Karabat açıklamasında bir aracı daha gündeme getiriyor. O sergide olmayan 3’üncü aracı yine görevdeyken Kılıçdaroğlu kullanmış. Ve sıkı durun.
Aracı Aziz Aktaş Kılıçdaroğlu’na İstanbul’dan göndermiş. Kılıçdaroğlu genel başkanlıktan düşünce tekrar araç İstanbul’a dönmüş. Bunun anlamı şu: Yolsuz işadamı, aracı partiye değil, şahsa tahsis etmiş. O şahıs Kılıçdaroğlu.
Bitmedi, asıl bomba geliyor. Yolsuz işadamının araç tahsisine 22’lerden Erdoğan Toprak aracılık etmiş.
Sonuçta Özgür Karabat’a cevap verilemedi.
Günün sonunda baş yolsuz işadamı ile kilit bağlantısı olanlar, “yolsuzluk var” diye CHP’yi yok etmeyi göze alanlar çıkıyor. İktidar lehine canhıraş çalışma motivasyonunun bir açıklamasını arıyorduk. Sonunda tuhaf bir yere geldik.
CHP kurultayının iptali meselesinde ortaya çıkan tablo artık çok daha net görülüyor.
Bir taraftan
“kurultay iptal edildi, yönetim değişti”
algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Ama ortadaki resmi belgeler başka bir şey söylüyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi parti sicil kayıtlarında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
YSK kayıtlarında da
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
Mevcut yönetimin mazbatası duruyor.
Yani seçim hukukunda en önemli belge olan mazbata geri alınmış değil.
İptal edilmiş değil.
Yerine başka bir isim adına yeni mazbata düzenlenmiş değil.
Üstelik YSK’nın resmi yazısında çok açık bir ifade var:
“Kurulumuzun Anayasa ve yasalar gereği mahkeme kararlarını uygulamak gibi bir görevi ve yetkisi bulunmamaktadır.”
Yani halkın anlayacağı şekilde konuşalım:
Ortada tartışılan bir mahkeme kararı olabilir.
Ama seçim hukukunda bir yönetimin değişmesi için resmi kayıtların değişmesi gerekir.
Mazbatanın iptal edilmesi gerekir.
Yeni mazbata düzenlenmesi gerekir.
Bunların hiçbiri yapılmadan,
“CHP yönetimi değişti” demek hukuken de siyaseten de havada kalır.
Çünkü seçim hukukunda esas olan yorum değil,
resmi kayıttır.
Yetkiyi belirleyen şey dedikodu değil,
mazbatadır.
Bugün görünen gerçek şudur:
YSK kayıtlarında değişiklik yok.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarında değişiklik yok.
Mazbata iptali yok.
Yeni mazbata yok.
O halde ortaya çıkan bu tartışmanın temelinde hukuki belirsizlik olduğu açıktır.
Bu mesele sadece CHP’nin iç meselesi değildir.
Bu mesele;
demokratik siyasetin nasıl işleyeceğiyle ilgilidir.
Çünkü bir siyasi partinin kurultay iradesi,
delegelerin oyuyla oluşur.
Eğer seçim kurullarının verdiği mazbatalar yok sayılarak,
mahkeme koridorlarında siyasi sonuç üretilmeye çalışılırsa,
yarın hiçbir partinin kongresi,
hiçbir seçimin sonucu,
hiçbir demokratik irade güvende olmaz.
Mesele tam da budur.
Sandıkla gelen iradenin,
hukuki tartışmalar üzerinden etkisiz hale getirilmek istenmesidir.
Ama unutulmamalıdır:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine;
kapalı kapılar ardında yapılan hesaplar değil,
delegeler,
partililer
ve millet karar verir.
CHP sahipsiz değildir.
Millet iradesi de sahipsiz değildir.
Canım istedi, Bilgi Üniversitesi’ni kapattım.
Canım istedi, Bilgi Üniversitesi’ni açtım.
İyi de o zaman bu çocuklar neden polisten dayak yiyip gözaltına alındı?
Canı istedi ➡️ Başkanlık Sistemi