Alaçatı'da ev sattım.Oğlum beni aradığında sesi titriyordu.“Baba… iyi misin?” dedi.
Alaçatı’dan İzmir’e giden yolda olduğumu duyunca uyandı herhâlde.Çok nadir arar beni.
Gülümsedim.
“İyiyim oğlum,” dedim. “Birazdan çay içeceğim.”
Adım Hasan.
Yetmiş üç yaşındayım.
Ve üç ay önce hayatımda yaptığım en doğru ama en “ayıp” sayılan şeyi yaptım.
Alaçatı’daki taş evimi sattım.
Hani şu herkesin fotoğraf çektirdiği, kapısına yasemin saran, “ne şanslı adam” dedikleri ev…
Oğlum ben gidince butik otel yapacaktı o evi.Erken gittim belki ama uzağa degil İzmir'e.
Eşim Emine’yi iki yıl önce kaybettikten sonra o ev büyüdükçe büyüdü.
Duvarlar genişledi, odalar uzadı.
Sessizlik yayıldı.
Sabah kalkıyordum.
Çay demliyordum.
Karşıma kimse oturmuyordu.
Televizyon açıktı ama konuşan bana bakmıyordu.
Akşam oluyordu, kapı hiç çalmıyordu.
Telefon çalıyordu heyecanlanıyordum.internet taahut diyordu ya da benzerleri.
Biz buna “huzur” deriz ya…
Değilmiş.
Mezar sessizliğiymiş.
Bir gün aynaya baktım.
“Hasan,” dedim,
“Sen böyle ölmeye başlamışsın.”
Ve Evi sattım.
Komşular konuştu.
Akrabalar sustu.
Çocuklarım “baba delirdi” dedi.
“Bu yaşta ne yapıyorsun?” dediler.
“Millet Alaçatı’da ev almak için canını verirken sen satıyorsun.”
Ben bir oda kiraladım.
İzmir’de, eski bir apartmanda.
Üç artı bir ev.
Üç genç yaşıyor.
İlan şöyleydi:
“Oda kiralık. Kira günü aksamasın. Gürültü makul olsun.”
Kapıyı çaldığımda çocuklar bana baktı.
Sanki icradan gelmişim gibi.
Biri dedi ki:
“Amca… yanlış geldin galiba?”
_Doğalgaz gecikti biliyoruz.Ama ödeyeceğiz.
“Yok,” dedim.
“Ben Hasan. Yeni ev arkadaşınız.”
İlk hafta şoktu.
Bulaşıklar birikmiş.
Ayakkabılar kapının önünde değil, her yerde.
Gece biri geliyor, sabah diğeri çıkıyor.
Bir akşam salonda otururken çocuklardan biri sordu:
“Hasan amca… bizi ev sahibine şikâyet etmezsin değil mi?”
Güldüm.
“Evladım,” dedim,
“Ben bu ülkede 80’leri gördüm.
Elektrik kesintisinde mumla ders çalıştım.
Sizden korkmam.
Ama çayı iyi demlerim bitirirseniz, yeni çayı siz koyarsınız.”
Zamanla alıştık.
Ben sabah erken kalkıyorum.
Onlar uyanamıyor.
Ben yemek yapıyorum.
Onlar dışarıdan söylüyor ama yetmiyor.
Bir akşam çocuklardan biri eve geldi.
Yüzü bembeyaz.
İki işte çalışıyor.
Okula gidiyor.
Kirası, yol parası, kitap…
Tencereyi koymuştum.
Kuru fasulye.
Pilav.
Yanına turşu.
“Gel,” dedim.
Sessizce yedi.
Sonra durdu.
“Ben bunu en son babaannemde yemiştim,” dedi.
O gün bana “Hasan Amca” demeyi bıraktılar.
“Abi” dediler.
Ben onları sabah sınavlarına kaldırıyorum.
Biriyle konuşmaları gerektiğinde “sen de haklısın” demeyi öğretiyorum.
Faturayı nasıl kontrol edeceklerini anlatıyorum.
Onlar da bana telefon öğretiyor.
Kartla ödeme.
Uygulamalar.
Müzik.
“Abi bu şarkı sana gider,” diyorlar.
Bir akşam dediler ki:
“Hazırlan. Çıkıyoruz.”
Alaçatı değil.
Lüks değil.
Bir mekan.
Ucuz.
Samimi.
Masaya oturduk.
Biri saz aldı.
“Abi bir türkü söyle.”
Uzun zamandır sesimi çıkarmamışım.
Ama söyledim.
Masadaki herkes sustu.
Gençler… yaşlılar…
Herkes.
O an şunu anladım:
İnsan yaşlanınca yalnızlaşmıyor.
Yalnız bırakılıyor.
Ben artık büyük bir evde yalnız değilim.
Küçük bir evde hayatın içindeyim.
Oğlum hâlâ soruyor:
“Baba geri dönmeyecek misin?”
“Yok,” diyorum.
“Ben geçmişte yaşamaktan çıktım.”
Bu evde ses var.
Dağınıklık var.
Gelecek var.
Eğer bu satırları büyük bir evde, sessizlikle okuyorsan…
Bil ki sorun ev değil.
Sorun sessizlik.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey
bir oda,
bir tencere,
ve biriyle aynı masada gülmektir.
Yaş kaç olursa olsun.
Alıntıdır..
Ufak bir bar’ın sahibiyim.
Geçen akşamüstü bir müşteri geldi, kelli felli birine benziyordu.
Hafızamı biraz zorlayınca tanıdım.
Buyurun dedim,
-“Bugün çok gergindim, rahatlatıcı bir şey istiyorum,
ne tavsiye edersiniz” dedi.
Tam yerine geldiniz dedim. Ülkede en ucuz viskiyi biz satarız dedim.
18 yıllık viskimiz var.
-“Öylemi, ne kadar dedi” ?
-Bir shotu 200 TL dedim.
-O gerçekten çok ucuzmuş, duble olsun” dedi.
Hay, hay dedim.
Bardağınız var mı ? diye sordum. “Kim yanında bardak taşır tabii ki yok” dedi.
-Bizim bardaklar var efendim, 100 TL.
Şaşırdı ama tamam dedi.
İçkisini aldı bardan masaya geçip oturdu.
Efendim internet den 10 TL rezervasyonuz yoksa masa ücreti 100 tl dedim,” hayda” dedi ama verdi.
Oturduğu sandalye ufaktı, sığmıyordu.
-“Daha büyük sandalye yok mu “ dedi ?
Var tabi dedim ama internetten 10 TL koltuk seçmediğiniz için, 100 TL.
Sinirlendiği belli oluyordu.
“Yeter ama bu ne saçmalık, bu ne biçim işletme, sahibinizle görüşmek istiyorum” dedi.
Elbette dedim, burada değil ama her Pazartesi ve Salı sabah 9.00 ile 9.10 arasında bu numaradan kendisine ulaşabilirsiniz. Aramalar ücretsiz bağlanabilir ancak saniyede 10 Tl tutar.
" iyice sinirlendi, bağırmaya başladı”
-Bu resmen soygunculuk sizi şikâyet edeceğim.
-Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz.” ??!!
Sakince cevap verdim,
Elbette biliyorum.
Ali Sabancı’sınız.
Bende bir Pegasus müşterisiyim. Bu fikirlerin ilhamını sizden aldık. Unutmayın, en ucuz viskiyi biz satıyoruz.
Suna İnan'dan
@mugecol Utanmadan aylardır ödeme alıyorlar. Parasını ödediğin hizmeti alamıyorsun. Tüketici olarak sen bir gün bile ödemeyi geciktirsen hemen gecikme cezası vs ödüyorsun! Böyle başıboş bir ortamda istedikleri gibi at koşturuyorlar işte...
@TurksatKablonet@KabloTurksat@trkstabone_olma
#turksatkablonet aylardır parasını ödeyip kullanamadığım internet sorununu ne zaman çözeceksiniz? Dava açacağım sizin kadar rezalet hizmet veren bir kurum daha yoktur. #sikayetimvar#tuketicihaklari
Maşallah 🧿😍 Ülkemin amca teyzelerinin evliliğinde bu anlayış ve mutluluk arttıkça kötülükler silinecek 🙏 Böyle güzel insanların yetiştirdiği nesiller de güzel olur 🌸
Ekranda Devlet Bahçeli'den oldugu belirtilen ne zaman bir mesaj yayınlansa gaipten sesler duyuyor gibi oluyorum. Yaw bir tane fotoğraf bile mi paylaşılmaz? Söylentilere inanmaya başladım 🙄👻
İnancın başkalarının haklarına, özgürlüklerine ve yaşamına müdahale ediyor.
İşte sorun da burda başlıyor
Yoksa kimse senin dinine inancına düşman felan değil.
Neye inanırsan inan, nasıl ibadet edersen et, beni ilgilendirmez.
Yeterki inancını başkalarına diretme.
Kendin gibi düşünmeyenlerin fikirlerine ve yaşamlarına saygı duy..
İyi ve ahlaklı bir insan olmanın senin inandığın din kitap ile bir ilgisi olmadığını idrak et artık
Unutma, Sahip olduğun din yaşadığın topluma zarar vermediği sürece saygıyı hak eder...
Muazzez İlmiye Çığ
Ruhu Şad Olsun
@muge_dag70 Allah rahmet eylesin 🙏 Nur içinde yatsın 🙏 Ben de 9 yıl önce MS den kız kardeşimi kaybettim. Acılarını yürekten paylaşıyorum çok acı...😔 Yanımda olsaydı nefes alsaydı diyoruz ama onların çektiği büyük acılar dayanılır gibi değil...