Vize sorunuyla ilgili son gelişmelerden sonra diyebileceğim tek şey boşanın da semerinizi yiyin. Hatta yetmez bok yiyin diyeceğim onu da yersiniz valla.
"Bir saat önce metresinin yatağından kalkan ve şakakları viski terleyen sarhoş bir adam, karşımıza geçip de "Bu mübarek günde oruçlu ağzımla sizi mi kandıracağım" gibi laflar etmeye, göz boyamaya kalkışırsa, artık bu sahtekarlığının yüzüne vurulması farz oldu demektir".
Yassıada Başsavcısı Altay Ömer Egesel.
Tam 100 yıl önce bugün, Vahdettin San Remo'da kalp krizinden öldü.
Haremdekiler, bundan Nimet Hanım’ı sorumlu tutuyor ve kocasını zehirlediğini düşünüyorlardı.
Nimet Hanım anlatıyor:
- Türk kızı, sen aramıza geldin. Sen uğursuzluk getirdin. 670 seneden beri ilk defa olarak bir Türk kızı, Kadınefendi oldu. Her şeyin yıkılmasına sen sebepsin. Sen kocanı zehirledin. Burada aşçı ile senden başka Türk yok. Siz birlik oldunuz. Onu öldürdünüz. Böyle baskılar, suçlamalar karşısından da kaçamam. Canıma kıysam hepsi birden:
- Gördünüz mü? diyecekler. Kabahatini itiraf ediyor. Zehirleyen odur.
Otopsi yapıldı. Ortada zehir olmadığı fennen anlaşıldı. Cahil ağızlardan hala suçlamalar devam ediyor. Bunlara, hak verdirecek bir harekette bulunamam. Buna karşı da Türklük gururum isyan ediyor.
Soma Katliamı'nın 12. yılı.
Cezaevinde hiç sanık kalmadı.
En yüksek ceza alan sanıklar, ölen her madenci için sadece 6 gün hapis yattı.
Şu anda tek tutuklu, katledilen madencilerin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay.
Tarih, gerileyen ve çökmeye mahkum hegemonların son aşamasında dahi ders almadan yanlış taraf seçenlerin gelecek nesillere yüklediği külfetlerle doludur.
Küresel ve bölgesel konjonktür gelecek nesiller için bu derece yanlış okunur. Yazık çok yazık.
Serdar Akinan:
ABD ve İsrail bu savaşı kaybetmiştir. ABD gibi bir ülke tarafından dünyanın en gelişmiş silahlarıyla vurulmuş, bütün yönetim kadrosu bir gecede öldürülmüş, etnik/siyasi/dini olarak ayrışmış, ekonomik olarak inim inim inleyen bir ülkenin ayaklanmalarla batmasını, iç savaş çıkmasını beklersiniz.
Ama karşımızda inanılmaz bir direniş gösteren, 35 bin dolarlık dronlarla milyonlarca dolarlık savaş aygıtlarını adeta dize getiren, bütün Körfez ülkelerini psikolojik olarak çökerten, dünya enerji piyasalarını sarsan bir ülke var. 7. günde ortaya çıkan fotoğraf bana umut vermeye başladı. Bölge adına ve insanlık adına.
Ankara’da AŞTİ’de aracını kiraladıkları Binali Arslan’ı kaçırarak Mersin’de öldüren IŞİD’liler.
14 kişilik bu IŞİD’li aile, bu kılık kıyafetle Ankara Demetevler’den saatlerce yürüyerek AŞTİ’ye gelmişler, kimse durdurmamış. AŞTİ’nin yanındaki parkta bir gece kalmışlar, yine kimse fark etmemiş!
Tabii ki şüphe çekmez, çünkü bu iktidarın tek derdi siyasi muhalifleri. Gece yarısı mahkeme çalıştırıp Ayşe Barım’ı tutuklamayı iyi biliyorlar.
Erkan Baş: Suçlu olduğunu bildiklerini yanlarında tutarlar ve en pis işleri onlara yaptırırlar. Türkiye'de adaleti katleden Bekir Bozdağ'a yaptırırsın bunu ancak.
FotoHaber - Yakılan 400 milyar dolardan fazla rezerv, %100'ü geçen enflasyon, 25 TL'ye çıkan dolar ve 125 milyar dolarlık KKM yükünün ardından faizleri rekor düzeyde artırmak zorunda kalan Türkiye, "Peki ağam biz bu boku niye yedik?" sorusuna yanıt arıyor... https://t.co/uEZxMDTCjT
Seçim sonucu ne olursa olsun…
Hiçbir çaba boşa gitmedi, gitmeyecek.
Mücadele devam edecek.
Halkımızı, ülkemizi saltanat sevdalılarının, para babalarının keyfine teslim etmeyeceğiz.
Örgütlü gücümüzü büyütecek, emekçileri birleştirecek, bu sömürü ve yolsuzluk düzenini yıkacağız.
Mutlaka kazanacağız!