İnsanları bu çirkinlik derecesine getiren sizin 25 yıllık çirkin siyasetiniz oldu.
Hiç sağa sola çamur atmayın, kimseyi suçlamayın.
İnsanların iradesini mahkeme kararıyla işgal et sonra sizler için iyi şeyler yazmasını bekleyin.
Sonra da gidin partileri suçlayın
Hadi oradan!
Dündar Ziya kardeşimizi dün toprağa verdik.
Eşini ve üç evladını geride bırakan Dündar Ziya Gültekin bir görev şehididir. Acımız büyük, sorumluluğumuz ağır.
Kardeşimizi son yolculuğuna uğurlarken sosyal medyada sergilenen korkunç nefret dilini takip edemedik tabi ama bugün gördüklerim karşısında gerçekten hayretler içindeyim. Üzerine bir şeyler söylemek istiyorum;
Belediye meclisinden şahsen tanıdığı Dündar Ziya Gültekin için bir taziye mesajı yayımlayan Yeni Partili bir hanımefendi meclis üyemiz, binlere varan ölüm tehdidi, küfür ve hakarete maruz kaldığını, artık kendi hayatından endişe ettiğini açıklamak zorunda kalmış.
Düşünebiliyor musunuz? Bir insan, tanıdığı birinin vefatının ardından başsağlığı dilediği için ölüm tehditleri alıyor!
Üstelik bu saldırıların arkasında yalnızca sahte hesaplar, troller de yok. Gerçek kimlikleriyle aramızda yaşayan insanlar bu nefretin bir parçası hâline gelmiş durumda.
CHP’li ve Yeni Partili isimlerin çok büyük bir kısmının, kendi kitlelerinin tepkisinden çekinerek bir taziye mesajı bile paylaşamadığını görüyoruz.
Öyle bir noktaya gelmişiz ki, bir insanın ölümünün ardından başsağlığı dilemeye “cesaret edebilenler”, olağanüstü erdem sahibi insanlar gibi sunuluyor.
Oysa bir insan vefat ettiğinde başsağlığı dilemek, temel insani sorumluluklarımızdan biridir. Bunun bile istisnai bir davranış, cesaret örneği, hatta yüksek bir erdemlilik sayılması, içinde bulundukları vicdani çöküşün ne kadar derinleştiğini gösteriyor.
Siyasi eleştiri yapılabilir, ama görevi başındaki bir insanın ölümünün ardından, kapkara bir dille nefret kusmak bambaşka bir şey!
Şunu herkes iyi bilsin;
bu yaşananları Üsküdar’daki bir seçimle açıklayamazsınız. Mesele bundan çok daha derin, çok daha köklü. Karşımızda, yıllardır farklı şekillerde kendini gösteren, artık neredeyse her şeyi kuşatan bir nefret var.
Dar ağacında “Milletime kırgın değilim” diyebilen bir nezaket abidesini, bu toprakların çıkardığı en nazik siyasetçiyi, Adnan Menderes’i idam eden, aradan bunca yıl geçmesine rağmen kendisine hala nefret besleyen bir zihniyetten söz ediyoruz. İstesek bunun gibi onlarca örneği bir çırpıda sayabiliriz.
Kendi pavyonunda çalışan kadınların maaşını bile belediyeye ödeten, yarı yaşından küçük bir belediye çalışanıyla otelde basılan bir başkana destek eylemi yapan kadın kolları başkanı örneğinde olduğu gibi,
kendi içlerindeki hemen her şeyi -hırsızlık, yolsuzluk dahil- normalleştiren, yanlışları görmezden gelen, hatta savunmak için seferber olan bir siyasi anlayışla karşı karşıyayız.
Konu kendi taraflarına gelince her şeyi savunabilenler, bir insanın vefatının ardından en temel insani duyguyu göstermeyi bile çok görüyor.
CHP’den AK Parti’ye geçen bir belediye başkanı ya da meclis üyesi olduğunda hakaretlerin, küfürlerin ve nefret kampanyalarının ardı arkası kesilmiyor.
Peki AK Parti’den CHP’ye geçen isimler olmadı mı, olmuyor mu? Milletvekilleri, vaktiyle bakanlık, hatta başbakanlık yapmış isimler için aynı nefret dilini görüyor muyuz? Hayır.
İşte aramızdaki fark bu. Siyasette seviye, duruş ve kalite meselesi tam da burada ortaya çıkıyor.
Elbette biz de kendi içimizdeki yanlışlarla hesaplaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve bu davanın fedakâr neferlerinin emeklerine gölge düşüren kim varsa onlarla yüzleşecek, gerektiğinde bu anlayıştan söküp atacağız. Kendi yanlışlarımızı görmezden gelmek gibi bir lüksümüz yok
ama iki gündür şahit olduğumuz bu kapkara nefretin sebebi dün de aynıydı, bugün de…
Mesele bir seçim değil.
Mesele Üsküdar Belediyesi de değil. Mesele, bizim var olmamız, bu davanın, bu siyasi iradenin var olmasıdır.
Bunu çok iyi bilin, sevgili kardeşlerim.
Dündar Ziya Gültekin gibi, bu davanın tüm neferlerine olan borcumuz da bu nefreti unutmamak; bu karanlıkla mücadele etmek ve var olmaktan asla vazgeçmemektir.
🔴 “BU SAVUNMA CANLI YAYINLANAMAZDI”
📌 Bedri Baykam: “Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını canlı yayınlamayı kabul etseler, iskambil kâğıdı gibi İmamoğlu ve YENİ Partili aleyhine yarattıkları bütün hava darmadağın olurdu.”
Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası büyükelçi yapıldı.
— Fon vurgununda eşi ile birlikte 2,2 milyar TL kazanç sağlayan Fatma Betül Sayan Kaya'nın kız kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak, Erdoğan tarafından Helsinki Büyükelçiliği görevine atandı.
@birincimucahit Bu çok mu doğru bir şey?
Tutsak bir seçilmişi bu şekilde hedef göstermek akıllı işi değil!
İmamoğlu'na destek vermiş gibi paylaşımlar yaptırıp, en kritik anda en çirkin şeyler yazdırılan kişileri "Ekremci" diye göstermek istediklerini biliyoruz.
Esenyurt Belediyesi soruşturmasında "kasa evi" ortaya çıktı: 7 milyon dolar ve 400 bin Euro ele geçirildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Esenyurt Belediyesi'ne yönelik soruşturmasında, rüşvet paralarının saklandığı değerlendirilen daire basıldı.
•Park ve Bahçeler Müdürü İbrahim Doğancıoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın rüşvet paralarının temininde kullandığı aracılardan biri olarak belirlendi.
•Gözaltına alınan Doğancıoğlu mahkemece tutuklandı.
•Doğancıoğlu etkin pişmanlık kapsamında ifade verdi.
•Ulutaş'ın kendisinden, başka bir kişinin üzerine ev kiralamasını ve eve iki kasa yerleştirmesini istediğini söyledi.
•Küçükçekmece Atatürk Mahallesi'ndeki Avrupa Konutları 1 Sitesi'nde bir daireyi arkadaşı adına kiraladı ve eve iki kasa koydu.
•İfade üzerine Başsavcılık adrese operasyon düzenledi.
•Tamamen boş dairede iki siyah kasa bulundu.
•Polis ekipleri kasaların açılması için çilingir beklerken Ulutaş'ın annesi Ayşe Ulutaş ile kuzeni Mustafa Zahit Seval, ellerinde iki boş valizle anahtar kullanarak daireye girdi.
•İkisi içerideki kolluk ekiplerince yakalandı.
•İlk görüşmede kendilerini adrese Ulutaş'ın avukatının gönderdiğini söylediler.
•Şüphelilerin üzerinden kasa anahtarı çıktı, kasa şifresini de ekiplere verdiler.
•Kasalardan 7 milyon ABD doları ile 400 bin Euro nakit çıktı.
Hayati Yazıcı’nın oğlunun ortağı Emre Ballı aracında ölü bulunmuştu.
Taha Çakmak, Emre Ballı ile görüşen son kişiymiş.
Herşey birbirine ne kadar bağlı.
YouTube üzerinden yayınlarını sürdüren Halk TV’de, Gözde Şeker’in programına konuk oldum.
Tüm halkımızı Halk TV’nin yayınlarını takip etmeye ve basın emekçileriyle dayanışmayı büyütmeye davet ediyorum.