Korhan Karakoç’tan sonra Türkiye’nin Kopenhag Büyükelçisi Burak Özügergin de güven mektubu sunarken uşak kıyafeti giymiş. Bu pespayelik Türk milletine CHP’nin kazığıdır. Bu utanca son verilmeli, Türk milletine yakışır bir elçi kıyafeti belirlenmeli ve monşerler görevden alınmalı!
Son videoda yazı içerisindeki atıfları inceledik. Muhyiddin b. Arabi, Gazzali, Epikür, İslam felsefesinde kötülük problemi konusunda yazının söylemleri kontrol ettik.
Yani Felsefe bitti ve itirazcının kendini üstün zannettiği atıflarla felsefe tarihine baktık. Son yazı akademinin faziletlerini anlatıyordu.
İddia edilen faziletleri ilgili yazı serisinde iyice sınadığımız için delilli bir şekilde eleştirmek imkanı bulmuş olduk. Enis hocaya bu açıdan teşekkür etmemiz lazım.
Serinin en faydalı videosunun bu olduğu kanaatindeyim. Allah hayra vesile kılsın.
İsveç'in başşehri Stockholm'e büyükelçi olarak tayin edilen Korhan Karakoç, Kraliyet Sarayı'na “İngiliz usulü atlı araba” ile ve yine “İngiliz kıyafetleri” ile — başında melon şapka, sırtında frak — güven mektubunu sunmak üzere gidiyor!
25 senelik iktidarımızda geldiğimiz noktada hâlâ böyle “Muasır Batı Medeniyeti zihniyetli” rezil ve ezik adamlar istihdam edilmeye devam ediliyor ise, buna ben “sakarlık, gözden kaçmış” falan diyemem!!!
Bu görüntüyü biz şimdi vatandaşlarımıza nasıl anlatacağız, nasıl izah edeceğiz?!
Böyle bir “Laik/Kemalist zihniyete” bugüne kadar nasıl müsamaha gösterildi?!!!
Bu “tiplerden” Dışişlerimizde daha kaç tane var acaba?!!
TÜRKİYE'nin “millî siyaseti” bu “Laik/Kemalist mankurtlar” ile mi icra edilecek?!!
Ne kadar utanç verici!
Türkiye’yi temsil ettiği iddia edilen şu monşeri görünce Müslüman bir Türk olarak, Çanakkale’de Fransızlar, İngilizler, Anzaklar tarafından şehid edilen dedelerimiz aklıma geldi; Anzakları kendi evladı gibi gördüğünü yazan şu şahıs yerine ben utandım.
Sn Hakan Fidan dış temsilciliklerde bizi temsil edecek kişileri doğru seçin lütfen fotoğrafdaki sirk soytarıları Türkiye Cumhuriyetini temsil edemez
Bir yahudi sefiri gibi giyinmiş
TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜYÜK VE AĞIRLIĞI OLAN BİR DEVLETTİR BÖYLE PALYAÇOLAR TEMSİL EDEMEZ
@HakanFidan
Çok güzel değil mi?
İsveç Kralı Carl Gustaf’a güven mektubunu sunmak için silindir şapkasını takmış ve frankı ile Türkiye'nin Stokholm Büyükelçisi Korhan Karakoç...
Ülkemizi küçük düşüren bu şahıs görevden alınmalıdır.
Ben bu iyi niyetli söylemleri anlayabiliyorum. Hepimiz bir yol yürüyor ve seyri sülük çıkarıyoruz abim. Hayat dediğin böyle bir şey.
Ben anladım ki iktizayı halde hakikat görünene tabi olan düzgün bir yol çıkarıyor. Kanaatim odur ki ''hakikat bildiğin'' şey hakikatin kendisi olmasa dahi Allah ihlaslı olanı yolda koymuyor. İhlaslı mıyım ? diye kontrol etmekten başka güvenilir bir istişare de çok yok.
Ben iktizayı halde kavga etmeyi vacip gibi algılamadan kolay kolay kavga etmem. Bu bazen bir maslahatı korumak(mesele kültür tarihi kitabının itibarsız kılınmasını engellemek), bazen bir mefsedeti def etmek(muhbirler olayı) gibi olabilir.
Ancak halin onu vacip kıldığını hissetmişimdir. Hatta kalbimde böyle bir yakin oluşmadan da kolay kolay kavga etmem, uzun süre tahammül etmeye çalışırım. O yüzden kavgaya girince sağı solu kolay kolay dinlemem.
Zira benim seyrim bana ayan, nasihat edene değil. Farklı bir yoğunlukta saldırıya maruz kaldığımız gaib mi ? değil. İnsanlara benim düşündüklerimi, öngördüklerimi anlayabilmesi de, bendeki gibi anlatabilmem de imkansız.
Ben bana görünende doğru olanı tercih etmeye çalıştıktan sonra gerisi Allah'ın işi ben ona nasıl karışayım ? Nasıl öngöreyim ? Kimi iftira eder, kimi iftiracıya inanır, kimi takip etmediği konuya suizan eder, kimi surete aldanır, kimi hüsnü zan eder vs vs.
Benden zahir olandan sonra, benden zahir olan başkasına imtihan olur. Ben bunlara malik olamam. Kendi içimde anladığıma göre amel edebilirim ancak. Belki de nasihatçi için hakikat ve ihlaslı amel gerçekten nasihat etmesi. Bunu da bilemem. Onda hangi tasavvur oluştu nasıl bileyim ?
Biricik bir yolu yürüyoruz hepimiz. İhlastan gayrı da tutunacak dal yok. Benim için esas imtihan çoğu zaman sureti korumak kaygısıdır. Mesela bana hak görünen bir işi ''kavgacı görünmemek'' için terk etmem sıkı bir imtihandır. Bu ihlası terk etmek demek.
Nasihatçi çoğu zaman bu kaygı ile gelir. Ben geldiği anda ''imtihan'' diye düşünürüm. Hakeza nasihatçi benim için kaygılanır. Korkmam gereken şeylere işaret eder ben duyduğum anda ''imtihan'' diye düşünürüm.
Zira onun hakikati benim için kaygılanmak olabilir. Ancak ben mevzuda yakine sahipsem o nasihat bana vesvese olarak görünür. Bunun için nasihatçinin kötü olmasına da gerek yok. O sevap bile alıyor olabilir. Benim için ise bu ''nazar kıldık şu cihane kurulmuş tuzağa benzer'' kısmına düşer.
Fazla takılmayın. Hepimiz yaşayıp öleceğiz. İktizayı halinizde size vacip olanları anlamaya çalışın. Surete değil, öze bakın. İhlasa tutunun. Ben hayatta bundan başka bir işte bereket görmedim.
Allah öyle bir senaryo yazmış ki ''şöyle olur'' endişesi ile halde size vacip görüneni terkettiğiniz hiçbir işte bereket olmuyor. Kimse ihlastan gayrı bir amelin ekmeğini yiyemiyor.
Tevekkül et ihlasla yürü, sahibi Allah olan yolda kalmaz.
Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu'nun çocuğunun düğününde yaptığı rezalet için uzun bir açıklama yapmış,
Öncelikle, Her şeyi demiş ama, yersiz ve zamansız saçmaladım, Ahmet Bey'in evlatlarının düğünü ve derneğine gölge düşürdüm ya da kirlettim dememiş.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bağlılığını yol arkadaşlığından bahsetmiş, fikir ayrılıklarımız olabilir demiş,
Fikir ayrılıkları ile bile bu kadar kin ve nefret kusabilen Bülent Arınç, Yol arkadaşım, kurucum dediğin adama bir kez olsun bunca saldırıda tek kelime sahip çıktın mı?
Fetöcü KHK'lıları savunmak için bile, benim kafamı bozmayın cubbemi giydirmeyin diyen sen, bir kez olsun Recep Tayyip Erdoğan'a saldıranlara kafamı bozmayın dedim mi?
Son 10 yıldır, Ekrem İmamoğlu'na, Özgür Özel'e, CHP'ye ve Hatta Fetöcü KHK'lılara yaptığın güzellemelerin, savunma sözlerinin onda birini Recep Tayyip Erdoğan'a yada kurucusu oldugunu her fırsatta yüzümüze vurduğun Ak parti, Akpartili yönetici ve hata Ak parti seçmenine yaptın mı?
Bir kez olsun, CHP'yi eleştirdin mi, yüzlerce yolsuzluk, hırsızlık soruşturması hakkında, İmamoğlu'nu savunmak dışında tek kelime ettim mi?
Bu millet senden, her seferinde yaptığın gaflar, Recep Tayyip Erdoğan'a ve Ak partiye kustugun nefret nedeniyle günah çıkarmanı değil, o partiden istifa edip gidip mertçe muhalefet yapmanı bekliyor.
CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A, AİLESİNE, AKRABALARINA VE YAKINLARINA HAKARET EDEN VE HER TÜRLÜ İFTİRAYI ATAN BİR KİŞİNİN İFTİRALARINI GÖRMEZDEN GELİP O KİŞİYİ “SAYGIN” İLAN EDECEKSİN; ARDINDAN ÇOCUĞUNUN DÜĞÜNÜNE KATILACAKSIN.
SONRA DA PARTİMİZE VE CUMHURBAŞKANIMIZA KARŞI TAVRI AÇIK OLAN BİR KİTLENİN ÖNÜNDE BENİM ALEYHİMDE KONUŞACAK, O KİTLENİN ALKIŞLARINDAN MEMNUNİYET DUYACAKSIN!
DAHASI, İSMİNİ ANMAK İSTEMEDİĞİM O ZAT, CUMHURBAŞKANIMIZA YÖNELİK YALAN İTHAMLARI DİLE GETİREN AHMET DAVUTOĞLU İÇİN EVLADININ DÜĞÜNÜNDE ÇIKIP, “BİZ BUGÜNE KADARKİ SİYASİ HAYATIMIZDA ÇİZDİĞİMİZ, TAKİP ETTİĞİMİZ YOL İTİBARIYLA AHMET DAVUTOĞLU’NUN YANINDAYIZ, ONU TAKDİR EDİYORUZ, ÇOK ŞÜKÜR.” DİYECEKSİN.
İŞTE ASIL SORGULANMASI GEREKEN ÇELİŞKİ TAM DA BUDUR. BİR KİŞİNİN SİYASİ AHLAKI; DAVA LİDERİNE KARŞI İFTİRA ATAN KİŞİLERİ “SAYGIN” VE “TAKDİRE ŞAYAN” GÖRMESİYLE, KİMLERİN YANINDA DURDUĞU VE KİMLERİN ALKIŞINDAN MEMNUN OLDUĞU ÜZERİNDEN ÖLÇÜLÜR.
TAKDİR; YILLARDIR BU DAVAYA GÖNÜL VERMİŞ, BEDEL ÖDEMİŞ, CUMHURBAŞKANIMIZIN YANINDA DİMDİK DURMUŞ AZİZ DAVA KARDEŞLERİMİNDİR.
HERKES KİMİN NEREDE DURDUĞUNU, KİMLERLE YAN YANA GELDİĞİNİ VE KİMLERİN ALKIŞINDAN MEMNUN OLDUĞUNU İYİ GÖRSÜN. ÇÜNKÜ BAZEN İNSANIN SÖYLEDİKLERİNDEN ÇOK, KİMLERİ TAKDİR ETTİĞİ, KİMLERİN YANINDA DURDUĞU VE KİMLER TARAFINDAN ALKIŞLANDIĞI HER ŞEYİ ANLATIR.
@06melihgokcek Şu bülent arınçtan tiksindiğim kadar başka bir şeyden tiksinmiyorum. Ulan fetönün bile hala sevenleri var. Arınçı kendi partisinde bile 1 tane seveni yok. Bu tiksinç herif neden hala içimizde. Anlayan beri gelsin
Tin 400.000 lira sermaye ile kuruldu. Bu paraya normalde yayınevi kurulmaz.
O sermaye aslında ''Öğrenmeyi Öğrenmek'' kitabımı basabilmekte kullanıldı. Öğrenmeyi Öğrenmek'ten gelen para ise yayınevinin ana sermayesi oldu.
Yayınevleri alacağını vadeli aldığı için ilk bir kaç ay doğru düzgün kitap basamadık. İlk sene sanırım 5-6 kitap bastık. Çünkü öğrenmeyi öğrenmekten gelecek parayı kullanacaktık. Böyle başladı yani.
2025 ilk 6 ayında 25.000 kitap basmışız.
2026 ilk 6 ayında ise 125.000 kitap basmışız. Hamdolsun.
Bunun sebebi satıştan gelen karı para toplayalım diye almayıp tekrar kitaba çevirmemiz.
Tin şu an sanıyorum birim kitap başına en fazla satış yapan yayın evlerinden birisidir. Bereket olsun diye bastığımız bazı metinler, ''Türkiye'de buna ihtiyaç var'' diye bastığımız teknik metinler bile popüler kitaplar kadar satar.
Benim ortağım 3 yıldır dışarda çalışsa maaş olarak alabileceğinin 1/3'ü parasına geçiniyor. Muhtemelen de 3 katı fazla çalışıyor. Ben bu sene bunca baskı ve satışa rağmen Tin'den kar dahi almadım. 9 ay olmuş.
Hasılı Tin maddi baksat eziyetine çok daha başka işler yapabileceğimiz bir iş. Mesela senin kitabını basmadık diye seninle uğraşıyoruz. Normalde dünya işleri düzeyinde baksan aldığı enerji ile başka işler yapılabilir.
Ancak sebil sayılır. Biz onu hayrı çoğaltmak maksadı ile açtık. Allah da hayrın çoğalmasına vesile kıldı diye ümit ediyorum. İnşallah çok daha iyi yerlere de gelecektir.
Nice satacağını düşündüğümüz kitabı hayırlı bulmadık diye basmadık. Allah da bu niyetimize bereketi ile muamele etti.
Eğer hayrı çoğaltamayacaksak zaten Tin'in varlığı anlamsız ve bize boş bir yüktür. Hayrı çoğaltmaya Allah bizi vesile kılacaksa ayrılan kendi kaybeder.
O halde biz niye dönüp beşer ne düşünüyor diye bakalım ki ? Bu münafıklık olur. Hayır üzere miyiz diye bakarız ? Bunu murakabe ederiz. Zira niyetimiz buydu.
Biz sizlerle farklı dünyaların insanlarıyız gerçekten.