@Selamathe@saitcamlica Katılıyorum. Cehalet yalnızca bilmemek değildir; bilmediği yerde kesin hüküm verecek kadar kendinden emin olmaktır. Hele söz Hz. Peygamber’e nispet ediliyorsa, dilin önünde ilim, edep ve mesuliyet durmalıdır. Haddini bilmek de ilmin bir şubesidir
Birkaç yorum ekran görüntüsünü “çoğu” diye pazarlayıp koskoca bir camiaya hüküm vermek, delil sunmak değil; peşin hükme kılıf uydurmaktır.
Üstelik bugün sosyal medyada kimin ne yazdığı belli değilken, anonim hesapların seviyesizliğini bir topluluğun ahlâkına fatura etmek ilim de değildir, insaf da değildir.
Üç beş kirli yorumu büyüteç yapıp binlerce insanın emeğini, terbiyesini ve hizmetini yok saymak; hakikati aramak değil, öfkeye malzeme toplamaktır.
Eğer ölçünüz adaletse, genelleme değil hakkaniyet konuşursunuz. Yok eğer maksadınız yalnızca leke sürmekse, o zaman kullandığınız dil sizi anlatır; konuştuğunuz topluluğu değil..
Bir topluluğun binlerce mensubunu tanımadan “çoğu çürük” ilan etmek ne gözlemdir ne tenkit; düpedüz önyargının kendine delil süsü vermesidir.
Birkaç kötü örnekten bütüne hükmetmek marifet olsaydı, her meslekten birkaç ahlaksız bulup bütün insanlığı mahkûm ederdik. Mesele çürük elma aramak değil; teraziyi kinle tutmamaktır.
Deliliniz varsa ortaya koyun, yoksa “çoğu çürük” sözü yalnızca sizin kanaatinizi gösterir; hakikati değil. İnsanları tanımadan mahkûm etmek kolaydır, adil olmak ise karakter ister.
Mesela siz ne iş ile meşguldünüz veya desteklediğiniz bir gurüh veya argüman var mı ki vardır elbet...
Sorunuz anlaşılır; fakat bir yapının toplumsal faydasını yalnızca mitinglerde, sosyal medyada veya afişlerde ne kadar göründüğüyle ölçmek eksik bir ölçü olur. Daha sağlıklı olan, yıllar içinde ne ürettiğine bakmaktır.
Bugün bu eğitim geleneğinden yetişmiş hocaların yalnız Türkiye’de değil, dünyanın hemen hemen her ülkesinde Kur’an eğitimi verdiği, sohbet yaptığı ve yeni nesiller yetiştirdiği bilinen bir gerçeklik. Üstelik bu faaliyet büyük bir medya görünürlüğüne, televizyon gücüne ya da siyasi desteğe yaslanmadan uzun yıllardır devam ediyor.
O hâlde esas mukayese şu olmalı: Çok daha fazla görünürlüğe ve imkâna sahip yapılardan kaçı aynı ölçekte, aynı süreklilikte insan yetiştiren bir eğitim ağı kurabildi? Hizmet bazen meydanda görünür, bazen de yıllarca bir sınıfta sessizce devam eder. İkincisini görmemek, yok olduğu anlamına gelmez.
Mesele kimin daha çok göründüğü değil, kimin geride kalıcı bir insan yetiştirme faaliyeti bıraktığıdır. Görünürlük bir ölçüdür; fakat hizmetin tamamı değildir.
Bazı insanlar gerçeği aramaz; sadece nefretine delil arar.
Bir haber görür, doğruluğunu sormaz.
Bir itham duyar, kaynağını merak etmez.
Çünkü hükmünü çoktan vermiştir.
Hakikat, öfkenin değil delilin tarafındadır.
@multiverse7_@saitcamlica Başkalarının terbiyesini ölçmeye çıkmadan önce insanın kendi cümleleri imtihanı geçmeli. Seninki daha girişte sınıfta kalmış. :)
@saitcamlica Televizyon bir irşad makamı değil, yalnızca bir iletişim aracıdır. Ekrana çıkan herkes mürşid olmadığı gibi, ekrana çıkmayan herkes de topluma faydasız değildir.
Bir “eğitimci”nin eğitimi sadece kameranın gördüğü yerde gerçekleşiyor sanması ise ayrıca düşündürücü....
Kendine “eğitimci-yazar” diyorsanız, önce İslam’ın eğitim ve irşad geleneğini doğru okumak gerekir.
Evet, Allah kuluna şah damarından yakındır. (Kāf 50/16). Fakat aynı Kur’an, “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun” buyurur. (Nahl 16/43). “Allah’tan sakının ve sadıklarla beraber olun” der. (Tevbe 9/119). Hz. Musa gibi büyük bir peygamber dahi Hızır’a, “Sana öğretilenden bana da öğretmen için sana tâbi olabilir miyim?” diye sorar. (Kehf 18/66).
Resûlullah ﷺ da “Âlimler peygamberlerin vârisleridir” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19).
İslam ilmi asırlar boyunca sahâbeden tâbiîne, muhaddislerden fukahaya ve irşad ehline kadar hoca-talebe, sohbet, terbiye ve isnad yoluyla aktarılmıştır.
Allah’a kullukta muhatap Allah’tır; fakat dini öğrenmekte, ahlâkı terbiye etmekte ve ilimde yol almakta ehil insanlardan istifade etmek İslam geleneğinin bizzat kendisidir. Bu ikisini birbirine karıştırıp “Allah yakınsa rehbere ne gerek var?” demek, eğitim ile ibadetin ne olduğunu birbirine karıştırmaktır.
Şah damarından söz etmek kolay; Kur’an’ı, sünneti ve on dört asırlık ilim geleneğini birlikte okumak biraz daha emek ister.... Dilerseniz sual cevap yapalım sizinle biraz
@saitcamlica İnsanları anlamaya çalışmak zahmetlidir; yaftalamak ise kolay. Siz zahmetli olanı çoktan bırakmış görünüyorsunuz. Her paylaşımınızda yeni bir fikir değil, aynı hıncın farklı afişini görüyoruz.
"Çocuklarınızın geleceğini karartmayın” diyerek koskoca bir camiayı karalamak kolay. Oysa o yurtlardan, 15 Temmuz gecesi vatanı uğruna canını ortaya koyan Şehit Ömer Halisdemir gibi kahramanlar da yetişti. Bir camiayı husumetinizle değil, yetiştirdiği insanlarla tartın. Hakikat, önyargınızdan büyüktür...
Ortaya tek bir kesin delil koymadan insanları ‘öldürüyorlar’ diye suçlamak gazetecilik değil, düpedüz linç çağrısıdır. İddian bu kadar büyükse belgen de o kadar büyük olacak. Yoksa yaptığın şey hakikat aramak değil; insanların öfkesi ve acısı üzerinden kendine gündem devşirmektir. Yarın bu sözlerin hesabı sorulduğunda ‘ben öyle duydum’ cümlesinin arkasına saklanamazsın.
@Engelliisciler@HilmiTunah49779 Merak etme, gri alanı fark edememen normal; bazı zihinler yalnızca kendilerine ezberletilen iki renkten ibaret çalışıyor.
@saitcamlica@saitcamlica
İnançlı insanları topluca küçümsemeyi ‘mizah’ zannetmek de ayrı bir fikrî yoksulluk. Tebessüm güzel şeydir Sait Bey; keşke biraz da edep eşlik etseydi...😉
@saitcamlica@multiverse7_ Fakat biz buna bakıp bütün yazarları sizin seviyenizle ölçmüyoruz. Çünkü genelleme, delili olmayanların sığındığı en kolay limandır....
@saitcamlica@multiverse7_ Her toplulukta usulsüz, ölçüsüz, edepsiz insanlar çıkabilir; bu, o topluluğun tamamını tarif etmez. Nitekim ‘yazarlar’ arasında da kalemi fikirden çok kin üretmeye yarayan, birkaç münferit örnek üzerinden koca bir camiayı mahkûm etmeye çalışan sizin gibi isimler çıkabiliyor. >
@saitcamlica Bir eğitim meselesini alay emojisiyle servis edip bundan zafer devşirmeye çalışmak, fikir sahibi olmaktan çok karakter seviyesini ele verir. Ortada çocuklar, eğitim varken sergilediğiniz bu ucuz sevinç; eleştiri değil, başkasının sıkıntısından haz duyan bir zihnin teşhiridir.>