Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Ayhan Uyumaz (49), dün duruşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Uyumaz, 15 Temmuz'dan sonra HSYK 2. Dairesi tarafından açığa alınan "2 bin 204 hakim ve savcı"dan biriydi. Daha sonra görevine dönmüştü.
📢📢TAG DUYURUSU📢📢
17 HAZİRAN ÇARŞAMBA
TR 📷21.00🕘
AB 📷20.00🕗
ABD📷14.00🕑
KHK’lı zabıt katibi Mehmet Parlak, Ekim 2016’da ihraç edildi. Böbrek nakilli olması nedeniyle tutuksuz yargılanan Parlak’a, 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Cezası kesinleşince 31 Mayıs 2022’de tutuklanarak Hatay T Tipi Cezaevi’ne gönderildi.
21 Kasım 2013’te annesinden böbrek nakli yapılan Parlak’ın sağlık durumu, düzenli kontrollerle takip ediliyordu. Ancak cezaevi sürecinde tedavileri aksadı. Cezaevi’nde bulunduğu süreçte 62 kilodan 40 kiloya kadar düştü ve böbreği yalnızca yüzde 15 oranında çalışıyor. Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Parlak’ı geçen hafta ziyaret ederek durumunun ciddi olduğuna ve acilen tahliye edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Görüldüğü gibi tutukluluk ve ceza infaz süreçleri hastalar için sonu çok ağır olabilecek bir işkenceye dönüşmüş durumda. Ağır hastalıklarına rağmen yüzlerce insan tedavi hakkını etkin bir şekilde kullanamıyor. Bu insanlar kanuni düzenlemelere rağmen tahliye edilmiyor.
Bu kapsamda başta Mehmet Parlak olmak üzere tüm hasta tutsakların seslerini duyurmak için yapacağımız tag çalışmasına desteklerinizi bekliyoruz.
Rejimin Adalet tetikçisi Akın Gürlek’in açıklaması ile Muterizler heyecanlanmış.
Arkadaşlar
Türkiye’de bu hukuk sistemi oldukça,
Ne Amerika
Ne Avrupa
Türkiye’nin yolladığı iade dosyalarını ciddiye almaz, kimseyi iade etmez.
Rejimin 10 yıldır çiğnediği bu sakızı şimdi Muterizler ağızlarına almışlar.
Bırakın eğlensinler.
Dosyayı kapatan savcı Habib Korkmaz'ı terfi ettirip başsavcı yaptılar. Son kararname ile Kayresi Başsavcılığı'na atandı.
Kimse de demiyor ki takipsizlik kararına itiraz eden savcıyı ihraç edip kapatan savcıyı terfi ettiriyorsunuz nasıl iş bu diye ?
Sayın @DIBMehmetGormez!
Ne acıdır ki o zehirlenmenin en yoğun olduğu ve normalleştiği yıllar,
sizin başkan olduğunuz dönem oldu.
Camileri kirli politikacıların arenasına dönüştürdünüz;
diyanetin hutbelerdeki ayrımcı zehirli dili,
toplumu ve
özellikle de gençleri,
dinden uzaklaştırma değil nefret noktasına getirdi.
Sizden sonra gelen de üzerine tuz biber oldu.
Yani şimdi hiç sorumluluğunuz yokmuş gibi suçu başkalarına atmayın.
Şapkanızı önünüze koyup önce kendi muhasebenizi yapın.
SÜRGÜNDEN ŞAFAĞA
Bir hicrî yıl daha sessizce gelip kalbimizin eşiğine oturuyor.
Takvimler değişiyor; şu günlerde günler değil acılar sayılıyor. Bazı yıllar vardır ki ömrün içinden bir rüzgâr gibi geçmez; bir dağ omuzlara çöker, nefesi ağırlaştırır. Arkasında özlemler, ayrılıklar ve yarım kalmış cümleler bırakır.
Son yıllar birçok gönül için böyle geçti.
Kimi evini kaybetti, kimi ülkesini. Kimi dostlarının sesini uzak diyarlarda bıraktı. Kimi yıllarca emek verdiği bahçelerin ateşe verilişini seyretti. Nice insan, ömrünün en güzel yıllarını adadığı değerlerin hoyrat eller tarafından hırpalanmasına şahit oldu.
Zulüm tırpanı gül bahçelerini biçti.
Ve hicret düştü bir çok mazlumun kaderine..
Bir yerden ayrılırken yalnızca toprağını değil, alışkanlıklarını, hatıralarını ve güven duygusunu da geride bırakmaktır. Fakat aynı zamanda görünmeyen bir rahmetin peşinden yürümektir...
Bugün de birçok insan kendi hicret yolunda yürümeye devam ediyor.
Kimi mağaranın karanlığında bekliyor. Kimi kuyunun dibinde Yusuf’un sabrını anlamaya çalışıyor. Kimi denizin kıyısında durmuş, ufukta görünmeyen yolu arıyor.
Meyvenin olgunlaşması için mevsim beklediği gibi, bazı dualar da kaderin olgunlaşmasını bekler. İnsan bazen kaybettiğini zanneder; oysa Allah onu başka bir baharın hazırlığında tutmaktadır. Kurumuş görünen dalların içinde nasıl görünmeyen bir hayat dolaşıyorsa, ümmetin ve insanlığın karanlık zamanlarında da görünmeyen rahmet ırmakları akmaya devam eder.
Yeni hicrî yılın eşiğinde geriye dönüp baktığımızda, yaşadığımız acıların bizi küçültmediğini; aksine köklerimizi derinleştirdiğini görüyoruz. Fırtınalar dalları kırmış olabilir ama kökleri de toprağa daha sıkı bağlamıştır. Belki elimizde eskisi kadar çok şey yok; fakat kalbimizde eskisinden daha fazla tecrübe, daha fazla dua ve daha fazla teslimiyet var.
Ve belki de Allah bazı insanları sonuca ulaştırmadan önce, onları sonuca layık hâle getiriyordur.
Kim bilir…
Belki şu an gecenin en karanlık yerindeyiz.
Belki sabah, zannettiğimizden çok daha yakındır.
Belki yıllardır gözyaşlarıyla sulanan tohumlar, tam da bu mevsimde toprağı yarıp çıkacaktır.
Belki Allah, uzun zamandır sessiz görünen kader satırlarının başına yeniden rahmet cümleleri yazıyordur.
Onun için bu yeni yılda kaybettiklerimize değil, Allah’ın henüz vermediklerine bakalım.
Çünkü müminin hikâyesi mağarayla bitmez, Medine ile devam eder.
Kuyuyla bitmez, sarayla devam eder.
Gözyaşıyla bitmez, rahmetle devam eder.
Ve Allah’ın takviminde hiçbir hicret sahipsiz değildir.
Hicrî 1448 yılının; sabrın ümit verdiği, ayrılıkların vuslata dönüştüğü, gözyaşlarının rahmete karıştığı bir yıl olması duasıyla…
Mübarek olsun.
Rasim Ozan Kütahyalı'ya 20 milyon gönderdiği tespit edilen "baron" kurtarıldı, Rasim ayazda kaldı.
Konunun Erden Timur'un serbest kalmasıyla da Tavukçular operasyonuyla da ilgisi var.
https://t.co/5oBisl5gvp
Cehaletin ilacı yok!
Adam gaz ve toz bulutlarının (Nebülöz) kütlesi olmadığını zannediyor.
Dünyanın atmosferindeki gazların ağırlı bile 5.5 katrilyon metrik ton.
Ayetteki “Direksiz” ifadesi her şeyin fizik yasalarıyla dengede tutulduğunu anlatıyor.
Erdoğan rejiminin, Ekrem İmamoğlu'nu yok etmek için sarfettiği çaba işe yaramadığı için utanmadan sarayın yardımına mı geldiniz?
Partisi, ideolojisi, inancı fark etmez, zulüm devam ederken zalimi bırakıp mazlumun üzerinde tepinenler, insanlıktan, şereften, karakterden yoksundur.
STRAZBURG’A GELİYOR MUSUN?
Sen yoksan bir değil, çok eksiğiz!
Çünkü biz, BİR’leri alt alta değil, yan yana diziyoruz.
3 elif 111 oluyor, 4 elif 1111.
Sen yoksan çok eksiğiz.
Bir daha düşün:
Gelince ne kazandığını.
Gelmeyince ne kaybettiğini.
Mazlumlara da neler kaybettirdiğini.
"HASTA VE YAŞLI MAHPUSLAR HAPİSTE ÖLMESİN"
Yazar Nihal Bengisu Karaca:
"Abdullah Tırpan 73 yaşında, Tekirdağ’da köftecilik yapan bir esnaf. 2025’te tutuklandığından bu yana onlarca kez rahatsızlanmış, 40 kez hastaneye kaldırılmış. Adli tıp bilirkişi raporu, sonuç bölümünde Tırpan’ın durumunun 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesi kapsamında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş. Değişen bir şey olmamış. Aile, babalarının kalan 23 ayı atlatamayacağını söylüyor. Olan bitenin adaletle ilgisi yok. Umarım gereken değerlendirme yapılır. Hasta ve yaşlı mahkumlar hapiste ölmesin.”
AbdullahTırpan AcilTahliye
Dava dosyasını okudum. Olay kredi-borç davası. Okul 15 Temmuz sonrası kredi borcuna karşılık banka neznindeki 13 M dolar teminatın kullanılmasını, kalan kısmını da ödemeyi teklif ediyor. TMSF ise söz konusu teminata zaten el konduğunu teminata kullanılamayacağını iddia ediyor. Nihayetinde mahkeme teminatı borçtan düşüyor ama yıllardır devam eden dava nedeniyle anormal bir faiz borcu çıkıyor. Davanın her aşamasında devletin kötü niyeti gözüküyor. Mesela okulun lehine olan belgeleri ABD'deki mahkemeden saklamışlar. Siyasi boyutu okulun 'siyasi baskı nedeniyle öğrenci sayısının azaldığı, bu da ödemeleri zora soktuğu' yönündeki argümanlarından birisi. Mahkeme bu argümanı 'olay bankacılık ve sözleşme hukuku ile ilgili' diyerek dikkate almamış. Yani söylediğiniz gibi bir durum yok.
8 yıl hapis yatan İhraç Yargıtay üyesi Hüsamettin Uğur
@h_ugur23
"HSYK üyesi ve Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı görevlerinde bulunan Birol Erdem, bir gün SEGBİS'le kayıt yapılan mahkemede, fişlemeler sonucu oluşturulan isim listesini bizzat Hakan Fidan'a verdiğini itiraf etti."
Röp tamamı: https://t.co/dYrevO5Q1s AbdullahTırpan AcilTahliye
Akp işte budur.
Senin polisini şehid edeni yalandan hapse koyup berat verir;
hayatında eline silah almamış,
iyilikten başka bir şey düşünmeyen insanları hapiste çürütür!
Bunlar tıpkı,
cani Barabbas'ı serbest bırakıp,
Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesine hükmeden Pilatus ve
o günkü Kudüs halkı!