“Fakat burada da yapılacak birkaç şey bulabiliriz. Evvela insanı birleştirmek. Varsın aralarında hayat standardı yine ayrı olsun fakat aynı hayatın ihtiyaçlarını duysunlar…” Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
🔴 İmamoğlu'nun davalarını izleyen AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor:
🗣️ "Aynı kişinin 3 ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değil. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değil."
🗣️ "Durumun daha kötüye gidebileceğini düşünmek istemiyorduk. Ancak iktidarın hayal gücü her defasında sınırları aşmayı başarıyor."
Deniz Göktaş'tan, Kemal Kılıçdaroğlu ile arasında geçen diyalogla ilgili açıklama:
"Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. ‘Madem geldiniz, milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın’ dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti. 2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur"
https://t.co/Oe82GKtfzf
📢 Deniz Göktaş'ın tutuklanması, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'diktatörlük' iddiasına tahammül açıklamasını gündeme getirdi
💬 “Ben diktatör olacağım, birisi kalkacak bana ‘diktatör’ diyecek, onun vay hâline!"
💬 "Diktatörlüğün mizacında bu tür şeylere tahammül yoktur. Anında götürürler.”
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da ortaya çıkan tablo, iktidarın kendi halkına duyduğu güvensizliği bir kez daha ortaya koydu.
Kendine güvenen bir hükümet, ülkesini ve halkını misafirlerinden saklamaya çalışmaz. Gazeteciden ve ifade özgürlüğünden çekinmez. Vatandaşından utanmaz. Yurttaşını tehdit gibi görmez. Şehrin olağan hayatını askıya alarak itibar kazanacağını aklından bile geçirmez.
Zirve öncesinde gözünün üstünde kaşın var denilerek gözaltına alınan yüzlerce kişi, akreditasyonu engellenen gazeteciler, olağanüstü güvenlik önlemleriyle günlük hayatından koparılan bir başkent…
Erdoğan’ın ülkemize reva gördüğü tablo budur.
Türkiye’nin panellerin veya kapalı yolların arkasında gizlenecek, utanılacak bir görüntüsü yoktur. Asıl utanılacak olan iktidarın yok ettiği kurumlar, bitirmeye ant içtiği demokratik birikim, yurttaşlara reva görülen antidemokratik uygulamalar ve artık arşa varan hukuksuzluklardır. Bunları da panellerle kapatamazsınız.
İtibar demokratik ve özgür bir toplumla kazanılır.
İstanbul Sarıyer'de rezerv alan ilan edilen bölgedeki tapular iptal edildi.
Hak sahipleri: Bir sabah kalktığımızda tapularımızın özel bir firmaya satıldığını öğrendik. Boğaz manzaralı 3+1 ev için 1,2 milyon TL gibi ödeme yapılıyor ve tapunuz alınıyor.
AB Türkiye Gölge Raportörü Vladimir Prebilic:
• Türk hükümeti demokrasi ve hukukun üstünlüğünde tutum değiştirmediği sürece vize ve gümrük birliği alanında hiçbir gelişme olmaz.
• Hükümetiniz durumu halka 'Avrupa Birliği Türkiye’den nefret ediyor' şeklinde sunmaya çalışıyor.
• Biz Türkiye’den nefret etmiyoruz, Türkiye’ye ve Türk halkına yardım etmek istiyoruz. Ama bu hükümetin ajandasına yardım etmeyeceğiz.
• İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere yaptırım uygulanması çağrısı yapıyoruz.
• Burada Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ismi bizzat metne girdi. Çünkü kendisini bu siyasi motivasyonla yürütülen yargılamaların baş aktörü olarak görüyoruz.
Ankara’dan bazı iktidar partisi milletvekilleri ile yaptığımız görüşmelerde açık açık bize 'Bu isim kararda olmasın' talebinde bulunuldu.
• ‘Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz?' diye soruldu. Kendilerine yanıtım çok basitti. 'Yanlış soruyu soruyorsunuz çünkü bu ismin metinden çıkartılması için bizim yapabileceğimiz bir şey yok.
• Bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır' dedim. (T24)
Kılıçdaroğlu Özgür Özeli halk ayaklanması çığırtkanlığı yapmakla suçluyor. Bu sinsi bir ihbar mesajıdır. Halk ayaklanmıyor, onu uğradığı haksızlık karşısında kararlılıkla destekliyor. Halk ayaklanmasından korkması gerekenler ise halktan ve demokrasiden korkanlardır.
Özgür Özel'in Koç etkinliğine katılması hk.
Ülkenin en köklü holdinginin 100. yıl davetine icabet etmenin tartışılacak tarafı bile olmamalı kanaatindeyim.
Bu çelişki değildir.
Bahçeli ile samimi pozun tepki çekmesi doğaldır ama Özgür Beyi bu ortamda eleştirmek artık lükse kaçar.
Gazeteci Ruşen Çakır’dan, Kılıçdaroğlu’na:
“Bugün Kemal Bey’in kendisini öyle bir yere konumlandırdığını görüyoruz ki, sanki Bay Kemal artık Mustafa Kemal’e karşı bir pozisyona sürüklenmiş durumda.
Çünkü CHP’yi felç edecek, hareket kabiliyetini ortadan kaldıracak bir siyasetin parçası haline geliyor.”
🔴 Koç Grubu'nun 100. Yıl Programı: İktidar temsilcileri, Bahçeli ve Özel, butlan kararı sonrası ilk kez bir araya geldi
📍 Rahmi Koç, Ali Koç, Devlet Bahçeli, Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve MHP'li Celal Adan protokol sıralarında yan yana oturdu
📸 @balaates
Bu kadar samimisin madem bilgiye de sahipsindir; yatırımlarımız var, dokunulmazlığın kaldırılıp soruşturma başlatılacak mı başlatılmayacak mı onu söyle önceden. Cumhuriyeti kurtarmayı geçtim artık! @eczozgurozel
Karşı çıkamıyorsan istiyorsun demektir. Bu tabii ki eskisine göre çok daha kötü bir deneyim olacak. Belki çook ileride tekrar gerçek anlamda kazanabiliriz kaybettiklerimizi.
Gerçekten sahip olmadığın şeyi kaybedemezsin de. Cumhuriyet bize bir lütuf olarak sunuldu. Sahibi olamadık hiçbir zaman. Olamazdık da. Altyapımız da müsait değildi. 100 yılda çözülecek bir sorun da değildi. Bunun okumuş olmak ya da olmamakla da ilgilisi yok,
Bedel ödeyemezsen özgür de olamazsın. Başkalarına koyun demekle de kendini aklayamazsın. Hak etmediğimiz bir şeyi yaşadık tüm toplum olarak. Şimdi bunu kaybediyoruz. Bir azınlıktan başka bir azınlığın eline geçiyor kontrol. Zira çoğunluk bunu istiyor!