Millî dayanışma, herkesi kucakladığı sürece anlamlıdır!
TCK 158 ve 31 Temmuz mağdurları, KHK’lılar, çocuk yaştaki askerî öğrenciler, stajyer teğmenler, erbaş ve erler, hasta, yaşlı ve engelli mahkûmlar ile ailelerinin feryadı artık duyulmalıdır.
@frekanstr_ Adamda büyük ihtimal retinis pigmentosa hastalığı var tavuk karası olarak da bilinir. Yürüyüşünden belli. Kadın bundan habersiz tepki göstermiş.
Beş hukuk profesörünün ortak mütalaası, FETÖ yargılamalarında yıllardır dile getirdiğimiz hukuki gerçeği altını çiziyor: 👇🏼
Prof. Dr. Adem Sözüer, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Faruk Turhan, Prof. Dr. Cumhur Şahin ve Prof. Dr. Tolga Şirin'in hazırladığı 71 sayfalık ortak mütalaa, AİHM'in başta Yüksel Yalçınkaya ve Şaban Yasak kararları olmak üzere verdiği ihlal kararlarının uygulanmasının bir tercih değil, hukukun en temel gereği olduğunu ortaya koyuyor.
Mütalaanın en önemli tespiti şu. Bu kararlar Türk hukukuna dışarıdan yeni kurallar getirmiyor. Aksine, Anayasa'nın, Türk Ceza Kanunu'nun ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun zaten öngördüğü güvencelerin uygulanmasını istiyor. Örgüt üyeliği suçunda doğrudan kastın ayrıca ispatlanması gerektiği de aslında uluslararası mahkeme kararlarıyla öğrenilecek bir husus değil; ceza hukukunun en temel ilkelerinden biridir.
Mütalaada, Yalçınkaya hakkında AİHM kararının ardından Kayseri'de görülen yeniden yargılama süreci de ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Mahkemenin, başvurucunun Bank Asya hesabına para yatırmasını örgüt liderinin talimatına uymak, aynı hesaptan parasını çekmesini ise bankayı batırma algısı oluşturan örgüt üyeleriyle ortak tavır göstermek olarak değerlendirdiği, ayrıca D-Smart ve Digitürk aboneliklerini araştırdığı ve
mahkûmiyet kesinleştikten iki yıl sonra dosyaya giren bir tutanağı yeniden mahkûmiyete dayanak yaptığı görülüyor. Böylece AİHM nezdinde davasını kazanan kişi ikinci kez mahkûm edilmiş oluyor.
Oysa mütalaada da vurgulandığı üzere, AİHM'in Yalçınkaya ve Şaban Yasak ihlal kararlarının ardından yapılacak yargılamaların amacı, tespit edilen ihlalleri gidermek olmalı; bu süreç yeni suç isnatları üretmenin veya sanık aleyhine yeni delil arayışına girmenin aracı hâline getirilmemelidir. AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilmesi, iç hukukun da açık yükümlülüğüdür.
Yalçınkaya kararının üzerinden yaklaşık üç yıl geçti. Buna rağmen gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı için aynı hukuki sorundan verilen ihlal kararlarının sayısı 3.554'e ulaştı, Strazburg'da bekleyen benzer başvuru sayısı sekiz bini aştı, iç hukukta ise aynı durumdaki dosyalar on binlerle ifade ediliyor. Nitekim AİHM Büyük Dairesi, 5 Mayıs 2026 tarihli Şaban Yasak kararında, delil yelpazesi ByLock'un çok ötesine geçtiği hâlde aynı sonuca varmış ve cezai sorumluluğun kolektif suçluluğa ya da salt iltisak tespitine dayandırılamayacağını belirtmiştir. Aynı dosyada İkinci Daire iki yıl önce ihlal bulunmadığına karar vermişti. Bu tablo, sorunun artık münferit değil, yapısal bir sorun olduğunu gösteriyor.
Artık TBMM'nin bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Yalçınkaya ve Şaban Yasak kararlarının gereklerini yerine getirecek; yeniden yargılama usulünü açık ve öngörülebilir hâle getirecek; aynı hukuki durumda bulunan kişiler için de etkili bir başvuru yolu oluşturacak kapsamlı bir yasal düzenleme kaçınılmazdır.
Üstelik bunun örneği kendi hukuk pratiğimizde de var. AİHM'in Ümmühan Kaplan pilot kararının ardından çıkarılan 6384 sayılı Kanun, sistemik bir sorunun yasama yoluyla nasıl çözülebileceğini göstermişti. Bugün de benzer bir iradeye ihtiyaç var.
Hukuk devleti, mahkeme kararlarını beğenip beğenmemeye göre değil, onları uygulayıp uygulamamaya göre ölçülür. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması, yalnızca uluslararası yükümlülüklerin değil, Anayasa'nın da gereğidir.
Mütalaanın sonuç bölümünde yer alan şu tespit de bu ihtiyacı açıkça ortaya koymaktadır:
"Türkiye AİHM'nin söz konusu ihlal kararlarını hayata geçirme yükümlülüğü altında olup, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin mutlak surette tahkimi amacıyla, iç hukuktaki ceza hukuku düzenlemelerini dikkate almayan keyfi uygulamaları sona erdirici tedbirleri almalıdır. Bu ise devletin Sözleşme ve Anayasa'dan doğan kaçınılmaz bir ödevidir."
https://t.co/1yincIrVAO
‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme’ için sadece dağa çıkanı düze indirmek yetmez; suç işlemeden hüküm giyenlerin, sırf muhalif göründüğü için mahpus yatanların, masum gençlerin, kadınların, KHK’lıların mağduriyetlerine de son vermek gerekir.
@AlinOzinian’la konuştuk.
Elif Esen: “İnsanlar işlerinden edildi, çocuklar damgalandı, aileler dağıldı. Yargı kararıyla haklı bulunanların üzerindeki şüphe kaldırılmadı.
Mahkemede aklanan ama görevlerine geri dönemeyenlerin hakları iade edilmeli, nefes almaları sağlanmalıdır.
Devletin içine FETÖ benzeri yapılanmaların sızmaması için siyasetçilerin müdahale edemediği daha güçlü kontrol ve denetime ihtiyaç vardır.”
-KHK'ların Neden Olduğu Toplumsal Mağduriyetler neler?
-OHAL ve KHK’lar, güvenlik tedbiri mi, kitlesel bir cezalandırma mı?
-"Sivil Ölüm" ne anlama geliyor, mağdurlar ve aileleri neler yaşadı?
-AİHM kararları neden uygulanmıyor?
-Toplumsal helalleşme ve iade-i itibar için hangi adımlar atılmalı?
Buluşma Noktası Pazartesi Saat 20:00’da Hukukçu Dr.Levent Mazılıgüney @LeventisMG, Hukukçu Hatice Yıldız @avhaticeyldz ve Sosyolog Doç.Dr.Fatma Zehra Fidan @FatmaZehraFida4 ile konuşacağız.
#khklılar #khklılaradaleti̇stiyor
Süreç kimseyi dışarıda bırakmayan, herkesi içine alan bir anlayışla sonlanacak. Devlet ve toplumla bütünleşme sürecinin asıl amacı bu. Bir büyük barış ve bütünleşme sürecidir bu. Herkes müsterih olsun. Hem hep birlikte kazanacağız hem Türkiye’mize birlikte büyütecek ve çok daha güçlü kılacağız. Adım adım uhuletle ve suhuletle karşılıklı güven içinde kalıcı ve köklü çözüme hep birlikte ulaşacağız. Sonrası Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa süreci.
⚠️10 yıl geçti, KHK’lılar hâlâ adalet bekliyor!
📌Gece yarısı KHK’leriyle yaklaşık 162 bin kamu emekçisi, savunma hakkı dahi tanınmadan görevlerinden ihraç edildi.
📌İnsanlar yalnızca işlerini değil; ekmeklerini, geleceklerini ve yaşamlarını kaybetti.
📌Binlercesi neyle suçlandığını bile öğrenemeden yıllarca yoksulluğa ve sosyal ölüme mahkûm edildi.
❗️10 yıldır süren bu hukuksuzluk son bulmalıdır.
📣KESK’in Ankara ve İstanbul’da sürdürdüğü adalet nöbetinin yanındayız!
▪️OHAL KHK’larıyla yaratılan tüm mağduriyetler giderilmeli,
▪️İhraç edilen kamu emekçileri bütün haklarıyla birlikte görevlerine iade edilmelidir!
♦️KHK mağdurlarının sorunlarına çözüm üretmeyen, ehliyet affını içermeyen, çek mağdurlarının beklentilerine yanıt vermeyen ve toplumun adalet beklentisini karşılamaktan uzak olan 12. Yargı Paketi’ne RED oyu verdik.
♦️Toplumun gerçek ihtiyaçlarını görmezden gelen düzenlemeleri değil; adaleti, eşitliği ve hakkaniyeti esas alan çözümleri savunmaya devam edeceğiz.
#khklıçözümi̇stiyor #EhliyetAffı #çekmağdurları #yargıpaketi