BAĞIRILMASI GEREKEN YERDE SUSUP,
SUSULMASI GEREKEN YERDE BAĞIRIYORUZ
Sevgili Fenerbahçeliler,
Birbirimize dürüst olmayacaksak bu kalabalığın anlamı yok.
✔️ Yıllardır “bize karşı herkes” diyoruz, sonra dönüp en ağırını kendi içimizde yapıyoruz. Deplasmanda rakibin görmediği baskıyı, bizim oyuncu Kadıköy’de görüyor. Bunun adı tutku değil, yönünü şaşırmış öfke.
Ve kimse kusura bakmasın, bu öfke rakibi değil bizi zayıflatıyor.
✔️ Maç oynanırken kendi futbolcusuna söylenen her söz, rakibe yazılmış gizli bir destektir.
Sen homurdanınca adam garanti oynar, risk almaz. Sonra da “cesaret yok” dersin.
✔️ Cesareti tribünde kırıp sahada beklemek adalet değil. Bu takım kusursuz olmak zorunda değil ama yalnız bırakılmamak zorunda. Büyük tribün hatayı görür ama maçın içinde büyütmez. Çünkü bilir ki o an destek kesilirse oyun da kopar.
✔️ Bir de artık şu gerçeği görün.
Ekran başında Fenerbahçe konuşarak geçinen bir düzen var. Krizden beslenen, kaostan büyüyen, kavga çıktıkça izlenen bir dünya.
✔️ Hiç düşündünüz mü, o çok konuşanların kaçını 90 dakika sonra sesi kısılmış gördünüz? Kaçı maç bitince boğazı yanarak evine dönüyor? Ama yayına çıktıklarında sesleri aynı, enerjileri aynı, esprileri hazır, cümleleri sanki önceden yazılmış gibi akıyor.
Çünkü onlar duyguyla değil içerikle bağlı. Siz yaşarken onlar yorumluyor. Siz üzülürken onlar başlık atıyor.
✔️ Biz aynı tarafı tutuyoruz sanıyoruz ama herkes aynı bedeli ödemiyor.
✔️ Tribünde bağıranla stüdyoda konuşan bir değil.
✔️ Biri yüreğiyle yaşıyor, diğeri gündemle. Ve o gündem çoğu zaman öfkeyi körüklüyor, sabırsızlığı büyütüyor, oyuncuyla taraftarın arasına mesafe koyuyor.
Çünkü kavga ilgi çeker, huzur kimsenin işine yaramaz.
SANA GELİNCE GENÇ KARDEŞİM;
SEN SUÇLU DEĞİLSİN AMA YANLIŞ YÖNLENDİRİLİYORSUN
✔️ Sen Fenerbahçe’nin o ezip geçen yıllarını yaşamadın. Hep son anda kaçan şampiyonlukları gördün, hep “acaba yine mi” stresini yaşadın. O yüzden en küçük hatada için daralıyor, tepki vermek istiyorsun.
Bu zayıflık değil, yorgunluk. Ama şunu öğrenmen lazım: Büyük takım taraftarı olmak, duyguyu kontrol edebilmektir.
✔️ Maçın içinde kendi oyuncusuna söylenen taraftar, rakibe bağırma hakkını zayıflatır. Çünkü futbolcunun kulağına ilk giden ses tribündür.
✔️ Sen “hadi koçum” dersen ayağı titreyen adam koşmaya devam eder, sen homurdanırsan bir sonraki topu garantiye oynar. Sonra da “risk almıyor” dersin. Özgüveni tribünde kırıp cesareti sahada beklemek akıl işi değil. Bu takım hatasız oynamak zorunda değil.
BİZ HÂLÂ EN GÜÇLÜ SİLAHA SAHİBİZ AMA KENDİMİZE DOĞRULTUYORUZ
✔️ Onca badireye rağmen bu camia dağılmadıysa sebebi sizsiniz. Bu aidiyet dünyada az kulüpte var. Ama aynı güç yanlış yere dönerse yıkıcı olur. Rakibe giden öfke güçtür.
Kendi oyuncuna giden öfke çürümedir.
Tercih bizim.
✔️ Bizim sorunumuz sevgisizlik değil, sevgiyi yanlış kullanmak. Sahip çıkmak yerine baskı kuruyoruz. Koruyalım derken yıpratıyoruz.
Özetle;
Biz bu takımı sevmeyi kimseye bırakmadık, bırakmayız da. Ama sevgi bazen sessiz kalmayı bilmektir, bazen de doğru yerde gür çıkmaktır.
✔️ Unutmayın, bu kulüp en parlak günlerini sadece iyi kadrolarla değil, arkasında duran tribünle yaşadı. Biz itince bu takım ayağa kalktı, biz homurdanınca omuzlar düştü. Etkimizin farkında değilmiş gibi davranamayız artık. Bağırdığımız yer kader değiştiriyor, sustuğumuz yer boşluk yaratıyor.
✔️ Ekran başında öfke pompalayanlar yarın başka konu bulur. Ama biz yine burada olacağız.
✔️ Aynı koltukta, aynı tribünde, aynı umutla. O yüzden enerjimizi günübirlik gazlara değil, sahadaki mücadeleye verelim.
Bu arma bizim, bu takım bizim, bu güç bizim. Ve biz istersek bu stad yine rakibe dar, bize umut olur.
“Uyan Fenerbahçeli, gücünü rakibe sakla. Öfken yönünü bulursa Fenerbahçe durdurulmaz.”
👊
💛💙
DuyguFB
@duygubgg