Akan suyun önü kesilmez değil, kesilir. Baraj yapılır, ehlileştirilir ve istendiği gibi kullanılır. Ama daha önemlisi yeni su yolları açılarak suya yön verilir ve nereye akması isteniyorsa o yöne akıtılır.
Önemli olan hiçbir koşulda; önü alınamaz, baraj yapılamaz ve ehlileştireilemez Çağlayan yaratabilmektir. Ordan, burdan toplama insanlarla bunu yapamazsınız, yapamadığımız gibi. Bu çağlayanı ancak ve ancak; iradi yanı güçlü, bir arada yaşamayı savunan, bedel ödemeyi göze alan, ideolojik-politik-programatik yanı güçlü politik insanlarla mümkün. Rakibini iyi tanıyan ve tahlil eden, toplumu tanıyan ve ihtiyaçlarını bilen halkla bütünleşik, rakibinin ideolojik ve politik etkisine girmeyen, daha önemlisi bu çemberi kırmış insanların kuracağı bir parti, asla durdurulamaz ve iktidarı alır.
Madencileri ölüme terk etmek istiyorlar!
1200 metre yer altında açlık grevindeki madenciler sesleniyor:
“Madencinin hakkı, hukuku yer üstünde aranmıyor. Karanlıkta yaşayanlar, karanlıkta ölür. Sonucu ne olursa olsun hakkımızı böyle arayacağız. Herkes işin ciddiyetini anlasın.”
Şirket yönetimi yer altındaki internet ve sabit telefon hattını kesti, hattın açılması talebini de reddetti.
Suç işleniyor. Madencilerin başına gelebilecek en ufak olumsuzluğun sorumlusu Kiremitçiler Grup’tur.
#KiremitçiyeHuzurYok
KAZANDIK!
Doruk Madencilik direnişimiz zaferle sonuçlanmıştır. Madencilerin tazminatları, yıllık izinleri, TİS farkları, yasadışı zorunlu ücretsiz izinde geçen sürelerin ücretleri işçilerin hesaplarına yatırılmıştır. Hesaplamalarda eksiklik veya yanlışlık tespit edilme ihtimaline karşı sendikamız, bakanlık ve şirket arasında takip eden süreçteki bir işleyecek mekanizma tanımlanmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın sürdürdüğü sendikal haklara ve zorunlu ücretsiz izin uygulamasına ilişkin teftişin sonucunda ortaya çıkabilecek fazladan hakların da şirket tarafından itiraz edilmeksizin ödeneceği konusunda kesin mutabakata varılmıştır.
Hiçbir söze kanmadık, yalnızca irademize ve dayanışmaya inandık. Bizimle yürüyen halkımıza, madenci dostlarına teşekkür ederiz. Birlikte direndik, birlikte kazandık!
Ankara'daki heyetimizle Edirne'de sendikamız öncülüğünde 15 gündür direnen Özşen Madencilik işçilerinin yanına geçiyoruz. Köleliğe karşı her daim, her yerde mücadele edeceğiz!
Sedef Tersanesi de, Savunma Bakanlığı da, Çalışma Bakanlığı da bu sorunun doğrudan muhatabıdır!
Sendikamızın Genel Başkan'ı Neslihan Acar:
"Scafis firmasının sahibi Adil Kaplan aradı. "Sen kahraman mı olmak istiyorsun?" diye sordu. "İstifa edin nisan maaşını ödeyeyim, cuma günü mayıs maaşının elden yatırdığım kısmını ödeyeyim, işte 20'sinde de SGK'ya bildirdiğim asgari ücret kısmını ödeyeyim" diye pazarlık yürütüyor.
İşçi arkadaşlar istifa etmeyi kabul etmedi. Çünkü aylardır maaşlarını ödemeyen, verdiği hiçbir sözü tutmayan, sürekli tehdit eden bir firmanın hiçbir sözüne inanmıyor, güvenmiyorlar. Sedef Tersanesi ve patronları tehditleri derhal kesmelidir. İşçiler sendikasıyla beraber anayasal hakkını kullanıyor.
Savunma Bakanlığı'na çalışıyor bu işçiler, buraların projelerini yapıyorlar. İşçilerin ana sütü gibi hakkı olan, emeğiyle kazandığı maaşları derhal ödemeliler.”
#SedefTersanesi
Beypazarı Atatürk Parkı’ndan sesleniyoruz!
Başaran Aksu:
“Biz bugüne kadar hep açık dövüştük. Ne yapacaksak öncesinde söyledik. Gizli saklı bir iş yapmadık. Her şey Türkiye halkının ve kamuoyunun gözleri önünde oldu.
150 madenciye Enerji Bakanlığı’nın önünde sabaha kadar işkence yapıldı. Madenciler hâlâ devletten özür bekliyor.
Üç bakanlığın nezaretinde, patronun ve holding CEO’sunun da bulunduğu toplantıda, tüm taleplerin kabul edileceği ve ödemelerin yapılacağı sözü verildi.
Buradan üç kez otobüsler iptal edildi. Şoförler emniyet tarafından ‘ceza vereceğiz’ diye tehdit edildi. Yolumuzu kesmeye çalışıyorlar.
Ama biz bugün Ankara yoluna çıkacağız. İşçinin hakkını IBAN’larda görmeden kimse bu yoldan geri dönmeyecek.
Eğer IBAN’a parayı yatırma kudretleri yoksa, bize ‘yasak’ diye karşımıza çıkmasınlar.
Yurttaşlar olarak seyahat etme özgürlüğümüzü kullanacağız. Kendi araçlarımızla Ankara’ya doğru gideceğiz.”
Biz kazanacağız, mutlaka biz kazanacağız!
#MadencilerAyakta
Tek tek saydım; oğlumun vücudunda tam 83 (seksen üç ) kurşun deliği vardı. Hüseyin 83 kurşun deliği ile defnedildi köyde.
83 Kurşun yarasından sayısız şahan havalandı gökyüzüne, geldik Gezi'ye.
Cevahirden Berkinlere düşene dövüşene.
Selam Olsun Ölümsüzlere.
@Erdal289553 Yaşadığımız yoğun pratik süreçten kaynaklı bu yorumu da yeni okudum. Erdal arkadaşımı da tanıyorum. Umut ediyorum hesap sahte veya başkası Erdal yerine yazmasın. Bir telefon görüşmesinden sonra...
Dünden bugüne, mevcut çatışmalı ortamı yaratanlar, sorunu çözmek yerine krizi büyüterek Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etmek istiyorlar.
Çünkü biliyorlar ki; halkın son büyük umudunu dağıtmadan kendi düzenlerini kalıcı hale getiremeyecekler. İşte bu yüzden öfkeyi körüklüyor, kardeşi kardeşe kırdırıyor, aynı çatı altında omuz omuza yürümüş insanları birbirine düşman etmeye çalışıyorlar.
Bu oyunu bozmak ise bizim tarihsel görevimizdir!
Görünen o ki, her iki bloğun en keskin kesimleri kendilerini "haklı", karşısındakini ise yok edilmesi gereken bir engel olarak görüyor. Oysa bu körleşmiş kavganın ortasında ezilenler; işsiz gençlerdir, geleceği çalınan çocuklardır, yoksullardır, umutsuzlardır, emeği sömürülen milyonlardır. Düzenin çarkları arasında nefesi kesilen insanlar hâlâ gözlerini CHP’ye çeviriyor, hâlâ bu ülkenin yarınını CHP’de arıyor.
İşte tam da bu yüzden, CHP içinde söylenen her ağır söz yalnızca bir kişiyi değil; umut bekleyen milyonların yüreğini yaralıyor. Her dışlama, her yok sayma, aslında geleceğini kurtarmaya çalışan gençlerin umutlarını karartıyor. CHP yalnızca iki bloktan ibaret değildir! CHP; memleketin umududur, halkın birikmiş vicdanıdır, bu ülkenin eşitlik ve özgürlük düşüdür!
Biliyorum… Hırsın, öfkenin, “ya hep ya hiç” çığlıklarının yükseldiği zamanlarda; soğukkanlılığı, esas düşmanı göstererek oyununu bozacak ortak mücadeleyi yükseltmeyi, dayanışmayı savunmak zayıflık gibi gösterilir. Ama biz gerçeği söylemek zorundayız:
Durun!
Attığınız yumruk da bizimdir, vurduğunuz çene de… Kırdığınız kalp de bizimdir, “görmek istemiyorum” dediğiniz yüz de…
Bu kavganın içinde vuran da vurulan da bizim insanımızdır. Eğer ortak aklı büyütemezsek, eğer bu krizi kardeşlik hukuku içinde çözemezsek, iktidar ve kendine yer açmak için bölünmeyi dayatanlar kazanacak.
Kaybedecek olan yine PARTİ ve HALK olacaktır.
Bu nedenle, her iki tarafta da gerilimi büyütmek isteyenlerin oyununu bozmak, PARTİMİZİ bu kaostan kurtarmak, iktidarın polis zoruyla evimize girmesini engellemek, partimizi, halkımızı ve ülkemizi düşünen arkadaşlarımızın görev alarak tüm iletişim kanallarını açmaya ve CHP’yi bu karanlık kuşatmadan en az zararla çıkarmak için sorumluluk almaya çağırıyorum.
Ömrünü halkına ve partisine vermiş her yoldaşı da kardeş kavgasının tarafı olmaya değil; CHP’nin, halkın ve ortak geleceğin tarafında durmaya davet ediyorum. Çünkü; CHP herkese yetecek kadar büyük bir partidir. CHP’liler ise her yarayı saracak güçtedir.
En karanlık zamanlarda bile umutsuzluğa teslim olmamak bizim geleneğimizdir.
Çünkü tarih; korkuya teslim olanların değil, aklını, cesaretini ve inancını koruyanların elleriyle yazılmıştır.
Bugün bize düşen; paniğe değil akla, karamsarlığa değil umuda, teslimiyete değil mücadeleye sarılmaktır.
Ve unutmayalım: Bu ülkenin halkı hâlâ ayağa kalkacak bir umut arıyor. O umut parçalanırsa yalnızca bir parti değil, milyonların geleceği yara alacaktır.
Bu yüzden şimdi; kırmadan, bölünmeden, teslim olmadan birlikte direnme zamanıdır.
Şimdi; herkim olursa olsun bölünmeyi ve kardeş kavgasını körüklüyorsa, bunlara karşı ortak mücadele zamanı.
Şimdi; iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etme operasyonunu boşa çıkarma zamanı.
Uzunköprü girişinde yürüyüşümüze devam ediyoruz. Özşen Madencilik'ten tüm haklarımızı alacağız!
Taleplerimiz net:
- İşten atılan arkadaşlarımızın işe geri alınması
- 3 aydır ödenmeyen maaşların ödenmesi
- 1 yıldır ödenmemiş mesai ücretlerinin ödenmesi
- Emekli olan madencilere tazminat haklarının ödenmesi
#HakkımıVerKiremitçi
Özgür Özel’in mücadelesinin 301 Soma katliamının öncesinden beridir şahidiyiz.
Ortada hukuk yoktur çıplak güç mücadelesi vardır.
Olmayan Hukuku işaret edenler holdingçi rejimin devamını isteyenlerdir.
Cüretle, dirençle yoksul halka yüzünü dönen olursa bu krizden umut çıkar!
Yaşanan sürece dair hiçbir sosyal medya hesabında tek kelime etmemişsin. Yoksa incelemeye rağmen görünmez okunmaz olarak mı yazdın.
Böylesi bir günde “pazar tatilindesin”, anlıyorum. “Beni tanıyanlar iyi bilir” diye yazmışsın; evet, ikimiz de birbirimizi iyi tanıyoruz.
Muhtemelen başka insanlara da mesaj yazmıştır.
Instagram’a yazdığım mesajı buraya bırakıyorum:
"Utan, parti abluka altında, insanlarımız iktidarın polisinin gazıyla boğuluyor, yaşananlara bir cümle kurma yerine itinin nallarını diktiği fotoğrafı yayınlıyorsun. Güya ironi yapıyorsun. Aslında nalları diken sensin"
Gerçek bilinsin diye cevap yazdım. Böylesi bir dönemde tartışma gereksiz. Noktalıyorum.
Uyan!
Bu kuşatma, bu saldırı, seni tüketmeden önce ayağa kalk!
Her yanın işgal orduları...
Çevrene bak!
Ruhunu esir almak, zihnini tel örgülerle çevirmek isteyen asalaklar ordusu her köşe başını tutmuş.
Sana nefes alacak tek bir santimetrekare bırakmamak için her gün daha da arsızca üstüne çöküyorlar.
Sahte umutlarla kuşatılmış durumdasın.
Seni, kendi hayatının mültecisi yapmak istiyorlar!
Ruhun, her zaman çapalanan toprak gibi... Yara bere içinde.
Susuz.
Çünkü acımıyorlar!
Daha ne kadar bu vahşi saldırıya seyirci kalacaksın?
Ruhunun altını üstüne getiren bu saldırılara daha ne kadar sabredeceksin?
Bağrın, onarılmaz yaralar volkanıdır şimdi!
Biliyorum.
Evet, yaralısın. Ama o yaralar seni bitirecek bir zayıflık olmamalı!
O yaralar, içinde biriken öfkenin, haksızlığa karşı patlamaya hazır o muazzam lavın kaynağı olmalı.
Haydi, ayağa kalkalım.
Bağrında taşıdığın o volkan, seni ezmeye çalışan bu çürümüş düzeni kökünden yakıp yıkacak güce sahip. Acını bir kenara bırakıp sızlanmayı kes! O onarılmaz yaraları, seni esir alan orduların üzerine püskürteceğin birer silaha dönüştür!
Artık savunmada kalma devri bitmeli.
Kuşatmayı yarmak, o gaz sıkan ve sıktıran elleri kırmak ve içindeki volkanı serbest bırakmak senin elinde. Ya bu işgal ordularına teslim olup tamamen yok olacaksın ya da bağrındaki yangınla ayağa kalkıp kendi özgürlüğünü savaşarak geri alacaksın!
Artık, İç düşman, dış düşmanla birleşti
Tanı bunları!
Dünden bugüne, mevcut çatışmalı ortamı yaratanlar, sorunu çözmek yerine krizi büyüterek Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etmek istiyorlar. Çünkü biliyorlar ki; halkın son büyük umudunu dağıtmadan kendi düzenlerini kalıcı hale getiremeyecekler. İşte bu yüzden öfkeyi körüklüyor, kardeşi kardeşe kırdırıyor, aynı çatı altında omuz omuza yürümüş insanları birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Bu oyunu bozmak ise bizim tarihsel görevimizdir!
Görünen o ki, her iki bloğun en keskin kesimleri kendilerini "haklı", karşısındakini ise yok edilmesi gereken bir engel olarak görüyor. Oysa bu körleşmiş kavganın ortasında ezilenler; işsiz gençlerdir, geleceği çalınan çocuklardır, yoksullardır, umutsuzlardır, emeği sömürülen milyonlardır. Düzenin çarkları arasında nefesi kesilen insanlar hâlâ gözlerini CHP’ye çeviriyor, hâlâ bu ülkenin yarınını CHP’de arıyor.
İşte tam da bu yüzden, CHP içinde söylenen her ağır söz yalnızca bir kişiyi değil; umut bekleyen milyonların yüreğini yaralıyor. Her dışlama, her yok sayma, aslında geleceğini kurtarmaya çalışan gençlerin umutlarını karartıyor. CHP yalnızca iki bloktan ibaret değildir! CHP; memleketin umududur, halkın birikmiş vicdanıdır, bu ülkenin eşitlik ve özgürlük düşüdür!
Biliyorum… Hırsın, öfkenin, “ya hep ya hiç” çığlıklarının yükseldiği zamanlarda; sakinliği, aklı, dayanışmayı savunmak zayıflık gibi gösterilir. Ama biz gerçeği söylemek zorundayız:
Durun!
Attığınız yumruk da bizimdir, vurduğunuz çene de… Kırdığınız kalp de bizimdir, “görmek istemiyorum” dediğiniz yüz de… Bu kavganın içinde vuran da vurulan da bizim insanımızdır. Eğer ortak aklı büyütemezsek, eğer bu krizi kardeşlik hukuku içinde çözemezsek, kaybedecek olan yine PARTİ ve HALK olacaktır.
Bu nedenle, her iki tarafta da gerilimi büyütmek isteyenlerin oyununu bozmak, PARTİMİZİ bu kaostan kurtarmak, iktidarın polis zoruyla evimize girmesini engellemek, partimizi, halkımızı ve ülkemizi düşünen arkadaşlarımızın görev alarak tüm iletişim kanallarını açmaya ve CHP’yi bu karanlık kuşatmadan en az zararla çıkarmak için sorumluluk almaya çağırıyorum.
Ömrünü halkına ve partisine vermiş her yoldaşı da kardeş kavgasının tarafı olmaya değil; CHP’nin, halkın ve ortak geleceğin tarafında durmaya davet ediyorum. Çünkü; CHP herkese yetecek kadar büyük bir partidir. CHP’liler ise her yarayı saracak, kendinden önce halkımızı düşünenlerdir.
En karanlık zamanlarda bile umutsuzluğa teslim olmamak bizim geleneğimizdir. Çünkü tarih; korkuya teslim olanların değil, aklını, cesaretini ve inancını koruyanların elleriyle yazılmıştır. Bugün bize düşen; paniğe değil akla, karamsarlığa değil umuda, teslimiyete değil mücadeleye sarılmaktır.
Ve unutmayalım: Bu ülkenin halkı hâlâ ayağa kalkacak bir umut arıyor. O umut parçalanırsa yalnızca bir parti değil, milyonların geleceği yara alacaktır.
Bu yüzden şimdi; kırmadan, bölünmeden, teslim olmadan birlikte direnme zamanıdır.
Şimdi; herkim olursa olsun bölünmeyi ve kardeş kavgasını büyütmek isteyenlere karşı ortak mücadele zamanı.
Şimdi; iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etme operasyonunu boşa çıkarma zamanı.
Dünden bugüne, mevcut çatışmalı ortamı yaratanlar, sorunu çözmek yerine krizi büyüterek Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etmek istiyorlar. Çünkü biliyorlar ki; halkın son büyük umudunu dağıtmadan kendi düzenlerini kalıcı hale getiremeyecekler. İşte bu yüzden öfkeyi körüklüyor, kardeşi kardeşe kırdırıyor, aynı çatı altında omuz omuza yürümüş insanları birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Bu oyunu bozmak ise bizim tarihsel görevimizdir!
Görünen o ki, her iki bloğun en keskin kesimleri kendilerini "haklı", karşısındakini ise yok edilmesi gereken bir engel olarak görüyor. Oysa bu körleşmiş kavganın ortasında ezilenler; işsiz gençlerdir, geleceği çalınan çocuklardır, yoksullardır, umutsuzlardır, emeği sömürülen milyonlardır. Düzenin çarkları arasında nefesi kesilen insanlar hâlâ gözlerini CHP’ye çeviriyor, hâlâ bu ülkenin yarınını CHP’de arıyor.
İşte tam da bu yüzden, CHP içinde söylenen her ağır söz yalnızca bir kişiyi değil; umut bekleyen milyonların yüreğini yaralıyor. Her dışlama, her yok sayma, aslında geleceğini kurtarmaya çalışan gençlerin umutlarını karartıyor. CHP yalnızca iki bloktan ibaret değildir! CHP; memleketin umududur, halkın birikmiş vicdanıdır, bu ülkenin eşitlik ve özgürlük düşüdür!
Biliyorum… Hırsın, öfkenin, “ya hep ya hiç” çığlıklarının yükseldiği zamanlarda; sakinliği, aklı, dayanışmayı savunmak zayıflık gibi gösterilir. Ama biz gerçeği söylemek zorundayız:
Durun!
Attığınız yumruk da bizimdir, vurduğunuz çene de… Kırdığınız kalp de bizimdir, “görmek istemiyorum” dediğiniz yüz de… Bu kavganın içinde vuran da vurulan da bizim insanımızdır. Eğer ortak aklı büyütemezsek, eğer bu krizi kardeşlik hukuku içinde çözemezsek, kaybedecek olan yine PARTİ ve HALK olacaktır.
Bu nedenle, her iki tarafta da gerilimi büyütmek isteyenlerin oyununu bozmak, PARTİMİZİ bu kaostan kurtarmak, iktidarın polis zoruyla evimize girmesini engellemek, partimizi, halkımızı ve ülkemizi düşünen arkadaşlarımızın görev alarak tüm iletişim kanallarını açmaya ve CHP’yi bu karanlık kuşatmadan en az zararla çıkarmak için sorumluluk almaya çağırıyorum.
Ömrünü halkına ve partisine vermiş her yoldaşı da kardeş kavgasının tarafı olmaya değil; CHP’nin, halkın ve ortak geleceğin tarafında durmaya davet ediyorum. Çünkü; CHP herkese yetecek kadar büyük bir partidir. CHP’liler ise her yarayı saracak, kendinden önce halkımızı düşünenlerdir.
En karanlık zamanlarda bile umutsuzluğa teslim olmamak bizim geleneğimizdir. Çünkü tarih; korkuya teslim olanların değil, aklını, cesaretini ve inancını koruyanların elleriyle yazılmıştır. Bugün bize düşen; paniğe değil akla, karamsarlığa değil umuda, teslimiyete değil mücadeleye sarılmaktır.
Ve unutmayalım: Bu ülkenin halkı hâlâ ayağa kalkacak bir umut arıyor. O umut parçalanırsa yalnızca bir parti değil, milyonların geleceği yara alacaktır.
Bu yüzden şimdi; kırmadan, bölünmeden, teslim olmadan birlikte direnme zamanıdır.
Şimdi; herkim olursa olsun bölünmeyi ve kardeş kavgasını büyütmek isteyenlere karşı ortak mücadele zamanı.
Şimdi; iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etme operasyonunu boşa çıkarma zamanı.
Dünden bugüne, mevcut çatışmalı ortamı yaratanlar, sorunu çözmek yerine krizi büyüterek Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etmek istiyorlar. Çünkü biliyorlar ki; halkın son büyük umudunu dağıtmadan kendi düzenlerini kalıcı hale getiremeyecekler. İşte bu yüzden öfkeyi körüklüyor, kardeşi kardeşe kırdırıyor, aynı çatı altında omuz omuza yürümüş insanları birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Bu oyunu bozmak ise bizim tarihsel görevimizdir!
Görünen o ki, her iki bloğun en keskin kesimleri kendilerini "haklı", karşısındakini ise yok edilmesi gereken bir engel olarak görüyor. Oysa bu körleşmiş kavganın ortasında ezilenler; işsiz gençlerdir, geleceği çalınan çocuklardır, yoksullardır, umutsuzlardır, emeği sömürülen milyonlardır. Düzenin çarkları arasında nefesi kesilen insanlar hâlâ gözlerini CHP’ye çeviriyor, hâlâ bu ülkenin yarınını CHP’de arıyor.
İşte tam da bu yüzden, CHP içinde söylenen her ağır söz yalnızca bir kişiyi değil; umut bekleyen milyonların yüreğini yaralıyor. Her dışlama, her yok sayma, aslında geleceğini kurtarmaya çalışan gençlerin umutlarını karartıyor. CHP yalnızca iki bloktan ibaret değildir! CHP; memleketin umududur, halkın birikmiş vicdanıdır, bu ülkenin eşitlik ve özgürlük düşüdür!
Biliyorum… Hırsın, öfkenin, “ya hep ya hiç” çığlıklarının yükseldiği zamanlarda; sakinliği, aklı, dayanışmayı savunmak zayıflık gibi gösterilir. Ama biz gerçeği söylemek zorundayız:
Durun!
Attığınız yumruk da bizimdir, vurduğunuz çene de… Kırdığınız kalp de bizimdir, “görmek istemiyorum” dediğiniz yüz de… Bu kavganın içinde vuran da vurulan da bizim insanımızdır. Eğer ortak aklı büyütemezsek, eğer bu krizi kardeşlik hukuku içinde çözemezsek, kaybedecek olan yine PARTİ ve HALK olacaktır.
Bu nedenle, her iki tarafta da gerilimi büyütmek isteyenlerin oyununu bozmak, PARTİMİZİ bu kaostan kurtarmak, iktidarın polis zoruyla evimize girmesini engellemek, partimizi, halkımızı ve ülkemizi düşünen arkadaşlarımızın görev alarak tüm iletişim kanallarını açmaya ve CHP’yi bu karanlık kuşatmadan en az zararla çıkarmak için sorumluluk almaya çağırıyorum.
Ömrünü halkına ve partisine vermiş her yoldaşı da kardeş kavgasının tarafı olmaya değil; CHP’nin, halkın ve ortak geleceğin tarafında durmaya davet ediyorum. Çünkü; CHP herkese yetecek kadar büyük bir partidir. CHP’liler ise her yarayı saracak, kendinden önce halkımızı düşünenlerdir.
En karanlık zamanlarda bile umutsuzluğa teslim olmamak bizim geleneğimizdir. Çünkü tarih; korkuya teslim olanların değil, aklını, cesaretini ve inancını koruyanların elleriyle yazılmıştır. Bugün bize düşen; paniğe değil akla, karamsarlığa değil umuda, teslimiyete değil mücadeleye sarılmaktır.
Ve unutmayalım: Bu ülkenin halkı hâlâ ayağa kalkacak bir umut arıyor. O umut parçalanırsa yalnızca bir parti değil, milyonların geleceği yara alacaktır.
Bu yüzden şimdi; kırmadan, bölünmeden, teslim olmadan birlikte direnme zamanıdır.
Şimdi; herkim olursa olsun bölünmeyi ve kardeş kavgasını büyütmek isteyenlere karşı ortak mücadele zamanı.
Şimdi; iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etme operasyonunu boşa çıkarma zamanı.
Dünden bugüne, mevcut çatışmalı ortamı yaratanlar, sorunu çözmek yerine krizi büyüterek Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etmek istiyorlar. Çünkü biliyorlar ki; halkın son büyük umudunu dağıtmadan kendi düzenlerini kalıcı hale getiremeyecekler. İşte bu yüzden öfkeyi körüklüyor, kardeşi kardeşe kırdırıyor, aynı çatı altında omuz omuza yürümüş insanları birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Bu oyunu bozmak ise bizim tarihsel görevimizdir!
Görünen o ki, her iki bloğun en keskin kesimleri kendilerini "haklı", karşısındakini ise yok edilmesi gereken bir engel olarak görüyor. Oysa bu körleşmiş kavganın ortasında ezilenler; işsiz gençlerdir, geleceği çalınan çocuklardır, yoksullardır, umutsuzlardır, emeği sömürülen milyonlardır. Düzenin çarkları arasında nefesi kesilen insanlar hâlâ gözlerini CHP’ye çeviriyor, hâlâ bu ülkenin yarınını CHP’de arıyor.
İşte tam da bu yüzden, CHP içinde söylenen her ağır söz yalnızca bir kişiyi değil; umut bekleyen milyonların yüreğini yaralıyor. Her dışlama, her yok sayma, aslında geleceğini kurtarmaya çalışan gençlerin umutlarını karartıyor. CHP yalnızca iki bloktan ibaret değildir! CHP; memleketin umududur, halkın birikmiş vicdanıdır, bu ülkenin eşitlik ve özgürlük düşüdür!
Biliyorum… Hırsın, öfkenin, “ya hep ya hiç” çığlıklarının yükseldiği zamanlarda; sakinliği, aklı, dayanışmayı savunmak zayıflık gibi gösterilir. Ama biz gerçeği söylemek zorundayız:
Durun!
Attığınız yumruk da bizimdir, vurduğunuz çene de… Kırdığınız kalp de bizimdir, “görmek istemiyorum” dediğiniz yüz de… Bu kavganın içinde vuran da vurulan da bizim insanımızdır. Eğer ortak aklı büyütemezsek, eğer bu krizi kardeşlik hukuku içinde çözemezsek, kaybedecek olan yine PARTİ ve HALK olacaktır.
Bu nedenle, her iki tarafta da gerilimi büyütmek isteyenlerin oyununu bozmak, PARTİMİZİ bu kaostan kurtarmak, iktidarın polis zoruyla evimize girmesini engellemek, partimizi, halkımızı ve ülkemizi düşünen arkadaşlarımızın görev alarak tüm iletişim kanallarını açmaya ve CHP’yi bu karanlık kuşatmadan en az zararla çıkarmak için sorumluluk almaya çağırıyorum.
Ömrünü halkına ve partisine vermiş her yoldaşı da kardeş kavgasının tarafı olmaya değil; CHP’nin, halkın ve ortak geleceğin tarafında durmaya davet ediyorum. Çünkü; CHP herkese yetecek kadar büyük bir partidir. CHP’liler ise her yarayı saracak, kendinden önce halkımızı düşünenlerdir.
En karanlık zamanlarda bile umutsuzluğa teslim olmamak bizim geleneğimizdir. Çünkü tarih; korkuya teslim olanların değil, aklını, cesaretini ve inancını koruyanların elleriyle yazılmıştır. Bugün bize düşen; paniğe değil akla, karamsarlığa değil umuda, teslimiyete değil mücadeleye sarılmaktır.
Ve unutmayalım: Bu ülkenin halkı hâlâ ayağa kalkacak bir umut arıyor. O umut parçalanırsa yalnızca bir parti değil, milyonların geleceği yara alacaktır.
Bu yüzden şimdi; kırmadan, bölünmeden, teslim olmadan birlikte direnme zamanıdır.
Şimdi; herkim olursa olsun bölünmeyi ve kardeş kavgasını büyütmek isteyenlere karşı ortak mücadele zamanı.
Şimdi; iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi’ni tasfiye etme operasyonunu boşa çıkarma zamanı.