@Muhabir_Haberr Sosyal medyadan 3-5 kuruş nemalanmak için havlıyor aç köpek şuna bi hayvansever 1-2 kemik atsa kuyruğunu sallaya sallaya yer daha bunda ne numaralar vardır baksana iki ayak üzerindede duruyor 😂el ver oğlum 🤣🤣
@gazetesozcu Yine iş bitek kişiye düşüyor yaşlı,güçsüz ,fakir,emekli,borçlu ,aciz ,dul ve yetimin dostu ülkenin yegane adalet sağlayıcısı reis @sedat_peker seni yine rahatsız edeceğiz şimdiden ellerin dert görmesin 🤲
@bayrakmedya Yorumlarda borcunu ödemeyen çakallardan yana zihniyet aynı demekki !Sanayi içinde küçük esnaf bu adam holding patronu değilya sana insanlık yapmış paran yokken karnını doyurmuş 6 ay vermeyen ard niyetlidir 🤬🤬🤬
@NerminSekin1 Bu ülkenin tarım orman bakanı,tarım il müdürlükleri,tigem,tmo ne iş yapar köylüyü,çifçiyi yönlendirip desteklemeyecekse herkes kendi göbeğini kendi kesecekse siz niye varsınız terkedin o koltukları🤬🤬🤬
@bayrakmedya Millet para vermeye sanki mecburmuş gibi konuşuyor lavuk🤬🤬🤬sen o zaman Allah’tan iste 200,200 göndersin mnq🤬🤬🤬cemaati her hafta her hafta niye darlıyorsunuz yok para mara git diyanetten ,lüx içindeki şeyhten ,tarikat liderlerinden iste 🤬🤬🤬
DERS VEREN FELSEFECİ AĞAÇ
Bir ağacın gölgesinde adam felsefe kitabı okuyordu. Sorular üstüne sorular adamın kafasını karıştırmıştı.
Başını kaldırıp ağaca baktı.
“Keşke ağaç olsaydım, hiç düşünmeden yaşasaydım” dedi.
Birden ağaç dile geldi:
“Ben düşünmüyorum belki ama düşünen insanlara o kadar çok ders verebilirim ki” dedi.
Adam heyecanla:
“Seni dinlemek isterim” dedi.
Ağaç konuşmaya başladı:
“At o felsefe kitabını elinden, şimdi bana bak
ve beni dinle. Sana on tane hayat dersi vereceğim” dedi.
Adam heyecanlanarak:
“Tamam” dedi.
Ağaç: “Dinle o zaman” dedi ve hayat dersini sıralamaya başladı:
1- Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur.
Her şeyin bir zamanı vardır. Hayat öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir.
Siz de bilirsiniz ki “yaşlı köpeğe yeni oyunlar öğretilmez.” “Yaşlı kurda yol öğretilmez.”
2- Düşen ağaca balta vuran çok olur.
Onun için hayatta düşmemeye dikkat etmek gerek; güçlüyken gölgene sığınanlar, düşerken baltayı alıp sana koşarlar.
3- Bizi yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir. Her zaman dış düşmandan korkmayın. İç düşman daha tehlikelidir. Sizin gibi görünüp size hainlik edecek insanlara dikkat edin. Dişi kıran, pirince en çok benzeyen beyaz taştır.
4- Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.
İnsanı geliştiren, mükemmelleştiren zorluklardır. Büyük adamlar büyük engellerle karşılaşıp onu aştıkları için büyük adam olurlar. Büyük devletler, büyük badireleri atlatarak büyük devlet olurlar. Uçurtma rüzgâra karşı durduğu için yükselir. Engelleri fırsat bilmelisiniz.
5- Bir ağacın kökü ne kadar derinse boyu
o kadar yükseğe çıkar. Kökleri zayıf olan büyüklüğü taşıyamaz. Onun için kökünüze sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan ya da yok sayan bir ağaç ayakta kalabilir mi? Bir ağaç gücünü gövdesinden değil, kökünden alır.
Sizin de tarihiniz olmazsa nasıl geleceğiniz olacak? Tarihinizi yok sayar ya da unutursanız nasıl geleceği inşa edebilirsiniz?
6- Ağaç yapraklarıyla gürler. Bir insan da ailesiyle, sosyal çevresiyle güzel olur; onlarla tamamlanır. Onlarla varlığını hissettirir.
Onun için sosyal ilişkileriniz önemlidir.
7- Hiçbir ağaç acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım diye düşünmez. Kök, gövde ve dallar görevini sessizce ve sabırlıca yaparlar. Siz de baharın gelmesini bekliyorsanız görevinizi şamata yapmadan sessizce, hakkıyla ve sabırla yapmalısınız.
8- Meyveli ağacı taşlarlar. Bilgili, becerikli, başarılı insanlara haset eden çok olur. Bir işe yaramayan, niteliksiz, silik insanlar kimsenin umurunda olmazlar. Onun için başarılı insanlar atılacak taşlara mukavemet edemezlerse başarılarını sürdüremezler.
9- Her ağaç kendi toprağında büyür. Ağaç ancak uygun toprağı bulması halinde gelişmesini sürdürür. İnsan yetenekleri de öyledir; ağaç tohumu gibidir. Uygun zemin bulursa gelişir, yoksa çürür gider.
10- Beşikten mezara kadar ağaca muhtaçsınız. Çocukken beşikte, ölünce tabutta bizimle berabersiniz. Bize hep odun gözüyle bakmayın. Biraz da ibret gözüyle bakın. Sözü şöyle bitireyim, insanların kulağına küpe olsun.
“Her şey bir ağacı sevmekle başlar.” Bundan sonra bir ağacın yanından geçerken durun ve şarkımızı dinleyin.
Adam ağaca tekrar baktı, “Aslında odun olan
bu ağaç değil, benmişim meğerse” diye geçirdi içinden.
Alıntı
@TOPRAK_2_ Meclisin %90 ı Aldıkları maaşı haketmiyor sözümona fakir bir orta asya ülkesiyiz ama vekillerimiz ab ve abd deki meslekdaşlarından katbekat fazla alıyor vekil dediğin kişi aslının aldığı maaştan fazla alamaz ,üstünlüğü olamaz bu mantıkdışı uygulama biran önce sonlandırılsın 😡😤
Dünyanın en çok satan yazarlarından biri olmadan önce, üç kez psikiyatri hastanesine yatırıldı.
En ünlü kitabı 150 milyondan fazla sattı ve 80’den fazla dile çevrildi.
Bir masaya bağlandı ve elektrik şoklarına maruz bırakıldı.
O sadece, avukat olmak yerine yazar olmak isteyen bir ergendi.
Tek “suçu” buydu.
Panikleyen ailesi, onun yaratıcı zihnini bir ruhsal hastalık belirtisi sandı ve onu üç kez psikiyatri kurumuna yatırdı.
Ama onlarca yıl sonra, aynı adam boş bir sayfanın karşısına oturdu ve yalnızca on dört günde dünyayı değiştirecek bir kitap yazdı.
Adı Paulo Coelho’ydu.
Ve onun hikâyesi, bizi en sert şekilde eleştiren insanların geleceğimiz konusunda ne kadar yanılabileceğini gösteriyor.
1988 yılında Paulo, bütün ruhunu basit bir fablın içine koydu.
Bu hikâye, hayalinin peşinden çölde yolculuk eden genç bir çobanı anlatıyordu.
Kitabına “Simyacı” adını verdi.
Bu kitapta özel bir şey olduğunu biliyordu.
Ama yayın dünyası ona hiç önem vermedi.
Kitabı ilk yayımlayan yayınevi, onun raflarda tozlanmasını izledi.
Satışlar o kadar düşüktü ki yayınevi kitabı resmen bıraktı ve yayın haklarını ona geri verdi.
Ona eserinin tam bir başarısızlık olduğu söylendi.
Birçok insan o noktada pes ederdi.
Ne de olsa “uzmanlar” konuşmuştu.
Ama Paulo gerçek elektroşok seanslarından sağ çıkmıştı.
Basit bir ret mektubu onu vazgeçirecek değildi.
Kitabının ana mesajına derinden inanıyordu:
Bir şeyi gerçekten istediğinizde, bütün evren onu elde etmeniz için iş birliği yapar.
Vazgeçmeyi reddetti.
Paulo, ona bir şans vermeye hazır ikinci bir yayınevi buldu.
Ve sonra harika bir şey oldu.
Başarı, pahalı bir reklam kampanyası sayesinde gelmedi.
Kitap yavaş yavaş büyüdü.
Neredeyse sessizce.
Bir kişi kitabı okudu, kalbinin değiştiğini hissetti ve bir arkadaşına önerdi.
O arkadaş bir başkasına verdi.
Yavaş yavaş, o fısıltı bir gürültüye dönüştü.
Kitap Brezilya sokaklarından dünyanın dört bir yanına yayıldı.
Bugün “Simyacı”, tarihin en sevilen kitaplarından biri.
150 milyondan fazla sattı.
80’den fazla dile çevrildi.
Onu dünyanın en güçlü liderlerinin masalarında da bulabilirsiniz, parasız öğrencilerin sırt çantalarında da.
Eğer Paulo ailesini dinleseydi, muhtemelen hayatını mutsuz bir avukat olarak geçirecekti.
Eğer ilk yayınevini dinleseydi, başyapıtı sonsuza dek kaybolup gidecekti.
Ama o, kendi iç sesine güvenmeyi seçti.
Dünyaya şunu gösterdi:
Gerçek başarısızlık, yolculuğa başlamayı reddetmek ya da biri size “hayır” dediği anda vazgeçmektir.
Bugün yaşadığınız zorluklar bir ceza değildir.
Onlar, yolunuzda sizi bekleyen güzel şeylere hazırlıktır.
Yürümeye devam edin.
Çünkü dünya hâlâ sizin hikâyenizi bekliyor.
#PauloCoelho #Simyacı #AslaVazgeçme #İlham
#ALINTIVEŞİİRSEL
@nowhaber Fiyatını düşüreceklerini tahmin etmiştim bir tahminim daha var burda amaç geri dönüşüm değil insanları üye yapmak ilerleyen zamanda bu şirketler bizim bilgilerimizi kullanacak kendi bankalarına müşteri yapmak yani “asıl ürün biziz”🤯🤯🤯