Gençlerbirliği Deplasmanında Yokuz!
Yeni sezonun daha ilk deplasmanında Gençlerbirliği yönetimi tarafından deplasman tribünü için belirlenen fahiş bilet fiyatı, Türk futbolunda taraftara bakışın geldiği kabul edilemez noktayı bir kez daha gözler önüne sermiştir. 5.200 TL’ye kombine satmaya çalışan bir kulübün, deplasman tribününü gelir kapısı ve rant alanı olarak görmesi ne spor ahlakıyla ne de futbol kültürüyle bağdaşmaktadır.
Deplasman tribünleri kulüplerin bütçe açığını kapatacağı, misafir taraftarı cezalandıracağı bir kazanç kapısı değildir. Kilometrelerce yol yapan, takımının peşinden şehir şehir giden taraftarın aidiyeti fırsata çevrilemez. Bugün Gençlerbirliği deplasmanında karşımıza çıkan bu zihniyet, yarın başka bir şehirde başka bir kulübün taraftarına uygulanacaktır. Bu nedenle mesele yalnızca Fenerbahçe taraftarının değil, deplasman kültürüne sahip çıkan bütün futbolseverlerin meselesidir.
Türkiye Futbol Federasyonu’nu bu uygulamalara artık seyirci kalmamaya çağırıyoruz. Deplasman tribünlerindeki fahiş fiyatlandırmalar son bulmalı, kulüplerin keyfî uygulamalarının önüne geçilmeli ve deplasman biletleri için tüm kulüpleri bağlayan makul bir üst sınır ivedilikle belirlenmelidir.
Bu kapsamda, Genç Fenerbahçeliler olarak söz konusu fiyat politikasına ortak olmayacağımızı ve tepki amacıyla Gençlerbirliği deplasmanında tribünde yer almayacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.
Taraftar müşteri değildir.
Deplasman tribünü rant kapısı değildir.
#GençFenerbahçeliler
Mersin’de bu adamı tanıyanlar eşi dostu arkadaşı komşusu illa ki vardır bunun kim olduğunu bilip de bunu orda kazığa oturtmayan herkesin de şerefini sikeyim
@ogulcan_akce TSE ve Tobfed tarafından yetkili uygulama merkezlerini tercih etmeni öneririm. Çünkü malzeme ve işçilik dünya standartlarına göre kabul gören firmalar alabiliyor bu belgeyi. Dilersen yardımcı olmak isterim.
Haftaya 46 yaşıma giriyorum. Çocukluğumdan beri kalbimi başka türlü attıran, tuttuğum değil tutkunu olduğum Canımız Fenerbahçemiz'in izinde geçti ömrüm. Milyonlarca Fenerbahçeli gibi.
Benim jenerasyonum da çok çekti. Ortaokul yıllarımda hep Beşiktaş şampiyonlukları oldu. "Ali Şen Başkan Fenerbahçe Şampiyon" tezahüratlarıyla büyüdük.
Ali Şen geldi. Şampiyon olduk. Bizim devrimiz başladı dedik. Ertesi sene Şampiyonlar Ligi'nde Manchester United'a, Juventus'a kafa tuttuk. Rapid galibiyeti çok büyük bir şeydi. Sonra Dinamo gs dönemi başladı. Aziz Başkan'ın geldiği fetret devrinden Mustafa Denizli'yle ve Daum'la çıktık. Ben artık üniversiteyi bitirip, Kadıköy'e yerleşmiştim. Kombinem vardı. Gazeteci olmuştum. Fenerbahçe müthiş kadrolar kuruyordu. Önümüze geleni deviriyorduk. Stadımız harika olmuştu. Başta Fenerbahçe maçlarını takip ediyordum ama basın tribünü bir taraftar için korkunç bir yerdi. Beşiktaş ve bazen gs maçlarını basın tribününden takip edip, Fenerbahçe maç günlerinde izinli olmayı tercih ettim. Taraftar şapkamla gazetecilik yapmak bir işkenceydi.
Aziz Yıldırım efsane başkanımız olmuştu ama kulüp bütçeleri öyle noktalara gelmişti ki, o çok acı çektiğimiz yılların taraftarlığını mumla aramaya başlamıştık. Türkiye'de futbolun endüstriyelleşmesinin öncüsü haline dönüştük. Çünkü rakibimiz kurumsal olarak destekleniyordu ve bunu aşabilmenin tek yolu Fenerbahçe'nin büyük kitlesiyle bir ekonomi oluşturmasından geçiyordu. Tribüncülüğümüz, endüstriye yenik düşüyordu bir taraftan.
Çok kızgındım Aziz Yıldırım'a. Bir süre sonra tribüne gitmekten vazgeçtim. Etrafımda oyuncusuna küfür eden, kaybettiğinde Canımız Fenerbahçemiz'e laf eden insanlar belirdi. Birkaç sezon maç izlemek için Kadıköy'de bir teras katında, tribüncü abilerimizle evde maç izleme kararı aldık. Artık stadımız Aziz Yıldırım'ın tribünüydü.
Sonra evlendim filan. Odağımı kaybettim. Zaten tribünden de uzaklaşmıştım. 3 Temmuz çirkinliği vs.
Ali Koç hepimizin uzun yıllardır beklediği adaydı. O geldiğinde daha modern yönetilen, Avrupalı büyük kulüpler gibi olacağımızı sanıyorduk. Sonra işte artık oraları deşmeyeyim tekrar. Çok seveni var, can sıkıcı şeyler yazmayayım.
Mourinholu seçimde Aziz Yıldırım'ın aday oluşunu anladım. Aziz Başkan'a ihtiyacımız vardı. Hatası mı? Çok fazla. Aman gelmesin demek için sebep mi? Aramana gerek yok.
Ama işte ben 40'lı yaşlarıma, Aziz Başkan 70'li yaşlarına gelmişti. Onun bizim desteğimize, Canımız Fenerbahçemiz'in de onun Fenerbahçeliliğine, yani birbirimize çok ihtiyacımız vardı.
Şimdi diyorlar ya "Z kuşağı Aziz Yıldırım'la tanışıyor" diye. Yok... Bize pamuk gibi, dışarı karşı yumruğunu sıkmış, her şeyini ortaya koymuş bir Aziz Yıldırım görüyorum.
Med cezirlerimiz var bizim. Ama fark etmez. Bu sene gerekeni yapacağını çok net görüyorum. O güzel günlerimizi, geride bıraktıklarımızı, henüz geride bırakamadığımız yıllarımızı hatırlıyorum Aziz Başkan'ın yorgun sesinde. Ona destek olursak, güzel hatıralarımıza bir yenisini daha ekleyecek.
Eski dost düşman olmaz derler. Biz Fenerbahçe'nin kendisiyiz. Aziz Başkan da taraftar da.
Gel, barışalım artık... Dedim içimden. İçimde barıştık. Hoşgeldin Aziz Başkan. Seneye bahar aylarında şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz. Sen de özledin, hepimiz özledik.
Old School Fenerbahçeliler ne dediğimi anlayacaktır.
Sizlere tavsiyem Aziz Yıldırım başkanlığında hiçbir yöneticiyi öne çıkartmayın. Önce başkana sonra yöneticilere teşekkür ederiz deyin geçin
🚨 Ersan Diamond, kendisine Ali Koç'un yeğeninden gelen mesajı paylaştı.
- "Günaydın, Koç Holding'den Ali Koç'un oğlu Kerim Rahmi Koç'un kuzeniyim ben. Bu saat kaça biter bize?"
Ersan Diamond: Rahmi bey beni arasın lütfen.