Rahmi Turan,
Ülkemizde aranan bir kanun kaçağının sahibi olduğu Sözcü Grubu’nun yazarısınız.
Hakkımda son üç yılda ortaya atılan 4066 iftiraya bir yenisini daha eklemişsiniz.
On yıllarca köşenizi düşmanlık, kutuplaştırma, değerlerimizi ve devletimizi karalama üzerine kullandınız. İdamına davul zurna çaldığınız Başbakan Adnan Menderes’in hatırasına ise onlarca defa yenildiniz.
Menderes’ten,
Demirel’den,
Özal’dan,
Erbakan’dan,
Türkeş’ten
ve Erdoğan’dan hep nefret ettiniz.
Onların fikirlerini taşıyanlara kin duydunuz.
Memlekete hizmet sevdalılarını hep karaladınız.
Ben, çocukluğumdan itibaren bu hastalıklı zihniyeti izleye izleye büyüdüm.
Bunlarla hesaplaşılacak tek bir yer vardır:
Ahiret.
Rahmi Turan,
Biliyorum; kalpleriniz var, anlamaz; gözleriniz var, görmez; kulaklarınız var, işitmez. Ama yine de tane tane anlatayım.
Türkiye; milletiyle, askeriyle, jandarmasıyla, polisiyle ve korucusuyla birçok terör örgütüyle mücadele etmiş ve büyük fedakârlıklarla bu mücadeleyi başarmıştır.
Devletimiz terör örgütlerini takip eder, kayıt altında tutar; bunlara ilişkin tespit ve sayıları da İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve MİT Başkanlığı üzerinden tespit eder.
Devletin ilgili kurumları bu verileri her altı ayda bir günceller. Ardından bu sayılar ve tespitler, belli periyotlarla yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantılarında değerlendirilir:
Yurt içi tehditler, tespitler ve sayıları…
Yurt dışı tehditler, tespitler ve sayıları…
Yurt içi ve yurt dışı sayılarını dahi birbirinden ayırıp anlayamadığınız için, devletin ilgili tüm kurumlarının ve MGK toplantılarının tespitlerini düşmanlığınız ve iftiralarınızla çarpıtarak okuyucularınızı yanıltabileceğinizi düşünmeniz bayağılıktır.
Devletimizi, kara parayla geliri oluşturulan ve sahibi yurt dışında kanun kaçağı olan Sözcü paçavranızla karıştırmayın.
Devleti hafife alanların acziyetlerine hep şahit olduk; bugün yine şahit oluyoruz.
Hem terörle mücadeleye hem de Terörsüz Türkiye’ye fitne sokmak; mücadele eden tüm kahramanlarımızın, şehitlerimizin ve gazilerimizin mücadelesini küçümseyerek yok saymak ve bühtanda bulunmak, şahsınızın acziyetine mahsustur.
Okuyucularınızı on yıllarca aldattınız. Bari bu şerefli meseleye iftira atarak günahlarınızı katlamayın.
Ve kendinize, her dürüst adamın soracağı şu soruyu sorun:
“PATRONUN KİM?
NEREDE?”
https://t.co/HLmGTCY0is
Fatih Tekke ve İsmail Kartal nasıl puan kaybedebilirizin oyununu oynayarak sezon içinde önlem alarak olası puan kayıplarının önüne geçmeyi hedefliyorlar zannımca! Umarım Fatih hocam tutturur 🙂 Bu sene hedefimiz ilk 4 değil ilk 1, ona göre hocam titre ve kendine gel.
Trabzonspor, yeni sezon öncesi toplamda 62.8 milyon euro bonservis geliri elde etti. (Sabah)
• Süper Lig'de diğer 17 kulübün toplam oyuncu satış geliri 27.9 milyon euroda kaldı.
🇹🇷 11 Ağustos 2017’de Maçka’da hain saldırı sonucu şehit düşen Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’i şehadetlerinin yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Ruhları şad olsun.
Türk futbolunda yıllardır değişmeyen tuhaf bir alışkanlık var!
Para İstanbul’da harcanınca adına “vizyon” deniyor. Gayrimenkul İstanbul’da geliştirilince “mali bağımsızlık projesi” oluyor. Dünya yıldızı İstanbul’a gelince “Türkiye’nin marka değerine katkı” diye alkışlanıyor. Aynı şey Trabzon’da yaşanınca birileri hemen hesap makinesini çıkarıyor:
“Bu para nereden geldi?”
Asıl konuşmamız gereken biraz da bu ikiyüzlü ölçü. Çünkü rakamlar ortada. Galatasaray, Victor Osimhen için Napoli’ye 75 milyon Euro bonservis açıkladı. Wilfried Singo için 30 milyon 769 bin Euro ödedi.
Fenerbahçe, Temmuz 2026’da Mason Greenwood için 39 milyon Euro bonservis açıkladı. Bir önceki dönemde Youssef En-Nesyri’ye 19,5 milyon Euro bonservis ödemişti. N’Golo Kanté anlaşmasında 14,4 milyon Euro imza parası ardından milyonlarca Euro’luk sezonluk ücretler KAP’a bildirildi. Ederson’un yıllık garanti ücreti ise 11 milyon Euro.
Beşiktaş, Orkun Kökçü için şartların gerçekleşmesi halinde 25 milyon Euro bonservis ve beş sezon boyunca toplam 25 milyon Euro garanti ücret içeren bir sözleşme yaptı.
Bunları eleştirmek için yazmıyorum. Parayı üretebilen kulüp harcar. Gelirini büyüten yatırım yapar. Markasını genişleten dünya yıldızını getirir. Futbol ekonomisinin doğası budur. Fakat aynı ekonomik mantığı Trabzonspor uyguladığında ortaya çıkan şu kuşku dili artık sorgulanmalı! İstanbul’un parası ticaret de Trabzon’un parası neden siyaset?
Spor kulüpleri artık haftada bir maç oynayıp bilet parası toplayarak yaşayamaz. Gayrimenkul geliştirir, mağazacılık yapar, sponsorluk üretir, marka haklarını pazarlar, dijital gelir yaratır ve tesislerini ekonomik değere dönüştürür.
Galatasaray yapınca gayrimenkul yönetimi… Fenerbahçe yapınca finansal bağımsızlık… Trabzonspor yapınca “devlet desteği”.
Bu hesabın matematiğinde bir sorun var. Aynı devletin kurumları, aynı mevzuat, aynı ekonomik modeller, aynı futbol endüstrisi…Kulübün adı değişince kavramların anlamı da değişmemeli!
Trabzonspor son yıllarda ciddi bir ekonomik dönüşüm geçirdi. Bankalar Birliği olarak bilinen yapılandırmadaki kredi anapara ve faizlerinin tamamı kapatıldı. 2025’te gerçekleştirilen sermaye artırımı sürecinde 6,4 milyar TL’nin üzerinde fon girişi sağlandı. Kulübün finansal raporlarında mali disiplin, gelir artırıcı projeler, sponsorluk faaliyetleri ve futbolcu transferlerinden kazanılan bonservis bedelleri açık biçimde yer alıyor.
Bu yapının başında da Ertuğrul Doğan var.
Fakat ortaya çıkan ekonomik dönüşümü görmezden gelerek Mohamed Salah transferini birkaç telefon görüşmesine, birkaç siyasi isme veya Ankara’dan geldiği varsayılan görünmez bir paraya bağlayarak salya sümük ağlayan gazetecilik tiplemesiyle sözüm ona ekonomik analiz sayılmaz.
Mohamed Salah satın alınan bir futbolcudan daha büyük ekonomik ölçeğe sahip bir marka. Onu Trabzon’a getirdiğiniz anda forma satarsınız. TS Club’ın müşteri kitlesini büyütürsünüz. Kombine talebini yükseltirsiniz. Locaların değerini artırırsınız. Yeni sponsorların kapısını açarsınız.
Trabzonspor armasını Kahire’den Londra’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar milyonlarca insanın ekranına taşırsınız. Saha içinde sağ kanattan içeri kat eden Mohamed Salah’ı alırsınız saha dışında küresel bir dağıtım ağı kazanırsınız.
Asıl mesele şu! İstanbul’un üç kulübüne tanınan ekonomik aklı Trabzonspor’a çok görmek!. Onlar arazi geliştirince proje, Trabzonspor geliştirince iltimas demeyin. Onlar 30, 40, 75 milyon Euro’luk transferler yapınca vizyon yazıp, Trabzonspor Salah’ı getirince Ankara’da para aramayın.
Galatasaray’a sormadığınız soruyu Trabzonspor’a soruyorsanız. Fenerbahçe’de alkışladığınız ekonomik modeli Trabzon’da kriminal bir şüpheye dönüştürüyorsanız. Beşiktaş’ın tahsis edilmiş arazisini tarihsel hak sayıp Trabzonspor’un tahsisini siyasi imtiyaz diye sunuyorsanız… Orada ekonomi tartışmıyorsunuz.
Orada Trabzonspor’a biçtiğiniz sınırı tartışıyorsunuz. Aslında hepinizi iyi tanıyoruz. Sizi gidi maskeli süvariler sizi :)
Ömer Üründül: Drogba, Kante, Falcao, Osimhen, Icardi gibi yıldızlar Türkiye’ye geldiğinde son dakika manşetleriyle transferleri duyuran, maddi konuları gündeme getirmeyen ve 7/24 haber yapan Türk basını; Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük yıldız transferi Salah’ı futbol açısından konuşmak yerine sürekli maddiyat üzerinden tartışıyorsa burada ciddi bir ikiyüzlülük ve ayrımcılık vardır.
İstanbul takımları yıldız transfer ettiğinde sorun olmayan şey, Trabzonspor yaptığında neden bir anda “muhasebe” meselesine dönüşüyor?
Bu gazetecilik değil, çifte standarttır. Trabzonspor’un yaptığı bu tarihi transferi futbol konuşarak değerlendirmek yerine sürekli maliyet üzerinden tartışmaya açmak, gazetecilik mesleğine ihanettir.
Bu büyük transfer için Trabzonspor yönetimini tebrik ediyor, Türk futboluna hayırlı olmasını diliyorum.