Türkler,Osmanlı geleneğinden asla gerçekten vazgeçmediler; faillere baktıklarında namusunu korumak zorunda hissettikleri babalarını görüyorlar.
Bu gelenek hem solda hem de sağda Türk milliyetçilerine bir kimlik duygusu aşılıyor ve egitim aracılığıyla nesilden nesile aktarılıyor.
Küba’da üretilen ve kendini ispatlamış ürünlerin, Almanya (Avrupa ülkeleri ), Ermenistan,Rusya ve Orta Doğu, Kıbrıs ve diğer bazı ülkelerde internet üzerinden satışa sunulması için hazırlık yapmaktayız. (Vitiligo, Psoriasis (Sedef), Alopesi areata )
Küba’da üretilen ve kendini ispatlamış ürünlerin, Almanya (Avrupa ülkeleri ), Ermenistan,Rusya ve Orta Doğu, Kıbrıs ve diğer bazı ülkelerde internet üzerinden satışa sunulması için hazırlık yapmaktayız. (Vitiligo, Psoriasis (Sedef), Alopesi areata )
Prof. Dr. Hüsrev Hatemi Hoca' mıza Allah' tan rahmet diliyorum.
Onun emekli olması dolayısıyla 29 Aralık 2005 tarihinde Güneş gazetesinde Pazar Kahvesi isimli köşemde yayınlanan yazımdan bir bölüm:
“Hocaların Hocası’’ Hüsrev Hatemi’nin geçen hafta emekli olmasıyla Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde efsane hocalar dönemi de kapanmış oldu.
Bundan 32 yıl önce bu fakülteye kaydolduğumda, az sayıda, ama hepsini de çok iyi tanıdığımız, sevip saydığımız hocalarımız vardı. Meselâ, fizyolojide Meliha Terzioğlu, mikrobiyolojide Ekrem Kadri Unat, patolojide Talia Bali Aykan, ürolojide Gıyas Korkut, psikiyatride Ayhan Songar, cerrahide Tarık Minkari, iç hastalıklarında Celal Öker, Hakkı Ogan gibi isimleri Cerrahpaşa ile özdeşleşmiş unutulmaz hocalardı bunlar.
12 Aralık günü Cemi Demiroğlu Oditoryumu’ u, bugüne kadar hiçbir veda töreninde olmadığı kadar dolu idi. Öğrenciler, asistanlar, doçentler, profesörler, hemşireler, laborantlar, sekreterler, hizmetliler koşa koşa, onu yeni bir hayata uğurlamaya gelmişlerdi. Tıp fakültesi öğrencilerinden oluşan küçük topluluğun seslendirdiği şarkılar, duygu yüklü konuşmalar, fotoğraf gösterileri ile şanına lâyık bir tören oldu.
Bugün Cerrahpaşa’da 500’e yakın profesör, 100 kadar doçent, toplam 600 öğretim üyesi görev yapıyor. İçlerinde, dünya çapında tanınan cerrahlar, ortopedistler, gözcüler, araştırmacılar da var, ama bir başka Hüsrev Hoca yok.
*
Hüsrev Hoca bundan 5-6 yıl önce bizim evde düzenlediğimiz ve Alâeddin Yavaşça, Selahattin İçli, İnci Çayırlı, Fahrettin Çimenli gibi ustaların da bulundukları bir toplantımıza katılmıştı. Ben onun “Hayâl-i yare değme girye dursun’’ sözleriyle başlayan güfteyi ne kadar çok sevdiğini ve bu sözleri Rifat Bey’in de saba makamında bestelemiş olduğunu biliyordum.
Arkadaşım Adnan Mungan’ a önceden haber vererek bu şarkıyı o gece okumasını rica etmiştim. O da eseri hazırlamış ve notalarını da getirmişti.
Hüsrev Hoca’nın hayranlık derecesinde beğendiği güfte şöyleydi:
Hayâl-i yare değme girye dursun
Kurulsun sahn-ı çeşmimde otursun
Sipâh-i aşk-ı cânâ can elinden
Dağılsın kol kol olsun ordu kurulsun
Haberdar et saba o gül-izârı
Bizim semtin erişti nevbahârı
Eğer isterse seyr-i lalezârı
Açıktır sinemin bağı buyursun
Mekânı cennet olsun!
https://t.co/rwJJjRKtOz