“Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için gerçekten ayetler vardır
İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Mahmut Gedik ve beraberindeki iş insanları, Valimiz Sn. Ozan Balcı’yı ziyaret etti.
@valiozanbalci75
Tarihi Tahir Paşa Konağı Ayağa Kaldırıldı
Valimiz Sn. Ozan Balcı, restorasyon çalışmalarında sona gelinen tarihi Tahir Paşa konağında incelemelerde bulundu.
Son rötuşların yapıldığı konakta yetkililerden bilgi alan Valimiz, “Tarihi açıdan, şehir kimliği ve hafızası açısından önemli olan Tahir Paşa konağı, kimlikli özgün bir yapı. Restorasyonunu yaptırdık. Bitmek üzere. Tefrişatını yaptıktan sonra eğitim, kültür ve sanat amaçlı kullanacağız. Kerpiç, taş ve ahşaptan yapılan güzel bir bina. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
@valiozanbalci75
İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Sn. Mücahit Avkıran ve beraberindeki jandarma personeli, Jandarmanın 187'nci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Valimiz Sn. Ozan Balcı’yı makamında ziyaret etti.
Valimiz, jandarma personelinin yıl dönümünü kutlayarak kolaylıklar ve başarılar diledi.
@valiozanbalci75
Anadili Kürtçe olan ile anadili Türkçe olan insanlarımız arasında ayrım yapmak, dahası anadili Türkçe olan insanlarımızı anadili Kürtçe olan insanlarımızdan daha ayrıcalıklı görmek düpedüz ırkçılıktır.
Irkçının sağı da bir solu da.
Herkes şunu iyi bellesin gayrı: Anadili Kürtçe olana Kürt, Türkçe olana Türk denir.
Bu ülkede ne Türk’ün sırf Türk olduğu için Kürde, ne de Kürdün Türk’e üstünlüğü vardır.
Ne Türkçe’nin Kürtçe’ye ne de Kürtçe’nin Türkçe’ye.
Bizim akidemize göre üstünlük yalnızca takva iledir.
Ve bütün diller de ayrımsız Allah’ın ayetlerindendir.
Türk ile Kürt, Türkçe ile Kürtçe birbirinin eşitidir ve en önemlisi de kardeşidir.
Bu ülkede anadili Kürtçe olan bir insanımız pekala seçilmesi halinde Cumhurbaşkanı olur.
Kim ki bunu bir sorun veya tehdit olarak görüyorsa bilesiniz ki o düpedüz bir ırkçı, kardeşliğimize ve birliğimize kasteden bir bozguncu, tehlikeli bir fitnecidir.
Ana dili Kürtçe olan, yani Kürt olan birini CB adayı göstermesi halinde DEM ile ortaklık yapmayacağını söyleyen bir sol/sosyalist partinin DEM’in sırtından, yani Kürtlerin oyuyla meclise taşınması ne yaman bir çelişkidir!
DEM siyasi ortaklarını da, ortaklık/yoldaşlık anlayışını da kökten gözden geçirmelidir.
Değerli hemşehrimiz,
Başkale ilçemiz Dereiçi Mahallesi'nde bulunan yolun asfaltlama çalışmalarının kalan kısmı sezon programı kapsamında planlanmıştır.
Gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından çalışmaların sürdürülerek yolun tamamının hizmete sunulması hedeflenmektedir.
İlginiz ve duyarlılığınız için teşekkür eder, iyi günler dileriz.
Sayın vekilim Adı gibi. ARSLAN .. ARSLAN TATARA ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM çok haklı talebi var artık güvenlik korucuların hakları verilsin güvenlik korucuları olarak sonuna kadar vekilimizin yanındayız 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi milletvekilleri olarak Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek ile bir araya geldik.
Görüşmemizde bölgemizin huzur ve güvenliğimizin teminatı olan Güvenlik Korucularımızın özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik taleplerimizi de Sayın Bakanımıza ilettik.
Nazik ev sahipliği ve kıymetli değerlendirmeleri için Sayın Bakanımıza teşekkür ediyor, bölgemiz ve vatandaşlarımız adına yürütülen çalışmaların hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyorum.
@memetsimsek@guvenlikkorucum
@vanbuyuksehirbb Van Başkale Dereiçi Mahallesi yolun yarısı asfaltılmış yarası hala öyle duruyor Üstelik mahallede travertenler var travertenleri ziyarete gelen herkes yoldan şikayetçi ilçe Belediyesi Zaten yan gelip yatıyor
Mesele, Rahmi Koç meselesi veya Koç ailesi meselesi değildir.
Mesele, Rahmi Koç’la açığa çıkan o “Beyaz Türk” zihnidir.
Öfke ve hesaplaşma o zihnedir.
Bunu getirip 95 yaşına bağlamak veya yalnızca Koç’la ilişkilendirmek kasıtlı bir saptırma değilse şayet, tam bir gaflet veya cehalet halidir.
Soruyorum:
Koç’un fıkrasındaki veya mizahındaki kadın “Türk kadını” olabilir miydi?
Olsaydı sizce ne olurdu?
Mesele, devletimizin bekası ve milletimizin birliği için tehdit oluşturan o eski Türkiye artığı “Beyaz Türk” zihnin, Koç’un dilinde yeniden ete kemiğe bürünmüş olmasıdır.
Hem de kalıcı bir barışı sağlamak üzere olduğumuz “Terörsüz Türkiye” sürecinin bu en kritik aşamasında.
Şayet Koç Kürtlerden ve Kürt kadınlarından doğru dürüst özür dilemiş olsaydı bu sorun kapanmış olurdu.
Ama o özür diye takdim edilen iki cümlelik açıklamasında bile kendisinden özür dilenenler Kürtler ve Kürt kadınları değildi.
O kısa açıklamanın kendisi bile “Beyaz Türk” kibrinin zevahiri kurtarmak için mecbur kaldığı bir yeni libasa bürünme haliydi.
Oysa Koç’un bahsettiği kadının bir kimliği vardı. Samimiyet ve üzüntü içeren bir özür o kimlik üzerinden yapılmalıydı.
Bu içerikte bir özür, tartışmaların yanlış mecralara taşmasını önleyecektir.
Değilse bu tartışmalar kaş yapayım derken göz çıkartacak yanlış mecralara çekilebilir.
Bundan ülkemiz zarar görebilir.
Türk-Kürt kardeşliğini darbelemek için pusuda bekleyenler süreci enfekte edecek zararlı duygu iklimi oluşturmak için düğmeye basabilir.
Bunu önlemek için yapılacak sahiplenici tutumlar da başkaca bir güven bunalımına ve duygu kopukluğuna yol açabilir.
Buradan açıkça belirtmek isteriz ki,
Bu tarz bir özrü kibrine yediremeyen “Beyaz Türk” zihni, milletimizin kadim kardeşliği ve birliği için ciddi bir tehdittir.
Bu tehditi görmezlikten gelenler ülke barışına farkında olmadan zarar verirler ve kendi güvenilirliklerine de gölge düşürürler.
Asıl meselemiz budur bizim.
Bunu takılmamamız gereken basit bir şakalaşma olarak görmemeliyiz.
Bizim böyle şakalarımız olamaz.
Olmamalıdır.
Ve bu tür şakalara asla hoşgörümüz de olmamalıdır.
Cumhuriyet Savcılarımız asıl bu zihinle hesaplaşırlarsa anlamlı ve doğru bir iş yapmış olurlar.
Bu üzücü dersin yeni bir arınma sürecine evrilmesini hep birlikte sağlayabilirsek, ülkemizin kalıcı barışına ve birliğine anlamlı bir katkı sağlamış oluruz.
İnsan onuru ve eşit vatandaşlık esastır. Hiç kimseye cinsiyeti, etnik kimliği ve sosyal konumu üzerinden incitici ve olumsuz sosyal algılar oluşturacak ifadeler kullanılamaz.
Farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek ve bir arada huzur içinde yaşama kültürünü pekiştirmek, milli birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirme iradesi olan herkesin ortak sorumluluğudur.
Rahmi Koç’un Kürt vatandaşlarımızı hedef alan ve toplum vicdanını derinden yaralayan ifadelerini kabul etmemiz mümkün değildir.
Bu ülke; Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkeziyle ve tüm renkleriyle asırlardır kardeşçe yaşayan büyük bir millettir. İnsanlarımızı etnik kimlikleri üzerinden ayrıştıran, ötekileştiren ve inciten hiçbir söylem ne toplumsal barışımıza ne de ortak geleceğimize hizmet eder.
Kürt kardeşlerimize yönelik bu yakışıksız ve kırıcı yaklaşımı en güçlü şekilde kınıyorum. Milletimizin birliğini, beraberliğini ve kardeşlik hukukunu zedeleyen her türlü anlayışın karşısında olmaya devam edeceğiz.
Bizim medeniyet anlayışımız; ayrıştırmayı değil kucaklaşmayı, ötekileştirmeyi değil gönülleri birleştirmeyi esas alır. Birlik ve beraberliğimizi koruyarak, ortak geleceğimizi kardeşlik hukuku içerisinde inşa etmeyi sürdüreceğiz.
“Kürt kadını” demeniz, bir kimliği hedef aldığınızın göstergesidir.
Bahsettiğiniz kadın “Kürt” çünkü.
O kadının asil ve onurlu bir kimliği var.
Niyet ve özür beyanınız da zevahiri kurtarmak için.
Mızrak çuvala sığmıyor.
Sosyal medya platformlarında yer alan paylaşımlarda bir iş insanı tarafından bir açılış programında kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşlarımızı hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır.
Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur. Kadınların onurunu zedeleyen, haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul edilemez.
Bu tür sözlerin bir "fıkra" veya mizah adı altında sarf edilmesi, kadınlarımıza ve toplumumuzun belirli bir kesimine yönelik sergilenen bu nezaketsizliği hafifletmez. Toplumumuzun temel direği olan kadınlarımızın onuruna ve vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı yaklaşımın karşısında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.