@zafersahin06 Urfa’nın hikayesi bambaşka Urfa’da hizmet yok ak parti Urfa’yı çantada keklik gördüğü için kukla yönetimi tekrar aday gösterdi seçim sonrası urfanın çantada keklik olmadığını görecekler olayın yeniden refahlada alakası Urfa artık hizmet bekliyor yolsuzluk ve kukla yönetim istemi
Çok çarpıcı:
El Kassam Tugayları Sözcüsü:
“Arap ve İslam dünyasının liderlerine detaylarını ekranlardan izledikleri savaşın kalbinden sesleniyorum.
Biz, sizden ordularınızı harekete geçirerek Gazze'deki çocukları savunmak için savaşmanızı, en kutsal mabedinizi savunmanızı beklemiyoruz.
Ancak sınır kapısında bekleyen yardımları hareket ettiremeyecek kadar da mı acizsiniz?”
Kaddafi'nin öldürülmesinin 16 gerçek nedeni
1. Libya'da elektrik faturası gelmedi, elektrik tüm vatandaşlarına bedava geldi.
2. Kredi faizleri yoktu, bankalar devlete aitti,vatandaşına kredi kanunla %0.
3. Kaddafi,Libya'daki herkes ev sahibi olana kadar ebeveynlerine ev almayacağ söz verdi. Kaddafi'nin babası saltanatı sırasında bir çadırda öldü.
4. Libya'daki tüm yeni evli çiftler hükümetten 60.000 dinar aldı ve bu yüzden kendi dairelerini satın aldılar ve ailelerini kurdular.
5. Libya'da eğitim ve tıbbi tedaviler ücretsizdi. Kaddafi’den önce sadece %25 okuyucu vardı, onun saltanatı sırasında %83'lük
6. Libyalılar bir çiftlikte yaşamak isteseler, ücretsiz ev ekipmanları, tohumlar ve büyükbaş hayvan aldılar.
7. Eğer Libya'da tedavi edilemezlerse, devlet onlara yurt dışına tedavi için +2300$ konaklama ve seyahat için fon verirdi.
8. Libyalı araba alsa fiyatın %50'sini devlet finanse etti.
9. Benzinin litre fiyatı 0.14 dolar oldu.
10. Libya'nın dış borcu yoktu ve rezervleri 150 milyar dolardı (şimdi dünya çapında donduruldu)
11. Libyalıların bir kısmı okuldan sonra işe giremediği için devlet iş bulamayınca meslek ortalama maaşını ödemiş.
12. Libya petrol satışlarının bir kısmı doğrudan tüm vatandaşların banka hesaplarına bağlandı.
13. Çocuk dünyaya getiren anne 5.000$ alacaktı
14. 40 somun ekmek 0.15 dolar tuttu.
15. Libyalıların %25'inin tüm Illisna diplomalarına sahipti.
16. Kadafi, çöl ülkesinde suyun bulunmasını sağlamak için "BÜYÜK ADAM PROJESİ" olarak bilinen dünyanın en büyük sulama projesini gerçekleştirdi.
Bunun adı "DİKTATÖRLÜK"se demokrasi nedir acaba?
NEDİR???
Şunu elden ele yayabilir miyiz? Belki bazıları de okur.
Filistinliler topraklarını İsrail’e sattı mı?
Özellikle seküler cenahta neyin ne olduğunu araştırmayan, sadece duydukları ezberlerle hareket edenler var. Bunlardan biri de "Filistinliler topraklarını İsrail’e sattılar" yalanı. 2 Kasım 1917 yılında Balfour Deklarasyonu imzalandı. İngiltere Filistin topraklarını da ele geçirdi. Bölgede Siyonist bir Yahudi devletinin kurulması kararlaştırıldı.
İngiltere Filistinlilere büyük bir emlak vergisi koydu. Sonra bunu artırdı. Yani bir evin fiyatı 1 milyonsa vergisi 5 milyon oldu. Filistinliler bunu hâliyle ödeyemedi. İngilizler o toprakları Yahudi yerleşimlere satmaya başladı. Arazilere el konulması 1948’e kadar sürdü. İsrail devletinin el koyduğu topraklar Filistin topraklarının yüzde 6’sıydı.
Peki geri kalan topraklara ne oldu? İsrail 30 Mart 1976’da binlerce dönüm Filistin toprağına el koydu. 1976'dan beri bu durum “Toprak Günü” olarak anılıyor.
Filistin Toprak Günü'nün geçmişi "Nekbe" olarak bilinen 1948'de İsrail'in kurulması ve sonrasındaki olaylar zincirine kadar uzanıyor.
Sınırları içinde kalan Filistinli Arapları yerlerinden çıkarmak için yıldırma politikaları uygulamaya devam eden İsrail hükûmeti, 30 Mart 1976'da bu kişilere ait binlerce dönüm araziye el koydu.
Filistin halkı işgali protesto etmek için genel grev düzenledi. İsrail güçlerinin, Dir Hana beldesinde grevle birlikte protesto gösterileri düzenleyen Filistinlilere ateş açması sonucu da 6 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.
1976 olayları İsrailli yetkililerle Filistinli kitleler arasında ilk çatışma olması sebebiyle büyük önem kazandı. (Anadolu Ajansı. 30 Mart 2016. Ula Ataullah)
Yani Filistinlilerin topraklarının yüzde 85’i İsrailliler tarafından zorla ellerinden alındı.
Bu konuyu doğrulayan ve Siyonist öğretiyi boşa düşüren akademisyenler de var. Avi Shlaim, Ilan Pappe ve Benny Morris gibi akademisyen ve gazeteciler bunlardan bazıları.
The Birth of the Palestinian Refugee Problem (Filistin Sığınmacı Sorununun Doğuşu) kitabında Benny Morris İsrail devletinin resmî anlatısını boşa düşürmüştür. Morris kitabında Filistinlilerin yerlerinden Siyonistler tarafından zorla sürüldüğünü örnekleriyle anlatır.
Morris’in üzerinde durduğu konulardan biri Dalet Planı’dır. Siyonistlerin 1947’de silah zoruyla Filistin topraklarını ele geçirdiği bu plan 1949’a kadar sürdü. Planın arkasındaki isim de David Ben Gurion’du.
Gerçek budur. Filistinliler topraklarını satmamıştır. Ama bu propagandaya seküler kesim balıklama atlar, çünkü öylesi işine gelir.
Kendileri ve birlikte hareket ettikleri yapıların beklentilerini “Kesinliği ispatlanmış doğru” gibi pazarlayan “Dediği öğrenildi, iddia ediliyor, kulis bilgisine göre” gazetecileri kamuoyunu yanıltmaya devam ediyor…
1- Merkez Bankası Başkanı, Türkiye’ye hizmet için ülkesine döndü. Hani siz beyin göçüne üzülüyordunuz? Türkiye’nin yetiştirdiği bir değer tersine beyin göçüyle geri dönmüş. Neye üzülüyorsunuz? Erdoğan’ın onu Türkiye’ye kazandırmasına mı, ekonominin dümenine Rifkin’in geçmemesine mi?
2-Merkez Bankası Başkanı, ABD’de çalıştığı bankayı yanlışları için uyarmış, dinlemedikleri için istifa etmiş,2 yıl sonra da banka batmış. Yalanlarla kendi okuyucunuzu yanıltmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?
3-Mehmet Şimşek ilk açıklamasında “Benden duymadığınız hiçbir şeye inanmayın” dedi. Buna rağmen “500 TL’lik banknot geliyor, Şimşek tanıtacak” yalanını dolaşıma soktunuz!
4 - Yetmedi, Şahap Kavcıoğlu’nun BBDK’ya atanması üzerinden ekonomi yönetiminde çatlak-kriz algısı oluşturmaya çalıştınız. Türkiye’nin iyi olmasına, milletin yararına gelişmeler olma ihtimaline neden bu kadar karşısınız?
5- Size ve yalanlarla oluşturduğunuz algılara rağmen bu ülke kendi evlatlarının çabası, milletinin desteği ve sahip olduğu müthiş potansiyelle yürümeye devam edecek. Türkiye durdurulamaz. Bu gerçe��i kabul edin artık. Boşa kürek çekiyorsunuz.
Şimdiye kadar CHP Genel Başkanı’yla masaya oturup da istediğinden daha fazlasını almadan kalkan hiç kimse olmadı.
“Belki bize de bir şey düşer” diye gelen herkes cebinde mebzul miktarda milletvekilliğiyle, cumhurbaşkanı yardımcılığıyla, üçer beşer bakanlık sözüyle çıktı.
Elinde boş senetle CHP’nin kapısına dayanan herkes CHP Genel Başkanı’ndan imzayı kopardı, üzerine rakamı da bizzat kendisi yazdı.
CHP Genel Başkanı sırf koltuğunu korumak için son 4 ay içinde tarihte eşi benzeri görülmemiş tutarsızlıklara imza attı.
Kendi tutarsızlıklarını ve ilkesizliklerini örtmek için yalana sarılanların derdinin ne olduğunu biliyoruz.
Ne yaparsanız yapın; terör örgütleriyle iş birliğinizi unutturamayacaksınız.
Ne yaparsanız yapın; şahsi ikbaliniz için partinizin milletvekilliklerini pazara çıkardığınızı, önünüze gelene makam ve mevki sözü verdiğinizi unutturamayacaksınız.
Ne yaparsanız yapın; bu ülkenin çıkarlarını uluslararası arenada pazarlık meselesi haline getirdiğinizi unutturamayacaksınız.
Milletimiz, 28 Mayıs’ta bunların hesabını sizden sandıkta soracak.
SGK müdürü iken sigorta yapılan torunu soruluyor Kılıçdaroğlu’na.
-'Anne babasının sorunu, benim değil.Onlara sorun,hata varsa onların' diyor.
Galiba biz bu adamı fazla hafife alıyoruz.
Hata varsa benim değil,çocuklarımın diyor.
Chp milletvekili Elif Doğan Türkmen'in yıllar önce 1 aylık telefon faturası olan 2 milyon lira faturayı meclise göndermesi sorulunca da;
-'Efendim Meclis yetki vermiş o da kullanmış,vermeselerdi' diye cevap vermişti.
SSK'da verilen yetkiyi kullanarak nasıl batırdığı herkesin malumu.
Verilen yetkiyi suistimal etmeyi hak olarak gören birine Ülke yönetim yetkisi verildiğinde bu yetkinin nasıl kullanılacağı konusunda yeterli ipuçlarını vermiyor mu?
Şaka mı sanıyorsunuz?
Hukuku hiçe sayıp verilen yetki ile bebek katilini salıvermeyeceğinin garantisi var mı?
Kurucu üyesi olduğu SOROS'un TESEV Vakfı aracılığıyla ülke gelirlerinin hatırı sayılır bir bölümünü Soros'a peşkeş çekmeyeceğinin garantisini kim verebilir?
Bu ülke 20 yıl önce bunları yaşamadı mı?
Özerklik adı altında vatanı bölmeyeceğinin garantisini kim verecek?
Özerklik sözü vermedi mi?
TESEV'in Kurucusu Kavala'yı,
51 masumun katili Demirtaş'ın serbest bırakma sözü vermedi mi?
Cezaevlerinde ziyaret ettiğini söylediği polis-asker katili pkk'lıları,
Savcı katili DHKP-C'lileri tekrar sokaklara salmayacağının garantisi var mı?
15 Temmuz gecesi insan ayırmadan elinde Türk Bayrağı olanları hedef alan,Polis Özel Harekatı bombalayıp onlarca polisi şehit eden üniformalı teröristleri tekrar orduya sormayacağının bir garantisi var mı?
Öyle ya!
Adam açık açık söylüyor.
Yetki verilmiş.
Vermeseydiniz Efendim!