Ahmet Hakan:
📍"Haluk Levent olayından çıkarılacak 6 ders var."
1- "İktidara olan nefretiniz, bir kumarbaz tarafından dolandırılacak kadar yüksek olmasın."
2- "Kumarla sorunu olan birini, yardım dağıtma sorumlusu olarak konumlandırmadan önce üç kere düşünün."
3- "Devlet Bahçeli, herhangi biri hakkında olumsuz görüş bildirmişse... Mutlaka dikkate alın."
4- "Her İzmir Marşı söyleyenin, her Atatürk diyenin, her AK Parti karşıtının peşine takılmayın."
5- "Devlete güvenmeyip AHBAP’a güvenmek... Belki ilk etapta tatlı gelebilir. Acısının sonradan çıkacağını unutmayın."
6- "Başkalarına 'koyun, aptal, cahil, kandırılmış' falan demeden önce şöyle bir kendinize bakmayı ihmal etmeyin."
İngiltere'den 40 adet Euro fighter aldık,
İspanya'ya 45 adet HÜRJET sattık (3,12 milyar avro)
Üreten zarar etmez. İhtiyacı olanı alır, ürettiğini satar, dengeyi sağlar.
Ülkemizi bu seviyeye taşıyanlardan Allah razı olsun!
Şu an abd İstanbul başkonsolosluğu arka girişindeyiz. Camialtı sokak ve Güzel sokakın kesiştiği noktada. Az evel bir konsolosluk aracı (siyah büyük suv) içeriye giremedi ve defolup gitti. Abluka yapılacaksa bütün girişler hınca hınç insan dolmalı. Vesselam..
An itibariyle #SumudFlotillaSaldırıAltında...
Siyonist komandolar, 7 Türk gönüllünün de bulunduğu filonun amiral gemisi olan ALMA'ya müdahale ediyor.
Yazın, anlatın, paylaşın!
Gazzeli Yetimlere insani yardım götürmeye çalışan kardeşlerimiz uluslararası sularda Siyonistler tarafından kaçırılıyor.
İlginç bir durum var. Hiçbir gemiyle iletişim kurmuyorlar. Etrafımızda dolaşıyorlar sadece. Geriden gelen ekipleri için İstihbarat topladıkları kanaatindeyim…
Yarın konuşuruz deme, konuşamazsın. Yarın gideriz deme, gidemezsin. Anamı babamı yarın ararım deme, arayamazsın. Uzun menzilli planlar yapar; falan işi yapacağım, falan dükkanı açacağım, falan evi alacağım deme, alamazsın. Yukarıdaki aldırmaz.
Asla unutma: Uğruna kılıçların çekilip kanların döküldüğü bu dünya, içine baykuşların yuva yaptığı yıkık bir harabeliktir. Daha fazlası değil.
Dilersen sarayda yaşa, dilersen 2+1 evde. Dilersen milyonlara takla attır, dilersen 30.000 lirayla geçin. Dilersen ordulara hükmet, dilersen kendine bile hükmedeme, hiç fark etmez. Bu dünyadaki yerin de yurdun da başından ayağına 2 metrekaredir. O da boyun uzunsa, değilse o da yok. Başına adının yazıldığı bir taş dikerlerse kendini şanslı say, nicelerine o da nasip olmadı.
Bu benim kardeşim, bu benim aşkım, bu benim dostum, bu benim evladım dediğin kişiler sen öldüğün vakit tabutunu kabristana haldır huldur götürecekler. Üzerine öyle bir toprak atacaklar ki makina bile bu kadar hızlı atamaz. Üzerine son kürek toprak atılmadan evvel, senin tepende dikilip iş, futbol, siyaset konuşmaya başlayacaklar. Yaşarken yediğinin içtiğinin ayrı gitmediği insanlar bunu yapacak. Kazanmak için kendini yırttığın, belki nice haklara girdiğin malını mülkünü öyle bir paylaşacaklar ki vahşi doğa belgeselindeki sırtlanların antilop parçalaması yanında hafif kalır.
Unutma Ademoğlu:
Dünya bir hayaldir. Soluduğun hava, bastığın toprak, içtiğin su, yandığın ateş, hepsi bir hayaldir. Daim sanma. Her kim dalarsa bu hayale, elbet uyanacaktır bir gün. Hakikatin ırmağında herkes üryandır.
Baktığında sana gurur veren güzellik veya yakışıklılığın gidecek. 100 kilo yükün altına of demeden giren kasların eriyip kemiklerin zayıflayacak da belin bükülecek. İnci gibi parlayan o dişlerin çürüyecek, çakmak çakmak gözlerinin feri gidecek. Üst üste yığıp biriktirdiğin o malını bu dünyada bırakacak, tek başına ve 5 parasız o soğuk kabre gireceksin. Bunu hiç aklından çıkarma. Sultan kere sultan olsan kâr etmez!
Bu dünya öyle bir dünyadır ki yan odanda yeni doğan bir bebeğin ağlaması duyulur. O sırada da 50 metre ötedeki camiden bir merhumun sâlâsı okunur.
Öyleyse haydi:
Doğun, ölmek için!
Yapın, yıkılıp gitmesi için!
Biriktirin, geride bırakıp da terk etmek için!
-SON-
Asrın en büyük RÜŞVET ve YOLSUZLUK operasyonunun ardından TUTUKLANAN CHP'li Belediyeci Ekrem İmamoğlu'nun
💢ÇALMANIN hiçbir türlüsünü bilmiyorum ben'' sözleri yeniden gündem oldu!
Biz AK Parti olarak CHP ile 2002 Kasım ayından beri geneliyle, yereliyle, halk oylamasıyla tam 18 defa sandıkta kozlarımızı paylaştık.
Bilaistisna bu seçimlerin tamamında, kendi arkadaşlarının ifadesiyle AK Parti ve Cumhur İttifakı CHP’yi “yendi de yendi, yendi de yendi”.
Hatta geçen cumhurbaşkanlığı seçiminde “6’lı masa” diyerek güya tüm muhalefeti bir araya getirdiler, yine yenildiler.
Sadece “%60’la kesin geliyor” dedikleri Bay Kemal’i değil, yanında yöresinde kim varsa hepsini birden sandığa gömdük.
Daha seçim kazanmadan “emredersiniz sayın cumhurbaşkanım” diyerek Bay Kemal’e şirinlik yapan sağlı sollu kapı kullarını da hezimete uğrattık.
Milletten sandıkta öyle bir şamar yediler ki bir daha kendilerini toparlayamadılar. Güya anketlere göre tarih yazacaklardı ama tarih oldular.
“Türkiye’nin umudu” diyerek pazarladıkları Bay Kemal’e bugün layık gördükleri muameleyi hepimiz ibretle takip ediyoruz.
Son tartışmalar ışığında daha iyi anlıyoruz ki Cumhur İttifakı olarak ülkemize her biri altın kıymetinde 5 yıl kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda milletimizin istikbalini de kurtarmışız.
Bir kadın sorar:
— Yumurtalarınızı kaça satıyorsunuz?
Yaşlı satıcı cevap verir:
— Bir yumurta 10 TL, hanımefendi.
Kadın der ki:
— 6 yumurtayı 50 TL'ye alırım, yoksa giderim.
Yaşlı satıcı cevaplar:
— Hanımefendi, istediğiniz fiyata alın. Bugün henüz bir tane bile yumurta satamadım ve geçinebilmem için buna ihtiyacım var. Bu benim için iyi bir başlangıç olur.
Kadın yumurtaları pazarlıkla aldığı fiyattan satın alır ve kazandığını düşünerek oradan ayrılır. Şık arabasına biner ve arkadaşıyla birlikte lüks bir restorana gider.
Kadın ve arkadaşı istediklerini sipariş ederler. Azıcık yerler, ancak birçok şeyi yarım bırakırlar.
Hesap geldiğinde toplam 3800 TL tutmuştur. Kadınlar 4000 TL verir ve restoran sahibine üstü kalsın, bahşiş olsun derler.
Bu hikâye lüks bir restoranın sahibi açısından gayet normal görünebilir. Ama yumurta satan yaşlı adam için oldukça adaletsizdir…
Ortaya çıkan soru şudur:
Neden ihtiyacı olanlardan bir şey alırken gücümüzü göstermeye ihtiyaç duyarız?
Ve neden asıl ihtiyacı olmayanlara karşı cömert oluruz?
Bir keresinde bir yerde şöyle bir şey okumuştum:
“Babam, yoksullardan ihtiyaç duymasa bile bazı eşyaları yüksek fiyatlara satın alırdı.
Bazen normalinden daha fazla para verirdi.
Buna çok şaşırırdım. Bir gün ona sordum: ‘Neden böyle yapıyorsun baba?’
Babam şöyle dedi:
‘Bu, onura sarılı bir hayırdır, oğlum.’”
Biliyorum ki çoğunuz bu mesajı paylaşmayacak.
Ama buraya kadar okuyacak kadar zaman ayırdıysanız…
Belki siz de o onurlu hayırseverlerden birisinizdir.