Singapur'da kişi başına düşen milli gelir 64 bin dolar.
Yani Türkiye'nin 5 katı.
Nasıl mı oluyor?
Singapur Başbakanı kendisine 13 tane uçak alıp, araç filosu için bile kargo uçağı kaldırmak yerine, 197 dolarlık biletle ve tarifeli uçakla uçuyor mesela...
Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın AB’den 12 milyar Euro yatırımı alabilmek için GKRY’yi tanımasına karşı KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar hariç tepki gösteren olmaması en az olayın kendisi kadar derin bir gaflettir. Türk Devletleri Teşkilatı’nda alfabe birliği, ortak savunma ve kalkınma hamleleri konuşulurken Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın Türkiye’yi yoksayan bu hamlesi durdurulmalıdır.
Türkiye’nin tepkisizliği olağan dışıdır ve bu duruma dair özeleştiri yapması gerekmektedir. Parayla vatandaşlık satarak, Suriye’de ve Irak’ta Türkmenlerin haklarını gereği gibi savunmayarak, Ege Adaları’nda Yunanistan’ın düşmanca tutumuna müsaade ederek, hamasete dayalı bir dış politika “milli” olmaktan yoksundur! Bu yoksunluk diğer ülkelerin dikkatinden kaçmamaktadır. Türkiye’nin milli meseleleri gereği gibi ele almayan anlayışının da Türk Devletleri’nin Kıbrıs meselesindeki duruma yol açtığını görmek ve bu hatadan dönülmesi için harekete geçmek gerekir.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın “Aksalı” ünvanına sahip olan Binali Yıldırım bu konuda neden sessizdir? Başbakanlık, Meclis Başkanlığı gibi devleti temsil eden makamlarda bulunan Binali beyin sessizliğini bozması ve TDT’deki muhataplarına durumu bildirmesi, protesto etmesi, çözüm için çaba göstermesi icap etmektedir. Türkiye, Kıbrıs’tan asla vazgeçemez. ABD’nin kurduğu Gazzelilerin Kıbrıs’a yerleştirilmesi planına Türk Milleti onay ve geçit vermeyecektir. Emperyalizmin rüzgarına takılanlar girdabın kendilerine de zarar vereceğini bilmelidir. Türkiye emperyalist tuzakları aşacak, Türk Milleti yine galip gelecektir. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Ekrem İmamoğlu’na ilişkin emniyette alınan iki ifade tutanağını okudum. Biri 121 sayfa (örgüt, yolsuzluk vs.), diğeri 18 sayfa (terör).
24 yıllık avukatım. Terör, uyuşturucu, örgüt, dolandırıcılık, bilişim suçları gibi ağır ceza dosyalarında müdafi olarak onlarca ifadeye ve sorguya katıldım. Meslektaşlarımla sayısız dosya tartıştık, kararlar inceledik. Bu kadar zorlama, bu kadar acemice kurgulanmış bir soruşturma ve sorgulama görmedim.
•Terör soruşturmasına dair tutanakta, ifadeye geçilmeden önce şüpheliye neyle suçlandığı bile anlatılmamış. CMK m.147/1-b’ye aykırılığı bir yana, standart ifade formlarında bile bulunan bölüm düpedüz atlanmış. Basit bir şey değil, bu durum ifade tutanağını geçersiz hale getiriyor.
•Terör soruşturmasındaki sorular zorlama, bağlantılar yapay. Bunun “terör” başlığı altına sokulması tesadüf değil; İBB’ye kayyum atamak için kurgulanmış siyasi bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor.
•Tutanaklarda yer alan sorular o kadar özensiz ki, soruşturmayı yürütenlerin ve ifadeyi alanların bile bu iddialara ne kadar inandığı ciddi şekilde tartışmalı.
•Her adımı izlenen bir belediye başkanına, belediyedeki teknik işleyişe dair detaylar soruluyor. Oysa onlarca müdür, encümen, meclis var. Sayıştay ve bakanlık denetimleri zaten yapılıyor. Bu kadar ayrıntıya bir belediye başkanının birebir hâkim olması beklenemez. Bırakın belediyeyi, orta ölçekli bir şirketin yönetim kurulu başkanı bile şirketindeki tüm detaylara hâkim olamaz.
•Ve yine karşımızda bir gizli tanık vakası var. Önce “X Muhbir” denirdi, şimdi “Gizli Tanık” deniliyor. Aslında ortada, bir yerlerde yazılmış senaryonun oyunculukla sahnelenmesinden başka bir şey yok. Gizli tanıklık kurumu, Türkiye’de hukuku araçsallaştırmanın başlıca aracı haline geldi. Bütün siyasi saikli davalarda standart bir uygulama.
•Yargı, Türk Milleti adına karar verir. Savcıların soruşturma amacı budur, mahkeme kararlarının en başında bu yazar. Ama artık çok net görüyoruz ki, yargının bir kısmı Türk Milleti adına değil, majesteleri adına karar vermeye fazlasıyla meyilli.
•Sandıkta yenemediklerini yargı sopasıyla saf dışı bırakma çabası olduğu çok açık. Ve bu girişimin bedelini hukuk sistemi, ekonomi, kamu vicdanı ve toplumsal adalet duygusu ödüyor.
🖋️ Emekliye gelince 7500 lirayı çok görürler, THY’de de huzur hakkı yüzde 633 zam geldi!
➖ Türk Hava Yolları (THY) Teknik A.Ş.’de 2021’de 7 bin 500 lira olan 'huzur hakkı' yüzde 633 artırıldı.
➖ Yönetim kurulu başkanına ödenen aylık ücret net 55 bin lira, üyelere ödenen aylık ücret ise net 50 bin lira oldu. Huzur hakkı THY'deyse 25 bin liradan 62 bin liraya yükseltilmişti.
➖ Birgün'de yer alan habere göre, kurumun yönetim kurulu üyeleri de yeniden belirlendi. Kamuda birden fazla görevde bulunan ve 'çoklu görevleri' nedeniyle çifter maaş alan bürokratlardan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz’ın THY’deki yönetim kurulu üyeliğine 'devam' denildi.