Arkadaşlar Antalya Serik te 28 Mayıs ta staj gördüğü kuaförden çıkış yaptığı saatten itibaren halen kayıp olarak aranan 16 yaşındaki mesem li Yasemin
kızımızın babası bize ulaştı .Bir hafta önce bir video gönderilmiş videoda iddiaya göre
16 yaşındaki Yasemin 22 yaşındaki erkek arkadaşı ile isteyerek gitmiş berabermiş birbirlerini sevdiklerini söylemişler fakat baba inanmamış kızının baskı altında konuştuğunu ve kaçırıldığını düşünüyor ayrıca videoya rağmen şahsın kim olduğu belli iken Şikayetçi olduğu halde neden hala yakalanmadığını kızının kendilerine teslim edilmediğini anlayamadığını yanıt alamadığını ifade ediyor hukuki destek alması gerektiğini ve yapılacakları anlattık .Her şeye rağmen kızımızdan bir şekilde sağ olarak haber alınmasına sevindik .Yetkili makamlarca gereği yapılacaktır .
@TC_icisleri@tcailesosyal@AntalyaValilik@antalyabarosu
"Fransız genelevinde 20 yıldır çalışan bir kadın odasında intihar eder ve elindeki notta ben diğer fahişelerin bu işi para karşılığında yaptığını yeni öğrendim yazar.."
12 eylül öncesi ülkücü olan Nihat genç kendi tabiriyle darbe sonrasında ülkücülükten vazgeçişini üstteki fransız fahişenin hikâyesi ile anlatır.
Uzun zaman Ankara’da kiralık bir evde yaşamını sürdürdü üstad..
düşünceleri satın alınamayacak,değerlerinden vazgeçmeyecek biriydi..
hayatta iki Trabzon’luyu sevebilmeyi başardım;volkan konak ve Nihat genç..
“Geçtiğimiz ay DEM’ li Sırrı Süreyya rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. ricali devlet dahil memlekette kim varsa hastane önünde kuyruk oldu. Memleketin en iyi lüks hastanesi Florance nightingale ve en iyi doktorları seferber edildi. Süreci ekranlardan dakika dakika verildi.
Yani son günleri dahil bir hıyrını görmediğini söylediği cumhuriyetin tüm imkanlarını dibine kadar sömürdü.
Okumak için Ankara’ya geldiğinde Cumhuriyetin sağladığı imkanlarla ilk defa bir ögünde 3 çeşit yemek yenildiğini tecrübe eden Sırrı ömrünü ona bu imkanları sağlayan cumhuriyete karşı savaşmakla geçirdi.
Teröristbaşına babam dedi, devletin yıkılması milletin bölünmesi için terör örgütünün siyasi kanadında yer aldı, PKK’ lı leşler için şehit kavramını kullandı, sözde Ermeni soykırımı dahil her meselede Türk milletine hasımlık güttü.
Bu hasımlıkları güderken vekil oldu, Meclis başkan vekili oldu. Teröristbaşına babam dedi, barış elçisi oldu. Postacılığını yaptığı terör örgütünün taleplerini kabul etmezsek örgüt tarafından öldürüleceğimizi ima etti ve ölüm haberini verecek başçavuşun evimize geleceğini söyledi. Tartıştığı Enver Ayseveri evine örgütü yığmakla tehdit etti. Bu haliyle sevimli adam oldu. Barış elçisi oldu.
Ömrü Cihangir’in sosyetik mekanlarında geçti. Bu şatafatlı hayatı yaşarken muhalif aydın!!! sayıldı.
Dün Nihat Genç abimizin entübe edildiği haberini aldık. Bir gün evvel hastaneye gitmiştik. Yenge hanım ve oğlu vardı.
Nihat abi bir kuzey fırtınasıydı. Doğru, deli, dolu.
Hayatını bu millet için yaşadı. Kalemi bu toprakların en güzel hikayelerini yazdı. Eyvallahsızdı. Yeri geldi seyyar satıcılık yaptı.
Bir gün akşam yürüyüşü yaparken, gel dedi şurda sana bir döner ısmarlayayım. Abi aç değilim dedim. O an göz göze geldik, Fatih dedi param var. Param var dediği buraya yazsam pek çok insana komik gelecek bir rakamdı. İçim sızladı. Kitaplarından dolayı biraz telif gelmişti.
Hayattaki mal varlığı bir evi oldu. Evi aldığında aramış ve o çocuksu heyecanıyla evim var artık Fatih demişti. Ev görmesine eşimle gittim. Evi nasıl bir heyecanla gezdirdiğini anlatabilmek için Nihat Genç olmam lazım.
Yazacak çok şey var. Ancak yazacak takatim yok.
Sırrı, Cihangirin sosyetik mekanlarında muhalif aydın??? rolü keserken Nihat abi Yüksel caddesinde Engürü kıraathanesinde oturuyordu.
Nihat abi biricik evladına iş bakarken Sırrının kızı ve damadı Alaçatıyı üstlerine yapıyordu.
Bu toprakların soylu çocuğu Nihat Genç hastanede entübe halinde. Tedavi gördüğü hastaneye gelip gidenler sadece dostları. Ne ricali devlet var ne mersedeslerle, makam şoförleriyle gelenler…
Bir tarafta Cumhuriyet için yaşayan ve yazan Nihat abi diğer yanda Sırrı… Bu turnusol mahiyetindeki iki hayat size bir şey anlatamıyorsa benim yazarak anlatmam imkansız. Ne yazalım, ne anlatalım…”
"Fransız genelevinde 20 yıldır çalışan bir kadın odasında intihar eder ve elindeki notta ben diğer fahişelerin bu işi para karşılığında yaptığını yeni öğrendim yazar.."
Alıntıdır..
Bir avuç yobaz gerici Arabist din hastası mutlu olsun diye memleketin altını üstüne getiren Arabist ülkücülere yazmiş bu yazıyı yazar.
Ahmet Alakuş..
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in özel ricasıdır:
— Otobüslerimiz yok.
— Sosyal medya hesaplarımız alındı.
— SMS sistemi kayyumun kontrolünde.
Güvenebileceğimiz, sesimizi duyurabileceğimiz bir tek sizler varsınız!
Duyuralım:
📅 30 Mayıs Cumartesi
⏰ Saat 14.00 - Güvenpark
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!
Özgür ÖZEL tam gaz ayıklanmaya devam ediyor... Tebrikler...
Sözde, satılık, rantçı, yalaka/menfaatçi, karektersiz, yobaz, topuklayan ... Atatürkçüler, derhal CHP'den ayıklanmalıdır...
"Sincan Hakimi" olarak ün yapan ve Kapatılan RP'nin kayıp trilyonları davasında dönemin CB Abdullah Gül hakkında verilen "Takipsizlik" kararını kaldırarak "Yargılanması" yönünde karar verme cesareti gösteren Em. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, demiş ki: @AvOsmanKacmaz
"Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP hakkında verdiği butlan kararı, adeta Kadastro Mahkemesi’nin cinayet dosyasında ağırlaştırılmış müebbet cezası vermesine benziyor …Ört ki ölem.."
Esenler Belediyesi, 17 köpek kafesi için açtığı ihaleyi, 2 milyon 579 bin TL'ye AKP ilçe yönetim kurulu üyesine verdi.
Tanesi 151.000 TL tutan metal kafesler Alibaba'da sadece 2.000 TL'ye satılıyor.
(Sözcü)
Mahmut Arıkan’dan tarihi ironi:
İhaleye fesat mı karıştırdın?
Sorun yok
Hakkında yolsuzluk iddiası mı var?
Önemi yok
Usulsüzlükle mi suçlanıyorsun?
Hiç dert etme
AK-MATİK' var
Bir yıkamada, bir rozet değişikliği ile her şey bir anda tertemiz oluveriyor
Şaka gibi değil mi ?
Senin şu fotoğrafın hiç aldatılmış hissettirmedi biliyor musun?
Altı okun üçünü bile algılayacak donanımı olmayan sana pek yakıştı o ampül.
En acısı da (dahi anlamındaki de ayrı yazılır) yıllarca yol yürüdüğün insanlar 12 metrekarelik hücrelerde senin de yıllarca mücadele eder gibi yaptığın bir parti tarafından esir tutulurken kalkıp gitmen bile değil.
En acısı senin gibi birinin milletvekili, belediye başkanı ve dahi grup başkan vekili olabilmesi. İşte en acısı ülkeyi esir alan bu ideolojisiz siyaset.
Ben “partimizden” gittiğimin ertesi günü sokakta eylemdeydim, AKP’nin zulmettiği insanların yanında, CHP’li dostlarımla da yan yanaydım.
Gittim diye kırılan, gönül koyan arkadaşlarım oldu ama utanıp da yüzüne bakamayacağım kimse olmadı, çok şükür!
Kavgayı satmadığımı, korkup da topuklamadığımı biliyorlardı çünkü.
Herkes sen değil, o partide de bu ülkede de onuruyla mücadele eden milyonlarca insan var ve emin ol, değil ben gibi göğsünü gere gere aralarında gezmek, faşizme karşı omuz omuza mücadele etmek, sen onların gözlerine bakmaktan bile korkacaksın bundan sonra.
Şimdi söyle bakalım,
gerçekten sadece hapse girmemek için mi yaşattığın şu haysiyetsizliği kendine?
Yoksa başından beri mi sarayın ajanıydın?
Hadi delikanlı değilsiniz götünüz teke tek yemedi bir kişiye iki kişi saldırdınız.
Yetmedi, bunu bir de eşinin yanında yaptınız.
O da yetmedi küçücük çocuğunun gözlerinin önünde yaptınız öyle mi 34 JD 9216?
1-TÜBİTAK, yağmur dualarının eko teolojik analizi adlı çalışmaya 3 milyon TL ödül verdi.
2-Lise öğrencisi İlayda Şamilgil, "sıvılardaki mıknatıs oranını ölçen" bir projeyi TÜBİTAK'a sundu
TÜBİTAK reddetti!
Bu proje 70 ülkeden 5 bin fizik projesinin katıldığı Polonya'daki yarışmada dünya birincisi oldu.
Proje NASA'nın Mars projesine seçildi.
3- İlayda, şu an ABD/ Boston'da , Organic Robotics adlı şirkette
giyilebilir sensör teknolojileri geliştiriyor.
3-Hayırlı Cumalar!
İran-ABD savaşının sonucunu füzeler değil, tek bir algı belirleyecek: “Bu ülke artık güçlü değil.”
ABD Ortadoğu'ya 50 binden fazla asker getirdi. Kara harekatı olacak diye konuşuluyor.
Herkes kara harekatını tartışıyor.
Ben başka bir şeye bakıyorum.
Çünkü bana göre kara harekatı düzenlenirse Amerika hegemonyasının sonunu getirebilir.
Ray Dalio geçen günlerde bir makale yayınladı. İçindeki tek bir cümle her şeyi açıklıyor.
"Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü kaybetmek Amerika için 1956'da İngiltere'nin başına gelen şey olabilir."
Bu cümleyi anlamadan önce size 1956'yı anlatmam lazım.
İngiltere 200 yıl boyunca dünyanın süper gücüydü. Sterlin dünya parasıydı. Donanması okyanusları kontrol ediyordu.
Gücünün en kritik noktası: Süveyş Kanalı.
Dünya ticaretinin büyük bölümü bu kanaldan geçiyordu. Kim kanalı kontrol ederse dünya ticaretini kontrol ederdi.
1956'da Mısır "Kanal artık bizim" dedi.
İngiltere tehdit etti. "Açın yoksa geliriz" dedi.
Mısır açmadı.
İngiltere, Fransa ve İsrail ile birlikte saldırdı.
Ama uluslararası baskı oluştu. İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı.
O gün dünya bir şeyi gördü.
İngiltere artık dünyanın süper gücü değil.
Ne oldu sonra?
Sterline güven çöktü. Müttefikler uzaklaştı. Sömürge devletler bağımsızlık ilan etmeye başladı. Sermaye İngiltere'den kaçtı.
200 yıllık imparatorluk tek bir algı yüzünden bitti.
"Bu ülke artık güçlü değil."
Bu algı oluştuğu an para kaçmaya başlar. Sistem çöker.
Dalio diyor ki: Şimdi aynı şey Amerika'nın başına gelebilir.
Dalio 500 yıllık tarihi incelemiş. Her büyük imparatorluğun yükselişini ve çöküşünü araştırmış. Ve bir düzen bulmuş.
Bir süper güç var. Dünyanın parasını kontrol ediyor. Deniz yollarını kontrol ediyor. Herkes ona güveniyor.
Sonra daha küçük bir güç kritik bir ticaret yolunda meydan okuyor.
Süper güç tehdit ediyor. "Aç yoksa gelirim" diyor.
Tüm dünya izliyor.
Eğer süper güç o yolu açarsa güç teyit edilir. Herkes güvenmeye devam eder. Para akmaya devam eder. Sistem sürer.
Eğer süper güç o yolu açamazsa her şey tersine döner.
Güven çöker. Müttefikler kaçar. Borç krizi başlar. İmparatorluk biter.
Şimdi Amerika'ya bakın.
Borç 39 trilyon dolar. Toplanan her 4 dolar vergiden 1'i faize gidiyor.
Şimdi İran ile savaşıyor.
Trump ne diyor?
"Anlaşma olmazsa ve Hürmüz açılmazsa şimdiye kadar kasten dokunmadığımız tüm elektrik üretim santrallerini, petrol kuyularını, Kharg Adası'nı ve muhtemelen tüm tuzdan arındırma tesislerini havaya uçurup tamamen yerle bir ederek bitireceğiz."
Peki bunu yaparsa Hürmüz açılacak mı?
Hayır.
Vurabilirsin. Yıkabilirsin. Ama boğazı açamazsın. Çünkü boğaz İran'ın kapısının önünde. İran kapattıkça kapalı kalır.
Husiler açıkça uyardı. Kara harekatı durumunda Kızıldeniz'i kapatabileceklerini söylediler.
Hürmüz ve Kızıldeniz. İki boğaz birden kapanabilir.
Peki Trump neden ateşkese yanaşmıyor?
Çünkü İran'ın ateşkes şartlarından biri şu: "Hürmüz Boğazı için İran'ın çıkarlarını gözeten yeni bir protokol yazılacak. Geçiş koşulsuz olmayacak."
Araghchi açıkça söyledi: "Geçiş koşulsuz olmayacak. İran ve bölgesel çıkarlara uygun şartlar altında yapılacak."
Şu an Hürmüz'de bazı geçişler için yuan şartı gündeme geliyor.
Bunun ne demek olduğunu anlıyor musunuz?
Körfez ülkeleri yarın "petrolümü dolar karşılığında satmak istiyorum" dese bile İran itiraz edebilir. Çünkü boğazın kontrolü İran'da.
1974'ten beri petrol dolarla satılıyor. Petrodolar sistemi. Amerika'nın gücünün temeli.
Şimdi o sistem İran'ın eline geçmek üzere.
Amerika buna izin verebilir mi?
Veremez.
Çünkü petrodolar biterse Amerika istediği gibi borçlanamaz.
O yüzden Trump güçle almaya çalışıyor. Ama güçle almak da çözüm değil.
Trump'ın çıkmazı
Birincisi: Ateşkes yap. Ama İran'ın şartlarıyla. Hürmüz'de yuan geçişi başlar. Petrodolar sarsılır. Hegemonya zayıflar.
İkincisi: Kara harekatı düzenle. Yüzlerce metre derinlikteki füze tesisleri imha edilemiyor. Ve Husiler Kızıldeniz'i kapatmakla tehdit ediyor. İki boğaz birden kapanabilir.
Üçüncüsü: Vur ve yık. Elektrik santrallerini, petrol kuyularını, Kharg Adası'nı vur. Ama vurdukça İran karşılık veriyor. Körfez'in altyapısı zarar görüyor. Müttefikler yanıyor. Hürmüz hâlâ kapalı.
Üç yol hiçbirinde Hürmüz açılmıyor.
Hürmüz açılmazsa Dalio'nun kalıbı devreye giriyor. "Bu ülke artık güçlü değil" algısı oluşuyor. Müttefikler uzaklaşıyor. Sermaye kaçıyor.
Dalio'nun en önemli tespiti
Savaşta acıya dayanma kapasiten acı verme kapasitenden daha önemlidir.
İranlılar ne yapıyor?
Savaşı uzatmaya çalışıyor. Çünkü herkes biliyor ki Amerikan halkının ve Amerikan liderlerinin uzayan savaşlara dayanma kapasitesi çok düşük.
İranlılar için bu savaş varoluşsal. İntikam meselesi. Hayattan daha önemli bir şey için savaşıyorlar.
Amerikalılar ne için endişeleniyor? Benzin fiyatları. Ara seçimler. Borsa fiyatları.
Bu asimetri Dalio'yu korkutuyor.
Anlaşma mümkün mü?
Dalio'nun cevabı net: Hayır.
"Herkes biliyor ki hiçbir anlaşma bu savaşı çözmeyecek."
Ne olursa olsun, ister Hürmüz İran'ın elinde kalsın ister ABD'nin elinde kalsın, önümüzdeki dönem çatışmanın en kötü aşaması olacak.
İran'ın kendi sözleri: "Kendi üslerindeki askerlerini bile koruyamayan ABD, bizim topraklarımızda onları nasıl koruyacak?"
Bu savaşın sonucu tarihi yeniden şekillendirecek. Bu savaşın etkileri sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacak.
Ticaret akışları değişecek. Sermaye akışları değişecek. Çin, Rusya, Kuzey Kore, Avrupa, Hindistan, Japonya. Hepsi etkilenecek.
Eğer Amerika kazanırsa:
Dolara güven artar. Tahvillere talep artar. Müttefikler yakınlaşır. Amerika'nın gücü teyit edilir. Amerikan hegemonyası devam eder.
Eğer Amerika kaybederse:
Dolar zayıflar. Tahviller satılır. Müttefikler uzaklaşır. BRICS güçlenir. Çin'in yükselişi hızlanır.
Dalio'nun 500 yıllık tarihten çıkardığı ders:
Para ve güç her zaman kazanana akar. Kaybedenden kaçar.
Savaşla ilgili tüm gelişmeleri ve analizleri buradan paylaşıyorum.
Önümüzdeki birkaç gün çok yoğun geçecek, sizi her şeyden haberdar edeceğim.