“yol güzelse yürüyorum işte biraz, çay sıcaksa içiyorum, kitap sararsa saatlerce okuyorum, ne herkese kapalıyım, ne yalnızlığa küsüm hatta biraz benimsemiş ve dahi içselleştirmiş bile olabilirim, ufak şeylerden mutluluk çıkarabilen minimalist yanıma sarılıp yaşamaya çalışıyorum.”
Fark ettiniz mi bilmiyorum, insan layık olmadığı şeyi üzerinde taşıyamıyor. Bilgi fazla gelirse kibirleniyor, zenginlik fazla gelirse görgüsüzleşiyor, güç fazla gelirse başkalarını aşağılıyor. Yani özne ile edim arasında bozulan o orantıyı saklayamıyor, mutlaka sızdırıyor dışarı.
Manipüle edilmeyen insan karizması diye bir şey var. Gerçeğin farkında, kendi değerinden emin; dedikodu, kaos ve sahte kalabalık görüntülerinden etkilenmeyen; korkuyla yönlendirilmeyen, utançla yönetilemeyen insan gücü. Kitaplarda yazmaz ama sahibine çok büyük bir iktidar verir.
Bir insanın sağlığı yerindeyse, ailesi hayattaysa, geleceğe dair bir şeylerin hayalini kurabiliyorsa, dünyanın en zengin insanlarından biri olduğunu sık sık kendisine hatırlatması lazım.