Sağlık Bakanlığı Tarafından Geçici Görevlendirmelerin İptaline Dair Değerlendirmemizdir
Son günlerde adeta tüm sendikalar “kazandık” “büyük kazanım” gibi ifadeler ile Sağlık Bakanlığı’na geçici görevlendirmeleri iptal ettirdikleri duyurusu yapılmaktadır. Öncelikle geçici görevlendirmelerin ne maksat ile yapıldığını unutmayalım.
1- Muhalif olan, kapıkulu olmayan ve boyun eğmeyen sağlık emekçilerine gözdağı vermek amaçlı sürgün politikası olarak,
2- Yandaş olanları rahat ettirmek için,
3- Besleyip, büyüttükleri ve yetkilendirdikleri sendikamsı yapıyı ve kol kola çalışan sarı sendikaya üye kazandırmak maksadıyla örgütlenmelerine alan açmak için,
4- Yıllardır kamu sağlık kurumlarına personelin yeterli sayıda görevlendirilmemesinden kaynaklanan boşluğun ve hizmet aksaklığının giderilmesi için geçici görevlendirmeler yapılmaktadır.
Aslında Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde geçici görevlendirmelerin yapılacağı ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğinin 11. Maddesinin ilgili fıkralarında:
“(1) Bakanlık önceden duyurmak suretiyle talepte bulunan personeli geçici olarak görevlendirebileceği gibi ihtiyaç hâlinde re’sen de görevlendirebilir. Re’sen yapılan geçici görevlendirme süresi bir mali yılda iki ayı geçemez.
(8) Personelin herhangi bir suretle görevde olmaması, nüfus hareketleri gibi nedenlerle personele ihtiyaç duyulması hâlinde; geçici görevlendirmelerde, personel doluluk oranı aynı olan yerler arasında veya yüksek olan yerden düşük olan yere geçici görevlendirme yapılabilir.
(9) İlgilinin talebi halinde il içinde yapılan geçici görevlendirme ile sekizinci fıkra hükümlerine göre yapılan geçici görevlendirme süresi her seferinde üç ayı ve bir mali yılda toplamda altı ayı geçemez.” Düzenlemeleri yer almaktadır.
Aile birliği, sağlık ve can güvenliği mazereti nedeniyle yer değişikliği ile eğitim, engellilik nedeniyle isteğe bağlı yer değişikliği yönetmelikte ayrıca düzenlenmektedir.
Zorunluluktan kaynaklanan ve mevzuata uygun olan talepler bile günümüzde siyasal bir anlayışa mensubiyet ya da yukarıda ifade ettiğimiz sendikalara üyelik yapılması şartına bağlanmaktadır. Yukarıda maddeler halinde yazdığımız sebeplerden en masumu olan 4. Maddedeki görevlendirmeler bile torpili olmayanlara ya da yandaşlık ilişkisine girmeyen emekçiler üzerinden cezalandırmaya dönüştürülerek yapılmaktadır.
Bugün gelinen aşamada yandaş ve yetkilendirilmiş sendikamsı yapılara o kadar çok üyelik yapılmış ki artık torpili en güçlü olanlar istediğini almaktadır. Yandaş sendika üyeleri arasında dahi güçlü torpil arayışlarına bağlı gerilimler devam etmektedir. Kendilerinin iktidarlar ve idarecilerle birlikte kurduğu düzen bumerang gibi gelip onları vurmaktadır.
Geçici görevlendirmelerdeki keyfilik o dereceye varmıştır ki basına yansıdığı kadarıyla Bakanlık yönetmeliğe aykırı şekilde süresiz geçici görevlendirmelerin yapılmaması gerektiğini İl Sağlık Müdürlüklerine bildirme gereği duymuştur.
Bakanlığın bu yazısı; keyfiyeti, iktidar gücünü sopa gibi kullanan geçici görevlendirme işleyişini çözmek için yeterli olmadığı gibi pek çok sendika tarafından kendilerinin yürüttüğü mücadelenin “kazanımı” da değildir. İş kolumuzda geçen yetki döneminde 59 olan sendika sayısı bu yıl yetki döneminde 72’ye çıkmıştır. Birkaç aydır kurulan sendikalar bile mücadele ile kazandıklarına dair sosyal medyada propaganda yapmaktadır. Bu tür propagandalar emekçilerin sorunlarını çözmez.
- Kazanım çalışma yaşamının demokratikleşmesi ile olur.
- Kazanım AB ve OECD ortalamasında sağlık emekçisinin kadrolu ve güvenceli istihdamı ile olur.
- Binlerce sağlıkçı atanma beklerken yaşamsal hizmet veren sağlık kurumlarında az sayıda sağlık emekçisi ile hizmet verilmesine son verilmelidir.
- Eğitim, sağlık, aile, can güvenliği, engellilik mazeretlerinin uygulanmasındaki sınırlandırmalara son verilerek sorunun çevresinden dolanmak yerine kalıcı çözüm geliştirilmelidir.
- Kazanım metaya dönüştürülen kışkırtılan sağlık sistemi ve hasta edilen bir toplumla değil, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerin güçlendirildiği sağlık emekçileri ve hizmet alan halkın örgütlü yapıları aracılığıyla hizmetin planlanmasından sunulmasına kadar tüm karar mercilerinde yer aldığı yeni bir sistemin inşası ile olur.
Kamu emekçilerinin atama ve yer değiştirme haklarının güvence altına alınması;
Yeteli kadro atamasının yapılarak keyfi geçici görevlendirmelere son verilmesi;
Sağlık, can güvenliği, aile birliği, engellilik, eğitim mazeretlerine bağlı yer değişikliği taleplerinin güvence altına alınması;
İçin mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. 31.07.2026
MERKEZ YÖNETİM KURULU
Haber linkimiz: https://t.co/NQGunapWs7
IŞID'in bombalı saldırısı sonucu hayatını kaybeden 33 düş yolcusunu saygıyla anıyoruz.
Yaşanan insanlık suçunun 11. yılında talebimizi yineliyoruz:
Suruç için Adalet, herkes için Adalet!
#suruç
Taban Maaş Kanunu ve mülakat mağduru öğretmenlerin atamasının yapılması taleplerinin Meclis Komisyonunda görüşülmesi talebiyle Ankara'da oturma eylemi başlatan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın Madenci Anıtı önünde bailattıkları oturma eylemine Genel Mali Sekreterimiz Deniz Topkan, KESK Eş Genel Başkanları Ayfer Koçak, Ahmet Karagöz ile KESK MYK üyeleri Sema Pınar ve Döne Gevher katıldı.
OHAL’in fiili olarak devam ettiği bir kez daha kanıtlandı. Aradan geçen 10 yıla rağmen hala binlerce KESK’linin yargı süreçlerinin devam etmesine ve hukuksuz ihraçlara bir kez daha dikkat çekmek, arkadaşlarımızın görevlerine iade edilmesi çağrısında bulunmak üzere yapmak istediğimiz Nöbet eylemi polis zoru ve şiddetiyle engellenmek istenmektedir.
Konfederasyonumuz binası önünde anayasal hakkımızı kullanarak devam ettirmek istediğimiz demokratik ve meşru eyleme saldıran güvenlik güçleri konfederasyon binamızın girişine de barikat kurarak giriş çıkışları kapattı.
Şiddetle kınıyor, protesto ediyoruz.
Hak arama mücadelesi gözaltılarla, copla ve şiddetle susturulamaz.
İhraçların yarattığı hukuksuzluğu örtmeye çalışanlar bilsin ki; emek, hukuk ve adalet mücadelemizden geri adım atmayacağız.
Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın! Baskılar son bulsun! İhraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilsin!
Bu gün insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan “ Srebrenitsa Soykırımı’nın “ yıl dönümü.
Srebrenitsa’yı anmak; yalnızca geçmişte yaşanan büyük bir acıyı hatırlamak değil, dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın halklara yönelik katliamlara, savaş politikalarına, nefret söylemine ve insanlığa karşı işlenen suçlara karşı ortak mücadeleyi büyütme sorumluluğunu da üstlenmektir.
Hayatını kaybedenleri bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Unutmadık .
Unutturmayacağız.
Siyasal iktidar, seçimle kazanamadığı yerel yönetimleri yargı eliyle cezalandırmaya devam ediyor!
Türkiye’nin en büyük 3. İlçesi Çankaya’nın seçilmiş belediye başkanı Hüseyin Can GÜNER hakkında gözaltı kararı verilip evi basıldı, aralarında sendikamız üyelerinin de olduğu belediye yöneticileri, seçilmiş meclis üyeleri, başkan yardımcıları da dahil çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Siyasi iktidarın halk oyuyla kazanamadığı belediyeleri tehdit, şantaj ve siyasal rüşvetle kendi partisine geçmeye zorlaması, buna teslim olmayanlara ise yargı sopasıyla el koyması demokrasinin ve hukukun alenen ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir. Bu antidemokratik uygulamalarla her seferinde açıkça ilan ettikleri şey şudur: Halkın iradesini tanımıyoruz!
Bu hukuksuz operasyonları kınıyor, protesto ediyoruz! Gözaltılar derhal serbest bırakılmasını istiyoruz!
Bu hukuksuzluklara yanıtımız, her zamankinden daha fazla dayanışma ve mücadeleyi yükseltmek olacaktır!
Ahmet Telli’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Onu, yalnızca büyük bir şair olarak değil, toplumsal sorumluluğunu hiçbir zaman unutmayan bir aydın ve mücadele insanı olarak da daima saygıyla anacağız.
Ailesinin , yakınlarının, tüm mücadele ve yol arkadaşlarının başı sağ olsun.
Anısına saygıyla…
10 Ekim Gar Katliamı davasının bugün görülen ve devam eden duruşmasına Konfederasyonumuz adına Eş Genel Başkan Ahmet Karagöz ile Yürütme Kurulu Üyelerimiz Sevgi Yılmaz, Sema Pınar, Bahadır Berdicioğlu ve sendikalarımızın MYK üyeleri katıldı.
Adaletin eksiksiz sağlanabilmesi için; katliamın önlenmesi için gerekli tedbirleri almayan, adli ve idari süreçleri işletmeyen kamu görevlileri ile sorumlular hakkında etkin ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmesi, katliamın tüm yönleriyle aydınlatılması ve tüm faillerin yargı önünde hesap vermesi zorunludur.
İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Gerçek adalet sağlanana, tüm failler ve kamu sorumluları yargı önünde hesap verene kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
27 Haziran Cumartesi günü “Sağlık için yürü, doğa için birleş” sloganıyla yapacağımız doğa yürüyüşüne tüm dostlarımız davetlidir.
Katılım için: 0536 980 03 35
Batman Özel Şifa Bakımevinde Yaşananlara Dair Sorumlular Hesap Versin!
03.06.2026 tarihinde Batman Cumhuriyet Başsavcılığı Şafak operasyonuyla Şifa Bakım merkezine baskın düzenlemiş, aralarında Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yönetici ve çalışanlarının da olduğu 83 kişi gözaltına alınmıştır. Kuruma kayyum atanırken, bakım hizmeti alan vatandaşlar farklı bakım merkezlerine yerleştirilmiştir. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 83 kişiden 16 kişi tutuklanmış, operasyonu sonrası gizlilik ve yayın yasağı getirilmiştir.
Kamuoyuna yansıyan iddialara göre tedavi ve rehabilite etmesi gereken bir kurumda, bünyesinde bulunanları sosyal açıdan desteklenmesi gereken bakıma muhtaç insanlara işkence, kötü muamele, taciz, tecavüz, kasten ölüme sebebiyet verme vb. birçok kötü uygulama gerçekleştirmiştir. Daha önce şikayetler olmasına rağmen işlem başlatılmamış, şikayetler göz ardı edilerek olay örtbas edilmeye çalışılmıştır. Gizlik yasağı kalktıktan sonra kamuoyuna yansıyan görüntü ve bilgiler, iddiaları da gölgede bırakacak niteliktedir. İddiaların vahameti ailelerin yaptığı başvurular sonrası artmakta, soruşturmanın daha derinlikli kapsamlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Son yıllarda özellikle engelli ve yaşlı bakım hizmeti veren yatılı özel kuruluşlarda akıl almaz, insanlık onuru ile bağdaşmayacak olaylara tanık olduk. Normal bir ülkede infial yaratacak, toplumu derinden sarsacak bu olaylardan bazıları metropollerde bazıları da daha küçük şehirlerdeki bakım merkezlerinde yaşandı. Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanlığı aile yılı, aile on yılı, doğurganlık hızı, evlenme teşvikleri, sosyal medya kampanyaları ile ilgilenirken toplumun en kırılgan grupları insanlık onuruyla bağdaşmayacak şekilde örselendi. Personel yetersizliğinin, düşük ücret ve yüksek iş yükünün, kar baskısının çok yoğun fakat aile katılımının sınırlı olduğu bu kuruluşlarda, bakım alanların özel durumundan fırsat bulan vicdansızlığın denetlememesi sonucunda tanık olduğumuz olayları anımsayalım. İstanbul Beylikdüzü’nde özel bakım merkezinde otizmli çocuklara, Eskişehir de engelli bireylere, Büyükçekmece’de yaşlılara yönelen şiddet ve kötü muamele, Niğde Engelsiz Yaşam Merkezinde 9 yaşındaki epilepsi hastası Mustafa Çelik’ in hayatını kaybetmesi. Bir çocuğun ölümüne yol açana kadar süren sistematik şiddet, kötü muamele nasıl görülmedi? Nasıl gizlendi? Kim, neden gizledi? Tam da sorulması gereken soru aslında bu?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bünyesindeki bu özel bakım merkezlerinin ticarethaneye dönüşmesi ve sağlıkta olduğu gibi sosyal hizmetlerin de kar odaklı ve hızlı bir şekilde sektörleşmeye gidilmesinden kaynaklanmaktadır. Aşağıda bazı tablolar sunulmuştur. Bu tablolar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2024 yılı istatistiklerinden alınmış verilerdir.
Açıklamamızın tamamı internet sitemizdedir: https://t.co/LVy1T2ietF