@enimenelegzet Ne zaman üye olduğunuzu bilmemekle beraber yıllarca yapılan onca haksızlığa hukuksuzluğa ses çıkarmayıp ucu size ufacık dokununca tepki vermeniz takdire değer gerçekten… En azından bu da bir tepkidir deyip sizi tebrik ediyorum.
Milli Eğitim Bakanı tarafından bu yıl il emri verilmeyeceğinin duyurulması; mazereti bulunan binlerce eğitim emekçisini ve ailelerini bir kez daha mağdur etmiştir.
Aile birliği, öğretmenlerin en temel mazeretlerinden ve vazgeçilemez haklarından biridir. Eşlerin ve çocukların birbirinden ayrı kalmasına yol açan bu kararın geri çekilmesi ve yaratılan mağduriyetin ivedilikle giderilmesi zorunludur.
Bakanlık, plansızlığının ve liyakatsizliğinin faturasını eğitim emekçilerine kesmeye devam etmektedir. Her fırsatta "ailenin kutsallığından" söz eden, meydanlarda aile kurumuna dair nutuklar atan siyasi iktidar; söz konusu öğretmenler olduğunda benimsediği bu ilkeleri tamamen rafa kaldırmaktadır. Bir yanda aile yılı ilan edilip çocuk teşvikleri öne çıkarılırken, diğer yanda binlerce öğretmenin eşinden ve çocuğundan kilometrelerce uzakta yaşamaya mahkûm etmek; anne babaları çocuklara, çocukları anne babaya hasret bırakan bir çelişkidir.
Açıklamamızın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/y0ciqREc0V
İndikatör ve stratejileri herkesin göreceği güncelleme yarın selcoin uygulamamıza ekleniyor.
apple ve android : selcoin
Muadil bir platformdan ücretli alacağınız tüm hizmetler burada ücretsiz ve deneyimlemenize açık durumda.
Sınav takvimini Milli Takım maç�� için bir günde öne çekebilen o “yüksek hassasiyet”; konu 10 Kasım ve Mustafa Kemal Atatürk olunca bir anda seçici bir duyarsızlığa, “program yoğunluğu” bahanesine dönüşüyor.
Ne hikmetse; 30 Ağustos’un ardından açılan okullarda kurucu iradeyi hatırlatmak “yük” sayılırken, konu iktidar övgüsü veya vakıf görünümlü tarikatlar olunca tüm çarklar; yazısıyla, programıyla ve takibiyle eksiksiz çalışıyor.
29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs gibi en büyük bayramlarımızı yıllardır birkaç dakikalık protokollere sıkıştırabiliyorsanız; demek ki bunlar gerçekten kutladığınız bayramlar değil, sizin için geçiştirilmesi gereken bürokratik birer angarya.
Oysa nutuklarınızda dilinizden düşmeyen o “milli” ve “manevi” kelimelerinin ne ifade ettiğini sormak gerekir:
Türkiye Cumhuriyeti’nin ufkunda Atatürk’ten, tam bağımsızlıktan ve Cumhuriyet’ten daha büyük hangi değeriniz var?
Yoksa bunlar sizin için hiçbir zaman gerçek bir değer olmadı mı?
Cumhuriyetin imkânlarıyla ulaştığınız o makamlardan, bu değerlere mesafe koyan, hatta onlara yönelen bir dile savrulmak… Buna ne denir?
Dürüst olun!
Mesele net: Takvimi maç saatine göre esnetebiliyorken; 10 Kasım’a gelince bahane üretenlerle,
Cumhuriyet’e “narkoz” diyenler aynı zihniyetin farklı tonlarıdır.
Şunu iyi bilin: O irade olmasaydı bugün ne adına takvim değiştirdiğiniz o “Milli Takım” olurdu, ne başında oturduğunuz o “Milli Eğitim Bakanlığı”, ne de ulaştığınız o makamların bir meşruiyeti kalırdı.
Cumhuriyet’le mesafeniz takvime, Atatürk’le derdiniz dilinize yansıyor.
Zihniyetiniz ve hizalanmanız ortada. Ama emin olun; son sözü Cumhuriyetçi eğitim emekçileri ve gerçek yüzünüzü gören bu halk söyleyecek!
Biz Milli Takımımızı da destekleriz; “milli”nin ne demek olduğunu bize kazandıran Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i de unutmayız, unutturmayız.
Sizi de unutmayız.
Millî Eğitim Bakanlığı, 17 Ekim 2025 tarihinde Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle; okul öncesi eğitimde “Beceri Edinim Raporu”, ilkokullarda ise “Gelişim Raporu” adı altında yeni bir ölçme-değerlendirme uygulamasını hayata geçirme kararı almıştır. Bakanlık, 2025–2026 eğitim-öğretim yılından itibaren öğretmenlerden bu raporları hazırlamalarını istemekte; söz konusu belgelerin öğretmen görüşüne dayalı olarak okul öncesinde velilere, ilkokullarda ise öğrencilere verilmesini öngörmektedir.
Bu değişiklik, teknik bir ölçme-değerlendirme düzenlemesi olmanın çok ötesinde; pedagojik kılıflar ardına gizlenerek Cumhuriyet değerlerini sistematik şekilde tasfiye etme girişimidir. Karne yerine verilecek bu belgelerden Atatürk imgelerinin kaldırılması; kararın pedagojik değil ideolojik bir doğrultuda alındığının en somut göstergesidir.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/zaBH0KUYso
Eskişehir Sami Sipahi Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Tuncay Arslan'dan günlerdir haber alınamamaktadır.
Şahsı görenlerin emniyet birimleriyle veya 0(533) 356 78 26 numaralı telefonla iletişime geçmeleri rica olunur.
Bilimle, akılla, laik ve kamusal eğitimle bir nesli yetiştirmek, bir ülkenin geleceğini kurmaktır.
Cumhuriyetin öğretmeni, bilimin ışığını yurdun dört bir yanına taşır.
Her sınıfta, her çocuğun gözünde bir geleceği büyütür.
Eğitim-İş olarak, Cumhuriyetin tüm öğretmenlerine minnetle…
24 Kasım Öğretmenler Gününüz kutlu olsun.
#24kasım #24kasımöğretmenlergünü #öğretmenlergünü #öğretmen
Laik, demokratik, sosyal ve çağdaş bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, aydınlık Türkiye'nin simgesi, büyük devrimci ve düşünce insanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gerçekleştirdiği Türk Devrimi'yle bizlere aydınlık yarınların kapılarını açmıştır. O'nun yaktığı ışık, bugünlerde yaşadığımız ve tanık olduğumuz karanlık çabalara karşın hiçbir zaman sönmeyecektir. Türk ulusu, Ata’sından aldığı emanete mutlaka sahip çıkacaktır.
Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, aramızdan ayrılışının 87. yılında üzülerek görüyoruz ki, bu yıl da 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü, Milli Eğitim Bakanlığı’nca ara tatile denk getirilmiştir.
Atatürk Haftası’nın 10-16 Kasım tarihleri arasında olduğu herkesin bildiği bir gerçektir. Bu tarihlere ara tatilin denk getirilmesi, bir “tesadüf” olarak görülemez.
Bu uygulama, öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin Atatürk’ü anma törenlerine ve etkinliklerine katılmasını engellemeye yönelik bir uygulamadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi, çocuklarımıza Cumhuriyet’in değerlerini, Atatürk ilke ve devrimlerini öğretmek ve onları bu bilinçle yetiştirmektir.
Eğitim-İş olarak diyoruz ki:
Atatürk’ün ulusun kalbindeki yeri asla silinemez!
Onu anmak, onun mirasına sahip çıkmak yalnızca bir görev değil, aynı zamanda bu ülkeye borcumuzdur.
Bu nedenle, 10 Kasım’da “Unutmadık, Unutturmayacağız!” diyerek okullarımızda olacağız. Öğrencilerimizle, öğretmenlerimizle, Atatürk’e yakışır bir şekilde saygı ve özlemle onu anacağız.
Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrımızdır:
• Cumhuriyet karşıtlığına hizmet eden uygulamalardan vaz geçilmelidir!
• Ara tatil tarihleri yeniden düzenlenmelidir!
• Atatürk Haftası, tüm okullarımızda öğrenci, öğretmen ve halkımızın katılımıyla ulusumuza ve tarihimize yakışır şekilde anılmalıdır!
Atatürk’ün mirasını korumak için, bizler buradayız ve daima burada olacağız.
Sen de imzanla destek ol, sesimizi çoğalt!
Hemen İmzala
https://t.co/vOZjZ0Xb4l
#MustafaKemalAtatürk #10Kasım #Atatürk #Türkiye
Meclis’te çözümün adresi olarak terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’ı göstermek, sloganlarının atılması; Meclis’i ve halkın iradesini alenen değersizleştirmek, terörü ve teröristi meşrulaştırmaktır. Bu asla kabul edilemez! Anlaşılan o ki çözümün adresi birilerinin söylediği gibi Meclis ve komisyonlar olarak görülmüyormuş; adres hep belliymiş. İşte tam da bu nedenle biz orada olmadık!
Yıllardır en küçük muhalif sesi bile “terörist” ilan eden siyasi iktidar ve ortaklarının bugün Öcalan üzerinden süreç örmeye kalkması; muhalif kesimleri türlü bahanelerle baskıya, soruşturmaya, tutuklamalara maruz bırakırken aynı zamanda terörle ilişkilendirmeye devam etmesi tam bir çelişki, büyük bir aymazlıktır.
Bu dönemde sessiz kalarak, suskunluğa gömülerek bu sürece ortak olanları da tarih yazacaktır. Sözde sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve yandaşlarını… Dün milliyetçiliği kalkan yaparak bizleri karalamaya çalışan, yıllarca beslendikleri iktidarın gölgesinde herkesi “şu bu” diye hedef gösteren yandaş Birsen ve Teslimiyetçiler, bugün ne hikmetse sus pus olmuşlardır. Böylece kendi iradelerinin olmadığını bir kez daha kanıtlamışlardır.
Bir kez daha vurguluyoruz: Çözüm kimliklerde, ırkçılıkta, gericilikte, bölücülükte değil; yurttaşlık temelinde, Cumhuriyet’in eşitlikçi ve özgürlükçü değerlerindedir. Antidemokratik uygulamaların mimarlarıyla, özgürlükleri ortadan kaldıranlarla, kimlikçi siyasetin taşıyıcılarıyla çözüm olmaz!
Ne şiddeti kutsayan anlayışlar ne de iktidarın baskıcı ve antidemokratik uygulamaları çözüm olabilir. Halktan gizleyip saklayarak, kamuoyunu yanıltarak, kapalı kapılar ardında şahsi çıkarlar ya da dar grup menfaatleri üzerinden masalar kurarak da çözüm olmaz!
Gerçek çözüm; yoksulluğu, adaletsizliği ve sömürüyü üreten düzene, demokratik yaşamı yok eden anlayışa karşı; kimliklerine bakılmaksızın emekçilerin, emeklilerin, üretenlerin, öğretmenlerin, kadınların ve gençlerin ortak mücadelesindedir.
Bugün görülen o ki, birileri Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle hesaplaşma; anayasayı buna göre şekillendirme ve toplumu birlikte değil, yan yana ama kopuk; hatta ayrı ayrı yaşayan kimlikler yığınına dönüştürme hayalindedir. Buna asla izin vermeyeceğiz! Bu ülkede Cumhuriyetçiler var, bu ülkede Cumhuriyet’e sahip çıkanlar var. Cumhuriyet’e, birlikte yaşamaya, sınıf ve emek eksenli mücadeleyi büyütmeye her koşulda sahip çıkacağız.
Çözüm Cumhuriyet’tedir, İlelebet Cumhuriyet!
Ağrı’da yeni bir skandal!
Bir proje okulunda yaşanan taciz olayı, bakanlığın “proje okulu” adı altında yürüttüğü kayırmacı atama sistemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Yıllardır liyakatli eğitimciler dışlanırken, iktidara yakın sendika yöneticileri usulsüz biçimde en kritik okullara müdür yapılmaktadır. Daha önce de benzer iddialarla gündeme gelen yöneticilerin korunması, soruşturmaların kapatılması artık rutin hale gelmiştir.
Bugün Ağrı’daki köklü bir lisede yaşanan taciz skandalı, yalnızca bireysel bir suç değil; kayırmacılığın, liyakatsizliğin ve sendikal çıkar ağlarının ürettiği sistemin sonucudur. Proje okulları böylece eğitimde nitelik için değil, yandaş kadrolaşma için bir araç haline getirilmiştir.
Öğretmenlerin il dışı atamasında yaşanan mağduriyet göz ardı edilemez. Az sayıda il ve yetersiz kontenjan, binlerce öğretmenin yer değişikliğini engellemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ikinci kez il dışı tayin hakkı talep ediyoruz.
MEB’in plansızlığı, derslik ve okul ihtiyacının karşılanmaması, düşük ücretlerle güvencesiz ücretli öğretmen istihdamı, emeklilikteki ciddi maaş kayıpları, öğretmenlerin yer değiştirememesine sebep olmaya devam ediyor ve mağdur ediyor. İlk tercihlerde çok az sayıda ilde, az sayıda branşta kontenjan açılmış; pek çok öğretmen tercih dahi yapamamıştır.
Yapılması gereken, boş olan normların şeffaf şekilde açıklanması, ücretli öğretmen uygulamasına son verilmesi, emeklilikteki maaş kayıplarının giderilmesi ve emekli ikramiyelerinin hak edilen seviyeye çıkarılmasıdır. İkinci il dışı tayin hakkı tanınarak öğretmenlerin talepleri bir kez olsun duyulmalıdır. @tcmeb@mebpgm@Yusuf__Tekin