Dedik ki "komisyona girmeyin, bunlarla ortak hiçbir iş yapılmaz, sulu dereye götürür susuz getirirler.
📍"Merak etmeyin, asıl bizim olmadığımız yerden korkun" dediniz.
📍Komisyon raporunu imzaladınız.
📍Hangi talebiniz yerine getirildi?
📍Can Atalay mı serbest kaldı, Selahattin Demirtaş mı, Osman Kavala mı, Merdan Yanardağ mı?
📍Belediye operasyonları sona mı erdi?
📍İl başkanlarına ve ikinci derece yakınlara sıra geldi.
📍Zeydan Karalar mı göreve döndü, Ahmet Özer mi?
📍Şimdi yine şerh koyuyorsunuz, "Anayasaya aykırı ama....." diye lafı eveleyip geveliyorsunuz?
📍Ne yapmaya çalışıyorsunuz, neden korkuyorsunuz?
📍Millet size güvendi, peşinize düştü.
📍Parti tabanından ve size sempati duyanlardan gelen tepkileri görmemeniz mümkün değil.
📍Hani şeffaf olacaktınız?
📍Hani milletin dediği önceliğiniz olacaktı.
📍Milletin % 80'den fazlası pkk'ya af istemiyor.
📍Sizi EVET demeye mecbur kılan nedir?
📍Çıkın açıkça anlatın.
@eczozgurozel
⚫️ Bir süredir kanserle mücadele eden gazeteci Duygu Öksüz Canova tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
• Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde bir dönem Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı Koordinatörlüğü ile Başkan Danışmanlığı görevlerini üstlenen Öksüz'ün cenaze töreni, 8 Ağustos Cumartesi günü öğle namazının ardından Mezitli Mezarlığı’nda düzenlenecek.
Avşarın atı ölmüş, Çerkez ağlamaya başlamış. Niye ağladığını sormuşlar "Avşarın atı öldü, şimdi benimkini çalacak" demiş.
2024 seçimlerinde her yer kırmızıydı ya; o zamandan tahmin etmeliydik bu günleri...
Hataylı biri olarak söylüyorum, depremden sonra :
1 - Evinizde kesinlikle bulundurma ruhsatlı en az 1 silahınız olmalı.
2 - Toplanma alanınız olmayacak, bu yöneticilerin hepsi kolpacı. Bu bakımdan, mahallenizde güvenebileceğiniz kişilerle hemen önceden belirlediğiniz alana geçip ailenizi ve dostlarınızı korumaya alın.
3 - Sakın unutmayın, büyük depremden yaklaşık 2 saat sonra ilk çalacakları bebeklerimiz, sonra mal mülk. Etrafınızdaki tanıdık tanımadık tüm çocukları asker gelene kadar korumaya almalısınız.
4 - İstanbul depreminden sonra tüm sorumluluk biz halkta olacak. Bizler, diğer şehirlerden şahsi arabalarımıza doldurduğumuz su, ekmek, bebek bezi ve kefenlerle İstanbul’a akın edeceğiz. Kurtarabildiğimizi kurtaracağız. Çıkartabildiğimiz ölülerimizi hemen gömmek zorundayız, 24 saat ve aylarca bitmeyecek bir sürece gireceğiz.
O gün geldiğinde yöneticiler önlem almadığı için en az 1 milyon insanımız vefat edecek. 2 milyona yakın insanımız uzunlarını ya da aklını kaybedecek, tamamen psikopatlaşacak. Ama neyse, bunlar önemli konular değil biz akape ya da cehapeyi falan konuşalım ;) erdoğan uzun boylu İmamoğlu çok şirin hakan fidan gizemli özgür özel zar zurt falan filan … … …
105 yıl önce Ankara’da yanan bağımsızlık meşalesi, bugün hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun 🇹🇷
Nasıl ki Ergenekon kumpasından alnımızın akıyla çıktık, bunu da atlatırız.
Tarih bizi mücadelemizle, sizi de zulmünüzle kayda geçirecek.
Yılmayacağız, yıkılmayacağız!..
*”Aptallığın Teorisi"*
Almanya tarihinin en karanlık döneminden geçiyordu. Masum insanların dükkanları taşlanıyor, kadınlar ve çocuklar zalimce sokak ortasında aşağılanıyordu.
Genç bir teolog olan Dietrich Bonhoeffer bu zalimliğe itiraz etti ve bu sebeple hapse atıldı.
Hapisteyken papaz bu konu üzerine uzun uzun düşündü. Sayısız filozof, şair, fikir adamı ve bilimci çıkaran bu kültür nasıl olur da organize kötülüğün, zalimliğin, korkaklığın, cehaletin ve suçun merkezi haline gelmişti?
Bonhoeffer "sorunun kökeninde kötülük değil aptallık yatıyor" dedi. Kötülüğü protesto edebilirdiniz, karşı argümanlarla kötülükle mücadele etmeniz mümkündü. Fakat organize olmuş ahmaklar sürüsüne karşı yapabileceğiniz hiçbir şey yoktu. Ne protestolar ne zorlama onlara etki etmiyordu.
Mantıklı gerekçeler sunduğunuzda önce reddediyorlar, reddedemeyecek hale geldiklerinde ise önemsizleştiriyorlardı.
Aptal insanlar hallerinden memnundu ve saldırıya da hazır haldeydiler. Saldırıya geçtiklerinde kötü insanlardan çok daha tehlikeli oluyorlardı.
Bonhoeffer aptallıkla mücadele edebilmek için önce onun doğasını anlamaya çalıştı:
Aptallık bir zekâ problemi değil ahlâkî bir problemdi. Entelektüel birikimi olduğu halde aptal olan insanlar vardı.
İlk etapta aptallığın doğuştan gelen bir âraz olduğu düşünülür fakat bu da yanlıştı. İnsanlar belli şartlar altında aptallaşıyorlardı, daha doğrusu başkalarının kendilerini aptallaştırmasına izin veriyorlardı. Buradan yola çıkarak aptallığın psikolojik değil sosyolojik ve âhlaki bir sorun olduğu sonucuna vardı.
İnsanların ahlâkî ve entelektüel birikimleri bir anda yok olmuyordu. Diktatör gücünü arttırdıkça aptallar o gücün büyüsüne kapılıyor ve bağımsız düşünme yetisini kaybediyordu.
Gözlerinin önündeki gerçekleri inatla reddediyorlardı.
Onlarla konuştuğunuzda bir insanla değil, sloganlarla konuşmaya ayarlanmış bir robotla konuştuğunuz hissiyatına kapılıyordunuz. Büyülenmiş gibiydiler. Değil kötülük yaptıklarını, ne yaptıklarını bile bilmiyorlardı.
Onları bu katatonik şizofreni uykusundan çıkarmanın tek yolu bağımsız ve özgür olmalarını sağlamaktı.
Bu düşünceler Hitler Almanyasına fazla gelmişti. Bu kadar analizi ve gerçek eleştiriyi hazmedemediler ve 9 Nisan 1945 günü sabaha karşı papaz Dietrich Bonhoeffer'i bir toplama kampının darağacına asarak öldürdüler.
Maalesef yine bir tehdidi ifşa edeceğim.
Bu kez sadece ben değil, tüm ailem hedefte.
Bir kişi, isim de vererek “şayet o kişi ile röportaj yaparsam” 13 yaşındaki kızıma, eşime, kız kardeşlerime tecavüz edip; onları “Narin gibi katledeceğini” söylüyor.
Bu sefer, milyonlarca yurttaş gibi benim ve tüm ailemin kimlik bilgilerini ele geçiren, yapay zekâ ile porno fotoğraf / video üretip şantaj yapan bir çetenin tehditleri ile uğraşıyorum.
Adreslerimize kadar mahrem olması gereken tüm kişisel bilgilerimizin ellerinde olduğunu anladığım bu çete, ailemin tüm fertlerinin telefonlarına tehdit mesajları gönderiyor.
Mesajlarının bir kısmını paylaşıyorum…
Emniyet Siber Suçlar bu kişilere hemen ulaşır isterse… Kayda geçsin diye paylaşıyorum.
Biz gazetecilerin nasıl yaşadığını görün istiyorum.