🔴 Cihat Yaycı ; 1998’de CIA İstihbarat Konseyi Başkanı Graham Fuller tarafından yazılan “Türkiye’nin Kürt Meselesi” kitabında yer alan öneriler yani yol haritası çerçevesinde 60 madde..
Yaşadıklarımızda Akıl arayanlar, bu kitapta o aklı bulabilir.👇
1. Türkiye’de terör değil, bir “Kürt meselesi” olduğu varsayımı temel alınır.
2. PKK terör örgütü değil “Kürt isyanı” olarak tanımlanır.
3. PKK’nın meşru bir siyasal aktöre dönüştürülmesigerektiği savunulur.
4. PKK’nın tamamen tasfiyesi değil siyasi sisteme entegrasyonu önerilir.
5. PKK’ya yakın yasal bir siyasi partinin kurulmasıönerilir.
6. Bu partinin seçimlerle parlamentoya girmesi hedeflenir.
7. Böylece PKK’nın siyasal meşruiyet kazanmasıamaçlanır.
8. Devletin PKK ile dolaylı temaslara izin vermesiönerilir.
9. PKK’nın silahlı mücadeleyi siyasi mücadeleye dönüştürmesi istenir.
10. PKK’nın tamamen silah bırakması değil siyasi sürece destek vermesi önerilir.
11. Örgüt mensupları iki kategoriye ayrılır.
12. Şiddete karışmamış olanlara af önerilir.
13. Bu kişilerin siyasete katılması teşvik edilir.
14. Bu kişilerin topluma entegrasyonu önerilir.
15. Ağır suçlara karışmış olanların ileriki aşamalara bırakılması önerilir.
16. Türkiye’nin güvenlik politikaları eleştirilir.
17. Sorunun askeri yöntemlerle çözülemeyeceğisavunulur.
18. Sorunun siyasi reformlarla çözülmesi gerektiği ileri sürülür.
19. Türkiye’de eşit yurttaşlık anlayışı eleştirilir.
20. “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” anlayışı sorunlu gösterilir.
21. Tek millet anlayışı eleştirilir.
22. Ulus devlet modeli sorun olarak gösterilir.
23. Üniter devlet yapısı eleştirilir.
24. Merkeziyetçi yönetim eleştirilir.
25. Federasyon ve özerklik terimlerinin kullanılmasından ilk etapta kaçınılması yerine “yerel yönetimlerin güçlendirilmesi” önerilir.
26. Ademi merkeziyetçi yönetim modeli önerilir.
27. Bu model fiilen özerkliğe giden bir yapı oluşturur.
28. Ana dilde eğitim önerilir.
29. Kürt kimliğinin siyasal olarak tanınması önerilir.
30. Kürt kimliğine kültürel haklar verilmesi önerilir.
31. Kürt kimliğine siyasal haklar verilmesi önerilir.
32. “Kürdistan” kavramının kullanılmasının normalleştirilmesi önerilir.
33. Türkiye’nin Kürdistan kavramını yeniden düşünmesigerektiği savunulur.
34. Türkiye içinde bir Kürdistan bölgesinin oluşabileceğiifade edilir.
35. Bu yapının Irak ve İran Kürt bölgeleriyle bağ kuracağı belirtilir.
36. Diyarbakır’ın bölgesel merkez olabileceği ifade edilir.
37. Türkiye’nin bu gelişmeyi bölgesel etki alanı olarak görmesi gerektiği savunulur.
38. Türkiye’nin Orta Doğu kimliğini kabul etmesiönerilir.
39. Türkiye’nin Avrupa yerine Orta Doğu düzenine entegre olması önerilir.
40. Orta Doğu’da çok kimlikli devlet modelleri önerilir.
41. Lübnan, Irak ve Bosna benzeri çok uluslu devlet modeli örnek gösterilir.
42. Kimlik temelli siyasal düzen önerilir.
43. Devlet yapısının çok uluslu hale gelmesi savunulur.
44. Merkezi devletin yetkilerinin gevşetilmesi önerilir.
45. Parlamento içinde özel (resmi değil) komisyonlar kurulması önerilir.
46. Bu komisyonların reform raporları hazırlamasıistenir.
47. Bu raporların devlete reform önerisi olarak sunulmasıönerilir.
48. Reformların anayasal değişikliklere dönüşmesihedeflenir.
49. Sürece sivil toplumun dahil edilmesi önerilir.
50. Aydınların ve akademisyenlerin süreci desteklemesiönerilir.
51. Medyanın kamuoyu oluşturması önerilir.
52. İş dünyasının sürece destek vermesi önerilir.
53. Toplumda algı dönüşümü oluşturulması hedeflenir.
54. PKK’nın bölgesel aktör olarak konumlandırılmasıönerilir.
55. PKK’nın Irak, Suriye ve İran denkleminde rol almasıöngörülür.
56. Modelin bölgesel Kürt yapılanmalarına örnek olabileceği savunulur.
57. Türkiye’nin bu modelle bölgesel etki alanı kazanacağıiddia edilir.
58. Ancak model fiilen üniter devlet yapısını aşındıracakbir yapı tarif eder.
59. Açıkça bölünme savunulmasa da devlet yapısının dönüşmesi hedeflenir.
60. Nihai sonuç olarak Türkiye’nin ulus devlet karakterinin değişmesi öngörülür.
🔴BÖLÜCÜLERİN ENGELLEMEYE VE BASKILAMAYA ÇALIŞTIĞI YAYINDAN
📌Cihat Yaycı : Önümüzdeki hafta Almanya’da yapılacak Kürt–Yahudi Kongresi, yüzeyde bir diyalog girişimi gibi sunulsa da arka planda çok daha stratejik bir hedef taşımaktadır:
📌İsrail ile bazı Kürt grupları arasındaki örtülü ittifakı resmileştirme çabası.
📌Ortadoğu’da Türkiye’nin yalnızlaştırılması için uluslararası kamuoyuna mesaj gönderme.
📌Bu kongre, sadece sembolik bir toplantı değil, Türkiye’nin çevresinde etnik-dini ittifakların örülmesinin işaret fişeğidir.
📌Almanya’daki Kürt–Yahudi Kongresi, sadece diplomatik bir etkinlik değil, Türkiye’nin güneyinde inşa edilmek istenen terör kuşağının ideolojik altyapısıdır. Türkiye’nin bu plana karşı en büyük sigortası, Suriye Milli Ordusu’nu koruması, desteklemesi ve TSK ile birlikte sahada tutmasıdır.
📌Lütfen, BÖLÜCÜLERİN BÜYÜK TEPKİ VERDİĞİ bu videoyu izleyelim, yayalım, yorum bırakalım..
👇👇👇
https://t.co/WL3MKjgUR9
‼️Fener Rum Kilisesi'nin Resmi Sitesinde KORKUNÇ Bir Duyuru Var!!
👇👇👇
🔴Fener Rum Kilisesi'nin sadece İngilizce ve Yunanca(!) yayın yapan resmi sitesinde yapılan basın duyurusuna göre;
📌Bartholomeos 11 Ağustos 2025 günü ABD'nin Ankara Büyükelçisi'yle şu konuları görüştü;
📌Suriye'deki Hristiyanların durumu,
📌Ruhban Okulu'nun yeniden açılması,
📌Ve daha da vahimi;
📌(sözde) ekümenik patrikhane ile Türkiye'deki Rum Diasporası'nın konumu konuları görüşüldü...
📌Lozan’ın 37–45. maddeleri, Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlerin haklarını tanımlar, ancak bu hakların Türk devletinin egemenliği ve kanunları çerçevesinde uygulanacağını açıkça ortaya koyar.
‼️Ayrıca Ruhban Okulu’nun yeniden açılması talebi, Lozan’ın açık hükümlerini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi eğitim ve hukuk sistemini görmezden gelme çabasıdır.
‼️Bir başka ülkenin büyükelçisi ile bu konuların kapalı kapılar ardında görüşülmesi, Türkiye’nin iç işlerine müdahale anlamına gelir.
‼️Fener’in yabancı devletlerle işbirliği içinde “ekümeniklik” arayışı vatanımızın egemenliğine doğrudan tehdittir!!
‼️Yalnızca İstanbul’daki Rum Ortodoks cemaatinin ruhani işlerinden sorumlu yerel bir dini kurumun; uluslararası temsil veya “ekümeniklik” iddiası Türkiye’nin egemenlik haklarına doğrudan saldırıdır!!
Cihat Yaycı ; DEM Parti’nin yayımladığı sözde taziye mesajına bakar mısınız?
ŞEHİT DEMİYOR!!
YAŞAMINI YİTİREN ASKER diyor!
Üstelik tehdit dilini de sinsice terk etmiyorlar!
UYAN TÜRKİYE UYAN!
👇👇👇
Cihat Yaycı
🇹🇷Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk Milletinin yanında olanın yanında, karşısında olanın karşısındayız
🇹🇷 Biz hep birlikte Türk milletiyiz.
🇹🇷 Her türlü etnik bölücülüğe ve Türk Milleti’ni halklara bölmeye çalışanlara karşıyız!
🇹🇷Türk Milleti, çatı kimliğimizdir
Cihat Yaycı’dan sert çıkış:
“Bunu barış çağrısı olarak kabul eden ve bunu sindirebilen devlet adamı varsa lanet olsun!
Bebek katillerine ‘şehit’ deniliyor. ‘Bu kongre K*rdistan topraklarında yapıldı’ deniliyor.
Bunu sindirenlere lanet olsun!”
İki resim arasındaki farkın yorumunu size bırakıyoruz…
“55.600 kişinin katiline babam diyen” Sırrı Süreyya Önder'in cenaze törenine katılanlar..
“Türkiye Cumhuriyeti için can veren”, Şehit Uzman Çavuş Önder Özen'in cenazesine katılanlar..
‼️ Cihat Yaycı; Yunanistan, çevre ve canlıların korunması kılıfı ile yüzlerce EGAYDAAK’a sahiplenme planını devreye sokuyor.
❗️Acil tedbir almamız ve tepki koymamız gereken bir durum var.
Lütfen okuyalım ve yayalım👇
1. Yunan kaynaklarında yer alan bilgilere göre; YUNAN DEVLETİ, Adalar Denizi’ni bir İÇ DENİZ olarak kabul ettirmek için 9 Haziran 2025’te Fransa'nın Nice kentinde başlayacak BM Okyanuslar Konferansını bir uluslararası destek basamağı ve milat yapmaya çalışacak.
2. Bu kapsamda, Miçotakis hükümeti, Adalar Denizi'nde, ilan etmeyi düşündüğü “deniz parkları” konusunu Konferans gündemine getirmeyi planlıyor.
3. Yunanistan’ın BM Konferansını projenin ilerleyişi açısından belirleyici bir nokta olarak kabul ettiği ve bu nedenle de Başbakan Kiriakos Miçotakis de konuşma yapacağı da Yunan kaynaklarında belirtiliyor.
4. Yunanistan’ın bu hamleleri, Yunanistan'ın Adalar Denizi konularını kendi lehinde *uluslararasılaştırma* stratejisinin "diplomatik bir uzantısıdır".
5. Zira Yunanistan zaten “deniz parklarının kurulmasını biz esas itibariyle, “AB direktiflerinde öngörülen koruma rejiminin uygulanması çerçevesinde yapıyoruz” diyerek egemenlik tesisi için çevre konusunu istismar etmektedir.
6. Yunanistan, Birleşmiş Milletler ve AB gibi örgütlerin çevre ve canlıları koruma planlarını stismar ederek Yunan pozisyonunu güçlendiriyor.
7. Yunan kaynaklarına göre, Yunan Milli Savunma Bakanlığı, kurulması planlanan bu Deniz Parklarına daha sonra, ATIŞ POLİGONLARI DA konumlandırmayı tasarlıyor.
Bu da gerçek niyetlerini ortaya koyuyor.
8. YUNAN KAYNAKLARINDAN EDİNİLEN BİLGİ ( SON DERECE GÜNCEL) : Adalar ve İyon Denizi'ne ait deniz parklarını içeren haritaların, *Yunan Deniz Kuvvetleri Hidrografi Dairesi tarafından son aşamaya geldiği bildirildi.*
9. Güney Adalar Denizi'ndeki deniz parkları haritasında, Doğal Çevre ve İklim Değişikliği Örgütü (OFYPEKA) ekiplerinin yürüttüğü araştırma sonucunda, NATURA 2000 Ağı alanları revize listesinde yer alan simgesel veya endemik türlere ev sahipliği yapan biyolojik çeşitlilik çekirdekleri olarak dahil edilen *onlarca ıssız kayalık adacık yer alacak*.
10. Yani YUNANİSTAN NATURA 2000 VASITASIYLA YÜZLERCE EGAYDAAK’A SAHİPLENECEK.
11. Yunanistan, AB’nin Deniz Parkları Planını ve NATURA 2000 projesini istismar ederek, alenen Adalar Denizini bir Yunan İç Denizi yani Yunan gölü olarak ilan etmek ve "Türk egemenlik haklarını" çiğnemek istemektedir.
12. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının iş işten geçtikten sonra tepki koymak yerine, hızlıca gerekli tedbirleri alacağını ve önceden tepki göstereceğini umuyorum.
https://t.co/KwLUCmssB3
https://t.co/hXE74Z5YYD
https://t.co/oQDvJuHoNe
@tcbestepe@TC_Disisleri@csbgovtr@TCTarim@gazetesozcu@szctelevizyonu@KRTCANLI@ulusalkanal@AydinlikGazete@cumhuriyetgzt@yenisafak@yeniakit @Gazete_Yenicag @halktvcomtr@HaberGlobal@haberglobaltv@HaberturkTV@cnnturk
‼️ Türkiye ‘nin tepkisine rağmen, Güney Kıbrıs ile Yunanistan arasında denizaltından döşenecek kablolarla elektrik bağlantısı kurulmasını sağlayacak “Great Sea Interconnector” projesi için Kaşot adasında çalışmalar yeniden başlıyormuş..
Politis gazetesi konuyla ilgili haberinde, ortaya çıkan Türk tepkilerine rağmen Yunanistan’ın, “NG WORKER” araştırma gemisi tarafından Kaşot adası (Çoban adası) ile Kerpe adası hattındaki deniz tabanı araştırmalarının devam etmesi için Navtex yayımlamaya hazırlandığını yazdı.
Gazete, iç sayfadan geniş yer verdiği haberinde ise Great Sea Interconnector projesinin uygulama yolunda ilerlediğini çünkü “elde ettiği bilgilere göre” üst düzeyde gerçekleştirilen istişarelerin ardından Yunanistan Dışişleri Bakanlığının uluslararası sulardaki araştırmaların sürmesi için Navtex yayımlama konusunda hareket ettiğini kaydetti.
“NG WORKER” araştırma gemisi tarafından gerçekleştirilecek deniz tabanındaki araştırmaların Kaşot adası ile Kerpe adası hattıyla ilgili olacağını ve bu çalışmaların Türkiye’nin tutumunun sahip olduğu jeopolitik risk yüzünden geçen şubat ayı sonlarında durduğunu öne süren gazete, Yunanistan Dışişleri Bakanlığından “kaynakların” ise Great Sea Interconnector projesinin Türkiye’yle uzlaşma olsun veya olmasın normal şekilde devam edeceğini belirttiğini iletti.
Gazete Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın enerji düzenleme kurumlarının bu çerçevede geçen günlerde AB’ye, Great Sea Interconnector projesinin Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail ve AB açısından stratejik öneme sahip bir proje olduğunu vurguladığı bir mektup gönderdiğini de ifade etti.
-AB Komisyonu’nun açıklaması
Avrupa Birliği (AB) ise haberde ismi belirtilmeyen sözcüsü tarafından gazeteye yapılan açıklamayla birlikte projeyi desteklemeyi sürdürdüğünü iletti.
AB’nin Great Sea Interconnector hattının Güney Kıbrıs’ın Avrupa elektrik enerjisi şebekesine bağlanmasına izin verecek olmasından ötürü, bunun Avrupa Komisyonu açısından yüksek stratejik öneme sahip bir proje olduğunu vurguladığı da aktarıldı.
Avrupa Komisyonu’nun Rum Yönetimi’nin AB’nin (enerji açısından) bağlı olmayan son devleti olduğunu anımsattığını da yazan gazete, Komisyon’un elektrik bağlantısının Güney Kıbrıs’ın karbonsuz hale gelmesine ve yenilenebilir enerji kaynaklarının ileriye götürülmesine belirleyici bir şekilde katkıda bulunacağını belirttiğini de iletti.
Avrupa Komisyonu projeye tam anlamıyla bağlı olduğunu ve tamamlanması için tüm paydaşlara yardımcı olacağını da belirttiği açıklamasında, Güney Kıbrıs ile Girit arasındaki bağlantının tamamlanmasının ardından Güney Kıbrıs ile İsrail arasındaki elektrik bağlantısının inşa edileceğini sözlerine ekledi.
‼️ Cihat Yaycı ; Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta çok üzücü gelişmeler, TÜRKSÜZ BİR KIBRIS, TÜRKİYESİZ BİR DOĞU AKDENİZ’E doğru felakete dönüşüyor.
1. Ne oldu da, 35 senedir Rum kesimine Büyükelçi atamayan Türk devletleri 1 ayda patır patır Büyükelçi atadı.
2. Yetmedi! Türkmenistan, Kazakistan, ve Özbekistan, Tacikistan AB ile “KKTC’yi tanımama şartı ile” protokol imzaladı.
3. 2020 son çeyreğinden itibaren Doğu Akdeniz’den biz çekildik, GKRY patır patır sondaj yapıyor.
4. Suriye, Türkiye ile MEB anlaşması yapılmayacağına dair AB’ye söz vermiş, GKRY Dışişleri Bakanını, “Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı” Cumhurbaşkanı nezdinde ağırlamış.
5. “İki Devletli Çözüm” derken, BM ‘ninçözüm önerisisinin federasyon olduğu bilinmesine rağmen, KKTC Cumhurbaşkanı BM hakemliğinde Rum tarafı ile durduk yere masaya oturtuluyor…
🇹🇷 Cihat Yaycı ; Türkiye’de, şanlı Türk Bayrağından başka, sözde Kürdistan paçavralarının, yetkililerin gözlerine sokarcasına sallandığı, bu bedbaht günlerde, tüm Türk Milleti’ni,
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!” diye haykırmaya ve Türk Bayrağını her yerde gururla taşımaya çağırıyorum.
Cihat Yaycı ; Şu ellerindeki paçavra da BARZANİSTAN Paçavrası…
❓Her ne hikmetse, bölücülerin iki de bir ziyaret ettiği Barzani’den kimse bahsetmiyor???
❓Bu kadın kimin vekili?
❓Elindeki Barzani bayrağını hangi cüretle Türkiye’de sallıyor? diye de sormuyor…
Cihat Yaycı ; Hep uyardığım alavere- dalavere hususu maalesef gerçek oldu..
‼️SURİYE ARTIK KÂĞIT ÜSTÜNDE PKK/YPG YOK… KARŞIMIZDA SURİYE ORDUSU VAR!!
‼️YAZIKLAR OLSUN…
❗️ŞİMDİ BUNU TÜRK MİLLETİNE ALLAYIP PULLAYIP YUTTURACAKLAR…
SDG ile Suriye hükümeti arasında anlaşma sağlandı
Terör örgütü YPG'nin siyasi yapısı olan SDG ile Suriye hükümeti arasında yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlandı. Anlaşmaya göre, SDG'nin devlet kurumlarına katılması için anlaşmaya varıldı.
10 Mart 2015 Pazartesi günü, Suriye yönetimi ile terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı SDG arasında kritik bir toplantı gerçekleştirildi. Suriye yönetimini Başkan Ahmed el-Şerah, SDG’yi ise Mullahem Abdi’nin temsil ettiği görüşmeler sonucunda taraflar, siyasi temsil, Kürt toplumunun statüsü, ateşkes ve askeri entegrasyonu kapsayan geniş kapsamlı bir anlaşmaya vardı.
Cihat Yaycı ;
⁉️ Türk Milletini çok mu saf sanıyor bunlar?
‼️Hiçbir talepleri ve pazarlık söz konusu değilmiş???
O zaman niye, “bundan sonra iş TBMM’de” deyip, Anayasada değişiklik talep ediyorlar?
Kimseyi aptal yerine koymasınlar.
O vakit sözde ateşkes yerine derhal silahlarını teslim edip, örgütü lağv etseler ya?
Neyi bekliyorlar?
Neyi izliyorlar?
Utanmadan bir de “devlet bu çağrıya karşılık hangi adımları atacak, bakıp ona göre hareket edeceğiz” diyor teröristbaşları
🔴 Cihat Yaycı ; Öyle bir noktaya geldik ki; Bölücü katiller ve sözde Türk Milliyetçileri Türkiye’yi “birlikte demokratikleştireceklermiş”..
⁉️ Peki ne yapılınca Türkiye demokratiklecekmiş? diye sorunca şöyle cevap veriyorlar..
- Teröristbaşının tecridi kalksın ve bir yer (muhtemelen İmralı adası) malikane olarak tahsis edilsin. Orada evlensin, herkes ile rahatlıkla görüşsün.
- Anayasanın 42’nci maddesine anadil Kürtçe de eklensin, ya da Türkçe kaldırılsın, ya da bu madde tamamen kaldırılsın
- Anayasa’nın 66’ncı maddesindeki vatandaşlık ifadesindeki TÜRK kaldırılsın
- Öz yönetim ya da güçlendirilmiş yerel yönetimler olsun, ADEMİ MERKEZİ bir yapıya geçilsin..
- Af bir şekilde gelsin
❗️YANİ “KENDİ KADERİNİ TAYİN” İÇİN GEREKLİ YASAL ZEMİN OLUŞSUN istiyorlar.
Güya bir de utanmadan, “hiçbir şartları, talepleri yok, pazarlık yok” diyorlar!
❓Daha ne isteyeceksiniz..
❗️Silahla beceremediler ama siyasi ve hukuki olarak Türkiye’yi bölme fırsatını yakaladılar!
Meclisteki diğer partiler de “bu konularda adres TBMM’dir” diyerek bunların değirmenine su taşıyorlar.
‼️Üstelik etrafta artık kelli felli siyasiler de şimdiden “Anayasanın 42 ve 66’ncı maddelerinin yanısıra yerel yönetimlerde Merkezi hükümet yetkisinin neredeyse tamamen kaldırılacağı ADEMİ MERKEZİYETİ” dillendirmeye başlamışlardır.
Daha sonra da “sanki terörist elebaşları istememiş ama zaten kendi inisiyatiflerinde yapmayı planladıkları “YENİ ANAYASA”’da bu hükümleri koymayı daha önceden planladıkları”zırvasını Türk Milleti’ne yutturmaya kalkacaklar.
Sonra da pişkince, “bakın terör örgütünün hiçbir talebini karşılamadık, zaten biz bunu önceden beyan etmiştik” diyerek Türkiye Cumhuriyetini tarihin en büyük tehlikesiyle karşı karşıya bırakacaklar diye ciddi endişe duyuyorum.
ALLAH TÜRK DEVLETİNİ VE TÜRK MİLLETİNİ KORUSUN…
⁉️ ARTIK YETER!!!
KİM BUNLARA DUR DİYECEK?
❗️TBMM'ye skandal teklif: Kürtçe resmi dil olsun
DEM Parti Van Milletvekili ve Kürdistan Komünist Partisi (KKP) MYK üyesi Sinan Çiftyürek, “Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede”,
Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesini öngörecek şekilde,
değişiklik yapılmasına dair kanun teklifini TBMM’ye sunmuş.
Teklif şöyle 👇
"Madde 1: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede “Türk” ve “Türkçe” ifadelerinin yanına “Kürt” ve “Kürtçe” ifadeleri eklenmiştir. Böylece, Cumhuriyetin iki kurucu unsurunun ulusal ve dilsel eşitliği sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde 2: Kanun, yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.
Madde 3: Kanunun yürütülmesi Cumhurbaşkanına verilmiştir."
Çiftyürek, Kürtçe'nin de diğer dillerle eşit bir şekilde Anayasada güvence altına alınmasını talep ederek, bu düzenlemenin toplumsal barış için olumlu bir adım olacağını belirtti.
Sinan Çiftyürek ayrıca, teklifin, Türk Dil Kurumu’nun resmi internet sitesinde yer alan "Dilimiz Kimliğimizdir" ifadesinin, sadece Türkçe için değil, tüm diller için geçerli olması gerektiğini vurguladı
@odatv
‼️ İMRALI'daki CÂNİ, KÜSTAHÇA PAZARLIK PEŞİNDE!
GÜYA AÇIKLAMA YAPACAKMIŞ DA..
TERÖRİSTİN AÇIKLAMASINI BEKLEYENLERE DE YAZIKLAR OLSUN!!
AKLI SIRA TBMM ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ ile PAZARLIK YAPMAYA ve KENDİSİNİN "RESMEN MUHATAP" ALINMASINI SAĞLAMAYA ÇALIŞIYOR!
BU HAİNLERİN HİÇBİR İRADESİ YOKTUR!
TERÖRİST PKK/YPG, ABD'nin ve İSRAL’in PİYONU, UŞAĞI, İŞBİRLİKÇİSİ, KÖLESİDİR! ABD EMPERYALİZMİNİN DOĞRUDAN UZANTISIDIR!
HAÇLININ ve SİYONİZMİN UŞAĞIDIR!
TÜRK MİLLETİNİN, TÜRK DEVLETİNİN, TÜRK ORDUSUNUN DEMİR YUMRUĞU, TESLİM OLANLAR DIŞINDA, HER YERDE TERÖRİST PKK'yı EZSİN!