•••𝗕𝗶𝗿 𝗶𝗹𝗰̧𝗲 𝗱𝗲𝘃𝗹𝗲𝘁 𝗵𝗮𝘀𝘁𝗮𝗻𝗲𝘀𝗶𝗻𝗶𝗻 𝗮𝗰𝗶𝗹𝗶𝗻𝗱𝗲; 𝗧𝗨𝗦 𝗱𝗼̈𝗻𝗲𝗺𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗽𝗿𝗮𝘁𝗶𝘀𝘆𝗲𝗻 𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺 𝗮𝗿𝗸𝗮𝗱𝗮𝘀̧𝗹𝗮𝗿ı𝗺ı𝘇ı𝗻 𝘀ı𝗻𝗮𝘃𝗮 𝗴𝗶𝗿𝗺𝗲𝘀𝗶 𝗻𝗲𝗱𝗲𝗻𝗶𝘆𝗹𝗲, 𝗯𝗶𝘇 𝘂𝘇𝗺𝗮𝗻 𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺𝗹𝗲𝗿 𝗵𝗮𝗳𝘁𝗮 𝘀𝗼𝗻𝘂 𝗮𝗰𝗶𝗹𝗱𝗲 𝗴𝗼̈𝗿𝗲𝘃𝗹𝗲𝗻𝗱𝗶𝗿𝗶𝗹𝗱𝗶𝗸. Bu sürece dair anlatılacak çok şey var; ancak bugün yalnızca "yeşil alan" gerçeğini bir kez daha anlatmak istiyorum.
•••Cumartesi sabah ilk başlayan gruptaydım. Yaklaşık 1 saat sonra yeşil alanda hasta sayısı artmaya başladı. İkinci saatten itibaren bu artış ciddi bir ivme kazandı ve gün boyu devam etti. Randevu almak ya da randevu gününü beklemek yerine, acilde olduğumuzu duyunca muayene olmak istiyenler de gelmişti. •••Şeker, tansiyon hastaları, halsizlik, kırgınlık, dispeptik yakınmalar, burun akıntısı, hatta diyetisyene gitmek isteyenler...
Bir yanda gerçek acil hastalar devam ederken, diğer yanda yeşil alanda oluşan sonsuz kuyrukta hastalara yetişmeye çalışıyorduk.
•••O gün her hastayı tek tek değerlendirdim ve acil olmayan tek bir hastaya reçete yazmadım. Hepsine poliklinik şartlarında detaylı değerlendirilmesi gerektiğini anlattım. Çok sayıda hasta ısrarla serum takılmasını ve enjeksiyon yapılmasını istediği halde doğru olmadığını anlatarak müsade etmedim.
•••Biz o gün acilin bu şekilde kullanılamıyacağını anlatmaya çalıştık.
Bunu yaparken uzman olmamız büyükçe bir kısmın sorun çıkarmasını engelledi. Özellikle yeni hekim arkadaşlara aynı saygı içerisinde davranmadıklarını ve onların bu şekilde hastayı ekarte ederek eve göndermeye çalıştığında, şiddetle burun buruna geldiklerini biliyoruz.
•••Yeşil alan; acil bir işi olanların başvuru alanıydı, randeuyla uğraşmak istemeyenlerin alanıydı, serum ve enjeksiyon için bayrak açanların alanıydı. Rapor almak için gelenlerin alanıydı. Uzman hekime sıra beklemeden muayene olmak isteyenlerin kaşeli kağıt isteme alanıydı...
•••Acilde sadece on iki saat kalınca, defans göstermek mümkündü. Ama bu her gün yaşanan yeşil alan gerçeğiydi. Yeşil alanların insanımızda ki karşılığıydı...
•••O gün üzüldük, öfkelendik, yorulduk ve sınava giren arkadaşlarımızın kazanıp, bu sistemden bir nebze olsun kurtulmaları için en çok da dua ettik.
•••𝗬𝗲𝘀̧𝗶𝗹 𝗮𝗹𝗮𝗻 𝗰̧𝗶𝗹𝗲𝗱𝗶𝗿!!!
𝗛𝗲𝗸𝗶𝗺𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻, 𝗺𝗲𝘃𝗰𝘂𝘁 𝘀̧𝗮𝗿𝘁𝗹𝗮𝗿 𝗶𝗰̧𝗶𝗻𝗱𝗲 𝘀𝗶𝘀𝘁𝗲𝗺𝗶𝗻 𝗱𝗶𝘀̧𝗹𝗶𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗮𝗿𝗮𝘀ı𝗻𝗱𝗮 𝗼̈𝗴̆𝘂̈𝘁𝘂̈𝗹𝗲𝗿𝗲𝗸 𝘁𝘂̈𝗸𝗲𝗻𝗺𝗲𝘀𝗶𝗻𝗲 𝗯𝗶𝗿 𝘀𝗼𝗻 𝘃𝗲𝗿𝗶𝗹𝗺𝗲𝗹𝗶𝗱𝗶𝗿...
Sıra 700 lerde, hastanın sırası 1200 lerdeymiş. Yani arada toplam bakılan hasta kadar sıra var.
Sağdan gelen Doktor diyor ki; "ben burada çalışmıyorum, yoğunluktan dolayı yardıma geldim"
Yardım gelmese muhtemelen sıra 350 lerde olacak.
Artık sistemin içindeki herkes çıldırmış durumda. Beğenmiyorsanız bırakıp gidin denilecek yine ama gerçekten tartışan insanlardan orada çalışan Doktordan daha sağlıklı görünüyor. Ne işleri var acilde? Belki bir hastalarını getirdiler mi acaba desek 1200 kişiden bahsediyoruz, Acil serviste 1200 kişi olması için o şehirde büyük bir afet yaşanmış olması gerekiyor.
Bir sorununuz olduğunda ilk önce Aile Hekimine, orada çözemiyorsanız Polikliniğe gitmeniz gerekiyor. Acil servise sadece ölmeniz veya sakat kalmanız ihtimalinde gitmeniz gerekiyor.
Hani diyorsunuz ya bize bakılması için ölmemiz mi gerekiyor diye, Acil servise başvurmanız için ölmeniz gerekiyor. Mükemmel ayrım yapmanızı beklemiyoruz ama en azından burnum aktı diye acil servise başvurmasanız yada 1-2 yıldır devam eden kaşıntınız için acil servise başvurmak yerine Aile Hekimliğine gitseniz oradaki 1200 sayısı 400-500 lere inecek. Böylece tartışma yaşanmayacak.
Aile Hekimliklerinin maksimum kullanılması gerekiyor ki Aciller rahatlasın. Aile Hekiminizi beğenmiyorsanız değiştirin ama şu Aile Hekimliği sistemini kullanın. Her şikayetinizde soluğu Acilde almamanız gerekiyor.
Acile gelenlerden en az 100 TL ücret alınmalı poşet 25 kuruş olunca poşet alanların sayısı bıçak gibi kesilmişti dışarıda yerde veya çöpte market poşeti görmüyorduk bunu da ücretli yapsınlar bak nasıl çözülüyor T.C halkını terbiye etmenin en iyi yolu
İnanılmaz bir fikrim var: İNDİRİM.
Ülkede her şey, her yer pahalı. Daha 2 gün önce Stockholm’de yaşayan arkadaşımla görüştüm ki Stockholm için girip video falan izlerseniz ilk söylenen şey her şeyin diğer AB ülkelerine göre daha pahalı olduğu; buna rağmen fiyat karşılaştırmasında biz standart bir kahvede bile daha pahalıyız.
Kayınvalidem geçen hafta Malta’ya gitti, 2 kişi yemek yemişler içkili falan baya mezeli cartlı curtlu, 22€ ödemişler. 22€’ya neredeyse 2 kişi mc donalds’da 1’er menü yersin burada. İçkisiz, standart zincir bir restoran, 1 tane patates kızartması, 1 pizza, 1 bowl, 1 kola 1 su yaklaşık 4.000 TL (80€) tutuyor.
Paris’te 3 michelin yıldızlı restoranın tadım menüsü fiyatı buradaki 1 yıldızlı restorandan ucuz, burada geçen konuşulan 2 michelin yıldızlı restoranın 1 kişilik fiyatına 2 kişi, yanında şarap içerek yemek yiyebiliyorsun. Şarabı belirtiyorum, çünkü içmek marifet değil ama hesap açısndan ciddi bir maliyet ülkemizde özellikle.
Marka bir kazak alacaksın diyelim, 10.000TL (200€), aynı kazağı yurt dışında alıyorsun 120€. Başka yerden ilerleyelim; aynı krampon 195€, burada ise 15.000 TL. Bir de tax free alıyorsun yurt dışından. 3 sene önce PS5 dijital burada 25.000 TL iken Gürcistan’dan 11.800 TL’ye cdli versiyonunu çift joystickli olarak (cd kullandığımdan değil bir tek o vardı, normalde fiyatı daha yüksek aklınızda olması açısından yazıyorum) alıp; bir de üstüne kdv iadesi aldım havalimanında yüzsüz gibi.
Ya ben koltuk altı terletmiyor ve 20 saat kalıyor diye 10 senedir aynı deodorantı kullanıyorum, ABD’ye giden herkesten deodorant dileniyorum ücreti mukabilinde, 3’lü paketi 17$ (700TL) amazon amerikada, burada teklisine 700 isteniyor, hele gezerken lüks eczaneye falan girersen 1200 TL fiyat gördüm.
Yazlık/kışlık alışverişi kendi ülkesinde yapacağı fiyata, gitme imkanı olan insan, hem alışverişini yapar, hem daha üst segment marka veya daha çok ürün alır, kalan farkla da hem 2-3 gece turistik konaklama yapar, yanına da 2-3 parfüm vitamin falan alıp döner. Kimseye havadan ihale inmiyor, herkes alın teri ile para kazanmaya çalışıyor; bu bağlamda ekonomi yapmak için yurt dışına gidip harcama yapmak zorunda kalıyor. Çünkü burada kazıklanıyorsun yani.
İstiyorsunuz ki kimse bir yere gidemesin, yunanistan’a geçip 1 gece nefis bir yemek + kaliteli bir otelde kalıp dönmek yerine, gidiş dönüş benzin dahil bu 3 kalem harcamanın 1.5 katını buradaki bir otele versin. Ok. İsterseniz herkes maaşını / gelirini doğrudan hesabınıza yatırsın, siz uygun gördüğünüzü içinden alıp bize kalanı iade edin.
Bilinçlendirmeyle çözülmez. Gereksiz ambulans çağırıldığı tespit edilene duruma göre 1000 ila 5000 lira ceza versen 112 aranması sayısı yüzde 80 azalır. Benim ambulans apar topar gittiğim hasta grip çıktı. Niye ambulansı aradın diyoruz çünkü kalkamıyorum yataktan diyor.
Yalan ağızlarına yuva yapmış!
Türkiye'deki zaten 4.5G falan değil, 4G !
Hızı da 4G kadar değil!
Üstelik Türkiye'deki bütün servis sağlayıcıların paketleri aldatmaca dolu!
10 GB ile Türkiye'de yaptıklarınızı, başka ülkelerde 1 GB ile yapabiliyorsunuz!
Dünyanın en kötü internetini en pahalıya biz kullanıyoruz!
Başı ağrıyanın, dişi sızlayanın acil servisleri işgal etmesi , ambulansın önünü tıkayan araçlara benzetilebilir
Yapmayın
Acil Servisler, dakikaların yaşamsal olduğu ünitelerdir
Acilin kapısından içeri alınmaması gerekenler için gereken yaşamsal düzenleme Bakanlık tarafından ACİLEN yapılmalıdır
Türkiye’de PayPal yok.
Apple Pay yok.
Booking yasak.
Yurt dışından bireysel alışveriş fiilen imkânsız.
Şimdi de Airbnb yasaklanmak isteniyor.
Gerekçe hep aynı: “Haksız rekabet.”
Oysa gerçek şu:
Bu yasaklar rekabeti korumuyor, rekabeti bitiriyor. Vatandaşın alternatiflere erişimini kapatıyor, onu dar bir piyasaya mahkûm ediyor.
Daha önce Booking’in yasaklanmasında rol oynayan TÜRSAB, bugün aynı gerekçeyle Airbnb ve Hotels için dava açıyor.
Sonuç değişmiyor: Daha az seçenek, daha pahalı hizmet, daha fazla kazıklanma.
Hürriyet Partisine göre bu bir “yerli sektör koruması” değil; belirli bir grup sermaye sahibinin, vatandaşı daha rahat soyabilmesi için piyasayı kapatma girişimidir.
Rekabet varsa fiyat düşer.
Seçenek varsa kalite artar.
Yasak varsa, bedeli vatandaş öder.
Biz bu yasakçı düzeni reddediyoruz. Ekonomide çözüm; kapatmak değil açmak, yasaklamak değil rekabet ettirmektir.
Hürriyet Partisi, vatandaşın ekonomik hürriyetlerini de savunur.
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN ACİLE GİDİLMEZ
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN ACİLE GİDİLMEZ
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN ACİLE GİDİLMEZ
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN ACİLE GİDİLMEZ
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN ACİLE GİDİLMEZ
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN ACİLE GİDİLMEZ
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN ACİLE GİDİLMEZ
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN ACİLE G
Erdoğan'dan manipülasyona devam:
"İktidara geldiğimizde en düşük emekli maaşı 40 dolardı Şimdi 20 bin TL, 480 Dolar yapıyor"
Hayır, iktidara geldiğinizde en düşük emekli maaşıyla 7 çeyrek altın alınabiliyordu. O da şimdi 77 bin TL yapıyor!
Tepkinin ne denli ciddiye alındığının göstergesi bu mesaj. Tepkiye devam.
30 Euro düzenlemesi ortadan kaldırılmalı.
SIM kartlı cihazların kayıt ücreti ortadan kaldırılmalı.
Yurtdışı çıkış harcı ortadan kaldırılmalı.
Kötü niyetli bürokratların kafalarına göre karar alıp halkı köşeye sıkıştırmalarının önüne geçilmeli.
Elektirikli bisiklet bakıyorum. Ülkede satılanların %90'ı çinden (hem de çin'deki en leş segment) alınıp burada marka vurulan 2 seneye kadar hurdaya çıkacak olan çöpler. Hepsi tek tornadan çıkmış gibi, markasını basan salmış piyasaya, 2 seneye kadar ülke tıpkı UV baskı makinelerinde olduğu gibi elektrikli biskilet hurdalığına dönecek.
Araştırırken Flido diye bir markaya denk geldim. Türkiye'de yok. Tamamı Avrupa ve Amerika üretimi malzemelerle üretilmiş, Üzerinde yok yok. Alsan eskitemezsin belli, +3 batarya hediye falan, dünyanın her yerinde satışı var, tabii ki burada yok.
Fiyatı burada satılan çin'in leş mallarıyla aynı. çok sinirlendim çünkü ben o malı internet sitesinden sipariş verip alamıyorum.
Zaten yaşayacağımız kısacık bir hayat var devletimizin bizi layık gördüğü muameleye bak! Sen paranla iyi bir şey alamazsın, sen çöpe layıksın diyor.
Bence Türkiye şartlarında lüks değil de hadi lüks diyenler olabilir diye diyelim. Herşey de böyle; Avrupa'da, Amerika'da ultra etkili vitaminler 2-2,5 dolara satılırken sen dandik dandik markalara 13-14 dolar veriyorsun. Tekstil, araba, üretim ekipmanları, gıda aklınıza ne gelirse durum aynı.
Dünyanın kaliteli ürünlerine ortalama bir dünya ülke vatandaşının ödediğinin 3-7 katına sahip olabiliyoruz. Onların kaliteli ürünleri aldığı fiyatlara da ancak leş çin malları alabiliyoruz.
Sonra üstüne bir de nasihat dinliyoruz.
30 euro meselesi ile başladı herşey ama...
Booking Türkiye'de yasaklı mesela...
Aynı tatil aynı tarihler aynı oteller tek farkı biri yerli bir Seyahat Acentası diğeri Booking...
Yerli Seyahat acentasının kendi vatandaşına reva gördüğü fiyatlar yabancının en az %30 üstünde...
Şimdi soruyorum bu Allah'tan reva mıdır...
Bizim insanımızın bu kadar mı değeri yok...
Dünyanın hangi ülkesinde bunun bir emsali var...
Gazeteci Bora Erdin, yurt dışından getirilen 30 euronun altındaki ürünlere vergiyi destekleyen İTO Başkanı Şekib Avdagiç’e tepki gösterdi.
Erdin: "Avdagiç’in üretip sattığı 17 bin liralık bir ürün, gümrük dahil Çin’den 2.500 TL’ye alınabiliyor."
Gümrük mevzuatındaki bir düzenlemeyle 30 euronun altındaki alışverişlere ilişkin muafiyet kaldırılmıştır.
Türkiye maliyesinin 30 eurodan aşağı yapılan bir alışverişteki istisnalara muhtaç hâle gelmesi büyük bir utanç vesilesidir. Bu utanılacak bir şeydir!
30 euroya ne satın alınabilir ki, buradaki gümrük istisnasını kaldırıyorsun?
İktidara çağrı yapıyorum, ithalatçıyı değil tüketiciyi koruyun.
Marka ismi vermekten de çekinmeyeceğim:
Columbia Delta Ridge Mont Columbia’nın mağazasında, internet sitesinde değil, 150 dolara yani 6.450 liraya satılırken Türkiye mağazasının satış fiyatı 17.999 liradır, tam 3 kattır.
Eğer kamu otoritesi bir şekilde gücünü ve iradesini kullanacaksa tüketiciyi korumak için kullanmalıdır yoksa ithalat kartellerini koruyacak yönde alınacak tedbirlerle bunu sağlayamaz. @Columbia_TR@Columbia1938