12 grubun 8’inde 3. olmanız bile yeterli üst tura çıkmak için. Siz grubun en zayıf takımlarıyla oynadığınız ilk iki maç sonunda sıfır gol ve sıfır puanla, grupta daha son maça GEREK bile kalmadan SONUNCU olup elenmeyi garantiliyorsunuz. Üstelik bir maçta da rakibiniz maçın yarısından fazlasını kendi salaklığından 10 kişi oynuyor.
Bu turnuva formatında son maçı oynamadan elenmeyi garantilemek hakikaten çok çok zor iş. 🙄
Araplar eşlerini "avrat" diye çağırır, manası apış arası demek
Türklerde hânım diye çağırırdı yani evimin sahibi..
İşte aradaki fark.
Rabia Arapça’da “dördüncü” demektir.
Öyle sanıldığı gibi mübarek ve anlamlı bir isim değildir.
Çünkü Arap kültüründe kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar isim vermez numara verirlerdi.
Vahide isim değildi, birinci demekti. İlk doğan kıza verilen numaraydı.
Saniye ikinci demekti, ikinci kızı olana verilen numaraydı.
Selase ve Bite isimleri üçüncü demekti, üçüncü doğan kızlara verilen numaraydı.
Rabia da dördüncü demekti, dördüncü doğan kıza verilen numaraydı.
Bizimkiler de Rabia’yı çok mübarek ve çok dini içerikli bir isim zannederler. Bilmiyorlar ki Araplar, insandan saymadığı ve isim vermeye lüzum görmediği kız çocuklarına işte böyle numara takarlardı, tıpkı otomobillere takılan plakalar gibi.!
Dünya kurulduğundan beri kız çocuklarını, diri diri toprağa gömen kültüre sahip tek millet Araplardır...
Bunun esas sebebi ise; tefecilik yapan, fahiş faizlerle verdikleri paraları ödeyemeyen kişilerin kızlarına, karılarına el koyup pazarlayan insafsız ve ahlaksız,
Arap egemenlerinin eline düşmesinden korkan Araplar, yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek bu akıbetten koruduklarını zannederlerdi..
Peki o çağlarda Türk’ler nasıldı ?
Türk’ler kız çocuklarına,
hatunlarına değer veren, onları önemseyen, insan yerine koyan, komutanlar ve hakanlar gibi yetiştiren tek tanrılı dine mensup bir milletti.
Ve insan hakları açısından da çağdaş kültürün örneklerini vermiş önder uluslardandı.
Eski Türkçe’de “namus” sözcüğü yoktu çünkü namussuzluk nedir bilmezlerdi !
Türk geleneğinde kadın; arkadaştı, kadın anneydi, kadın sevgiliydi, tek başına bir devletti.
Ne zaman ki Türkler müslüman oldu, Arap kültürü geldi, kadın kadın olduğuna bin pişman oldu.!
Kadın dövmek, maalesef Türklerin Arap kültürüyle tanıştıktan sonra başlayan bir olaydır.
Eski Türk kültüründe, örfünde kadın her zaman el üstünde tutulurdu.
Tarihe geçmiş Cengiz Han’ın eşi için söylediği..
“Ben sizin Han’ınızım, bu da benim Han’ım” sözleriyle dilimize yerleşen “Hanım” kelimesi de bunu göstermektedir !
Yâni KADIN EVİN HANIYDI.
Şeyh Sait ve Seyit Rıza’yı savunanlar var. Olabilir. Ama eğer Atatürk’ün üniter, ulus ve laik devlet yapısını savunuyorsanız ve kuruluş değerletine bağlıysanız, savunamazsınız. Cumhuriyet’e karşı silahlı ayaklanmayı savunuyorsanız, Atatürk’ün ilkeleriyle sorununuz var demektir.
-ALTI OK ya da Kemalizm’e bağlıysanız, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’yı savunamazsınız. Eğer savunuyorsanız Millet değil “Ümmet”, birey değil “kul”u tercih ediyorsunuz demektir. Aşiretlerin bazıları isyana katılmadı, Kürtlerin ya da Alevilerin çoğu ayaklanmayı desteklemedi. Diyap Ağa Atatürk’ün yanındaydı.
-Eğer Şeyh Sait’i ve Seyit Rıza’yı savunuyorsanız Atatürk’ü reddediyorsunuz demektir. Zaten sizin reddetmenize gerek yok; Atatürk sizi tümüyle reddeder.
-Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın yanından hiç mi geçmediniz?..
-Diyap Ağa sizi asasıyla kovalardı…
@eczozgurozel@herkesicinCHP Bu ne demek? Atatürk'ün partisinde neyin güzellemesi bu? Kaldı ki Aleviliği bu kişilere indirgemek tam anlamıyla manipülasyon, ayrıltırıcı, tarih bilincinden çok uzak ve komik. Derhal gereğinin yapılmasını bekliyoruz.
“Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu.
Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.”
Alevi kültürünün hak ve adalet öğretisinin simge isimlerinden Seyit Rıza’yı, oğlu Resik Hüseyin’i ve onlarla birlikte darağacına yürüyen canlarımızı idam edilişlerinin 88. yılında hüzünle ve saygıyla anıyorum.
Alevi toplumunun hak ve hakikat anlayışı mazlumdan yana durmayı, haksızlığa karşı söz söylemeyi vicdani bir sorumluluk olduğunu öğütler.
Darağacına giderken insanlığın ortak vicdanına “Evladı Kerbelayız; yazıktır, günahtır, zulümdür” sözleriyle seslenen Seyit Rıza’nın ışığı, adaletin peşinden yürüyenlerin yolunda yanmaya devam ediyor.
@dunyadanborsa 2016 yılında 40 bin TL ye 2010 model Ford Focus Titanium X almıştım. Şu an aynı araç ortalama 750 bin TL. 8 yıl bekleyip 50 Bin TL kazanmış.
Bu da yılda yaklaşık 6.250 bin TL eder. Ayda 520 TL. 2016'da araba alıp 8 yıl binseydi eskiyen arabasını da yaklaşık bu fiyata satardı. :)
“70 yaşıma kadar 4 milyon Osmanlı evrakı inceledim, 98 yaşıma kadar 28 eser yazıp bıraktım ve anladım ki, bugün buradaysak bunu tamamen Atatürk'e borçluyuz, Gazi Mustafa Kemal olmasaydı bizde olmayacaktık. Bunu göremeyenler boş insanlar.”
Aldığımız her nefeste O’nun hakkı var,
İnsan nasıl Atatürk’e karşı olur?
Prof.Dr. Halil İnalcık