Dün.
Ankara Balgat’ta dönercideyiz, yanıma bir görevli geldi, dindar biriydi.
Kuriş operasyonuna destek veriyordu.
Bir ara gözleri doldu, komşuları olan bir hanımefendinin eşine ağlayarak anlattığı bir anektodu aktardı.
O hanımefendinin eşi alkol bağımlısıymış, kendisi de hem ge��imini sağlamak hem sırtını bir cemaate yaslayarak kendini güvende hissetmek istemiş.
Maaş kartı işyerinde müdürdeymiş, parayı çekip bir kısmını ödüyor bir kısmını “hizmet bedeli” diye alıyormuş.
Bakmış, çevresindeki herkes aynı durumda.
İnanılır gibi değil.
Aklıma Kuriş ailesinin serveti geldi, sormak lazım:
Size sığınmış bir garibin aldığı asgari ücretin yarısını “hizmet bedeli” olarak tahsil ederken, siz kazandıklarınızın yarısını hizmete niye adamadınız?
Bırakın adamayı, birer kilogramlık 206 adet külçe altını zulalara doldurdunuz.
25 yaşındaki delikanlının altına Porsche çektiniz.
Yarış atıyla hobi geliştirdiniz.
Aile boyu 1818 gayrimenkul işlemi yaptınız.
Arsa, konut, kahvehane, lokanta, imalathane ne varsa aldınız.
Mazlumu yarım taş çorbaya talim ettirdiniz, siz deveyi hamuduyla götürdünüz.
Acı olanı, bunu da din adına yaptınız.
Yazıklar olsun.
@ajandahaber Yazıklar olsun
Hangi saadet
Amerikan bop projesi
Madem filistin i de koruyan mekke anlaşmasını ileri süresinin de ortadogu
Barışı deseydiniz
Ö. Özel konuştu, keşke konuşmasaydı! F. Erbakan aklınca siyaset yaptı, keşke yapmasaydı. M. Arıkan günlerdir söylediklerini inkâr etti, keşke etmeseydi. Üçüne de acıdım ve utandım! Ülkem adına, halkım adına ve siyasetin düştüğü pespayelik adına… İyi ki varsın Müsavat Başkan!
Oldumu hoca
Millet ortak tarih ortak dil ortak inac birliğidir
Sülale boy mezhep kökenleri bedevi tanım dır medeni olan
Devlet kurma becerisine sahip kriterlerdir.en iyi sen bilirsin de niye konjonktür e uygun manipule yapitirsun
Mümtazer Türköne:
• Ulus devletin ulusunu yeniden tanımlamamız laz��m.
• Millet dediğimiz şey ırk değildir, dil değildir, din değildir, etnik köken değildir.
• Millet dediğimiz şey; iradi karar verilmiş bir beraberliktir, birlikte var olma, geleceği birlikte yaşama, kader birliği etme kararıdır.
Prof. Dr. Hilmi Demir hocamız geçen hafta aramızdan ayrılmıştı.
Bir vakitler görev yaptığı Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, cenazeden dört gün sonra ölüm ilanını paylaşmıştı.
Bu saygısızlık hiç şaşırtıcı değil.
Şimdi öğreniyoruz ki…
İçişleri Bakanlığı, 2022’de Demir’in ‘terör ve radikalizm’ konusunda Emniyet Genel Müdürlüğü’nde altı ay daha çalışmalarına devam etmesini istemiş.
Fakat Hitit Üniversitesi rektörlüğü, talebi uygun görmemiş!
Rektörlük niçin bu çalışmalardan rahatsız oldu?
Hocanın radikalizm, selefilik, Fetullahçılık ve çıkar şebekesine dönmüş ‘dini’ gruplarla ilgili düşünceleri mi endişelendirdi?
Hilmi Hocanın ailesi “Babamız bu yüzden emekli oldu” diyor.
Prof. Dr. Hilmi Demir beyfendiyi çok genç yaşta kaybetmenimizin üzüntüsü içindeyim.
Ortak değerlerimiz ve insani doğrularımız üzerine ne zaman dertleşsek, bir arada yaşama kültürünü merkeze aldığını gördüm. Dini radikalizm ve çatışmacılık gibi bu coğrafyanın en mayınlı ve zorlu alanlarında çalışıp bu ülke ve insanlık için her zaman aklı, hoşgörüyü ve "makul" olanı savundu. Kapsayıcı medeniyet fikriyle gerçek bir Türk aydınıydı.
Bugün ülkemizdeki en büyük derdimiz, herkesin kendi acısıyla kendi köşesine çekilmesi ve birbirine körleşmesidir. Hilmi Hoca, bu devasa sorunu en doğru yerden gören; aklı, kulağı ve gönlü herkese açık bir isim olarak hepimizi o köşelerden çıkıp aynı masaya oturmaya çağırırdı:
"Bu ülkede o kadar çok mağdur var ki… Solcular mağdur, sağcılar mağdur, ülkücüler mağdur, islamcılar mağdur, muhafazakârlar mağdur, gayrimüslimler mağdur. Bu ülkenin mağdur etmediği hiçbir taraf yok. Bu ülkede örselenmemiş kimlik yok. Üzerinde tepinilmemiş hiçbir ideoloji, hiçbir taraf yoktur... Ancak biz henüz farklı siyasi doğrulara sahip insanlar olarak aynı masada oturup travmalarımızla yüzleşemiyoruz."
"İman varsa hepimiz eşitiz, kardeşiz. Farklılıkları bir arada tutabilmek devlet olmanın en büyük özelliğidir. Dışlayıcı olmamak esastır."
Aşırılıkların karşısında durup, çatışmaya açık ve zorlu meseleleri aklıselimle ele alarak, ne yazık ki erken yaşta noktalanan ömrüne sığdırdığı bilimsel emeğini daima Türk milletinin ve toplumumuzun ortak değerlerine vakfettiğini gördük. Tarihe ve bugüne yaklaşımında her koşulda bir arada yaşama kültürünü tercih eden tavrı ve bu ülkenin bütünlüğü adına ortaya koyduğu entelektüel çaba için kendisine teşekkür borçluyuz.
Başta kıymetli ailesi olmak üzere, öğrencilerine, sevenlerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
#HilmiDemir
⚠️ Sakarya’da ‘sahte imamlar’ skandalı!
Akyazı’da bir şahıs, imam olan dayısını ihbar etti ve diplomasının sahte olduğunu söyledi.
Bunun üzerine Diyanet tarafından başlatılan müfettiş incelemesinde, dayının yanı sıra 4 imamın daha diploması ve belgeleri sahte çıktı.
5 imam da açığa alındı. (Sözcü - Deniz Ayhan)
Hacam fikirlerin ile ışık tut dün
Bu dini metinperes rivayetcilerden ve arapcilığa indirgeyen selefi vahabi ingiliz güdümlü mezhep ve siyasal anlayışları karşı iman savunmam
Turk islam medeniyetinin temeliydi
Biz razıyız mekanın cennet olsun
Prof. Dr. Hilmi Demir'in Mekanı Cennet Ola. Türkiye'de çok rezalet bir ahlak oluşmaya başladı. Daha vefat eden kişi toprağa girmeden yok şöyle idi, yok görüşleri böyle idi deniyor. Halbuki bu vefat eden kişinin daha eti soğumadan yapılmaz... İnsanların acısını yaşayacağı gün ve saatlerde ölüyle kavga yapmak bir hastalık hali olsa gerek...
Hilmi Demir hocaya gelince; Katılmadığım, eleştirdiğim fikirleri olmakla birlikte ki özellikle Maturidilik ve Maturidiliğin Sekülerleşme gayretine omuz vermesi hata idi. Ama öyle Tekfir edilecek, Dinden atılacak, Dünyanın en büyük Putperesti ölmüş gibi saldrılacak bir İslam Düşmanı değildi...
Türk ve Türk Milliyetçisi idi. Zaten saldıranların çoğu da Türk Milliyetçisi ve Ülkücü olduğu i��in saldırıyor. Dirisinden hesap soramadıkları için ölüsünden hesap soruyorlar. Velev ki Kafir olsa cesedinden intikam mı alınır?
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn
Sevgili babam,
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ortadoğu ve Orta Asya Araştırmaları Enstitü Direktörü, İlahiyatçı Prof. Dr. Hilmi Demir vefat etmiştir.
Cenaze namazı 24 TEMMUZ(YARIN) cuma namazına müteakip Etimesgut - Ahimesut Söğüt Camii'nde kılındıktan sonra Elvanköy Mezarlığı'na defnedilecektir.
Rabbim mekânını cennet eylesin.
ERZURUM KONGRESİ'NİN
107.yıldönümü 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
"Ülkü" denen nazlı gelin erde şan ister
Büyük devlet kurmak için büyük kan ister"
N.Atsız
Utanmadan sıkılmadan bamya tarlalarına osb kurmaya kalktılar. Amasya Çambükü köyünde tarlalarında bamya hasadını bile yapmalarına izin verilmeyen köylü kadınlar candarma tarafından coplandı. Menekşe hanım ve arkadaşları Ankara'ya kadar gelerek yapılanları paylaştılar. Direndiler, vali bile yanlarında olması gerekirken karşılarında idi. Ama yılmadılar, davayı kazandılar.
Ama ormanlarımızı, zeytinliklerimizi, meralarımızı, tarım alanlarımızı gaspetmeye ısrarla devam ediyorlar.
Üreticiler, "Tarım alanları amaç dışı kullanılamaz" diye biliyorlardı. Hep öyle biliyorduk. Bir de üstüne rezerv yasa çıkardılar. Eli öpülesi çiftçilerimiz bize gıda üretirken teşvik edilmeyi bırakın, horlandılar; itilip kakıldılar.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmada FETÖ’nün rolüne ilişkin yeni delillere ulaşıldı
🔎 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, FETÖ’nün rolünü ortaya koyan ve soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte yeni deliller dosyaya girdi
→ Soruşturma dosyasındaki itirafçı beyanına göre, FETÖ’nün Muhsin Yazıcıoğlu’na örgütün yanında yer alması için teklif götürdüğü, Yazıcıoğlu’nun ise bu teklifi reddettiği öne sürüldü
→ İtirafçı ifadesinde, teklifin reddedilmesinin ardından örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in önce Yazıcıoğlu’nun açıklarının araştırılmasını istediği, herhangi bir açık bulunamayınca ise “ortadan kaldırın” talimatı verdiği iddia edildi
https://t.co/CNgAgZp4db