Bir sağlık profesyonelinin yaptığı hata elbette görmezden gelinemez ve yaşanan olayın başta bebek ve ailesi olmak üzere herkesi derinden üzdüğü açıktır. Ancak tekil bir olay üzerinden yüz binlerce hemşireyi zan altında bırakan, mesleğin tamamını hedef gösteren yaklaşımlar da adil değildir.
Hemşireler; yetersiz istihdam, ağır iş yükü, uzun nöbet saatleri, fiziksel ve psikolojik tükenmişlik gibi zorlu koşullar altında sağlık hizmeti sunmaya çalışmaktadır. İnsan unsurunun bulunduğu her alanda hata riski tamamen sıfırlanamaz. Buna rağmen her gün binlerce hemşire kritik hastaların yaşamına dokunmakta, sayısız komplikasyonu önlemekte ve sessiz kahramanlıklar sergilemektedir. Ne yazık ki bu başarılar çoğu zaman haber değeri taşımazken, münferit bir hata tüm mesleğin üzerine gölge düşürecek şekilde sunulabilmektedir.
Sağlık hizmetlerinde amaç suçlu aramak değil, hataların nedenlerini bilimsel yöntemlerle analiz ederek hasta güvenliğini güçlendirmektir. Meslek mensuplarını toplumsal linçe maruz bırakan değil, sorunların kök nedenlerine odaklanan sorumlu bir yayıncılık anlayışına ihtiyaç vardır. Hemşireler de insandır; emekleri, fedakârlıkları ve insanüstü gayretleriyle birlikte değerlendirilmeyi hak etmektedir.
İstanbul’un fethini hiç hazmedemediler
Bu yıl İstanbul'un fethinin 573'ncü yıldönümü. Ancak Batı hâlâ bu fethi unutamadı. Hristiyanlığın ilk büyük başkentinin ve Son Roma İmparatorluğu'nun başkentinin elimize geçmesini hiçbir zaman hazmedemediler. Batılılar fethin şokunu atlatmak ve şehrin Türkler'in eline geçmesini küçümsemek için fetihten hemen sonra İstanbul'un açık unutulan bir kapı yüzünden düştüğünü uydurup, kendilerini teselli etmişlerdi. Stefan Zweig'tan Elon Musk'a kadar birçok Batılı kuşatma sırasında açık unutulan kapıdan (Kerkoporta) şehrin fethedildiği efsanesini paylaşmıştır.
Şiddete uğrayan hocamızı tanımıyorum.
Ama bir yan dal uzmanı olarak şunu biliyorum:
18 yaşından itibaren eğitim hayatında hiç yıl kaybetmemiş olsa bile, bugün zorunlu hizmetteyse en genç haliyle en az 35-36 yaşındadır.
Üniversite sınavı,
6 yıl tıp fakültesi, yüzlerce sınav,
TUS, pediatri asistanlığı,
pediatri zorunlu hizmeti,
YDUS, çocuk alerji ve immünoloji yan dal asistanlığı,
ardından yeniden zorunlu hizmet…
Yaşayan bilir:
Bir yan dal uzmanı, tıp camiasında gelinebilecek en emek yoğun noktalardan biridir.
Ve bugün kapısında şu yazıyor:
“İlimizdeki tek uzman, şiddetiniz yüzünden hizmet verememektedir.”
Bu kadar emeğin bu kadar ucuz görülmesinin bedelini sadece hekimler değil; en çok hastalar ödeyecek.
@avtahsinbilgin Çocukluğumuzda bolca ziyaret etmek, namaz kılmak nasip olmuştu. Hayatını türbedeki kısa yazıdan okuduktan sonra, gözümde hep Kara Murat karakteri canlanırdı Hamzabey denince... Şimdilerde @mehmeddizisitrt dizisindeki Bahadır Hamza Paşa olarak yeniden tanıyoruz... Rahmet olsun...
📍 Babasultan (Geyikli Baba) Camii
Rivayet olunur ki; Geyikli Baba Hazretleri, geyik üzerinde müritleriyle birlikte Bursa’nın fethine katılarak fethin manevi cephesinde yer almış ve gazi-derviş geleneğinin kutlu temsilcilerinden, öncü şahsiyetlerden biri olarak anılmıştır.
Osmanlı’nın kuruluş ruhuna irfanıyla yön veren Geyikli Baba Hazretleri’nin manevi huzurundan; tüm hemşehrilerimize birlik, hikmet ve bereket dolu bir cuma diliyoruz.
Gönülleri arındıran duaların, kalpleri birleştiren muhabbetin daim olması temennisiyle…
🤲 #HayırlıCumalar
Bursa, İmparatorluğun ilk başkenti. Onun bütün asırlar boyunca bir iç el olma hüviyeti hiçbir zaman kaybolmadı, Orhan Gazi eliyle şekillenen kurgunun kalbi, ruhu ve aklı oldu.
#bursanınfethi
Yarın arefe. Eskilerin deyimiyle ziyrat günü. Bugün de kuşlar ziyratı. Hiçbir canlıya zarar verilmez, yeşil koparılmaz, toprak kazılmaz. Havalar iyiyse köyün zirvesindeki “ulu ziyrat” dedikleri türbede öğle namazı kılınır ve türbe ziyaretiyle başlardı mezarlık ziyaretleri. Akşamına son iftar da şerbetle açılır, camdan doğru güneşin battığı noktaya bir Ramazan manisi okurlardı. Sonrasında göçenlerin ruhu şad olsun diye ocakta sacda yağ yakarlardı. Tabi şimdi kalmadı bu adetler. Göçüp giden ihtiyarlar töreyi de kültürü de beraberinde götürdü sanki.
Bizim ‘bayram kıyafetimiz’, diğer günlerdeki kıyafetimizdir. Bizler, ya hastalarımızlayız ya hastalarımızın yanına dönmeye hazırız. Tüm hekimlerin, tıp fakülteleri öğrencilerinin 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.