Gerçek liderin gücü koltuktan gelmez.
Halkının derdini kendi derdi bilen, onun acısıyla sızlayan, onun sesini duymak için susandır gerçek lider…
Yolu hiçbir zaman kolay değildir.
Önünde dikilen her engel, aslında sınanmasıdır.
O engelleri aşacak gücü ona veren makam değil, halkın kendisidir.
Halkın arkasında durduğu lideri de hiçbir güç durduramaz.
Yolumuz açık olacak. Çünkü bu yol, milyonların yüreğinden geçiyor.
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
Bugüne kadar sözleriyle, davranışlarıyla ve yaptıklarıyla kendisini açıkça ortaya koyan, Silivri’deki ilk günlerimden beri tanıdığım Sayın Özgür Özel, eğer Türkiye’de birileri FETÖ’cülükle suçlanacaksa akla gelebilecek en son isimlerden biridir
Herkes Yüksek Seçim Kurulu'nun internet sitesine girip bilgi edinme bölümüne mail gönderip (Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi'nin kararını mutlak butlana dair verdiği kararı işlem yapmadan iade ettiğinize göre CHP'nin genel başkanı kimdir) sorusunu sorsun.
MAHKEMECE CHP HAKKINDA VERİLEN TEDBİR KARARINDAKİ ÖNEMLİ VE TEKNİK AYRINTI
BAM 36 Dairesi mutlak butlan sebebinin varlığını kabul ederek CHP’nin 38. ve sonraki kurultayları ve bu kurultaylarda alınan kararların iptaline karar verdi. Bu karar kesinleştiğinde verilen mazbatalar dahil kurultayın bütün sonuçları ortadan kalkacaktır. Ancak karar kesinleşince kadar mazbatalar geçerliliğini sürdürecektir. Bu ağrı dağı kadar gerçektir.
Dernek Genel kurullarının ya da siyasi parti genel kurullarının iptali hallerinde ya medeni kanunun 75/2 maddesi uyarınca çağrı heyeti ya da aynı kanun 427/4 maddesi uyarınca yönetici yönetici kayyım ataması yapılıyor idi. Genel uygulama bu yönde idi.
Çağrı heyeti veya yönetici kayyum, derneğin ya da siyasi partinin yani atandığı tüzel kişinin en kısa zamanda genel kurulunu yapmakla görevlendiriliyordu.
Çağrı heyetinin ya da yönetici kayımın göreve başlaması için mahkeme kararının dışında başkaca Mazbata vs gibi herhangi bir belgeye ihtiyacı bulunmamaktadır.
CHP kurultay hakkında butlan sebebiyle iptal kararı veren mahkeme tedbir kararı verirken yukarıda saydığımız çağrı heyeti veya yönetici kayım atamayı tercih etmemiştir. Buna karşılık mevcut Genel başkan Özgür Özel’in ve parti organları görevlilerinin görevlerinden uzaklaştırması, 2023 tarihli kurultaydan önceki genel başkan Kılıçdaroğlu’nun ve parti organlarınım görevlerine iadesine tedbiren karar vermiştir.
Ancak bu tedbirle göreve iade edilenler bakımından çağrı heyeti ya da yönetici kayyımın aksine mazbataya ihtiyaç bulunmaktadır.
Mazbatayı verme yetkisi ise ancak ve sadece seçim kurullarına aittir.
Bu husus çok önemli ve teknik bir husustur. Bu hususu öngörebilmek için dernekler kanununun ve Türk medeni Kanunu’nun olaya uygun maddeleri ile siyasi partiler Kanunu’nun ilgili hükümlerini senkronize şekilde incelemek ve seçim hukukunu iyi bilmek gerekmektedir.
Sayın mahkeme bu değerlendirmeyi isabetle yapmış ve göreve iade ettikleri şahıslara Mazbata verilmesi, görevden aldıkları kişilerin de Mazbatalarının iptal edilmesi gerektiği, bu yetkinin de seçim kurullarında olduğu sonucuna varmıştır.
Bu sebepledir ki Sayın mahkeme mazbatalar konusunda düzenleme yapılması için tedbir kararının Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna ve Çankaya 4. Nolu İlçe Seçim hakimliğine gönderilmesine karar vermiş ve bu kararını hüküm fıkrasına derc etmiştir. Tedbir kararının gereği için seçim kurullarına gönderilmesine karar verilmesinin başka ne sebebi olabilir ki?!
Sayın mahkemenin bu teknik ve önemli hususu tespit ve değerlendirmesi takdire şayandır.
Sayın mahkeme tedbir kararını gereği için yani eski mazbataları yenilemek, yeni mazbataları da iptal etmek için YSK’ya İl ve Çankaya İlçe seçim kurullarına göndermiştir.
Eğer seçim kurulları, Kılıçdaroğlu’nun ve diğer eski görevlilerin mazbatalarını yenilenmesine, Özgür Özel’in ve parti organındaki yeni görevlilerin mazbatalarının iptaline karar verseydi bu karalarla birlikte tedbir kararı taraflara tebliğ edildiğinde tedbir kararı uygulanmış olacaktı ve hukuken hiç bir tartışma olmayacaktı.
Ancak böyle olmadı YSK ve seçim kurulları mahkemece gönderilen kararı işleme koymaksızın iade ettiler. Bu iadeyi yapmakla seçim kurulları bir anlamda mahkemeye “sizin verdiğiniz tedbir kararının uygulanması için bize verilen bir görev ve yetki yoktur, biz görevden aldıklarınızın mazbatalarını iptal etmiyoruz, bu mazbatalar geçerliliğini koruyor, göreve iade ettiklerinizin mazbatalarını da yenilemiyoruz” demiş oldular.
Böylece de tedbir kararı uygulanmadan askıda kalmış oldu. Seçim kurullarının belirttiği şekilde mazbata düzenlemesi yap��lmadan bu tedbir kararının uygulanması mümkün değildir.
Ancak mahkeme tedbir kararını değiştirirse, örneğin TMK 75/2 göre çağrı heyeti atama veya 427/4 göre yönetici kayyım atama tedbirine çevirirse bu tedbir kararı mazbata gerektirmeden doğrudan uygulanabilir. ++
@sonkezchpal Anlamadığım bütçeyi genel başkan istediği gibi kullanabiliyor mu? Burada PM buna dur diyemiyor mu? Bankalar hangi imzayı kabul edecek mesela? Seçilmiş başkanımız Özel'in mi hain Kemal'in mi?
@ali_cufadar İzledim hocam. Yine önümüze ışık tutan bir yayın olmuş. Sade vatandaş olarak veriler ve tecrübeniz beklentilerimi şekillendirmeye devam ediyor. 🙏
@berkesen Hocam çalışan annelerin çalışabilmesi için çocuğunun sabah 8 akşam 6 kreşte olabilmesi muazzam bir kolaylık. Yaşayan bilir. Keşke ilkokul için de bu kolaylık olabilse. Bu zorluğu yaşayan aileler ikinci çocuğu düşünmemekte haklılar.