Claude ekibi, doğru prompt yazmanın mantığını herkesin anlayacağı şekilde anlatmış.
Türkçe altyazı da var.
Yapay zeka kullananların kesinlikle göz atması gereken içeriklerden biri.👇🏻
Çocuklarına selam duran bir komutan…
“Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz.”
Çocuklarımıza güveniyoruz, inanıyoruz, seviyoruz.
🇹🇷 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.
Yarın 10 Nisan 🇹🇷
Önce bir evladın kalbinden:
Babam… İyi ki varsın. İyi ki bu vatan için omuz verenlerden birisin.🙏
Sonra tüm teşkilata:
Bizim insanımız insanın hasıdır
Polisimiz de askerimizde bizim özümüzdür, sözümüzdür, yüreğimizdir 🤲🏻
Bu ülkenin huzuru için gece gündüz demeden görev yapan tüm emniyet mensuplarımızın
Polis Haftası ve 10 Nisan Polis Bayramı kutlu olsun
Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum 🇹🇷🖤
Yaklaşık 50 yıl önce Kemal Sunal başrolünü oynadığı Türk filmindeki sahne güncelliğini koruyor:
+ Ne pişirdin?
- Patates.
+ Etli mi?
- Et nerde, etin kilo 1.000 lira olmuş.
Herkes ölmeden önce görülmesi gereken şehirler listesi yapmış. Ben de yapayım ne eksiğim var :)
1. Buenos Aires
2 Medellin
3. Rio
4.Mexico City
5. Havana
6.Bangkok
7. Kyoto - Osaka
8. La Paz (çok farklı)
9. Varanasi (kaos)
10. Jaipur
11. Cape Town
12. Floransa
13. Atina
14. Nice
15. Berlin
16. Belgrad
17. Roma
18. Buhara
19. Çorum Sungurlu
20. Şangay
FotoHaber - Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı öğrencilere burs sağladığı için tutuklayan AKP'den kararlılık mesajı: ''Bizim aç bıraktığımızı kimse doyuramaz...'' https://t.co/GYpRDFZsA7
Öyle bir program ve kadroyla ortaya çıkıyoruz ki:
Ülkeyi yerinden yöneteceğimizi,
şehirlerimizi dayanıklı, şehirlerimizde hayatı güvenli, ferah ve ucuz kılacağımızı herkes görecek.
Arabamı sattım. Bir ay oldu. Kapalı otoparktaki numaralı yerim boştu.
Bir indim…
Benim yerimde başka bir araba.
Yan tarafta arabası olan komşu, ikinci arabasını benim yerime koymuş. Güvenliği aradım.
“Uyarın,” dedim.
On beş gün geçti. Yine indim. Bu sefer kendi arabası yine benim yerimde. Tekrar aradım.
“Gerekirse ceza kesin,” dedim.
Yarım saat sonra kapı çaldı. Adam kapıda. Bekledim ki “Kusura bakmayın,” desin. Belki kiralamak ister. Sitelerde boş yeri olanlar, ikinci aracı olana kiralıyor. Kibarca reddederim; zaten bir ay sonra araç alacağım diye düşündüm.
Bunların hiçbirini demedi.
— Ben üst kat komşunuzum, doktorum, sağlık çalışanıyım. Arabam hastaneye ait. Sizin aracınız yok sanırsam. Bizde iki tane var. Park ediyorum?
Cümlenin tercümesi şuydu:
“Boşsa bedava benimdir.”
— Uygun değil, dedim.
Gitti.
Sonra merak ettim. İsmini, soy ismini aradım. Irak’ta bir tıp fakültesi mezunu. Denklik yok. İlaç firmasında pazarlamada çalışıyor. Pandemi dönemi diye bir de bu unvanı “sağlıkçıyım” diye avantaja çeviriyor. Altı aydır aidat da ödememiş.
Ama özgüven tam.
Unvan büyük.
Sınır küçük.
Aylar sonra arabamı aldım. Annemlere gittim. Numaralı açık otopark. Yıllık ücretini biz kardeşler ödüyoruz. Yerimde sıfır, kırmızı bir araba. Önde telefon numarası var, aradım.
— Bizim hanım park etmiştir, siz bir yana koyun, dedi adam.
Bir yana koyarsam akşam gerçek sahibi gelecek.
— Hanımı arayayım, insin.
Yirmi beş dakika bekledim. Kadın geldi. Bekledim ki “Özür dilerim,” desin. Kim bilir ne kadar mahcup olmuştur başkasının yerine park ettiği için. Ben de “Olmuş bir kere,” diyeceğim.
Demedi.
Etrafı süzdü.
— Siz pek gelmiyorsunuz galiba buraya.
— Haftada birkaç gün ben, bazen diğer kardeşim gelir, dedim.
Omuz silkti. Kendince espri yaptı:
— O zaman ara ara biz bırakabiliriz, demek oluyor bu…
Bu izin istemek değildi. Hak devri teklifiydi.
— Hayır, bırakmasanız iyi olur. Ücret ödüyoruz, dedim.
— Biz de ödüyoruz, dedi.
Tek araç için ödüyorsun. İkinci sıfır aracı aldıysan bul bir park yeri, abone ol, demedim; konu uzamasın diye…
Ama mahcubiyet yoktu.
O gün anladım:
Bazı insanlar boşluğu fırsat sanır.
Sahibi görünmeyen şeyi sahipsiz zanneder.
“Nasıl olsa kullanmıyor.”
“Nasıl olsa gelmiyor.”
“Nasıl olsa idare eder.”
İzin istemek yok, özür yok.
Sorun park yeri değil…
“Boşsa benimdir.”
Hayatta da böyle.
Boş bıraktığın saygıyı doldururlar.
Boş bıraktığın sınırı test ederler.
Boş bıraktığın alanı sahiplenirler.
En ilginci?
Özür dilemezler, mahcup hissetmezler.
Çünkü kendilerini haksız görmezler.