Neden ‘ölmeden önce yapılacaklar’ listeleri bu kadar rağbet görüyor? Neden seyahatler, yemekler, maceralar hasılı her türden ‘deneyim’ modern insanı bu kadar cezbediyor? Sosyolog Hartmut Rosa’nın açıklaması şöyle :
Modern dünya sonsuz sayıda “yapmaya değer” seçenek sunduğu için, yapmak istediklerimizle gerçekte yapabileceklerimiz arasında kapanması imkânsız bir uçurum oluşuyor. Hartmut Rosa’ya göre modern öncesi insanlar bu baskıyı hissetmiyordu; ölümden sonraki yaşama inandıkları için dünyevi hayat asıl bölüme geçmeden önceki kısa bir giriş sayılıyordu. Ayrıca tarihi değişmeyen ya da döngüsel bir şey olarak gördüklerinden, kendilerini insanlık dramında kendi rolünü oynayan sayısız insandan biri gibi hissediyor, “çağın fırsatlarını kaçırma” duygusunu hiç yaşamıyorlardı. Seküler modernlik bunu tersine çevirdi: öbür dünya inancı yerini ilerleme fikrine bırakınca, her şey bu tek hayattan en iyi şekilde yararlanmaya bağlandı ve insanlar kaçırdıkları geleceğin acısını bastırmak için hayatlarını deneyimle doldurmaya çalışır oldular.
Carl Gustav Jung ile ilgili izlediğim ve izleyeceğim videoları bir YT listesinde topladım. İlgimi çekenler oldukça bu listeye ekleyeceğim.
Liste genele açık değil, sadece link üzerinden erişilebiliyor. O yüzden ilginizi çekiyorsa daha sonra ulaşmak için ister direkt bu gönderiyi kaydedin isterseniz de aşağıdaki linki kopyalayıp başka bir yere kaydedin.
Liste: https://t.co/WB4djTBTXZ
Tarihin en iyi hukuk felsefesi dersine hazır mısınız?
Harvard Üniversitesi'nden Michael Sandel’in "Adalet" Serisinin efsanevi bölümü:
🛤️ 1. Kısım: Cinayetin Ahlaki Yüzü
5 kişiyi kurtarmak için 1 kişiyi feda eder miydiniz? Yoksa hiçbir şey yapmadan 5 kişinin ölümünü mü izlerdiniz? Sandel, akıl yakan ikilemlerle ahlaki varsayımlarımızın aslında nasıl çelişebildiğini ve "doğru" olanın her zaman siyah-beyaz olmadığını gösteriyor.
🛶 2. Kısım: Yamyamlığa Giden Yol
19. yüzyılda batan bir gemide günlerce aç kalan mürettebat, hayatta kalmak için aralarındaki en zayıf kişiyi (genç miçoyu) feda eder. Bu sarsıcı olay üzerinden Jeremy Bentham'ın "Faydacılık" ilkesi sorgulanıyor: Gerçekten en doğru eylem, "en büyük çoğunluk için en büyük faydayı" sağlayan mıdır?
Hukukçu olun ya da olmayın, zihninizi zorlayacak bu felsefe fırtınasını mutlaka izleyin! 🧠👇
(Bir takipçimin ısrarı üzerine Türkçe altyazı ekledim)
#HukukFelsefesi #Adalet #Felsefe
Béla Tarr vefat etmiş. Kendisiyle 2017'de yapılan röportajda ölümü şöyle anlatmıştı:
"Hayat, günler geçtikçe, sessizce biter. Günlük rutininizi yaptığınızı sanırsınız, ama öyle değildir. Her gün biraz daha yaşlanırsınız. Hiç gürültü çıkmaz, hiçbir şey olmaz. Öylece olup biter."
Etyen Mahçupyan:
“Biz hiç bir zaman ahlaklı değildik. Biz ahlaksız olmanın maliyetini çok yükselterek ahlaklı olabildik.
Yani sınır koyarak, kanun koyarak, mahalle baskısı yaratarak
Sen baskı altında belli kodlara uyuyorsan bu seni ahlaklı yapmaz.
Ahlak ötekiyle ilişkinde ortaya çıkar. Herkes ezberlenmiş davranışı sergilediği anda ahlaklı olmuş oluyor. Bu çok kolay bir ahlak tanımı.
Bu ahlak tanımına razıysan dışarıyla ilk karşılaşmada çok da ahlaklı olmadığını anlıyorsun
Dindarlar dindarlığın ahlak ürettiğini öne sürer. Bu antropolojik olarak doğru değil.
Önce ahlak vardı. Dinden önce ahlak vardı. Ahlak olmasaydı, dini bir takım önermeler de olmazdı.
Ahlak niye vardı? Çünkü insan ilişkilerinin belirli kodlara ihtiyacı var. Yani aslında çok çeşitli ahlaklar var.”
Tamamını izlemek için ⬇️
https://t.co/Q9MvMl6cd1
Kadîm geleneğimizde,
eşyanın tabiatını bilmeye 'hikmet';
hikmet ile hükmedene de 'hakîm' denmiştir.
Kişinin kendi hevâ ve hevesini eşyaya dayatması, 'tahakküm'
ve bu biçimde eyleyen de 'mütehakkim' olarak adlandırılmıştır.
Hikmet, 'adalet'e el verir; tahakküm ise 'zulm'e...
İki yıl önce Behramkale köyünde küçük bir kitapçı açtım. Ticari bir beklentiyle değil, tamamen hobi amaçlı, biraz da köyümde geçirdiğim zamanı daha anlamlı geçirmeye imkan vermesi umuduyla. Bu süreçte ister istemez kitap sektörünü de biraz tanımam gerekti: Toplu olarak nereden / nasıl alınır, kâr marjları ne civardadır, tipik bir kitapçının maliyet yapısı nasıl oluşur vs.
Ticari açıdan epey zararlı bir operasyon oldu benim için 😅 Ama aldığım keyif ve öğrendiklerim açısından da tam tersi, çok mutluyum. Belki bir gün detayları anlatırım...
Geçenlerde online kitap fiyatlarını karşılaştıran bir gönderiye rastladım: Genellikle Amazon en uygun fiyatlı kitap temin edilen yer olarak görünüyor. Son iki senede yaşadıklarım aklıma geldi ve canım sıkıldı; bu konuda biraz dertleşmek istiyorum.
Şöyle ki:
Kitapçımı açarken en çok uğraştığım konu tedarik konusu oldu: Kitapları indirimli olarak nereden alabilirdim? Kadıköy'de en sevdiğim kitapçım Orfe Moby Dick'e gidip sahibi Fatih'den yardım istedim; dedi ki "sen küçük işletme olacaksın, bir sürü yayıneviyle uğraşma, en iyisi (bir çok yayınevini bünyesinde barından bir dağıtıcı olan) Prefix'den al". Bir de kontak telefonu verdi. Sağ olsunlar çok yardımcı oldular, adetlerim az olmasına rağmen bana bir indirim tanımladılar ve ilk stoğumu onlardan aldığım kitaplarla oluşturdum. Zamanla bilim kurgu edebiyatının önemli kısmını kapsayan @ithakiyayinlari, Alfa gibi yayınevleri ile de temas kurmayı başardım. Çok mutluydum.
Ta ki Amazon'a bakana kadar: Bazı kitaplar, benim indirimle aldığımdan da daha ucuza müşteri satış fiyatı olan kitaplar vardı, hem de hiç azımsanmayacak kadar çok sayıda!.. Hemen Prefix'deki kontağımı arayıp durumu anlattım. Yanıt: "Sorma Yalçın abi, adamlar hiç anlayamadığımız bir mantıkla zaman zaman inanılmaz indirimler yapıyorlar, aklımız ermiyor!..." Bu gidişle bizi birkaç seneye batırır bunlar diye de ekledi :(
Zamanla bu durumu farklı açılardan da teyit ettim: Amazon büyüklüğünün gücüyle ve finansmanı yönetmenin kritik olduğu bir ekonomik düzende radikal indirimler yapıyor ve küçük rakiplerine hiç şans tanımıyordu.
Bunu neden anlattım? Aşağıda favori yazarlarımdan Ursula K. Le Guin'in bir videosunu bulacaksınız. Bu video 2014 yılında aldığı hayat boyu başarı ödülünü aldığı gece yaptığı konuşma. Le Guin konuşmasında kitabın sadece bir meta (mal) olmadığını, kültürel bir değeri olduğunu, onu bu ölçüde ticarileştiren büyük oyuncuların aslında sanata ve edebiyata uzun vadede zararı dokunduğundan bahsediyor.
Konunun uzmanı değilim; ben sadece bir köy kitapçısıyım. Yirmi metrekare dükkanımda toplam 350 adet kitabım var. Ama Ursula ile aynı fikirdeyim.
Açıklayayım: Sanılanın aksine kitap Türkiye'de son derece ucuz bir ürün: Bugün ortalama bir kitabın 400TL olduğunu düşünelim (kaldi ki bu bile bir çok kişiye pahalı geliyor). Aynı anda bir de ortalama hamburger fiyatına bakalım: O da yaklaşık 400TL diyebiliriz. Şimdi düşünelim: 400TL verip yaklaşık 1 ay size keyif verecek bir kitap ile, 3-4 dakika içinde yiyip tükettiğiniz bir Hamburger'in parasal değeri nasıl aynı olabilir?
Elbette "daha ucuzu varken neden esnaftan alayım?" sorusunu tatminkar olarak yanıtlayamam. Ama şunu net olarak söyleyebilirim: Amazon ve benzeri yapılar o kadar büyük miktarlarda alım yapıyor, o kadar geniş bir ürün yelpazesiyle ticaret döndürüyor ki istediği her an her ürününü zararına satacak kadar esnek olabiliyor. Bu hiç bir zaman tek konuda (kitap satmakta) uzmanlaşmış esnafın ya da diğer adıyla zanaatkârın yapabileceği bir şey değil. Er ya da geç küçük oyuncular bu mücadeleden vazgeçecek, benim gibi sadece keyif için bu işi yapan bir kaç kişi dışında küçük kitabevi kalmayacak sevgili dostlar. Bizler de düşük erişimizle siz kitapseverlerin taleplerini hızlı karşılayamayacak ve zamanla bizim de varlığımız anlamsız hale gelecek.
Mesajım şu: Lütfen kitaba verdiğiniz parayı, diğer para harcadığınız ürün ve hizmetlerle karşılaştırmayı unutmayın. Eğer gücünüz yetiyorsa bütün kitaplarınızı Amazon'dan almayın. Elinizle seçtiğiniz kitabı, muhabbetle donattığınız mahalle kitapçınıza uğrayarak, ya da en azından ve hiç değilse, işi sadece kitap satmak olan özel zincirlerden (Remzi, Nezih vs'den) alın. Biliyorum biraz daha pahalı olacak. Ama inanın çevrimiçi alışverişi, kitap gibi ürünlere de yayarak uzun vade için çok kıymetli bir insani değeri kaybediyoruz: Bir şeyin ederinin sadece para olmadığı gerçeğini...
https://t.co/D4647pfH9H
82. Sayımız yayımlandı!
"Bir dem sanırsın katredir, bir dem taşar umman olur." dizesinden ilham alıp insanın varoluşunu, değişimini anlamaya, anlam arayışını “hâl” kavramı üzerinden irdelemeye çalışan bir dosya hazırladık.
Derginin tamamı: https://t.co/lXynqxEdbJ
İyi okumalar