her ne kadar rakip de olsak objektif şekilde Galatasaray'a yapılan haksızlığı dile getirmek gerekiyor.
Osimhen sakatken bu ligin oynatılması ne kadar doğru?
neden Osimhen sakatken lige ara verilmiyor, geçen sezon yapıldığı gibi?
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Bu kadar vergi ödeyip, bu kadar harç ödeyip, bu kadar pay ödeyip hala köprüye yola tekrar para ödüyorsak, devlet okuluna gönderdiğimiz çocuğumuzun hijyen malzemesini alıyorsak, muayene katkı parası ödüyorsak bir soru sormamız gerekmiyor mu?
Murat Ülker, İngiltere'de ürettiği peynirli krakere %9 oranında peynir koyarken,
Türkiye'de ürettiği Çizi'de %0,2 yani sadece binde 2 peynir tozu bulunuyor!
Bu çifte standardı milyonlara duyuruyoruz: Gıda Dedektifi'ne işte bu yüzden düşmanlık yapıyorlar!
https://t.co/5ASM3InaGx
Tutuklu muhabirimiz İsmail Arı, cezaevinden yazdı
✍️Babam hep çalışkan olmasıyla bilinir. Babamın izinden gittim. Yaptığım işin hakkını vermeye çalıştım. Ben gazetecilik dışında hiçbir şey yapmadım. Her yerde, her koşulda gazeteciliğe devam edeceğim. İyi gazeteciliğe ve gazetecilere sahip çıkın
https://t.co/lf0J3jD6Yh
Öğretmen atamasında bile adaletsizlik yapıyorsun. Fizik öğretmenliğine 61, Matematik öğretmenliğine 117 atama yapıp, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine 1802 atama yaparsan; bilimden uzaklaşırsın. Bilimden uzaklaştıkça da yoksullaşmaya devam edersin, aç kalırsın aç.
Soldaki Ekrem İmamoğlu: Gizli tanığın “Şahit olduğum usulsüzlük yok ama duyumlarım var” sözlerindeki DUYUMLAR sonrası gözaltına alındı.
Sağdaki Melih Gökçek: Hakkında onlarca ispatlı yolsuzluk ve kamuyu zarara uğratma var. Tek bir soruşturma dahi açılmadı.
Adaletiniz batsın.
Bu çağ psikolojide "dışsallaştırma" (externalization) diye bilinen kişinin kendi hatalarını veya sorumluluklarını kabul etmek yerine, başkalarını veya dış koşulları suçlamasının etkili bir yönteme dönüştüğü bir çağ.
Sartre'ın "insan bir kere dünyaya atıldıktan sonra yaptığı her şeyden sorumludur" sözü çok uzaklarda kalmış bir dünyaya ait. Bu çağda mağduriyet edebiyatının en büyük getirisi olan, sahte de olsa kurulan söylem üstünlüğü, eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmeye ve tabi ki idealist ödev ahlakına galip geliyor.
Apaçık kanıtlarla anında çürütülebilecek yalanların bile kolaylıkla savunulabildiği ortamdayız.
Yalanları söyleyenler kabahatli de, onlara her defasında inanan kitlelerin hiç mi kabahati yok? Bu çağ aynı zamanda kabahatsizlik çağı, onlar da başkalarını suçlayacaklardır. Sığınacakları son liman olarak "kandırıldık" diyeceklerdir, sanki bu kadar çok ve sık kandırılmak sorumsuzluk değilmiş gibi.
Ne güzel dünya, kimse kabahatli veya sorumlu değil.