HAYAT NAMAZLA GÜZELDİR
وَأْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَاۜ
Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et.
Taha 132
Vakfımızın düzenleyeceği "Hayat Namazla Güzeldir" adlı programa tüm halkımız davetlidir.
📅27 Eylül Pazar
⏰14:00
🔖Kurşunlu Cami Yerleşkesi
Diyarbakır idarecilerinin ayıbı!
Gece boyunca trafik polisleri ve zabıta ekipleri defalarca o yoldan geçiyor. Demek ki sadece izlemekle yetiniyorlar, başka hiçbir şey yapmıyorlar.
Bu ayıp size yeter.
Son süreçte LGBT sapkınlığı ile ilgili
“600 milletvekilinin büyük çoğunluğunu oluşturan erkek milletvekillerinden tek bir ses çıkmadı” demişsiniz.
Biz ses çıkardık Perihan Hanım! Hem de her platformda dedik ki; LGBT sapkınlıktır. Hasta olanlar varsa tedavi edilecek, sapıklar ve destekçileri de hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır.
Epstein sapıklarının hevesleri için asla sessiz kalmayacağız.
Aileyi hedef alan cinsiyet iptallerini cinsiyet değişikliği olarak bize yutturmaya çalışanlara diyoruz ki; siz nasıl dünyaya geldiniz? Aile dışında bir öneriniz var mı?
Lezbiyen ve Geylerin tek bir çocuğu var mı?
Bu ara HÜDA PAR’ı kim fonluyor merak ediyorsan bil ki, “Benim ücretim ancak Allah'a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir." ayeti bizim düsturumuzdur.
Rabbimizden duamız, bu sapkın düşüncede olanların hidayet bulması, hasta olanların da tedavi edilmesi, huzurlu, güvenli bir aile ve yuvaya kavuşmasıdır.
Kadını da erkeği de aileyi de bu zehirli LGBT sapkın düşünceden koruyacağız.
Beyaz tülbentli annelerden ve alnı secdeli Kürtlerden oy alıp Allah'ın helak ettiği sapkınlığı savunmak ve aileyi de hedef almak gerçekten düşündürücü...
LGBT harflerinin anlamını sıradan bir Kürt evinde konuşabilir misiniz? Konuşabilene hodri meydan?
#SağkınlığaKarşıAileyiKoru
Bunu 40 Yıldır çocuk kadın genç yaşlı demeden yaklaşık onbinlerce Kürdün kanının dökölmesine ve dahi seroklarının söylemiyle 15 bin iç infazın sahibi olan kişimi söylüyor
İl Başkanımız Sayın Zeynul Abidin Gülsever ve beraberindeki heyetimiz, AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığına atanan Sayın Hamit Sümer'e "hayırlı olsun" ziyaretinde bulundu.
Nazik misafirperverliklerinden dolayı kendilerine teşekkür ederiz.
“Ailem güvende” diyerek bir ailenin LGBTİ+ çocuğunu hedefe koyuyorsanız, kimi kimden koruyorsunuz? Kadın örgütlerinin ortak bildirisinde söylediğimiz gibi: “Ne aile güvende ne de hiçbirimiz”…
LGBTİ+’lar bu toplumun da hayatın da parçasıdır. Onları tehdit görmek, nefret suçlarının hedefi haline getirmek, gözaltı ve tutuklamalarla örgütlenmelerini kriminalize etmeye çalışmak antidemokratiktir ve kabul edilemez.
Korunması gereken bütün yurttaşların yaşamı, hakları ve özgürlükleridir. Gözaltındakiler ve tutuklananlar derhal serbest bırakılsın. LGBTİ+ örgütlerine ve hak savunucularına yönelik baskılara son verilsin!
Neslimizi harap etmeye çalışan LGBT sapkınlığına karşı yapılan operasyonları sonuna kadar destekliyoruz.
Hasta olanlar tedavi olmalı, sapkın olanlar da hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır.
Ortaya dökülen milyonlarca dolarlık fon iddiaları esasen bu sapkınlığın masum bir hak talebi olmadığını, tam tersine Batılı güçler tarafından toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunun içini oyan bir psikolojik harp taktiği olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Bu sapkınlığa açıktan destek veren partiler, kurumlar ve yapılar da bu işi masum bir hak talebi olarak değil, Batılı güçlerin yönlendirmesi ve projesi doğrultusunda yapmaktadır.
Kürtler; sizin yaptıklarınızdan söylediklerinizden, eylemlerinizden politikalarınızdan beridir. LGBT bir sapkınlıktır siz de bunun ortaklarısınız. Toplumun onurlu sivil toplum kuruluşları bu sapkınlığa müsaade etmeyecek, evlatlarımızın cinsiyetsizleştirilmesine izin vermeyecektir
LGBTİ+ derneklerini, hak savunucularını ve dijital yayın mecralarını hedef alan gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme saldırılarını kabul etmiyoruz.
“Ailem Güvende” isminin verildiği bu operasyon, adından da anlaşılacağı üzere toplumu tahakküm altına alma operasyonudur. Tekçi ve cinsiyetçi politikaların ısrarla sürdürüldüğünün açık bir kanıtıdır.
Kadınlar her gün, “güvenli” denilen ailelerin içerisinde şiddete maruz bırakılmakta, katledilmektedir. Farklı cinsel kimlikler bu ülkenin, ailelerin ya da toplumun güvenlik sorunu değildir.
Asıl güvenlik sorunu; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını tehdit eden şiddet, cezasızlık ve ayrımcılıktır.
Hak savunucularını susturarak, nefret suçlarını körükleyerek, yayınları engelleyerek ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alarak toplumu güvende tutamazsınız.
Adalet, bir kişi veya zümre için değil, herkes için olmalıdır. Adalet Bakanlığı’nın görevi hak savunucularını, gazetecileri, LGBTİ+’ları ve demokratik örgütlenmeleri baskı altına almak değil; herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır.
Toplumun güvenliği, baskıyla ve yasaklarla değil; eşitlik, özgürlük, adalet ve yaşam hakkının güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Bir arada ortak ve eşit yaşamın savunucuları olarak LGBTİ+’lara yönelik saldırılara asla sessiz kalmayacağız!
Gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır!
Herkes için adalet, herkes için özgürlük, herkes için eşit yaşam!
Hasta mahremiyeti ile hastanın hekim tercihine ve iradesine saygı gösterilmesi, insan onuru ve sağlık hakkının gerektirdiği hukuki ve insani bir yükümlülüktür
Adana Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları Polikliniğinde kadın hekimden randevu alan bir hastanın, muayene odasında erkek hekim ve erkek asistanlarla karşılaşması ve mahremiyet hassasiyetini dile getirmesinin ardından yaşanan gerginliğin emniyete intikal etmesi kamuoyuna yansımıştır.
Adana Şehir Hastanesi’nde yaşanan olay, hasta mahremiyetinin sağlık hizmetlerinin her aşamasında titizlikle korunması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
Hasta mahremiyeti bir tercih veya lütuf değil; insan onurunun, özel hayatın korunmasının ve sağlık hakkının ayrılmaz parçasıdır. Özellikle muayenenin niteliği gereği hassasiyetin arttığı durumlarda hastanın hekim tercihine ve açık iradesine saygı gösterilmesi hukuki ve insani bir yükümlülüktür.
Anayasa ve Hasta Hakları Yönetmeliği ile güvence altına alınan bu hakkın kâğıt üzerinde kalmaması, sağlık idaresinin gerekli tedbirleri alması ve uygulamada yeknesaklığın sağlanması gerekir.
Sağlık Bakanlığını; hasta tercihinin gözetildiği, mahremiyetin tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde güvence altına alındığı açık ve bağlayıcı tedbirleri hayata geçirmeye davet ediyoruz.
���� REHBER TV 15 YAŞINDA!
📍 Hakikati kaynağından ekrana taşıma hedefiyle yayın hayatına başlayan Rehber TV, 15. yaşını kutluyor.
Güçlü bir birikim ve mesajlarla yoluna devam eden kanal, yeni yayın dönemine iddialı projelerle giriyor. Aile, siyaset, eğitim ve maneviyat gibi birçok alanda yeni programlar izleyiciyle buluşacak.
YEMEN’DEKİ ÇATIŞMALAR SON BULMALI
Yemen’de uzun yıllardır devam eden, son dönemde ise şiddetini artıran bölünme ve iç çatışmaları büyük bir endişe ve üzüntüyle takip ediyoruz. İnsani krizlerin ve yoksulluğun merkezi haline getirilen bu coğrafyada yaşanan son gelişmeler, yaşanan insani krizi daha da dayanılmaz bir noktaya taşımıştır.
Yemen halkının bugün karşı karşıya kaldığı büyük yıkımın arkasında, uzun yıllardır uygulanan topyekün ambargo ve abluka politikalarının bulunduğu açıktır. Temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılan, açlık ve hastalıklarla mücadele eden Yemen halkı, ne yazık ki dış vesayetlerin cenderesine sıkıştırılmıştır. Yemen’in huzuru çatışan tarafların dış vesayetten uzak biçimde aynı masaya oturmasına, halkın huzuru ve geleceği için bir uzlaşmaya varmasına bağlıdır.
Öte yandan, Yemen’deki gelişmeler karşısında Mekke İttifakı’nın müdahil olması yönündeki açıklamalar endişe vericidir. Bölge dışı güçlere karşı bölge ülkelerinin siyasi, ekonomik ve askeri iş birliklerini güçlendirmesi arzulanan bir oluşumun Müslümanların karşı karşıya geldiği bir iç savaşta taraf olması, bölgenin huzuruna ve barışına hiçbir katkı sağlamayacaktır.
Bölge ülkeleri kendi aralarında kurmuş oldukları ittifaklarla coğrafyamızı kana bulayan ve bölgesel istikrarı engelleyen siyonist rejim ve destekçisi emperyalist güçler karşısında yek vücut olmalıdır. Dünyanın en yoksul halklarından olan Yemen’in ağır bedeller ödediği bu kardeş kavgasında ittifakların uzlaşmayı sağlamak yerine çatışmayı körüklemek amacıyla devreye sokulma çabaları boşa çıkarılmalıdır.
Bu aşamada yapılması gereken, savaşı körüklemek değil; kapsayıcı bir uzlaşma girişimi başlatarak, Yemen’in siyasi ve coğrafi bütünlüğünü sağlamak ve kardeş kavgasını sonlandırmak için tarafları müzakere masasında bir araya getirmektir. Bölgesel aktörler, İslam coğrafyasındaki uyuşmazlıklarda çatışmaların tarafı olma yerine barışın sağlanması için inisiyatif almalıdır. Bu bağlamda; Yemen’deki iç savaşı bitirecek kalıcı bir ateşkes sağlanmalı ve mevcut abluka derhal kaldırılarak sona erdirilmelidir.
Hüseyin İmir | Dış İlişkiler Başkanımız
Bölgemizin en güzel özelliği; farklı fikirlerin, farklı renklerin aynı mahallede, aynı sokakta ve hatta aynı ailede birlikte yaşamasıdır. Ne olursa olsun, hepimiz aynı ailenin bireyleriyiz; bizi biz yapan da işte bu özelliğimizdir.
Onur duydum
Şehid #SelahaddinÜrük
Bugün onu yalnızca şehadetinin yıldönümünde anmıyor; adadığı ömrü, gösterdiği fedakârlığı ve bıraktığı ulvi mirası yeniden hatırlıyoruz.
Allah (Celle Celâlühû) şehadetini kabul eylesin...
Allah ondan razı olsun, rahmetiyle muamele eylesin...
"Diyarbakır’daki yol çalışmaları hızlandırılmalı!"
Diyarbakır’da devam eden yol ve altyapı çalışmalarını önemsiyor ve takdir ediyoruz. Ancak çalışmaların ağır ilerlemesi, zaten yoğun olan kent trafiğini daha da zorlaştırıyor; vatandaşlarımız ve esnafımız mağdur oluyor.
Yetkililere çağrımız: Vardiyalar artırılmalı, çalışmalar gece gündüz sürdürülerek bir an önce tamamlanmalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Ahlat’ta düzenlenen Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü programına katıldık.
Malazgirt; Türk, Kürt ve Arap Müslümanların İslam kardeşliği temelinde ortak bir kader ve ümmet bilinciyle yazdığı muazzam bir destandır.
Hz. Ömer döneminde başlayan Anadolu’nun İslamlaşma süreci, bu kutlu zaferle perçinlenmiş; ortak paydamız olan İslam, bizleri kardeş ve bu toprakları hepimiz için bin yıllık ortak vatan kılmıştır.
Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek olan asıl güç, Malazgirt’te tecessüm eden bu köklü kardeşlik ruhudur.
İ‘lâ-yı Kelimetullah uğrunda mücadele ederek canlarını bu kutlu yolda feda eden tüm şehitlerimizi ve ahirete irtihal etmiş gazilerimizi rahmet, minnet ve dua ile yâd ediyorum.