Eğlence dahil ritüeller önemlidir. Fakat bunlar amaç haline geldiğinde eğitim araç konumuna düşer. Bu bir öncelik sorununa dönüşür. Kalıcı olan öğrenme ve gelişimdir. Nihayetinde soru, “eğitim ve okul bireye ne kattı?” sorusudur.
Eğitim kurumlarının asli sorumluluğu, öğrenme ve gelişimin gerçekleşmesidir. Dolayısıyla dönem sonlarında esas sorulması gereken şey, dönem boyunca ne düzeyde bir ilerleme sağlandığıdır. Aileler ve okullar, dönem sonu emeğinin önemli bir kısmını öğrenme analitiğine ayırmalıdır.
Son yıllarda mezuniyet törenlerinin gösteriye dönüşmesi eğitimin işlevini yeniden düşünmeyi gerekli kılıyor. Şüphesiz eğlence ve kutlama okul deneyiminin parçası olmalıdır. Ritüeller aidiyet ve motivasyon yaratır. Ancak bunlar eğitimin pedagojik odağından kopamaz.
Duyuru metninizde bir yandan istifamı bir X hesabından öğrendiğinizi iddia ederken, diğer yandan "istifa yoluna gittiğimi" belirterek kendi içinizde çelişiyorsunuz.
Makamlarınızı korumak uğruna, büyük hayaller ve umutlarla kurulan Eğitim Gücü Sen’i ilkelerinden uzaklaştırdınız; koltuk hırsıyla iftira, hakaret ve tehditlere başvurdunuz. Sendikanın çizgisinden saptığını gören ve gerçek sendikacılık için mücadele eden il/ilçe başkanlarımızı, sırf koltuklarınızı korumak için PKK ve FETÖ iftiralarıyla itibarsızlaştırıp görevden aldınız. Attığınız tweetler yüzünden istifa eden üyeleri ise "kusmuk" ve "safra" olarak nitelendirdiniz.
Bunları inkâr edeceğinizi biliyorum; ancak sendika bilgilendirme grubunda yazdıklarınızı tüm il başkanları ve yönetim kurulu üyeleri bizzat okudu. "Apolitik" diye üye olunan bir sendikada, yanlışlara itiraz edip istifa ederken PKK’lı, FETÖ’cü, "kusmuk" veya "safra" ilan edilmek, sendikal tarihin en trajikomik durumudur.
Tertemiz hayallerle kurulan ama sayenizde sendika tarihinde görülmemiş antidemokratik uygulamaların, mobbingin ve hukuksuzluğun yaşandığı; iftira, hakaret ve küfür çukurunuzda sizlere mutluluklar diliyorum!
BASIN AÇIKLAMASI
KAMUOYUNA VE DEĞERLİ EĞİTİM EMEKÇİLERİNE
Büyük umutlarla, eğitim çalışanlarının haklarını bağımsız, demokratik ve siyaset üstü bir anlayışla savunmak amacıyla temelini attığımız Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası’nda (Eğitim Gücü Sen), Kurucular Kurulu Üyesi ve kurulduğu günden bugüne Yönetim Kurulu Üyesi olarak sorumluluk bilinciyle görev yaptım.
Bugüne kadar kurumsal yapıya ve binlerce eğitim emekçisinin emeğine zarar vermemek adına, "kol kırılır yen içinde kalır" mantığıyla hareket ettim; yaşanan aksaklıkları, haksızlıkları ve hukuksuzlukları içeride çözmek için büyük bir sabır gösterdim. Ancak gelinen süreçte gördüm ki, "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" misali, mevcut yönetim kendi haksızlıklarını ve hukuksuzluklarını örtbas etmek adına her türlü ahlaksızlığı mübah görmektedir. Bu kurumsal çürüme karşısında daha fazla sessiz kalmam, mesleki kimliğime ve vicdanıma ihanet olacaktır.
Bu nedenle, aşağıda kamuoyuyla paylaştığım gerekçeler doğrultusunda Eğitim Gücü Sen Yönetim Kurulu Üyeliğimden ve Sendika Üyeliğimden istifa ettiğimi bildiririm.
1. Sendikal Demokrasinin Katledilmesi ve Kurumsal Tehdit Mekanizmaları
Genel başkanın üslup sorunundan hareketle başlayan haklı demokrasi sürecinde, bir eğitim sendikasında asla yaşanmaması gereken ne varsa hepsi maalesef teker teker yaşanmıştır. Olağan genel kurulda maliyeyi ibrada aklayan Denetleme Kurulu, hukuka ve ahlaka aykırı bir biçimde, aynı döneme yönelik olarak şubeler üzerinde bir baskı ve tehdit unsuru olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sendika içi denetim, adaleti sağlamak için değil; muhalif sesleri susturmak amacıyla bir sopa gibi senaryolaştırılmıştır.
2. Yol Arkadaşlarına PKK ve FETÖ İftiraları
Bizimle beraber yola çıkan, bu sendikanın her bir tuğlasında hakkı olan ve yıllardır gece gündüz demeden sendikamıza emek veren kıymetli yol arkadaşlarımız, sırf haksızlıklara karşı dik durdukları için kirli bir kumpasla karşı karşıya kalmışlardır. Bu emekçiler, asılsız PKK ve FETÖ iftiraları ile lekelenerek hukuksuzca görevlerinden alınmıştır. Koltuklarını korumak adına kendi mesai arkadaşlarına bu hain terör örgütlerinin çamurunu atmaktan çekinmeyen bir zihniyetin, eğitim çalışanlarının hakkını savunması artık imkansızdır.
3. WhatsApp Gruplarında Ağza Alınmayacak Küfürler ve Analara Uzanan Hakaretler
Süreç içerisinde genel başkanın bizzat içinde bulunduğu resmi WhatsApp gruplarında; her türlü hakaret, iftira ve küfür bizzat Genel Başkan tarafından fütursuzca ifade edilmiştir. Bir eğitimciye bırakın yakışmayı, diline dahi destur etmemesi gereken bu üslup; analara kadar küfüre varan, ağza alınmayacak çirkin kıyaslamalara gidilen ahlaksız bir anlayışa dönüşmüştür. Yönetim odalarını ve kurumsal iletişim kanallarını bir küfür yuvası haline getirenlerin, öğretmeni temsil etme meşruiyeti kalmamıştır.
4. "Okulu Öcü" Görenlerin ve Gizli Kayıt Tutanların Koltuk Sevdası
Sendikayı yönetenlerin en büyük korkusu, asli görevleri olan öğretmenliğe ve sınıflarına geri dönmek haline gelmiştir. Sırf o koltukları korumak, yapılan haksızlıkları ve hukuksuzlukları gizlemek uğruna; "okulu" bir öcü gibi görerek, okula geri dönmemek adına her türlü ahlaksızlığı kabul eden bir yönetim anlayışı türemiştir.
Daha da vahimi, aynı yapı içerisinde yer alan bazı yönetim kurulu üyeleri, koltuklarını sağlama almak uğruna ahlaksızca gizli kayıtlar tutmakta ve yeri geldiğinde bu kayıtları genel başkana karşı bir tehdit unsuru olarak kullanacağını açıkça ifade etmekten çekinmemektedir.
5. Öğretmeni Aşağılayan ve Kendini Dev Aynasında Gören Bir Genel Başkan
Sendikamızın varlık sebebi olan öğretmenlerimiz, mevcut genel başkan tarafından tamamen basamak olarak görülmektedir. Genel başkanlık makamında oturan şahıs, teşkilata ve bu sendikayı var eden üyelerimize yönelik, "Sizler sıradan öğretmenlersiniz, sizi ben var ettim!" diyebilecek kadar kibir sarmalına kapılmış, kendisini dev aynasında görmeye başlamıştır. Hiç kimse öğretmenlik mesleğinden ve öğretmenin iradesinden daha büyük değildir.
“Bağımsız Birey, Güçlü Mardin” Projesi Tanıtım Toplantısı Gerçekleştirildi“
Bağımsız Birey, Güçlü Mardin” projesinin tanıtım toplantısı, paydaş kurumların katılımıyla başarıyla düzenlendi.İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Hacı Yusuf AVLANMAZ başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü tarafından projenin kapsamlı sunumu yapıldı. Toplantıda özellikle bağımlılıkla mücadele ve bu alanda yürütülecek çalışmalar üzerine yoğunlaşıldı.
Proje kapsamında desteklerini esirgemeyen tüm paydaşlarımıza teşekkür ederiz.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@Mardin_Valiligi@mardinilmem@ali_eyyupkoca@Nsy_Kaymakamlik@haciavlanmaz
Mardin genelinde devam eden kar yağışı ve ardından oluşabilecek buzlanma riskine karşı, başta ulaşım olmak üzere vatandaşlarımızın herhangi bir sorun yaşamaması amacıyla gerekli tüm tedbirler alınmaktadır.
Meteorolojik değerlendirmelere göre, buzlanma ve soğuk hava koşullarının ilimiz genelinde etkisini devam ettirmesi beklenmektedir.
Bu kapsamda, 30.12.2025 Salı günü Mardin genelindeki tüm eğitim-öğretim kurumlarında eğitim ve öğretime bir (1) gün süreyle ara verilmiştir.
Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan engelli personel, kronik hastalığı bulunan çalışanlar ile hamile personel aynı gün idari izinli sayılacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@iletisim@TC_icisleri
Sevgili Öğrencilerimiz,
Okullarımıza güvenli ulaşımınız ile ilgili oluşabilecek olumsuzlukları engellemek için 29/12/2025 Pazartesi günü 1 gün süre ile Eğitim-Öğretime ara verdik.
Ekran başında az vakit geçirerek, güzel oyunlar oynayarak değerlendirin.
Sizleri çok seviyoruz😊
Bu firma honor sevisiyim diyip insanalro kandırıyor.urunume el koydu geri vermiyor.resmen internet dolandiricili https://t.co/yxlkvaV7jP nedense kimse bı şey yapamiyor @istanbul_EGM
sorumluluğu vardır.
Bu anlayışla;
Özel gereksinimli çocuklarımızın alanlarında uzman meslek elemanları olan özel eğitim öğretmenleri tarafından bilimsel dayanaklı, özel eğitim yöntem ve uygulamalarıyla var olan performanslarının en üst düzeyde ortaya çıkarılması ve üretken+
Özel Eğitimciler Derneği olarak;
Ülkemizde özel gereksinimli insanların insan onuruna yakışır şekilde eğitim, sağlık, sosyal kabul ve yaşama aktif katılım, iş, istihdam gibi en temel gereksinimlerinin güvence altında yerine getirilmesi çabalarına destek ve katkı sağlamak gibi+
reddedilen ve başarılı olmaları için hiçbir zaman şans tanınmayan milyonlarca engelli insanı dünya genelindeki hükümetler artık görmezden gelemezler'' diyerek kurumsal ve insani sorumluluklarımızı hatırlatmıştır.
’'Toplumsal yaşama katılımın önündeki engelleri kaldırmak ve engelli
insanların sahip olduğu büyük potansiyeli ortaya çıkarmak için yeterli kaynak ve uzmanlığı bu konuya vakfetmek ahlaki sorumluluğumuzdur. Sağlık, rehabilitasyon, destek, eğitim ve istihdama erişimleri+
bütün ilgili paydaşlara, hükümetlere, sivil toplum örgütlerine ve engelli insanların örgütlerine atılacak adımlar önermektedir.
Ünlü Fizikçi Prof. Stephan Hawking 2012 Dünya Sağlık Örgütü Engelliler Raporu için yazdığı yazıda: +
toplumun faydalanması adına;
Engelleri ortadan kaldıracak koşullar yaratmak,
Rehabilitasyon ve destek hizmetlerini geliştirmek,
Yeterli sosyal koruma sağlamak
Kapsayıcı politikalar ve programlar oluşturmak, var olan ve yeni standartlar ile yasaları yürürlüğe sokmak için+
‘’Tüm engelli insanların temel özgürlüklerden ve bütün insan haklarından tam ve eşit bir şekilde faydalanmasını teşvik etmek, sağlamak korumak ve insan olmaktan gelen haysiyetlerine yönelik saygıyı arttırmaktır.’’
Dünya Engellilik Raporu,
Engelli insanların ve bütün+
ÖZDER-ÖZEL EĞİTİMCİLER DERNEĞİ (2004)
''3 Aralık Dünya Engelliler Günü'' Açıklaması
ENGELLİLİK İNSAN OLMA HALİNİN BİR PARÇASIDIR . !!!
BM Engelli Hakları Sözleşmesi'nin taraf ülkelere Yükümlülüğü: +
Aksi durumda bu örnektekine benzer kitlelerin “bir çocuğa” tüm problemlerden sorumlu olan ve “merdivenden aşağı itilebilir” gözüyle baktığı örnekler bitmez; aksine çoğalır.