Normalde buradan yazışma ve tartışma yapmıyorum. Sadece 1 defa ifade edeyim: Bir Risale-i Nur uzmanı olarak yazıyorum: Haydi, Türkiye'de Risale okuyan ilim sahiplerini geçelim, Arap âlim, yazar, akademisyen ve uleması bugüne kadar Risale-i Nur ile alakalı takriben 300 e yakın tez ve kitap yazdılar. (Şahsi kütüphanemde bunun yarısı mevcut). Arap uleması Bediüzzaman Said Nursi hakkında "Raculün MÜLHEMUN", 'ilhama mazhar olmuş zat' tabirini takdirle, hayranlıkla kullanırlar. Akademisyen imişsiniz: İlham vahiy mıdır? Sizce Bediüzzaman bunu bilmiyor mu? Herhangi bir İslam aliminin bana vahiy geldi demeyeceğini, desee bile etrafına tek 1 kişi toplayamayacağını bilmiyor musunuz? Tam 100 yıldır Risale-i Nur okuyan ilim erbabı bunu bilmiyor olabilir mi? Risale okuyucusu ve hakkında kitap yazmış olanlar vahiyle ilhamın farkını bilmiyor olabilirler mi?
Sizi tenzih ederim, herhangi bir insanın bana vahiy geldi demesinin onu dinden çıkaracağını kara eşşek bile bilir ya hu! Adam hiç bir kitabının hiç bir yerinde hiç bir zaman hiç bir şekilde vahiy diye bir şey demediği halde niçin kendinizi bu kadar zorluyorsunuz, muhterem kardeşim? Kaldı ki "Risale-i Nurun ekserisi ilham değildir, kalbe gelen sunühatlardır" diye açık seçik ifadesi var kendisinin. Siz bugüne kadar Risale-i Nur vahiydir diyen tek 1 kişiye denk geldiniz mi? Kendi kafanızdan hayali bir şey icat edip insanların buna inanmasını bekliyorsunuz. Risale-i Nurlar parçalı bütünlü 70 civarında dünya diline tercüme edildi. Cümle İslam dünyası şimdi vahiy okuduğunu mu düşünüyor, değerli kardeşim?
Farzedin ki tamamı ilham demiş olsun. Bu adam bir şey söylüyor ve bir şey yaptı, aziz kardeşim. Niye dedikleri ve yaptıklarıyla ilgilenmek yerine başka şeyler peşindesiniz. Bir de o kadar büyük bir özgüvenle yazmışsınız ki..
Yapmayın.
Siz akademisyensiniz. Sizin kitabınızı ilk çıktığında aldım. Risale-i Nuru eğer gerçekten samimi olarak tanımak istiyorsanız akademisyen gözüyle okuyunuz. İslam'ın tek kaynağı Kur'an diye twit atmışsınız. Eğer o noktadan saldırma amacı taşıyorsanız buradan size ekmek çıkmaz, değerli kardeşim.
Son not: Vahiy ile ilham farkını Üstad Nursi kendisi 7. Şua isimli eserinde (ve daha başka risalelerinde) madde madde anlatıyor.
Bakın, bugün Avrupa'da on binlerce insan Risale-i Nur okuyarak ihtida ediyor. Bu hafta Kolombiyada kitap fuarında, Risale-i Nur standında tek bir günde elli bir kişi müslüman oldu.
Bu konu niçin dikkatinizi çekmiyor?
Teşekkür ederim. Selamlar.
Eğer, hakikaten hakikat peşinde iseniz YouTube kanalımda oynatma listesinden Said Nursi başlıklı konuşmaları dinleyiniz. Doğrudan bu tür eleştirilere açıklama yaptım.
Tekrarlıyorum: Buradan yazışma ve tartışma yapmıyorum. Lütfen cevap yazmayınız. Selamlar
İlber Ortaylı’nın dramı
Mustafa Armağan
Bazı insanlar yaşarken ölür. Geldiği nokta itibariyle İlber Ortaylı tarihçiliğimiz adına ağır bir kayıptır.
Nitelikli bir tarihçi kumaşına ve tefekkür kabiliyetine sahipti ama maalesef “Şöhret afettir” sözünü kim bilir kaçıncı kez doğrulamayı tercih etti.
2000’li yılların başına kadar okuruna tarihçilik sahnesini zenginleştireceği umudunu zerk eden pırıltılı biriyken “Parayı veren düdüğü çalar” tezgâhına yuvarlandı. Velhasıl her ota konmanın bedelini ödüyor. Zira her devrin çiçeği olma arzusu çiçeklik vasfınızı da zedeler.
Geçen Cumartesi akşamı Sultan 2. Abdülhamid’in dördüncü nesilden torunu Şehzade Orhan Efendi’nin kerimesinin düğünündeydik. Hazirun epey renkliydi doğrusu. Bir yanda ailenin Şam’daki akrabaları, diğer yanda Türkiye tablosundan ilginç portreler... Hanedan reisi Harun Efendi’nin masasında diğer hanedan üyesi Osman Selahaddin Osmanoğlu ile Halil Konakçı hoca ve İlber Ortaylı yan yana oturmaktaydı.
Nikâh merasiminde Refah Partisi eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın hanedanı sürgüne gönderenlere gösterdiği tepki ile İlber Ortaylı’nın buna mukabele etmeyişi sosyal medyayı çalkalıyor şu dakikalarda.
Öncelikle bu millete asırlarca hizmet etmiş kutlu bir hanedanın namerde muhtaç edilmesinin tasvip edilir tarafı yoktur. Hanedanın yaşadıkları, Kadir Mısıroğlu’nun deyişiyle tam bir dramdır. Üstelik sürgün kararını alanlar vaktiyle hanedanın nimetleriyle perverde olanlardı ne yazık ki. Nitekim karar alındığı tarihte Reisicumhur olan Mustafa Kemal de Samsun’a çıktığında “Fahrî yâver-i hazret-i şehriyârî”, yani Sultan Vahdettin’in “onursal yaveri” unvanına ve kordonlarına sahipti.
İlber Ortaylı’nın ilk çok satan kitaplarını yayına hazırlayan bu satırların yazarıdır. İlber Ortaylı ile Tarihin Sınırlarına Yolculuk (2001), Gelenekten Geleceğe (2001), Osmanlı Barışı ((2002) ve Taha Akyol’la konuşmalarından oluşan Osmanlı Mirasından Cumhuriyet Türkiye’sine (2002) adlı kitapları benim imzamla, hatta ikisi benim sunuşumla yayınlanmıştır. Önsözlerinde bana teşekkür etmiştir.
O tarihte kendisini önemsiyordum, makul çizgisinde yoluna devam etseydi bugün de aynı şeyleri söylerdim. Ancak aradan geçen 20 yılda o kadar savruldu ki, yer yer propagandist bir Kemalist partizana dönüştü, yeni yonttuğu kalemi eskiden söylediklerini de itibarsızlaştırdı. Osmanoğullarınınkine benzer bir dramı yaşadı, yaşıyor... Bir farkla ki bu dram başkası tarafından dayatılmadı: kendisi tercih etti.
Sadece yazılarındaki maddi hataları değil (ki bu hatalar bir kitap oluşturacak kadar çoğaldı, Y. Hakan Erdem’in Tarih-i Lenk adlı kitabında gösterdiği feci hatalarına yüzlercesi eklendi), ciddiyetten uzak konuşma şekli ve dogmatik üslubu da bu tarihçi aydını diri diri gömmeye yaradı sadece.
Dışkısever https://t.co/6wIyZrx3M2 ‘ekran kankası’ olması, jeologdan tarih dersi dinlemesi ise sevenleri tarafından pek yadırganmadı. Bu yüzden iş Şevki Yılmaz’ın yanındaki suspusluğuna gelince isyan etmeleri mantıksız. Çünkü İlber Ortaylı hiçbir mühim meselede kesin tavrını ortaya koymamış, yuvarlak konuşmalar ve cümlelerle vaziyeti idare eden biri haline gelmiştir.
Babala TV’de “Filistinliler toprak sattı dedim diye bana saldırıyorlar” diyen moderatöre “Zaten Filistinliler öteden beri toprak satıp parasını yemesiyle meşhurdur” diye abes bir cevap vermesi ancak vicdan yoksunu birinin verebileceği sefalet derecesindeydi. İşgalci İsrail’in vahşetini iki kelamla olsun kınamayan birinin “Oh olsun” der gibi, “Zaten dedeleri de toprak satmıştı” gibilerinden dijital fanatiklerin damarına göre şerbet vermenin âlemi neydi?
Her tarihçi hata edebilir. Maddî bilgi hataları bir şekilde affedilebilir, çünkü işin bu tarafı meslekten tarihçileri ilgilendirir ama insan olmanın gereği olan mazlumun yanında olma vasfını kaybetmiş birinin ahlakî sorunu da var demektir. Henüz ismi konulmadan hayatı söndürülen binlerce Filistinli bebeğin ahını almayacaktınız.
@ittifakgazete
MİLLETİ VE TARİHİNİ “TARİHE GÖMEN” ADAM!
Bir cenazenin arkasından uluorta konuşmayı edeben doğru bulmadım ve konuşmadım şimdiye kadar.
Ama bu cenaze, cenazesi çoktan kaldırılması gereken bir “yalan tarih”in mimarlarından birinin cenazesi olunca susmak vebaldir, diyerek usturuplu bir dille birkaç hayatî tespitte bulunmayı bir vatan, millet borcu ve büyük bir mesuliyet olarak addediyorum.
“GÖREVLİ” BİR ADAMDI
Önce hakkını teslim edelim: Osmanlı ile Sultan Abdülhamid Han -ve hatta Sultan Vahdettin- hakkındaki bazı ezberleri yıkmıştı.
Eğer bu minval üzere gitseydi, bu milletin boynuna geçirilen prangaların kırılmasına çok büyük katkılarda bulunabilirdi. Aksine o prangaların daha boğucu ve sarsılmaz bir şekilde milletin ve çocuklarının boynuna dolanmasına hizmet etmeyi tercih etti ve mezara çok büyük bir veballe gitti.
Çünkü “görevli” bir adamdı: 28 Şubat'tan sonra piyasaya sürülmüştü ve Yaşar Nuri'nin ilâhiyat alanında yaptığı “yıkım” işini o tarih alanında yapmıştı.
İsteseydi, dik durabilseydi, yalan üzerine inşa edilen ve dayatılan tarihi yerle bir edecek tarihî bir misyon üstlenebilir ve tarihe kahraman olarak geçerdi. Ama o bu dünyada ucuz kahramanlığı ve alkışlanmayı tercih etti. Kendisi gibi Kırımlı ama pek çok bakımdan büyük tarihçi olan ve milletin boynuna dolanan tapınakçı prangaları güçlendiren Halil İnalcık’ı ucuz kahramanlık konusunda fersah fersah geçen, bu toprakların çocuklarını ve tarihini “tarihe gömen” bir adam olarak mezara gitti.
UCUZ KAHRAMAN
Osmanlı tarihinin insanlık tarihindeki öncü ve benzersiz rolünü çok iyi biliyordu ama o sessiz kalmayı, yaşarken bu ülkenin altını oyan, tarihî rolünü bitiren yalan tarihin propagandisti olmayı ve pespaye, döküntü propagandistleri tarafından alkışlanmayı ve daha vahimi de Osmanlı’nın insanlığın önünü açacak benzersiz ilkelerinin dünyaya anlatılması gibi yüce bir görevi üstlenmek yerine Osmanlı’yı Üçüncü Roma ilan etme primitifliği ve “aşağılık kompleksi” sergileyerek Osmanlı’nın dünyaya, insanca yaşanacak yegâne medeniyet modelini sunacak muazzam bir medeniyet tecrübesi ürettiğini anlatma imkânını elinin tersiyle itmeyi tercih etti!
Bazı Batılı vicdanlı tarihçiler bile, “gel ey Osmanlı!” diye yazılar ve kitaplar yazarken o Osmanlı’yı bir kez daha “tarihe gömme”yi tercih etmekten tedirgin olmadı!
Hiçbir büyük tarihçi böylesine ürpertici bir tercihte bulunamazdı.
İsteseydi, Osmanlı medeniyetinin ne denli aşılamaz ve insanlığın önünü açacak temellere ve ruha sahip, bütün dünyayı yeniden silkeleyip kendine getirecek adalet, hakkaniyet ve merhamet ilkeleri üzerinden yükselen benzersiz bir medeniyet tecrübesi olduğunu hem ülkemizin çocuklarına hem de bütün dünyaya çok çarpıcı bir dille anlatabilirdi.
Ama bu fazla prim yapmayabilirdi, fazla para kazandırmayabilirdi. O yüzden o işin en kolayını, en kârlı olanını tercih etti ve resmî tarihin yalanlarını deşifre ederek kahraman olarak anılma imkânını kaybetti ve mezara hesabını veremeyeceği kadar ağır bir veballe gitti. Bir milletin boynuna geçirilen prangaları kırabilecek bir donanıma ve etki gücüne sahip bir adam konumuna ulaşmıştı çünkü.
O yüzden sırtında hesabını veremeyececeği kadar “tarihin ağır yükü”yle vefat etti gitti bu dünyadan. Artık adı tarihe, bu milletin boynuna geçirilen prangalara kıracak bir imkâna sahipken, o işin kolayını ve en ucuz olanını tercih ederek insanlığın önünü açacak ufka ve derinliğe, ruha ve zenginliğe sahip bu milleti ve tarihini tarihe gömen bir adam olarak geçecek.
FATİH CAMİİ’NİN HAZİRESİNE GÖMÜLMEMELİ!
Şehid Esad Coşan Hocamızın cenazesinin Fatih Camii’nin haziresine gömülmesini reddeden yetkililerin İlber Ortaylı’nın cenazesinin oraya gömülmesine onay vermesini protesto ediyorum.
Fatih Camii haziresi millete aittir ve bu milletin altını oyan monşerlere, masonik-baronik çetelere hizmet eden bir adamın cenazesinin oraya gömülmesi oradaki bütün büyük insanların aziz ruhlarını da rencide edecektir.
Bu karardan derhal vazgeçilmelidir!
Furkan kardeşim haksız bir hukuk uygulamasının kurbanı oldu.
Bedel ödedi.
Tapınakçıların rahatını kaçırdığı için hesapları kapatıldı.
Yeni hesabını takip edelim, destek verelim:
@furkancerkesx
Teşekkür ederim.
Yavuz Bülent Bakiler Hakkın rahmetine kavuştu.
Düşünce ve sanat dünyamızdan bir yaprak daha düştü.
Biraz daha öksüz kaldık…
Türkçenin en duyarlı ve güzel ustalarından biriydi.
Cesur bir Müslümandı.
Gözünü budaktan esirgemedi.
Tapınakçıların anaokulundan itibaren okullarımızda çocuklarımızı nasıl mankurtlaştırdıklarını haykırdı yüksek sesle!
Allah rahmet eylesin.
Mekânını cennet, makamını âlī eylesin.
Benim Peygamberime saygı duymayanlar, aşağılık saldırılarına saygı duymamı beklemesinler benden!
ELeMan provokasyon yapıyor!
Sosyal barışı tehdit eden, kin ve nefret tohumları eken bu provokasyona hukuk en ağır şekilde müdahale etmeli!
#lemandergisikapatılsın Leman Kapatılsın
An itibariyle İsrail, Tahran'ı yoğun bir bombardımana tabi tutuyor…
Trump, “Tahran'ı boşaltın!” uyarısı yapmış.
Haydut bunlar!
Düpedüz barbarlık!
Tahran halkının yanındayız.
Bu barbarlığa sessiz kalamazdım.
Orta ve uzun menzilli füze stoklarımızı son gelişmeler ışığında caydırıcılık düzeyine getirecek üretim planlamalarını yapıyoruz.
İnşallah çok uzun olmayan bir süreçte hiç ama hiç kimsenin bize efelenmeyi dahi göze alamayacağı bir savunma kapasitesine erişmiş olacağız.
Savunma sanayisine verdiğimiz emeğin karşılığını yavaş yavaş görüyoruz.
İki sene önce tanıtımını yaptığımızda birilerinin “kalorifer peteğine benziyor” diyerek akıllarınca dalga geçtiği millî muharip uçağımız KAAN projesinde çok önemli bir sözleşmeye imza attık.
Indo Defence 2025 Fuarı’nda 48 adet KAAN’ın Endonezya’ya satışına yönelik mutabakata varıldı.
Toplam tutarı yaklaşık 15 milyar doları bulan bu tarihî anlaşmanın da ülkemiz, savunma sanayimiz ve Endonezyalı kardeşlerimiz için tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
🎉 Kurban Bayramınız Kutlu Olsun! 🕋💫
Herkesin sevdikleriyle birlikte sağlık, huzur ve bereket içinde bir bayram geçirmesini dilerim. Bayramın ruhuna yakışır şekilde, iki kişiye sürpriz Pi Coin ödülü vermek istiyorum! 🎁✨Detaylar Telegram’da
Takip et, Beğen, Rt Yap #bayram