@izmirdogalgaz Abonelik iptali sonrasi para iadesi icin Hay hay uygulamasi zorunlu kilinmis fakat hem islem yapilamiyor hem de email gonderilerime yanit gelmiyor. Geri odemeyi nasil yapacaksiniz peki?
Zorunlu eğitim çağındaki 442 bin öğrenci son 2 yılda okulu bırakmış!Üniversite başvuruları son 2 yılda bir milyon azalmış.Mezunların yarısı işsiz kamış.779 bölüm hiç tercih almamış!Fen liselilerin yarısı mezuna kalmış,lise birincileri 0 puan almış?
Şaşırdık mı?Hayır.
Sizce neden?
Kızını parka götürdüğünde çocuk kaçırma çetesinin tuzağına düşürülmek istenen anne, doğru hamlelerle kurtulmayı başarıp yaşadıklarını hâlâ korku içinde o anları tekrar yaşıyormuş gibi anlatıyor.
Soldaki Selçuk Tengioğlu. 2 çocuğunu öldürdü. Esrar, tehdit gibi bir çok suçtan kaydı var. Elini kolunu sallayarak sokakta geziyor. Sonunda Özgür Özel’e saldırdı.
Sağdaki Esila. Demokratik hakkını kullandığı için haftalardır cezaevinde. Sınavlarını kaçırdı.
Alın size adalet!
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
Tesadüfen yaşıyoruz. Bir bakan düşünün, yetki veren yasaları bilmiyor!
Turizm Bakanı Ersoy… Otelci bakan… Düzenli denetimlerin itfaiye tarafından yapılması gerekiyor, diyor.
Oysa bu yetki itfaiyeden iktidar marifetiyle (!) 2012’de alınmış. Sırf bu yüzden birçok belediye itfaiyede oluşturulan kontrol ekiplerini dağıtmak zorunda kalmış.
"Otelin itfaiye tarafından verilmiş yangın yeterlilik belgesi mevcut”, demiş bir de… Yani bu tarihten, hem de 5 yıl önce 2007’de alınmış bir belgeden söz ediyor. Yıl olmuş 2025. Bunca yıl, bu kadar…
Merak ediyorum şimdi bakanın otellerindeki denetim belgelerini. Onlar da 2012 öncesi mi?
İTÜ’den Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç bu yanlış kararı çoktan eleştirmiş. Ama okuyan ve uygulayan olmadıktan sonra!
#bolukartalkaya
#yangin
#milliyas
Sömestir tatilinde kızımla birlikte iki gün önce geldiğimiz Kartalkaya’da, gece yarısı yangın sesleriyle uykumuzdan uyandık. Büyük bir panik ve çaresizlik hâkimdi. Ortalık tam anlamıyla bir can pazarına dönmüştü. Çocukların ve kadınların çığlığı duyuluyordu. Neler olduğunu anlamaya çalışırken, o dehşet dolu anlar insanın kanını donduruyordu.
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Böylesine dramatik bir atmosferde insanların çaresizliğine tanıklık etmek, hayatın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bu elim olay beni derinden sarstı. Kızımla o dağdan ayrılırken, kızımın ağzından dökülen sözler ise adeta yüreğimi parçaladı: “Baba, orada çokluklar öldü değil mi?” dediğinde içim kan ağladı.
Kartalkaya’dan ayrılırken hissettiğimiz üzüntüyü tarif etmek gerçekten imkânsız. Burada yaşananların izleri hafızalarımızdan uzun süre silinmeyecek. Allah bir daha böyle acıları kimseye yaşatmasın. Ancak ne yazık ki, her felakette olduğu gibi, bu olayda da sorumluların sorumsuzluklarıyla baş başa kalacağına dair endişem büyük. Maalesef, ülkemizde bu tür trajedilerden yeterince ders çıkarılmıyor.
AKP’den CHP, İYİ Parti ve YRP’ye geçen belediyelerde ilk gün yaşananlar:
-Çekmeköy belediyesinde Erdoğan ve başkanın fotoğrafı belediye binasından kaldırılıp yerine Türk bayrağı konuldu.
-Nevşehir’de Arapça tabelalar kaldırılmaya başlandı.
-Nevşehir’in Derinkuyu belediyesinin tabelalarına T.C. eklendi.
-Adıyaman belediye başkanı tarikatlara belediyeden yapılan kaynak aktarımına son verildiğini açıkladı.
-Şanlıurfa Belediye başkanı, torpile son verildiğini partili veya oy verenlerin kendisinden ricacı olmamasını istedi.
-Keçiören belediye başkanı tebrik çiçeği yerine SMA’lı çocuklara destek olunmasını istedi.
-Torbalı belediye başkanı kendi şahsi aracını belediyeye bağışlayarak makam aracı olarak kullanmaya başladı.