Cezayir'i işgal eden Fransız askerleri Müslüman bir kadını çırılçıplak soyup kameralara poz verdiriyor.
Eğer annenin böyle bir pozu yoksa bunu Atatürk'e borçlusun konakçı halil.
Okunması umuduyla...
Dahili ve harici bedhahlar!
Bizim kuşak bedhah kelimesiyle Atatürk’ün Nutuk’unda tanıştı. ‘Bedhah’ kötü niyetli insan demektir. Atatürk Gençliğe Hitabesinde dahili ve harici bedhahlarımızdan söz etmişti. Onun sağlığında ne dahili ne de harici bedhahlarımız Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verebildi. Ona Sevr’i kabul ettiremediler, demir yolları, fabrikalar yaptırmasına engel olamadılar, uçak fabrikalarımızı kapattıramadılar. Ancak o fiziksel varlığıyla aramızdan ayrıldıktan sonra dahili ve harici bedhahlarımız ülkemiz üzerindeki olumsuz amaçlarında başarıya ulaşabildiler. Birkaç tanesine bakalım.
KÖY ENSTİTÜLERİMİZ
Köy Enstitüleri gerek ülkemiz gerek dünyamız için büyük bir buluştu. Bu enstitülerde öğrencilere okul yapmak, duvar örmek, kapı, pencere yapmak öğretildi. Ayrıca kız öğrencilere ebelik öğretildi. Eğer Köy Enstitüleri 1990’lı yıllara kadar kapatılmasaydı ülkemizdeki tarım ve hayvancılık çok daha iyi durumda olurdu, kadın cinayetleri böylesine artmazdı. Dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer alırdık. Köy enstitülerini kim kapattırdı? Dahili ve harici bedhahlarımız kapattırdı.
UÇAK FABRİKALARIMIZ
Atatürk’ün sağlığında Kayseri’de ve İstanbul’da uçak fabrikalarımız vardı. Dünyanın uçak yapan ilk dört ülkesinden biriydik. 16 farklı tür uçak yapıyorduk. Dünyada ilk yolcu uçağını yapmıştık. 1950’lerde harici bedhahlarımız uçak fabrikalarımızı kapatmamızı söylediler. Dahili bedhahlar da kapattılar. (Uçak fabrikalarımızı her kim kapattıysa o vatan hainidir.) Eğer uçak fabrikalarımızı kapatmasaydık bugün dünyada çok daha farklı bir yerde olurduk.
ZEYTİNYAĞI, TEREYAĞI VE BASMA YASAĞI
1950’lerde İspanya bizden delice ağacından yapılmış odun kömürü istedi. Deliceleri kestik, kömür yaptık. Oysa deliceler aşılanıp zeytin ağacına dönüştürülürdü. Türkiye’deki bir büyük elçi deliceleri kesmenin yanlış olduğu konusunda yetkilileri uyardı ancak alıcı iyi para verdiği için bu uyarıyı ciddiye almadık. Böylece zeytin ağacı kıyımı o günlerde başlamış oldu. Dahili ve harici bedhahlar iş başındaydı.
Köy Enstitüleri kapatılınca, tarım hayvancılık bitince köyden kente göç başladı. Başlangıçta yöneticiler için sorun yoktu ancak gecekondular çoğalınca bu göçü tersine çevirmek amacıyla 1990’lı yıllarda bir arabeskçiye şarkı ısmarladılar. Şarkı “Haydi gel köyümüze geri dönelim, Fadime’nin düğününde halay çekelim” şeklindeydi. Kimse bu şarkıyı dinleyip köyüne dönmedi, Fadimelerin düğünleri gecekondu semtlerindeki düğün salonlarında yapıldı.
Benzeri mantıkla bir dönemde “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman” şeklinde şarkı sürüldü piyasaya. Amaç zeytinyağının itibarını düşürmek ve Atatürk’ün açtığı basma fabrikasını köylü işi diye küçümsemekti. Cemil İpekçi güzellik kraliçelerimize basmadan fistan dikti. Bu, bedhahlara en güzel cevaptı.
1960’lı yıllarda ülkemizde dahili bedhahlar tarafından tereyağının çok zararlı olduğu yolunda kampanya başlatıldı. Ne tesadüf (!) hemen arkasından ülkemize margarinler girdi.
DEMİRYOLU YASAĞI
Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal, “Niçin demiryolu yapalım, biz komünist miyiz?” demişti. Rusya’daki Trans Sibirya Demir Yolu’nu kastediyordu. Bu benzetmede bir yanıltma vardı, demir yollarıyla örülü olan İngiltere veya Almanya komünist miydi? Değildi. Bu görüş doğrultusunda karayoluna, arabaya, lastiğe benzine yüklendik, uzun süre demir yollarımızı ihmal ettik.
Annem ve babam birer Cumhuriyet aydınıydılar fakat Köy Enstitüleri’nin, uçak fabrikamızın kapatılmasına, delicelerimizin kesilmesine engel olamadılar.
Üstün Dökmen
Değerli Psikolog-Akademisyen-Yazar Üstün Dökmen Hocamızdan güzel ve önemli bir yazı.
🇺🇸 Melenia Trump " Eşimin Sevgililer gününü kutlarım,sana çok tşk ederim özellikle Kadınlara verdiğin değer için"
🇮🇷 İran'lı gazeteci"O kadar değer verirki bazılarını yaşına bakmadan Epstein'le birlikte adaya götürürdü"
Tek başına bırakıldı. Yapayalnız…
Sözde milliyetçiler, hukukçular, Atatürkçülükten söz edenler; neredesiniz?
Hiç olmazsa böyle bir günde, Atatürk’ün izinden gittiğini söyleyen bu genç kızın yanında durulmalıydı.
Yazıklar olsun.
Japonya, dünyanın en hızlı süper bilgisayarı Fugaku’yu yaklaşık 1,2 milyar dolara geliştirdi.
Biz o paranın 3 katını diyanete verdik, ve diyanet: "Baldızla ilişki nikah düşürmez" dedi
Türkiye Cumhuriyeti haritasını 5'e bölseler "vardır bir bildikleri" diyecek kadar cahil, bağnaz veya kanını ve ruhunu 1 aylık maaşa satmış bir kitleyle karşı karşıyayız.
Kürt alevisi yoktur ya Alevi değildir ya da asimile olmuş bir Türktür.
Alevilik Türklüğe ait bir inanç dalıdır ki araplaşmamış ama dini Türkleştirmiş tek inanç sistemidir
Hz. Hüseyin Kerbelâ’da şehit edilirken;
Yezid’e bağlı kalan valiler, komutanlar, kabile reisleri ve ileri gelenler belki de kendilerini şöyle teselli ediyorlardı: “Şükür, ayağımız kaymadı; düzene başkaldıranlardan olmadık, makamımıza ve liderimize bağlı kaldık, imtihanı kazandık.”
Oysa tarih gösterdi ki bazen insan, sisteme sadakat gösterdiğini sanırken Hakka karşı durmuş ve asıl imtihanı orada kaybetmiş olabilir...