Deniz Göktaş neden tutuklu yargılanıyor?
Kaçacak mı? Kendi geldi.
Delil mi karartacak? Delil YouTube'da yüklü zaten.
İlle yargılayacaksanız dışarıda yargılayın. @idgoktas'ı rahat bırakın. Deniz Göktaş'ı serbest bırakın.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın#DenizGöktaş
Bolu Grand Kartal Otel yangınında, aralarında çocukların da bulunduğu 78 yakınını kaybedenler, "Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi" talebiyle Bolu'dan Ankara'ya başlattıkları "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü"nü altıncı gününde sürdürüyor.
AKP ve İsrail’in işbirliğini belgeledik!
Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Devletine ait petrolün izinsiz olarak taşınması ve Irak’ın belirlediği fiyatların altında satılmasıyla ilgili yasa dışı yoldan bir işbirliği kurulduğunu tespit ettik.
İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve birkaç ülkenin, ucuza satın aldığı bu kaçak ve kelepir petrol ticaretindeki AKP’nin rolü nedeniyle;
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin Türkiye’ye verdiği cezayı Meclis’te açıkladık!
Ceza: 673 Milyon Dolar
Güncel Kurla 32 Milyar Lira!
Not: Söz konusu kelepir petrol satışına sebep olmaktan kaynaklanan bu ceza tutarı, Nihai Tahkim Kararı’nda belirtilen toplam 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık cezanın, 673 Milyon Dolarlık kısmını oluşturuyor.
CAN YÜCEL'İN 1965 YILINDA TİP ADINA YAPTIĞI RADYO KONUŞMASI
Soyadı: Tako
Öz adı: Hürmüz
Takma adı: Elif
Sahte adı: Seher
Suçlular arasındaki adı: Piç
Anasının adı: Zehra
Babasının adı: Abdi
Milliyeti: Türk
Doğumu: 1957
İşi: Hırsızlık
Vücut boyu: 1,31
Vücut Cesameti: Nârin
Vücut Bünyesi: İnce
Vücut Vaziyeti: Öne eğik
Omuzları: Düşük
Sevgili Yurttaşlarım,
Şimdi size okuduğum belge, sekiz yaşındaki, Tako adlı kardeşimizin polisteki eşkâl kâğıdıdır. Tako, bugün Türkiye’de kaldırıma düşmüş, toplumun koruyucu elinden ırak, çoğu da suçlu, dört yüz elli bin Türk çocuğundan biridir.
Elinden tutacak kimi kimsesi yoktur ama hırsızlık ederken yakayı ele verdiğinde, Tako’yu kolundan tutup cezaevinin sübyan koğuşuna atacak bir hükümeti vardır.
Tako’nun doğum tarihi vardır ama insan gibi yaşadığı yoktur. Tako’nun sabıkası vardır ama geleceği yoktur. Tako’nun onu seven bir atası vardır, Tako’nun “Halkın öğretimi ve eğitimini sağlama, devletin başta gelen ödevlerindendir” diyen bir anayasası vardır ama Tako’ya babalık edecek devlet babası yoktur.
Kardeşlerim,
Eskiler “Çocuktan al haberi!” demiş. Biz de çocuktan, Tako’dan alıyoruz memleket haberini. Çocuk Bayramı’nı, Sayın İnönü’nün 1943’de söylediği gibi, Millî Hâkimiyet, Ulusal Egemenlik Bayramıyla birleştirmemiz bir tesadüf değildir. Birleşik Amerika’ya verilen üslerle ulusal egemenlik sarsıntılar geçirirken, Tako da ya sübyan koğuşunda ya da köprü altında kutlayacaktır elbet çocuk bayramını. Büyükleri, gelecek denen umut kasamızı zorlarlarken, Tako’nun oyuncağı da maymuncuktan başka ne olabilir ki?
Biz de altına devletimizin de imza koyduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Beyannamesi’ne soralım bakalım, ne diyor bu işe: Diyor ki, “Çocuk ihmal, zulüm ve istismarın bütün şekillerine karşı korunacaktır. Çocuk herhangi bir şekilde ticaret metaı olamaz.”
Evet. Bu güzelim topraklar üstünde gülüp oynamaya doğmuş körpecik çocukların ticaret metaı haline gelmesine göz yumanlar, toprak altındaki madenlerimizi, petrollerimizi yabancılara haydi haydi peşkeş çekeceklerdir. Kendi parçası, kendi kanından, kendi canından kopma vatan evlâtlarına hayrı dokunmayanların memlekete ne hayrı dokunabilir ki? Bir tek hayırları varsa, o da bu adamlara denecek koskocaman bir “Hayır”dır. Dış politikası NATO’ya araç, ahlakı vur kaç, ekonomisi kapkaç olan partilerin, gününü gün etmekten başka bir şey düşünmeyen devlet adamlarının yurdun yarını, ulusumuzun geleceği olan çocuklarla ne ilgisi olabilir ki?
Amerikan Çocuk Hastalıkları Akademisi Başkanı Profesör Fişer, “Bugün Türkiye’de bir milyona yakın sakat çocuk olduğunu tahmin edebiliriz” diyor.
Bu yurdu yönetenlerin sakat tutumuna, sâkim politikasına bu bir milyon çolak, kambur, kör, kötürüm, sağır, dilsiz, topal, sakat çocuktan daha sağlam kanıt, delil olabilir mi? “Kalkınıyoruz, kalkındık, malkındık” diye her palavra savuruşlarında, bu bir milyon sakat çocuk, “yalan” diye bağırıyor yüzlerine.
Kentlerimizde çocuklarımız viraneliklerde, çöplüklerde günlerini gâvur ediyorlarsa, yurdu milyonerler için bir Hilton parseli, lüks otel arsası belleyenlerin hesabında halk çocuğu için çiçek bahçesine, çocuk bahçesine yer olamaz da, ondan. Halkın yuvasını yapanlar işçi çocukları için yuva kurarlar mı hiç?
Konuşmanın tam metni ve ses kaydı; https://t.co/yzXAjpIJzR
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2019'daki S-400 açıklaması:
"S-400 anlaşmasını bitirdik. Geri dönüşümüz asla olamaz. Çünkü bize böyle bir ahlaksızlık yakışmaz.
Kimse bizden tükürdüğümüzü yalamamızı beklemesin. Alışılmış liderlerden değiliz."
Telâfisi imkânsız hak ihlallerinin yolunu açan, idare mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı verme yetkisini işlevsizleştiren 2.7.2026 tarihli ve 7588 sayılı Kanun (m. 7), yürürlüğe girmiştir.
Bu, tarihe düşülmüş bir nottur!
35 kişinin vefatından sorumlu olup üzerine bir de mahkeme salonunda annesi için adalet arayan avukatı tehdit ederseniz NATO zirvesinde dondurma dağıtabilirsiniz. Nasıl mı gelin anlatayım size;
Kahramanmaraş depremlerinde manolya sitesinde yaptıkları tadilatlar neticesinde 35 kişinin vefatından sorumlu olan kişiler Madonun sahipleri ve en son duruşmada mahkeme salonunda annesi için adalet aradığı için tehdit edilen avukat benim. 35 kişinin kanına ortak olmak istemiyorsanız #ManolyaApartmanıİçinAdalet arayışıma lütfen destek olun ve en azından bunların kazanç sağlamasına ortak olmayın
🍦NATO Zirvesi'nde yabancı basına Maraş dondurması sürprizi
➜ 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ni takip etmek üzere başkent Ankara'ya gelen yabancı basın mensuplarına, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde Türkiye'nin farklı yörelerine özgü yemekler ve geleneksel tatlılar servis edildi
➜ Ustaların geleneksel yöntemlerle hazırladığı kesme Maraş dondurması da basın mensuplarına ikram edildi
Ne buldum ...
Sene 1922. İngiliz The Illustrated London News gazetesi, Vahdettin'in kaçışını manşete taşımış
"Sultan İngiliz himayesinde"
"İngiliz Malaya savaş gemisiyle İstanbul'dan kaçışı sonrası..."
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
#İBBDavası'nda 62.Gün
İmamoğlu İnşaat A.Ş Genel Müdürü #TuncayYılmaz beyanda bulundu.
“Sayın başkan sayın heyet sayın savcım ifademe başlıyorum.
Ben Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Uzmanlık alanım yöneticiliktir.
Mezun olduktan sonra 1999 yılından itibaren değişik firmalarda yöneticilik yaptım.
Bu anlamda 12 yıl Diler Holding’te 3 yıl da Turanlar Grup’ta yönetici olarak çalıştım.
Diler Holding’te çalıştığım esnada Sayın Ekrem İmamoğlu’nu bizden some alımlar yapması sebebiyle tanıdım.
Yani benim kendisiyle tanışıklığım siyasete dahil edilmeden önce ticari sebeplerle oluştu.
Bu ticari süreç ilişkisi içerisinde beni özelliklerim sebebiyle beğendiğini takdir ettiğini kendi inşaat firmasında yönetici olarak çalışmamı teklif etti.
Ben o dönemde çalışmış olduğum firmadan memnun olduğum için bu teklife icabet etmedim.
2015 yılında çalışmış olduğum Turanlar Grup firmasının iş yeri evime uzaktı ve bazı memnuniyetsizliklerim vardı.
Bu dönemde Ekrem Bey beni yeniden arayıp firmanın başına geçmem için davet etti.
Bu süreçte benim çalıştığım firmayla İmamoğlu İnşaat arasında ticari alışveriş devam ediyordu. Zaten kafamda iş değiştirme düşüncesi vardı Ekrem Bey ile görüştüm.
Bu görüşmede bana belediye başkanlığı görevi dolayısıyla şirketiyle yeterince ilgilenemediğini şirkette de amcası ve babasının bulunmasına rağmen bunların da bu işleri yürütemeyeceklerini firmada bana ya da benim gibi birine ihtiyacı olduğunu söyledi.
Ben de kendi adıma teklifi kabul ederek koşullarla da anlaşarak 2016 yılının başında İmamoğlu İnşaat’ta genel müdür olarak işe başladım.
Bu hususları anlatmamın sebebi şudur ben İmamoğlu İnşaat’ta çalışmaya başladığımda Sayın Ekrem Bey 2 yıllık Beylikdüzü Belediye Başkanıydı.
Ben özelliklerim itibarıyla belediyede de birçok pozisyonda yönetici olarak görev alabilirdim. Ancak Sayın Ekrem İmamoğlu’nun benden beklediği ve istediği belediyedeki herhangi bir çalışma veya görevi sadece ve sadece İmamoğlu İnşaat’ın iyi ve doğru bir şekilde yönetilmesiydi.
Öyle ki Ekrem Bey şirket işleriyle belediye faaliyetlerinin birbirine karıştırılmasını hiç istemezdi. Hatta ben işe başlamadan önce benimle konuşarak tek işimin İmamoğlu İnşaat olduğunu onun dışında belediyeyle veya oradaki kişilerle hiçbir işimin olmayacağını üstüne basa basa anlattı.
Özetle ben İmamoğlu İnşaat’ın genel müdürüyüm.
Belediyeyle hiçbir zaman irtibatım veya iddianamede iddia edildiği gibi bir iltisakım bulunmamaktadır.
Benim böyle bir kariyer planlamam olmamıştır.
Belediyeyle ilgili hiçbir işe dahil olmadım. Ekrem Bey’le tek ilişkim işçi işveren ilişkisidir.
Aldığım emirler de bu kapsamdadır örgütsel bir iş ilişkisi değildir."
@Ali_BALIM@iriscibre E o zaman girdi maliyetleri yükseldi diye yine zam. Sonra yine sizin iddanıza göre değerli TL, sonra yine devalüasyon... Bu yaşanmadı mı?
@oktay_saral Doğru söylüyorsunuz başkanım . Gelecek konuklar uçakla geleceği için yol boyu kapatma işe yaramayabilir. Ankara'nın tamamını brandayla kapatalım, kıytırık işlerle uğraşana kadar!