Emperyalist abd nin sonunu İran'a yapacağı saldırı getirecek.İsrail'e gelince hiçbir tarihi kaynakta yer almayan söylence ve menkıbelere dayanan 'Vaat edilmiş Topraklar' 'Tanrıların Arabaları' gibi(kitap hiç olmazsa bir kurguydu) bu palavrada İsrail ile birlikte yok olup gidecek.
Eski düzen yıkılıyor fakat yerini neyin alacağı belirsizliğini koruyor;
1. İran ve ABD arasında savaş farklı şekillerde Hürmüz Boğazı, Lübnan, Suriye ve Irak'ta devam ediyor. Irak'taki "yolsuzluk" operasyonunun hedefinde İran var... ABD/İsrail, İran'a tekrar saldırabilir.
2. İsrail, Lübnan ve Suriye'de hareket alanını genişletiyor. Şara yönetimi, Washington'dan gelecek kararı beklemekle meşgul...
3. Rusya ve Batı arasında Ukrayna'da süren savaşta Belarus üzerinden yeni bir cephe açılma ihtimali kuvvetleniyor. Lukaşenko'nun Putin ve Şi Cinping'le yaptığı görüşmeler kritik...
4. Rusya ve ABD arasındaki Alaska'da varıldığı iddia edilen mutabakat basit bir kağıt parçası haline geldi.
5. Avrupa'da siyasi, ekonomik ve toplumsal krizler derinleşiyor.
Avrupa'nın siyasi eliti ise krizi Rusya'yla savaşı büyüterek yönlendirmeye çalışıyor.
6. Avrasya ve Batı Asya'da çatışmalar derinleşirken,
Türkiye'de iktidarın NATO'ya olan angajmanları kuvvetleniyor.
Yeni yazım...
https://t.co/8Pzo8DTLsx
"La gente de Irán son enfermos y malvados, son un cáncer y tenemos que librarnos de este cáncer. No quiero tratar más con ellos, son escoria, son gente enferma, violentos y despiadados".
El genocida de Trump insultó gravemente a Irán después de bombardear el pais y violar sistemáticamente cada día el acuerdo de "cese al fuego", tanto en Irán como en Líbano.
Que este criminal del club Epstein llame escoria y malvado a alguien, que EEUU llame violento a alguien, debe ser el mayor ejercicio de cinismo de la historia.
Çankaya zaten saraya benzemediği için kıymetlidir. Çankaya, saltanatın ve kulluk düzeninin kuvvetli reddi; Cumhuriyet’in kurucu makamıdır. Asıl küf de Çankaya’da değil, yoksul halkın sırtına yüklenen debdebe ile kendi cılızlığını örtmeye çalışan avam zihniyetindedir.
1952'den bu yana Türkiye'yi NATO'ya mahkum ettiler.
Siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel anlamda varılan nokta malum...
Şimdi bir 50 yılını daha NATO'ya bağlamak için uğraşıyorlar.
Fakat pek yakında NATO dağılacak...
ABD'nin küresel imparatorluğu çöküyor.
Silah zoruyla kendi kurallarını dayatmaktan aciz durumda...
ABD ve Avrupa birbirinden uzaklaşıyor.
Avrupa'da Asya'yla işbirliğini savunan siyasi akımlar kuvvet kazanıyor.
Asya ülkeleri, ekonomik ve kültürel anlamda gelişiyor.
Özetle, çok kutuplu bir dünya kendini dayatıyor.
Türkiye'de er ya da geç yeni dünyada, tam bağımsız bir ülke olarak yerini alacak.
“NATO bitti” saçmalığı da bu zirveyle birlikte herhalde biter. NATO içi gerilim ve çekişmeler baki. Ancak ABD’nin ve Avrupalı emperyalistlerin bu ittifaka şiddetle ihtiyacı olduğu ortadaydı. Bu zirve “savaş bütçesi”ni onayladı. Biten, “barışçı emperyalizm” hayalleridir.
La historia que no te cuentan en la escuela, en 1899, EEUU perpetraba un genocidio de Filipinas, invadiendo el pais con 70.000 soldados con el único objetivo de colonizarlo y saquearlo, fueron masacrados hasta 1,4 millones de filipinos.
El general estadounidense Smith que lideraba la invasión a Filipinas, dio la orden a sus soldados de matar a toda persona mayor de 10 años.... por lo que las bestias imperialistas masacraron aldeas enteras, torturaron civiles y construyeron campos de concentración donde cientos de miles de civiles perecieron de hambre y enfermedades.
Los luchadores anticoloniales filipinos liderados por los Katipunan, que consiguieron liberar el pais a manos del imperialismo español en 1896, tras 300 años de dominio colonial, volverían a ser oprimidos por los estadounidenses durante otros 44 años y no conseguirían su "independencia" hasta 1946.
Al igual que ocurrió en África, Filipinas nunca ha llegado a ser realmente independiente y a partir de 1946 el imperialismo pasó a una colonización externa, poniendo a dictadores a dedo como Duterte, para tener controlado el pais como una semicolonia.
Te hablan a todas horas de los trillones de muertos del comunismo... pero por lo que sea, nunca hablan de los verdaderos millones de muertos del capitalismo.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, ABD'nin bağımsızlık Günü kutlamaları kapsamında ABD bayrağının renkleriyle aydınlatıldı.
4 Temmuz, ABD'nin askerlerimize çuval geçirmesinin de yıldönümü. Ne Türk milletinden ne de çuval geçirilen askerlerimizden utanıyorsunuz!
Böyle bir hesap var.
Nasıl bir onursuzluk, nasıl bir satılmışlık, nasıl bir köpeklik seviyesinde yaşıyorsa artık...
Havada Trump’ı takip ediyor; 1 saat kaldı, yarım saat kaldı, alçalıyor, 10 dakikaya inecek diye pedofili, soykırımcı herifin yolunu gözlüyor aptal aşıklar gibi.
1. Derece sit alanı olan 9,7 milyon metrekare büyüklüğünde bu eşsiz doğal yaşam alanındaki imar yasağını kaldırtarak, 4 bin villa projesinden milli futbolculara ev vaadi uyanıklığıyla Federasyon Başkanlığı yapan İbrahim Hacıosmanoğlu'na dünyayı dar etmeliyiz.
“NATO’yla mücadele bir suç değil bir sorumluluktur” demiştik. AKP iktidarı ise, Filistin’de katliam sürerken, İran’a dönük ABD-İsrail saldırganlığının nereye evrileceği belli değilken, Ukrayna’daki savaşın kapsamının genişlemesi gündemdeyken NATO’yu protesto etmeyi suç olarak tanımlamaya çalışıyor.
Bunu kabul etmeyeceğimizi de söylemiştik. Darbelerin, siyasi cinayetlerin, katliamların, işgallerin arkasındaki güçlerden biri olan NATO bakanlık ya da valilik kararnameleri ile temize çıkartılamaz. İnsanlık buna izin vermez, tarihsel gerçekler bu şekilde değiştirilemez.
Bu iktidarın temsilcileri ve yandaşları daha düne kadar 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin sorumluluğuyla ilgili olarak NATO’yu ve batılı emperyalist ülkeleri işaret etmekte, “artık eski Türkiye yok” diye övünmekteydi. Şimdi yine “artık eski Türkiye yok” diyerek ülkenin yurtseverlerini, devrimcilerini, komünistlerini ellerindeki NATO bayrağı ile korkutmaya çalışıyorlar.
Ülkemizin NATO’ya üye olduğu 1952’den bu yana bir değişiklik yok bu düzenin efendilerinin cephesinde. Bir taraftan vatan-millet edebiyatı yapıp diğer taraftan ABD başta olmak üzere emperyalist ülkelerin dümen suyunda bölge gücü olmaya çalışmaktan hiç vazgeçmediler. Biz de emperyalizme ve onun NATO başta olmak üzere bütün kurumlarına karşı mücadele etmekten vazgeçmedik. Gün geldi 6. Filo’ya karşı, gün geldi yabancı üslere karşı, gün geldi yanıbaşımızdaki işgal girişimlerine karşı, gün geldi savaşa karşı durduk, durmaya devam edeceğiz.
NATO zirvesi yaklaşırken tanık olduğumuz pişkinlik, zorbalık ve onursuzluğu kabul etmeyen, sesini çıkaran, eylem yapan herkes, her parti, her örgüt, her kesim Türkiye’nin üzerine yapıştırılmak istenen “kolektif işbirlikçilik” yaftasını yırtıp atmıştır.
TKP’nin dün Ankara’da Kızılay Meydanı’nda “NATO’ya karşı durmak bir görevdir” diyerek gerçekleştirdiği eylemin çok yaygın bir destek bulması iktidarın bütün çabalarına rağmen Türkiye’nin bağımsızlıkçı, anti-emperyalist damarlarının kurutulamadığının kanıtıdır.
Ancak mücadele sürüyor ve bilmeliyiz ki bu mücadele henüz başarının çok uzağında. Düzen partilerinin tamamının NATO’yu meşrulaştırmak için çabaladığı, halkımızın aklına on yıllardır NATO’nun Türkiye’nin güvenliğini sağladığı yalanının sokulduğu koşullarda 85 milyonluk bir ülkede binlerle sayılacak protesto gösterileri düzenlendi diye ya da yasak ve engellemeleri tanımadığımızı bir kez daha kanıtladığımız için rahatlayacak değiliz.
Tarihe ve topluma not düşüyoruz ama asıl görevimiz tarihin akışını değiştirmektir. Türkiye emperyalizmden, çokuluslu tekellerden, sömürüden arındırılıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Ankara’da, Kocaeli’nde, Soma’da gözaltına alınan 145 TKP’linin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. NATO’culuğa karşı çıktıkları için gözaltına alınan, tutuklanan tüm devrimciler için de aynı talebi yineliyoruz.
NATO’ya hayır demek değil, NATO’culuk suçtur. Bunu kimse unutmasın.
Polis şiddeti sonucunda yaralanan bütün partili arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyor, dayanışma gösteren tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz.
🗒 Nota de prensa: Solidaridad con el TKP (@tkpninsesi) y con los camaradas detenidos y heridos en la lucha contra la OTAN.
Este domingo, la policía turca atacó violentamente manifestaciones en 6 ciudades. En Ankara, cientos de camaradas del TKP fueron detenidos y decenas heridos.
El PCTE envía su solidaridad al TKP y denuncia la represión de AKP contra quienes luchan contra la OTAN y el imperialismo.
Müslüman NATO’ya boyun eğmez!
Halkların katili, çocukların celladı, kapitalizmin silahlı gücü olan NATO’nun, Türkiye’ye gelmesini kabul etmiyoruz.
Zulüm ve sömürge aracı olan NATO’ya karşı gelmenin, inancımızın bir gereği olduğunu bildiriyoruz.
Orada olacağız.
Sınırlarımızı, askeri tesislerimizi, NATO'nun mu, Centcom'un mu, Genelkurmayın mı olduğu belli olmayan üsleri, dinleme tesislerini değil...
Yurdumuzu ve onurumuzu korumak için.
Boyun eğmiyoruz dedik ya! Sağır mısınız?