Sonunda Diyarbakır’dan Davul-Zurna geldi ve eksik parça tamamlandı. Artık başka seviyeye giriş yaptılar🤭 İstanbul- Esenler 3-İ Sınıfı gururla sunar🤗
Yöre: Diyarbakır
Yaş: 8
9 ülkenin halk oyunu ekiplerinin ortasında Türkiye’yi temsil ederek bu anı yaşamak inanılmazdı. Onların şaşkınlıkla taşan coşkularını, ortaya çıkan enerjiyi unutamıyorum. Esenler’de bir devlet okulunda 2-İ Sınıfı olsak da hayatın size neler getireceğini asla bilemezsiniz.
İstanbul’da bir ilkokul öğretmeni 2’nci sınıf öğrencilerine Diyarbakır halk oyunlarını öğretti, çocukların yeteneği sosyal medyada büyük beğeni topladı.📷
Not: Diyarbakırlı değilim😊 İki ay öncesine kadar bu oyunları bilmiyordum. Teşekkür ederim ilgi, alaka ve güzel sözleriniz için. İstanbul Esenler’de bu başarmak çok zor ama çocuklara güvenirseniz her şey çok kolay😊 Ben yapıyorsam herkes kolaylıkla yapar🙏🏻
🔴 İstanbul’da bir ilkokul öğretmeni 2’nci sınıf öğrencilerine Diyarbakır halk oyunlarını öğretti, çocukların yeteneği sosyal medyada büyük beğeni topladı.
Her sene daha iyi bir öğretmen olup daha çok gayret göstersek bile; aldığımız çıktılar eski yıllardan daha iyi olmayacak. Her geçen dönem kötüleşiyor. Her yeni sınıfta belli oluyor.
Başkalarının yanlışlarının bedelini ödeyip, daha çok çalıştığımız halde daha azına razı olacağız.
Öğrencilerin son hafta okula gelmemesi hatadır. Herkesin yaptığı doğru olarak kabul edilemez. Okulun, ilk fırsatta gidilmeyecek bir yer olduğunu öğrenirler; ders yoksa okul gereksizdir diye düşünürler
Gerekirse tek sınıf olun okulda, başkalarının yanlışları sizin ayıbınız olmaz.
İşte ülkemizdeki gerçek eğitim sorunu. Eylem Tok’un oğlu birçok kez yakalanıyor. "Benim şehzadem yapar." diye onaylanıyor her davranışı. Küfür etse, başka çocuklara şiddet uygulasa oğluşlarını savundular öğretmenlere karşı.
Sorumsuz, şımarık yetiştirilen çocukların geleceği yok.
Hayal ettim...
Yıllardır benimle hareket eden, kitapları okuyan on öğretmenle bir okul seçip birinci sınıf olsak... Eylül ayı velileri eğitip, ekimde başlasak. Her hafta toplanıp birlikte hareket etsek…
Süreci tek tek raporlayıp sonuçları görsek.. O sonuçlara göre..
Neyse..
Artık en lüks şey sessizlik. Tatil yerleri, toplu taşıma, sahil, restoranlara kadar her yer tam bir kabus.
Ben çocuk seviyorum diye öğretmen olmadım. Kimse sizin; belli bir yaşa gelip herkesi rahatsız eden şımarık, saygısız, bencil yetiştirilmiş çocuğunuzu sevmez zaten.
Son hafta öğrenciler okula gelmiyorsa ve bunu normal karşılıyorsak; aldıkları “eğitim” de boşa demektir.
Okul onların gözünde ilk fırsatta gidilmeyecek, kaçılacak; ders ve sınavlar yoksa gereksiz bir yer oluyor. Gelecekte eğitime, okula karşı neden böyleler diye boşa ağlamayalım
Çocuklarıyla “ilgilenen” anne babalar, öğretmenler için çok kıymetlidir. Çünkü öğrencilerinin eğitim hayatları, sadece otoritenin devam etmesiyle ilerleyebilir.
Çocukların derslerine çalışması ve ödevlerini yapması için çocuklarıyla “ilgilenen” anne babalara muhtaçtırlar.
Albert Einstein der ki: “Bir insanın zekası, verdiği cevaplardan değil; soracağı sorulardan anlaşılır.”
İşte eğitim sistemi yaratmak için bize gerekli yapı taşlarından biri. Oysa çocukları, sorulara verdikleri cevaplar üzerinden değerlendiriyoruz. Yani başarısız olan hep bizdik.
Neyi, ne zaman ve nasıl öğreneceğinize başkaları karar veriyorsa o eğitim yanlıştır. Dışarıdan nasıl görünürse görünsün, en süslü kelimelerle bezensin, ne kadar pahalı olursa olsun fark etmez; yanlıştır.
Doğrumuz, herkesin yaptığı yanlışı daha güzel yapabilmekten öteye geçmiyor
“Ezelden beridir ebeveynlerimizin çizdiği yolda adımıza kurulmuş hayalleri kovaladık.”
-Gibi-
Zeki-yetenekli insanların sanatlarını icra ederken yaptıkları tespitler her kesime ilham olabilir. Görmesini bilene.. Belki bu yüzden yalnızca cesurların işidir badana😊 @feyyazyigit
İlkokulda Köy Enstitülerindeki gibi “Hesap” dersi olsa keşke. Sürekli öğretmeye çalışmak yerine öğrencilerin hesap yapabilecekleri durumlar hazırlasak. İçinde matematik, fizik, kimya, coğrafya vs. olsa
Hayatın her alanıyla ilişkilendirilen bir ders... Ne güzel olurdu değil mi?