hadisi şerif!
“Lâ ilâhe illallah diyen bir kimse hırsızlık yapıp zina etse de cennete girer” Buhârî, Tevḥîd 33
“Kalbinde zerre miktarı kibir bulunan kimse cennete giremez” Müslim, Îmân 147
Hangisi doğru?
KURAN’DAKİ NAMAZ
Benim Kurandaki namazla ilgili fikrimi soranlara şimdilik çok kısa özetliyorum:
- Kuran’da geçen “salat” ifadesi geniş anlamda “destek, ilişki kurma” anlamlarına geldiği gibi “namaz kılma” anlamını da taşır. +
@elazigspororgtr Bu maç takımı yöneten hocaya yazılır.mikail iyi oyuncu elinden geleni yapıyor ama sol bek-stoper de oymaması akıl tutulması değil de nedir. İkinci yarıda rakibi karşılayan 6 numara yok ve hoca bunda ısrar ediyor bi an evvel iyi bir 6 numara alınmalı ve hocaya elveda denmeli
Sürekli yokları vurguluyorsun diyorlar. İki açıdan cevap vereyim.
1) O kadar uydurmuşlar ki yoktan vara sıra gelmiyor. Din zaten arı duru. Üstündeki boyayı kaldırmak yeterli doğru anlayış için.
2) Tevhid "LA" ile başlar. Önce tüm putlarınızı yıkmanız, ön yargılarınızı kırmanız gerekiyor. Bu da din adına duyduğumuz, öğrendiğimiz her şeyi Kur'an'a arz etmekten geçiyor. Bu bir tercih değil, zorunluluk.
Göğe burçlar, bir kandil ve parlak bir ay tayin eden ne Yücedir!
Furkan 61
Kuran'da geceden aydınlığa uzanan vahyin etkileyici kozmik sembolizmi
Kuran’ın kozmik dili beklenmedik sürprizlerle yer ve gök düzenini bir anlam haritasına dönüşüyor olabilir mi?
Bu okumamızda nüzul sırasına göre kozmik bir dizilim yapacağız ve bu dizilimin karşımıza çok ilginç bir tablo çıkardığını farkedeceğiz.
Kuran'ın genelinde şems yani güneş vahyi, kamer yani ay ise risaleti ve Resul'u sembolize eder. Tüm güneş ve ay ayetlerinin tamamına bu anlamları formüle ettiğimizde tam çalışır.
Leyl
Fecr
Duha
Şems
Kamer
Bu sureler nüzul sıralamasına göre birbirini bu sırayla takip eder, görseldeki gibi kozmik bir ufka yerleştirdiğimizde tam olarak güneşin doğuş eksenini elde ederiz ve güneş tam olarak ortaya çıktıktan sonra da kamer suresini görürüz ve artık risalet aydınlığı da ışıldamaya başlamıştır.
Güneş tam ve mutlak bir aydınlık kaynağıdır, enerjisi kendindendir. Ay ise ondan aldığı ışığı yansıtır. Resul ana kaynaktan aldığı vahyi yani kendisine vahyedileni tebyin ederek dolaşıma sokar:
Onun size söyledikleri, kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir.
Necm 4
Yasin 36:40’taki ilke olan gecenin gündüzü geçememesi, rollerin değişmezliğini bildirir.
Leyl vahyihsiz kalan toplumun karanlık evresidir, atalet ve zulümat hakimdir. Fecr, karanlığın vahyin aydınlığı ile ilk kez yarıldığı, vahyin yeni yeni inmeye başladığı dönemi temsil eder. Duha yani kuşluk vaktinde artık güneş doğmuştur, aydınlığın karanlığa hakim gelmeye başlamasını sembolize eder.
Rabb'in seni bırakmadı ve seni terketmedi.
Senin için gelecek, geçmişten hayırlı olacak.
Duha 3-4
Aydınlığın yükselişinin devam edeceği vaadi bizi Şems'in yükselişine götürecektir.
Şems Kuran'ın aydınlığıdır, artık mesaj netleşmiştir, bu aydınlığa rağmen hala karanlıkta ısrar edenlere karşı kimin kendini kurtarabileceğini şöyle niteler Şems yani güneş suresi:
Ve nefse ve onu biçimlendirene,
Sonra ona fucurunu ve takvasını ilham etti.
Elbette arınıp temizlenen kurtuluşa ermiştir.
Şems 7-9
İnsanın içine hem fucurunu yerleştirdiğini ki fecr aynı kökten gelir, yani eğilip yön değiştirmeye müsait olan mizacını da yerleştirdik takvayı da yerleştirdik der, artık mutlak Hakk apaçıktır ve her insanın kendi elindedir seçimler.
Kamer aşamasında ise Kuran'ın tüm aydınlığı ile taçlanmış olan Resullullah'ın aydınlığını görürüz. Resul ayetleri ve delilleri açıkladıkça inkarcılar türlü bahaneler aramaya devam ederler:
Onlar, bir ayet görseler, hemen yüz çevirirler. Ve "Bu süregelen bir büyüdür." derler.
Kamer 2
Menziller ile ilgili ayetler 10:5 / 36:39 yine risaleti sembolize eder. Ay, hilalden bedire, bedirden yine incelmeye menzil menzil ilerler, görünürlüğü kademelenir. Bu durum vahyin derecelendirilmiş tabiatına tam olarak uygundur. Hakikat muhatabın kavrayış kapasitesini gözeterek parça parça indirilir ve öğretilir.
Kuran'ı, onu, zamana yayarak insanlara duyurman için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.
İsra 106
Resulün tebliği de aynı yasaya uyar, kimi evrede hilal gibi ince bir ışık, kimi evrede bedir gibi tam bir açıklık görünür. Toplumların hidayet eğrileri de bu ritmi takip eder, bazen aleniyet ve kemal, bazen de ufak ışık halinde bir uyarı dönemi aydınlanmanın anahtarı olabilir.
Ayın yarılması olarak bilinen ayetleri ise risalet kodu ile okuduğumuzda ortaya bambaşka bir mana çıkacaktır:
İnşikak yani yarılma şakk kökünden gelir ve etkiye uyumla açılma ve çatlama anlamı taşır, sabahın karanlığı yarması veya ayın doğuşu gibi kullanımlar içerir. Buna göre Kamer suresinin ilk ayeti olan ay yarıldı ifadesi ayın doğup karanlığı yarmasıdır ve artık leyl yani gece de aydınlıktır. Ayetteki mana hakikatin ortaya çıkması, ayrımların belirginleşmesi ve risaletin görünür olup parlamaya başlamasıdır. Şems suresindeki Güneş’i izleyen ay okumasıyla birlikte bu ifade, Resul’ün vahyi ileterek hak–batıl, hidayet–dalalet çizgilerini netleştirdiğine işaret eder. Dalaleti çatlatan risalet ortaya çıkmıştır.
Tüm bu aşamalar Kuran'daki sure diziliminin kozmik biz hat ile doğrulanması ve mana kazanmasıdır. Bu olağanüstü anlatım tekniği bize şunu hatırlatır:
Kaynağa yani Güneş'e yani Kuran'a sadakati sürdürerek her menzilde yeniden parlayacak ve evreden evreye yükselerek doğacak bir aydınlık vaadi bizi beklemektedir.
Artık başlama vakti gelmedi mi?
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.