Savaş iblislerle inananlar arasında.
Peygamberimiz, "bir kavme benzeyen onlardandır' buyurmuştu.
Kanaatimce; İblis cephesinin farik vasfı üçgen ve dörtgenlerin kullanıldığı, iki sütun, kanat ve boynuzlar da içeren geometrik logolar.
Kanaatimce; logo kullanan herkes onlarındır.
Herşey Hakkın takdiri ile oluyor. Ve sana ne lazımsa öyle oluyor. Ufacık bir terslikte kırıp geçiriyorsun. Ama senin için en büyük terslik olan ölüm anında ölümü kabul edip teslim olacaksın. O halde niye daha az ters şeyleri kabul edip huzur bulmuyorsun. Ve güvenilir olmuyorsun.
İblislerin (tağutların) müslümanlara karşı hiçbir otoritesi olmadığının en açık örneklerinden biridir Ömer Muhtar'ın şehadeti (16 Eylül 1931, Libya).
Rahmetullahi aleyh.
"Müslüman olmak demek, bütün yetkinin kendinde olduğunu kabul etmek demektir."
İsmet Özel
5-10 yıl sonra etrafta 1 milyar insansı YZ robotu olacakmış. Siz bir de Allah'ın görünmez ordularını bilseniz. Siz insanlığı alt tür haline getirip (matrixe kapatmayı) planlarken O'nun buna karşı plan kurduğunu bilseniz.
Arkadaşlar fitnefucur kaynıyor.Sakın imanınızı kaptırmayın
İblisler! İnsanların beynini hackleyip onları cehenneme yönlendirebilirsiniz ama asla bir insan yaratamazsınız. Allah ilahlığını sizinle paylaşmayacak. Salih kullar üzerinde de hiçbir zaman gücünüz olmayacak. Şimdi umutsuzluktan geberin ve size verilen mühlet dolana kadar takılın
Antalya Düden şelalesinin dibine Pagan Putperest tanrıçası Plancia Magna heykeli yapılmış.
Ülkemiz de pagan/putperest/yahudi/Roma/Helen kültürü neden yaşatılmaya , tekrar diriltilmeye çalışılıyor?
Bazı Sanayi ve Ticaret odalarının görev ve sorumlulukları arasında pagan heykeli dikmekte mi var?
https://t.co/awibkTiOdX
YDD'nin bize bakan yüzü, kutsal Şam coğrafyasının (İstanbul-Mekke hattının) sağdan yanaşarak goyyimleştirilmesi ve golemleştirilmesi (robotlaşması) projesini anlayanlar İslam'ı ciddiye alıp çoluk çocuğunun imanını kurtarmaya gayret edebilir. Tekkeye kapanıp kurtulma devri geçti.
Peygamber Muhammed ﷺ şöyle buyurdu:
“Cuma günleri Sure-i Kehf’i okuyan kimse, bir sonraki Cuma’ya kadar bütün haftasını aydınlanmış bulur.”
Ama bu nur/ışık gerçekte nedir? Bir kez anladığınızda, bir daha asla Sure-i Kehf’i aynı şekilde okumayacaksınız.
The Prophet Muhammad ﷺ said:
“The one who reads Surah Al-Kahf on Fridays will find his entire week enlightened until the next Friday.”
But what actually is this light? Once you understand it, you will never read Surah Al-Kahf the same way again.
İlgili logoları koymuyor, manaları-bağlantıları anlatmıyoruz. Lafın tamamını anlatmaya gerek yok. Şu aşağıdaki diziler için harcanan zamana hürmeten inceleyiniz lütfen
@panVben@dilekdilbers Dünya da 1800 yıllarda bir çamur selinin yaşandığı ve insanlığın çoğunun yok olduğu söyleniyor. Sizce resetleme bu mu?
ilahi bir cezayı bunlar kendi çıkarlarına göremi kullandılar acaba.
GAZZE HAYKIRIYOR:
Kardeşlerim!
Sizde Hiç mi Merhamet Kalmadı? Bu Zor Halimize, Bu Çilemize Karşı Hiç mi Vicdanınız Sızlamıyor? Çocuklar İçin, Kadınlar İçin de mi Bir Şey Yapmayacaksınız?
Bize Sahip Çıkacak İnsanımız (Arap Kardeşlerimiz) Nerede? Hiç mi Kimsemiz Kalmadı?
Biz Felakete Uğramış (Yıkılmış/Perişan Olmuş) Bir Halkız! ALLÂH’a Kasem Ederim ki Perişan Bir Haldeyiz. Susuzluktan Kırılıyoruz. Bu Senin (Dışarıdan Bakınca) Görebileceğin, Anlayabileceğin Bir Şey Değil.
Bu Nedir Ya? Bu Yaşamak Değil, Benim Hayatım Bu Olmamalı! Yani Bize Destek Olacak, Arkamızda Duracak Kimse Yok mu? Tüm Gün Ayaklarım Kaynar Kazandaymış/Ateşteymiş Gibi Oradan Oraya, Şuradan Şuraya Koşup Duruyorum.
Gazze'den dönen İngiliz cerrah: "Cezaevine atılan Filistinli çocukların cansız bedenleri, kalpleri, karaciğerleri, akciğerleri, böbrekleri profesyonel bir şekilde alınmış olarak iade ediliyordu."
ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİMİZ:
BU TOPRAKLARIN SIZLAYAN VİCDANI, SÖNMEYEN RUHUDUR
Toprağı vatan yapan harç taş değil; o toprağın soğuk bağrına körpe yaşta bir fidan gibi düşen şehitlerin kanı ve geride bir ömrün baharını paramparça bırakan gazilerimizin feryatsız vakarıdır. Dalgalanan her al bayrak, yalnızca göğün süsü değildir; anasının kokusunu, sevdiğinin gözlerini ve yarım kalan hayallerini ardında bırakıp bir saniye bile gözünü kırpmadan ölüme yürüyen o koca yüreklerin son nefesidir.
Onlar; doğmamış evlatlarının düşlerini siperlerde unuttular. Barutun göğü yırttığı, ölümün kol gezdiği cehennem çukurlarında bir kere bile dönüp arkalarına bakmadılar. Bir millet yarınlara umutla uyansın diye, kendi şafaklarını feda ettiler. Şehitlerimiz toprağın altında bu mukaddes emanetin ebedi bekçisiyken; aramızda eksik bir uzuvla, bedeninde bir şarapnel parçasıyla ya da ruhunda hiç dinmeyen bir sızıyla nefes alan gazilerimiz, o destanın yaşayan en onurlu abideleridir.
Bir devletin asaleti ve bir toplumun vicdanı; evladının tabutuna sarılan bir ananın gözündeki yaşa, bastonuna yaslanan bir gazinin yüzündeki çizgilere gösterdiği hürmetle ölçülür. Gazimize ve şehit emanetimize gösterilecek vefa, protokol cümlelerine sığdırılacak kuru bir teşekkür ya da geçici bir lütuf asla olamaz. Gençliğini, sağlığını ve canından bir parçayı vatan toprağına katmış o kahramanlara reva görülen en ufak bir ilgisizlik, geciken her hak ve hissettirilen her yalnızlık; doğrudan bu milletin kendi öz vicdanına saplanan bir hançerdir.
Bir gazinin bedenindeki her yara izi, ruhundaki her fırtına, bu milletin göğsüne asılmış bağımsızlık fermanıdır. O fermana sahip çıkmak; kahramanlarımızın onurunu her türlü dünyevi kaygının, bürokratik engelin ve ihmalin üstünde tutmak demektir. Çünkü yaşayan efsanelerinin hakkını, haysiyetini ve vakarını koruyamayan bir vefasızlık; günü geldiğinde vatanı omuzlayacak serdengeçtilerin gönlünü yaralar. Gazilerimiz ve şehit ailelerimiz; dünün en ağır bedeli, bugünün sızlayan vicdanı ve bu vatanın kıyamete dek baş tacı edilecek en kutsal emanetidir.
Havai fişek patlatmak, dronela gökyüzüne yazı yazmak, ateşperestliktendir.
Yeryüzünde Tek Din var: Varoluşun işletim sistemine uyumlanmak/teslim olmak (İslâmiyet). Geri kalan hepsi, isyancı ateş boyutunun teslimiyeti bozan vesveseleri, boş uygulamaları..
Biri 25 yıl önce kuruldu.