İstanbul Vefa Lisesi ve İÜ Edebiyat fakültesi Coğrafya bölümü mezunu. Eğitim-Sen üyesi. Eğitimci -Geolog (yerbilimci )-JEOMORFOLOG(Yerşekilleri bilimcisi)
Genel Başkanımız Erkan Baş, hakları için direnen ve gözaltına alınan madencilerin direniş alanında SÖZCÜ TV ekranlarına açıklamalarda bulundu:
"Patron hepimizin gözünün içine baka baka diyor ki 'kardeşim ödemiyorum ya" diyor, ne yaparsanız yapın diyor. Bunun karşısında da devletin polisini, bakanlığını, devletin bütün gücünü biz patronun arkasında görüyoruz!"
O’nun uğradığı zulme kimse uğramıyor.
O’nun yaşadığı acıları kimse yaşamadı.
O’nun gösterdiği dirayeti kimse gösteremez.
O’nun kadar çalışan olmadı.
O’nun kadar kararlısı bulunamadı.
Dün olduğu gibi bugün de etrafında kenetlenme zamanıdır.
Bi tarafta 1 yılı aşkındır 4 duvar arasında hapis yatanlar
Bi tarafta tüm vefasıyla onlar için muc.veren devlet gücüyle operasyonlarla üstüne gidilen partisi alınan fezlekelere maruz kalan kendini parçalarcasına uyumadan oradan oraya koşan Lider
Bi de twitle ona Duyar Kasanlar😞
Namuslu Bir Hikâyen Varsa, Seni Hiç Kimse Satın Alamaz Demişti.. 👇👇"Bülent Ecevit’i Saygıyla Anıyorum"
Bazı siyasetçilerin adı, söyledikleri sözlerden çok, hayatları boyunca neye boyun eğmedikleriyle hatırlanır.
Bülent Ecevit de Türkiye siyasetinde böyle bir isimdi.
Yıllar boyunca iktidar gördü, muhalefet gördü. Büyük başarılar yaşadı, ağır yenilgiler de aldı. Eleştirildi, yalnız kaldı, siyasi bedeller ödedi.
Ama onun hikâyesinde dikkat çeken başka bir şey vardı:
Gücün insanı değiştirmemesi.
Ecevit, 1925 yılında İstanbul’da doğdu. Gazetecilik yaptı, siyasete girdi ve zamanla Cumhuriyet Halk Partisi’nin en önemli isimlerinden biri haline geldi.
1974’te başbakan olduğunda Türkiye çok zor bir dönemden geçiyordu. Kıbrıs Harekâtı gibi tarihe geçen bir kararın başındaki isim oldu.
Sonra yıllar geçti.
Siyaset değişti, Türkiye değişti, dengeler değişti.
Ecevit ise farklı dönemlerde yeniden başbakanlık yaptı. Fakat siyasi hayatının en çok hatırlanan taraflarından biri, makamın kendisinden ziyade kişisel duruşuydu.
Lüks yaşamıyla değil, mütevazı görüntüsüyle anıldı.
Siyasi gücü elinde tuttuğu dönemlerde de, kaybettiği dönemlerde de aynı insan olarak kalmaya çalıştı.
Bugün internette Bülent Ecevit’e ait olduğu söylenen pek çok söz dolaşıyor. Bunlardan biri de “Namuslu bir hikâyen varsa seni hiç kimse satın alamaz” cümlesi.
Ancak bu sözün Ecevit’e ait olduğunu doğrulayan güvenilir bir kaynak bulunmadığı için, bunu onun kesin sözü olarak aktarmak doğru olmaz.
Fakat sözün anlattığı düşünce, Ecevit’in kamuoyundaki siyasi kişiliğiyle neden bu kadar kolay özdeşleştiğini anlatıyor.
Çünkü bazı insanlar makamlarıyla değil, makamdan indiklerinde geriye ne bıraktıklarıyla hatırlanır.
Bülent Ecevit’in siyasi hayatında elbette tartışılan kararlar, hatalar ve eleştiriler vardı. Hiçbir siyasetçiyi kusursuz göstermek doğru değil.
Ama aradan yıllar geçmesine rağmen onun adı konuşuluyorsa, bunun bir nedeni de siyasette kişisel dürüstlük, sadelik ve inandığı çizgide kalma fikrinin hâlâ insanlarda karşılık bulmasıdır.
Ecevit 5 Kasım 2006’da hayatını kaybetti.
Bugün onu seven de var, siyasi görüşlerini eleştiren de.
Ama bazı isimler vardır; aradan yıllar geçtikçe siyasi tartışmaların ötesinde başka bir anlam kazanırlar.
Bülent Ecevit de Türkiye’nin siyasi hafızasında böyle bir iz bıraktı.
Belki de geriye kalan en önemli soru şu:
İnsan, eline güç geçtiğinde kim olduğunu değil; güç elinden gittiğinde kim olarak kaldığını gösterir.
Bülent Ecevit’i saygıyla anıyorum.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Çerçeve Yasaya "Evet" demesinin, ama milletvekillerini "Hayır"oyu konusunda serbest bırakmasının stratejik önem ve değerini zamanla herkes anlayacak.
Size güzel bir haberim var:
"Eskişehir'deki nadir elementlerle dolu topraklar, Türkiye'ye, nesiller boyu sürecek ileri teknoloji hamlesi sağlayabilir."
Nasıl mı?
Cevap yarın burada...
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
NEDEN ❓️
Kanun teklifinin 10. maddesinin 2. fıkrasında (Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz) denilmiş.
Neden böyle bir korumaya ihtiyaç duydunuz ?
Çalışma saatleri oylanacak diye biraz kalabalıklaştı Meclis.
Milletvekili sıfatını çok seven ama çalışmayı sevmeyenler var aramızda.
Oysa konu çocuksa, güvenlikse, sokaklarsa, milletse yoklama olmaksızın burada ortaklaşıp yasa çıkarmalıyız. Öyle 3-4 kişinin çalışmasıyla olmaz!
Partimizi kurduğumuz gün dört kanun teklifi verdik; asgari ücretin artırılması, şehit yakınları ve gazilerimizin hakları, askeri sağlık sisteminin yeniden tesisi, siyasi etik yasası…
Bu teklifleri konuşalım, birlikte millet için çalışalım ve bu yasaları ortak akılla yapalım!
Babala Tv’nin sahibi Oğuzhan Uğur ve Üsküdar Belediye başkanı Sinem Dedetaş’ı ziyaret için Çorlu Karatepe Ceza İnfaz Kurumuna gidiyorum. İnşallah en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşurlar ve cezaevinden almak için gideriz. @zaferpartisi@OguzhanUgur@BabalaTv@sdedetas@uskudarbld
22 Haziran 2026 tarihinde gözaltına alınıp tutuklandıktan kısa bir süre sonra Silivri Cezaevi’nde sağlık durumu kötüleşen ve hayatını kaybeden Özcan Aksu’nun infaz koruma görevlileri tarafından işkence gördüğü iddiaları kamuoyunun gündemine gelmiştir.
İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık, konuya ilişkin olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yanıtlanmak üzere TBMM’ye soru önergesi verdi.
Yeni Parti'nin delege sisteminden vazgeçiş kararı gerçekten sosyal demokrat siyaset için devrim niteliğinde.
Başarılır, başarılamaz bilemem ama bunu dillendirmek bile CHP ve öncüllerindeki siyaset ağalarına savaş ilanı anlamına geliyor.
@eczozgurozel resmen manifesto açıklıyor.
500 gündür hukukla uzaktan yakından alakası olmayan bir esaretle onca ailenin hayatını kararttılar.
Beş yüz gün.
“biz bu 500 günün yani 12 bin saatin içinde sevdiklerimize sadece 27 saat dokunabildik. Onları yalnızca 44 saat camın arkasından görebildik.”